Çekim Yasası ile Üniversiteyi Kazanmak - 2

Son güncelleme:
  • çekim yasası nedir - üniversiteye hazırlık - üniversite nasıl kazanılırİnançların, doğumundan yaşadığın şu ana kadar çeşitli deneyimlerinden çıkardığın sonuçlardır. Bu sonuçlar senin kural haline getirdiğin, hayatının yönünü belirleyen ana ve ara yollardır. Bir yerde senin olaylara yaklaşım tarzın, bakış açındır. Bu inançlar hayatın boyunca seni yönlendirir. Ben ÖSS’yi kazanacağıma inanıyorum, dediğinde artık yavaş yavaş kazanmak için gerekli başlangıç noktasını bulmuşsun demektir. Her şey biter mi bununla? Hayır, sadece olumlu bir başlangıç yaptın. Ben sınavı kazanamayacağıma inanıyorum, dediğinde aslında hiç başlangıç yapamıyorsun, yerinde sayıyorsun demektir Genç Dostum!


    a) Düşüncelerin

    Düşünce her faaliyetin kaynağıdır. Kaynak temiz olursa, her şey temiz olur. Temiz düşünce de temiz alışkanlıklar doğurur. Kötü düşüncelerden ve fena hareketlerden hiçbir sonuç almaya imkan yoktur. Buğday tohumundan ancak buğday, dikenden de ancak diken çıkabilir.

    DALE CARNEGIE

    Düşünce, henüz denenip kanıtlanmamış zihinsel kurgulardır. Elektriksel dürtülere, bizi yöneten ve denetleyen özel zihinsel emirlere düşünce denir. Düşündüğün her şey, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kendine söylediğin her düşünce, elektriksel dürtülere çevrilir. Bu da, sonuçta, günün her anında yaptığın her eylemi, her hareketi, her duyguyu elektriksel ve kimyasal olarak etkilemesi ve kontrol etmesi için beynimizdeki denetim merkezlerini yönetir.

    Hangi “düşünceleri” kendine programladıysan ya da başkalarının, düşünceleriyle seni programlamalarına izin verdiysen, onlar seninle ilgili her şeyi etkiliyor, yönetiyor ve kontrol ediyor. Düşüncelerin, aslında hafif, uçuşan enerjidir. Madde biraz daha ağır enerjidir. Evren de enerjiden oluşmuştur. Tüm enerji biçimleri birbirileriyle iletişim içindedir ve birbirlerini etkileyebilir. Her enerjinin de manyetik çekim alanı vardır. Duygu ve düşüncelerin de manyetik çekim alanı vardır, bunlar benzer enerjileri çekerler. Duygu ve düşüncelerine uymayanlardan hemen uzaklaşırsın. Düşünceler maddeleştikçe, somutlaştıkça ağırlaşır, yavaşlar. Hayatın işleyiş şekline baktığımızda şekil, düşünceyi takip eder.

    Düşünce önce zihninde şekillenir, daha sonra somutlaşır. Beynin çalışma prensibi budur. Neyi düşünürsen onu hayata aktarırsın. Düşüncelerin yoğunlaştığın şeyi kendine çeker. Zihnine ne ekersen yaşamında onu biçersin.


    d) Duyguların

    Duygu olmadan hiçbir karanlığın aydınlığa dönüşmesi, hiçbir ataletin harekete dönüşmesi mümkün değildir. CARLSUNS

    Duygu, hareket halindeki enerjidir. Duygu, düşüncelere bedenin içsel olarak karşılık vermesidir. Başka bir deyişle beyne kalbin eşlik etmesidir. Duyguları yakalamak ya da kontrol etmek oldukça zordur. Ancak nasıl oluştuğunu bilirsek onları kontrol edebiliriz. Duygular düşüncelerin, düşünceler de inançların sonucudur. Yani bir konuda genel inancımız neyse onunla ilgili düşüncelerimiz oluşur. Düşüncelerimiz de o konuyla ilgili duygularımızı tetikler. Bir anda kendimizi mutluluk ya da öfke patlamaları içinde bulmamız bundandır. Duygu da psikolojik bir durumdur. Kendi hayatında bir deneme yapmanı istiyorum Genç Dostum. İki ayrı arkadaşını seç. Biri olumlu duygular beslediğin biri, diğeri de olumsuz duygular beslediğin bir arkadaşın olsun. Bu arkadaşlarınla ilgili inançlarını, düşüncelerini bir gözden geçir. Daha sonra onlarla ilgili olan duygularının farkına var. Özellikle olumsuz düşündüğün arkadaşınla ilgili duygularını düşünce boyutundayken kontrol et. Gerginliğinin daha azaldığını göreceksin.


    e) Değişme ve gelişme isteğin

    İstemek, istiyorum demek değil, harekete geçmek demektir.

    ANDRE MAUROIS

    Zamana uyma konusunda değişme ve gelişme önemlidir. Çünkü değişmediğin ve gelişmediğin zaman hep çağın gerisinde kalırsın. Bunun için yaşadığın çağın özelliklerini, atmosferini iyi bilmen gerek. Aksi durumda diğerleri ilerler sen geride kalırsın. Hep ileriyi görerek zamanının ötesini görmen gerek.
    f) Özsaygın

    Sırf başka biri kendini iyi hissetsin diye kendimi kötü hissetmeyi reddediyorum.

    Özsaygı, kişinin kendini değerli ve sorunları çözebilecek kadar yeterli hissetmesidir. Kişi kendini hem değerli ve hem de yeterli görüyorsa özsaygısı vardır ve yerindedir demektir. Özsaygın varsa kendini seversin ve en az diğer insanlar kadar iyi şeylere layık olduğuna inanırsın. Yani kendinden nefret etme, kendini suçlama yoktur sende. Kendinle barışıksın ve insanlara yaklaşımın da dengelidir. Özsaygını geliştirmek istiyorsan Genç Dostum, hayatının her anında kendini sev, kendine değer ver ve başkalarının layık olduğu şeylere senin de layık olacağını bil. Bu arada özsaygı demek bencillik demek değildir. Kendine değer veren başkalarına da değer verir.


    g) Özgüvenin

    Özgüven kazanmanın en mükemmel yolu, başarısızlığa imkan vermeyecek derecede bir şeyi iyi hazırlamaktır.

    LOCKWOOD THORPE

    Özgüven; kişinin yaşamın zorlukları karşısında ayakta kalabilmesidir. Zorlukları aşmada kendine, yeteneklerine, donanımlarına güvenmesidir. Özgüven özsaygının sonucudur. Kişide özgüven varsa o kişi mücadelecidir, cesurdur. Özgüveni olan kişi zorluklardan yılmaz, kaçmaz, korkmaz. Yapabileceğini, aşabileceğini bilir. Özgüven zorluklar karşısında yeri öptüğünüzde sizi hemen ayağa kaldıran güçtür.

    Özgüveni ayakta tutmanın yolu başarısızlıklarınıza takılıp kalmak değil, başardıklarınızı hatırlayıp başaracaklarınıza yoğunlaşmaktır. Hayatta her şeyi başarmak zorunda değilsiniz. Ancak sizin de başaracaklarınızın olduğunu bilip ona göre davranmanız gerekir. İşte özgüven burada devreye girer.


    I) Alışkanlıkların

    Alışkanlıklar bir halata benzer; her gün bir lifini örer ve sonunda onu koparamayacak hale getiririz.

    HORACE MANN

    Alışkanlık, şartların tekrarlandığı her durumda çeşitli yollarla yapmayı sürekli hale getirdiğimiz davranışlar bütünüdür. Alışkanlık, iç ve dış etkilerle davranışların tekrarlanması, hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren, şartlanmış davranışlardır. İnsan alışkanlıklarının çocuğudur. Alışkanlık gideceğimiz yönü kısaltan ya da uzatan bir unsurdur. Çoğu insan alışkanlıklarının sayesinde ya da yüzünden istediğini alır veya alamaz. Alışkanlıklar bilinçaltının eseridir. Çünkü otomatik olan her şey bilinçaltı tarafından yürütülür. Alışkanlıklarımız bizim çok fazla düşünmemizi, sorgulamamızı engeller. Zamandan ve enerjiden kazanırız böylece; ancak alışkanlıklarda bilgi, zeka ve bilinç devre dışı kalır. Olumlu alışkanlıklarda sorun yoktur; ama kötü alışkanlıklarda durum hiç de iç açıcı değildir. Doğru alışkanlıklar edinmek, üniversite yolunda süratinizi artıracaktır.


    h) Yeteneğin

    Başkalarının güç buldukları şeyi kolayca yapmak yetenek, yetenekli insanların yapmayı imkansız buldukları şeyi yapmak da dehadır.

    HENRI FREDRIC AMIEL

    Yetenek, bir kişinin bir işi yapabilme yatkınlığı, kabiliyetidir. Yeteneği olan kişinin belli eylemlere, işlere yatkınlığı vardır ve o işi yapmak, sonuçlandırmak için özellikleri geliştirilmeye, işlenmeye uygunluğu vardır. Her insanda diğerlerinden farklı yetenek ya da yetenekler vardır. Yeteneği doğrultusunda iş yapan, meslek seçen kişi daha başarılı ve mutlu oluyor.




    i) Karakterin

    Karakterinize şöhretinizden daha çok önem verin; çünkü karakteriniz, aslında neyseniz odur, oysa şöhretiniz başkaları sizi nasıl tanıyorsa odur.

    JOHN WOODEN

    Karakter konusunu açmadan önce mizaç kavramını iyi bilmek gerek. Karakteri oluşturan en önemli unsurdur mizaç. Mizaç, kişinin doğuştan getirdiği özelliklerdir. Kısaca kişinin ham maddesidir, özüdür mizaç. Günlük yaşamda mizaç yerine huy, fıtrat sözcüklerini de kullanırız. Mizaç, kişinin dış dünyayla girdiği ilişkide vereceği cevabı, davranışı belirler. Örneğin öğrencinin arkadaşına çabuk kızması, bir yerde sıkılması, neşelenmesi mizacın yani huyun, fıtratın yansımasıdır. Bunu değiştiremeyiz ancak kontrol edebiliriz.

    Karakter ise insanın zihinsel gücünü oluşturan ve şekillendiren genel özelliklerin tümüdür. Kişiye özgü davranışların bütünüdür karakter. Karakter ailede, okulda, çevrede gelişir, şekillenir. Bu biçimlenme gençlik çağının sonuna kadar devam eder. Karakter yerleşince zor değişir. O yüzden karakterin gelişimine dikkat etmek gerekir. Küçük yaşlardan itibaren karakter şekillenir ve gençlik çağı sonrasında artık son halini alır.


    j) Değerlerin

    Başarılı bir insan olmaya değil, değerli bir insan olmaya bakın.

    ALBERT EINSTEIN

    Değer, yaşamın gidişini belirleyen, kimliğin temelini oluşturan prensiplerdir. Değer hedefin ardındaki gerçek nedendir. Değerler zihin durumları ve eylem ilkeleridir. Genellikle soyuttur. Her insanın değer ya da değerleri vardır. Değerler davranışlarda ortaya çıkar. Kişinin günlük yaşamında zaman ayırdığı, öncelik verdiği neyse değerleri de odur. Örneğin bir öğrencinin kafasındaki değeriyle yaşamındaki değeri farklı olabilir. Çoğu öğrenci ben büyük biri olmak, sınıf geçmek isterim diye düşünür. Yani birinci değeri başarıdır bu öğrencinin. Ancak yaşamında derslerine zaman ayırmıyorsa, öncelikleri arasında dersleri yoksa onun kafasındaki ve yaşamındaki değer sıralaması farklıdır. Değerler hedefe giden yolu çizer. Değerleriniz neyse yaşamınızda o size gelir. Değerin yaşamdaki karşılığı davranışlar yani eylemlerdir.

    alıntı


    https://www.main-board.com/genel-konular/796374-cekim-yasasi-ile-universiteyi-kazanmak-1-a.html#post5186933
0 0 0