Yine yollardayım... Yine ışıklar... Yine İnsanlar...
Belki de sırrımı en iyi tutanımdı yollar. Her şeyin muamma olduğu bir yaşamın kıyısında, dimağımda düğümlü kalan lal cümleleri yollara döktüm hep. Duyduğum tüm seslerin üzerinde sessiz çığlıklar atıp durdum. Caddeler ve sokaklar duydu da duymadı insanlar. Yüreğimde kaç kıyamet koptuda bir kez israfile sitem edip "yandım" demedim. Yine yollara döktüm simsiyah kahırları, sapsarı kederleri...
Ah... Zaman bizden neler kopardı söylesene dostum? Ne umutlarımız vardı oysa, yaşamın ucunda eğreti duran. Şimdi kalabalıkların içinde divane bir münzevi gibi içimize saklanıyoruz. Mazlum kaldı yüreğimiz, ah kime gitsek... Kim derman olur, şu kan kırmızısı hüzünler akıtan kalbimize? Sus dostum, sus... İsyanından çoktur nisyanın senin. Unutulmuşluğun dipsiz kuyusunda boğulurken seni bir an unutmayının hatırlayışının hatrına al yüreğini ellerine, aç ellerini sevgiliye...
Ey rabbim... Dünyanın yüreciğime acılar dolduruşuna bir sen şahit oldun. Yarattıkların anlayamadı, bir sen anladın beni. Sana çıktı yine yolum, sana geldi yine kulun. Bak rabbim, yine yollardayım... Sana çıksın yollarım ne olur... Sana çıkmayan tüm yollarda her yerime dikenler batıyor. Bak ayaklarım kan revan rabbim, bak kalbim darmaduman... "Sana şah damarından daha yakınım" dedin bana. Ey bana benden yakın... Ey yegane sevgilim... Acıyı hayata örtü yaptın. Şükür sana...
Ve yüreğim...
Oy benim talihsizim... Oy benim yaralım... Oy benim bahtsızım...
Yine sızlıyormusun? Yalvarırım kızma bana... Hüznün gri öpüşleriyle, şimdi bir acı daha konduruyorum yanağına... Bağışla beni...