''şöyle diyelim küçük bi çocuk düşün salıncaktan düşen dizleri kanayan ama dizleri iyileşmeden yine salıncağa koşan yine düşen yine yaralanan ama hayatının tek anlamı olan o salıncağı hiç bırakmayan bazen düştüğü yere küfreden bazen salıncağın iplerini kesen hatta salıncağı bağladığı ağacın dalını kesen ama yine de dönüp dolaşıp kopan ipleri birleştiren ağacın incecik dalına salıncağı bağlayan daha çok düşen ama yine de salıncaktan vazgeçmeyen bi çocuk bi çocuğu hayata eğer sade ce salıncak bağlıyosa onu mutlu eden tek şey oysa düşeceğini bile bile tekrar tekrar sarılır o iplere inceldiği yerden kopsa bile düşmek bazen doğrulmaktan daha önemlidir acıyı yaşamak bile bazen mutlu eder acını yaşamaya razıyım yeter ki ağacı kökünden kesme...''
acıyı yaşamayı göze alamayana....düşmekten korkup salıncaktan inmek için zırıl zırıl ağlayana..hoşçakal demeyi marifet bilene..arkasına bakmaktan vazgecmeyene..gülene..ağlayana..her daim bi yerlerden sıkı sıkı tutunmak isteyene..yani bana..bu defa sondu..