Çocukları Kötülükten Nasıl Korumalıyız?

Son güncelleme: 02.05.2016 19:06
  • çocukların korunması - çocuklar ve toplum - çocuklarımızı korumakEbeveynler “Çocuğuma sadece iyilik yapmayı öğretirsem
    herkes onu aldatır” diye düşünebilirler. Gerçekten de kötülüğün yaptığı bu zamanda çocuğa iyilik yapmayı öğretmek kolay değildir ama çocuk eğitiminde günümüze hakim olan yargılara takılıp kalmak yerine doğru olan neyse onu yapmamız gerekir. Çünkü çocuklar toplumun geleceğini şekillendireceklerdir.

    Bazı aileler çocuklarını dışarıdan gelebilecek tehlikelerden koruma kaygısıyla onlara insanlara güvenmemeleri, aldanmamaları yolunda telkinlerde bulunurlar. Çocuklar da karşılarına çıkan herkese ihtiyatla yaklaşıp “Acaba bu kişi bana ne verecek? En iyisi ben uzak durayım. Ne olur ne olmaz, belki mı bir sorun yaratabilir” diye düşünüp karamsarlığa kapılırlar. Aile içinde sürekli başka insanların kötülüklerinden bahsediliyorsa çocuklar başkalarının hatalarına odaklanan bireyler haline gelirler. Oysa ki insanın mutlu olmak için güvenmeye ihtiyacı vardır.

    Elbette ki aldatılmamaya, haksızlığa uğramamayı uğradığı zaman hakkını aramaya yönelik beceriler kazandırmalıyız. Ancak bu bilinci oluştururken genellemeler yapmaktan kaçınmak gerekir. “Babama bile güvenmeyeceksin” anlayışı çocuğa çok acı çektirir.

    Bir de çocuklara haksızlığa uğrasalar bile ideal ölçülerden ayrılmama hassasiyetini kazandırmak gerekir. Çocuk bir kötülükle, haksızlıkla karşılaştığı zaman kötülükle cevap vermeye hakkı olduğunu düşünmemelidir. Çocuklarımıza “İyilik yapana iyilik yapın, kötülük yapana haksızlık yapmayın” şiarını benimsetmeliyiz.

    Bu noktada Hz. İsa,nın başından geçen şu olayı hatırlayalım: Bir gün Hz. İsa yolda giderken düşmanları ona hakaret eder, kötü şeyler söylerler. Kendisi ise onlara iyilikle karşılık verir, güzel sözler söyler. Havarileri bunun nedenini sorar, “Onlar sana kötülük yapıyorlar, sense onlara iyi şeyler söylüyorsun, bu işi aklımız almadı” derler. Hz. İsa şöyle cevap verir: “Bir insan çantasında ne varsa onu verir. Bende sadece bu var.” Bu da yaşamın gizli kanunlarından birisidir. Tohum kendi cinsinden meyve verir. İnsanın yaptıkları kendi içi potansiyelini gösterir.

    Aileler çocuklarını olduğunca iyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışırken yandan da dışarıdaki acımasız hayatın çocuklarına zarar vereceğinden endişe etmekte haklıdırlar. Gerçekten de kötülüğün tavana vurduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bu koşullarda iyi çocuk yetiştirmek hakikaten çok zordur. Bu durumda yapılması gereken, anne babaların çocuklarına daha fazla zamana ayırmaları ve daha dikkatli olup çocuğu yanlış mesajlardan korumalarıdır.

    Kötülük propagandası bombardıman halinde yayılıyor. Kötü şeyler çok süslü, çok çekici, göz boyayıcı mesajlarla yayılıyor. Anlık zevkler yaşatan içki, sigara, uyuşturucu vs. çocuklara cazip gelebilir. Gerek bağımlılık yaratan maddeler gerekse bencillik, çıkarcılık, emek vermeden kazanmak, başkalarının haklarına saygı duymamak gibi mesajlar o anda çocuğun hoşuna gidebilir. Oysa ki iyiliğin sonuçları uzun vadede alınmaktadır. Uzun vadede geri dönen kazanımları göremeyen çocuk, anlık ve kolay elde edilebilir hazların peşine düşebilir.

    Çocuklarımızı korumak için onlara kendi içlerinde bir kontrol mekanizması kurma, davranışlarını kendi kendilerine akıl süzgecinden geçirme alışkanlığı kazandırmalıyız. Çocuk iyi şeylerin karşılığını hemen alamasa da doğru olan ne ise onu yapması gerektiğini öğrenmelidir. Kötülükten gelen anlık mutlulukların kısa zamanda geçeceğini aslolanın iyilik olduğunu görmelidir.

    Evlerimizi iyi ve güzel şeylerin takdir edildiği, onay gördüğü bir hale getirmeliyiz. Çocuk evdeki sıcaklığı, güzelliği görürse, dışarıdaki yanlışların etkisine kapılmayaeağı gibi gördükleri iyi-kötü ayrımını pekiştirir. Nietzsche’nin güzel bir sözü vardır: “Beni yıkmayan darbeler, beni güçlendirir.” Gerçekten de dışarıdaki olumsuzluklar, darbeler, haksızlıklar, kötülükler insanı yıkmıyorsa güçlendirir.

    alıntı
#02.05.2016 19:06 0 0 0