Gerçek Görünmek Zorundamıdır?
Kate Anderson isminde bir kadın, sürekli gördüğünü söylediği bir katil ruh yüzünden akıl hastası teşhisi konularak 1995 yılında akıl hastanesine kaldırıldı.ancak tedavi süresi boyunca hastalığı iyileşmedi. Hala o ruhu gördüğünü söylüyordu. Üstelik daha da sık olarak... Ruhu tarif etmesi istendiğinde ise, " Gölgeler içinde bir yüz ve üstünden sürekli kan damlayan eller diyor, daha sonra da bir noktaya odaklanıp bakıyor ve çığlık çığlığa bağırıyordu. Ruhun geldiğini ve biraz sonra birini daha öldüreceğini söylüyordu.Bu sözler ispatlanamadığından, doktorlar, Kate'in hastalığının ilerlediğini düşündüler.
Kate'in en son doktoru Frank Jackson (onu en uzun tedavi eden doktor), teşhisin kesinliği hakkında en ufak bir şüpesi bile olmayan bir insandı. Hayatı boyunca bu tip vakalara çok fazla rastladığını söylemişti.Ancak Kate'in 1997 yılında, odasında ölü olarak bulunmasının üzerinden 6 ay sonra, öğlen vakti evinde yapılan arama sonucu ölü bulundu. yaklaşık 3 hafta işe gitmemişti. Yalnız yaşayan Franck Jackson'un kayıp olduğu sanılıyordu.Evinde, suratı parçalanmış, beyni ise çıkarılmış bir halde bulunmuştu. cesetten iki ayrı yöne giden kanlı ayak izleri ve kan damlaları bulundu. ikisi de yaklaşık 5 metre sonra aniden kesiliyordu...
İNTİHAR ORMANI (DEHŞET VERİCİ)
Buradaki korkunç manzaralar Hollywood'un korku filmlerinde bile yok.Kadınlı erkekli Japonlar intihar etmek için bu ormanı seçiyor.O yüzden burası intihar ormanı olarak adlandırılıyor. Aokigahara Orman'ından her sene yüze yakın ceset çıkarılıyor.Kimisi kendisini ağaca iple asmış kimisi de ellerini ayaklarını bağlayıp sayısız hap almış halde bulunuyor.Ormanın içerisine kurdukları çadırda zehir alıp intihar edenlerde var. Hemen Hemen her adımda bir insan kemiği kısa notlar bulunuyor.Cesetlerin bir kısmı çürümüş halde hala ağaçlara asılı duruyor. Yemyeşil yosun kaplı ağaçlarla, kurumuş yapraklarla örtülü bu kasvetli ormanı, diğer kasvetli ormanlardan ayıran ilginç bir hikaye var.Japonya'daki Fuji dağının eteklerini süsleyen bu ormanın asıl adı "Aokigahara" ama bundan ziyade "intihar ormanı" olarak biliniyor.Sebebi de intihar etmek isteyenlerin son mekanı olarak burayı seçmesi.Wataru Tsurumui'nun "İntihar el kitabı" isimli kitabında "ölmek için mükemmel bir yer" diye anlatılıyor burası.Bu kasvetli belki de talihsiz ormanın sicili bayağı kabarık. 2002 yılında işte bu ormanda tam 78 ceset bulundu; 1998 yılında ise bu sayı 73'tü. 2006 yılında ise 16 ceset bulundu.Cesetlerin bazıları, yanlarında Tsurumui'nin intihar üzerine olan o "meşhur" kitabını da taşıyordu.Standart bir ormanda görülen "Lütfen ateş yakmayınız, yaktırmayınız" tabelaları yerine, burada "lütfen intihar etmeyiniz, intihar etmeden önce bir kez daha düşününüz" gibi tabelalar bulunuyor.Hatta "intihar etmeye karar verdiyseniz, bir polise danışın" diyen levhalar bile var. Hiç de komik olmayan bir şaka gibi, değil mi?
GERÇEK BİR OLAYDAN ALINTIDIR!..
JAPONYADA OLAN BİR DEPREMDE KURTARMA EKİBİ GENÇ BİR KADININ YAŞADIĞI ENKAZA ULAŞIRLAR. YIKINTILARIN ARASINDA KADININ CESEDİNE ULAŞIRLAR. KADININ ENKAZ ALTINDAKİ POZİSYONU BİRAZ İLGİNÇTİR SANKİ ELLERİNDE BİRŞEY TUTARAK İŞ YAPARKEN DİZLERİNİN ÜZERİNE ÇOKMÜŞ HALDEDİR. BU ESNADA SANKİ EV ÜZERİNE YIKILMIŞ GİBİDİR. KURTARMA EKİBİNİN LİDERİ YİNE DE CANLI OLMA ÜMİDİ İLE KADINA ULAŞMAYA ÇALIŞIR, MAALESEF KADIN ÇOKTAN ÖLMÜŞTÜR.
EKİP ORADAN BAŞKA BİR ENKAZA HAREKET ETMEK ÜZERE İKEN BİR SEBEPTEN DOLAYI EKİP LİDERİ AÇTIĞI DELİKTEN İÇERİ DOĞRU KADININ CESEDİNİN ALTINA DOĞRU BAKAR VE SESLENİR ! "BİR ÇOCUK!..BİR ÇOCUK VAR!" DER.
EKİP UZUN BİR ÇALIŞMADAN SONRA ÇİÇEKLİ BİR BATTANİYE İÇİNDE ÖLÜ KADININ CESEDİNİN ALTINDA 3 AYLIK BİR ÇOCUK BULURLAR. KADIN SON BİR HAMLE İLE ÇOCUĞUNU KURTARMAK İÇİN BEDENİNİ ONA SİPER YAPMIŞTIR. EKİP ÇOCUĞA ULAŞTIĞINDA HALA BEBEK UYUMAKTADIR.
DOKTOR ÇABUCAK GELİR VE ÇOCUĞU MUAYENE EDER. BATTANİYEYİ AÇTIĞINDA İÇİNDE BİR CEP TELEFONU BULUR.
EKRANDA YAZILI BİR MESAJ VARDIR. MESAJDA ŞU YAZIYORDUR!.." EĞER KURTARILDIYSAN, SENİ SEVDİĞİMİ HATIRLA!"
BİR ANNENİN ÇOCUĞUNA OLAN SEVGİSİNİ ÖLÜM ANINDA BİLE ONA ANLATMA ÇABASININ EN GÜZEL ÖRNEĞİ BENCE !..
ALLAH'IN ANNELERE VERDİĞİ BU SEVGİ VE MERHAMET İÇİN ŞÜKÜRLER OLSUN !.
7 sene önce arkadaşım ölmüstü. O gün cok ağlamıstım. O zamanlar 9 yasımdaydım. Öğretmen beni tuvalete göndermişti. Ben hala ağlıyordum. Tuvaletten çıkarken ölen arkadasımın sesini duydum. "Gel, beni kurtar."diyordu ses. Ben de korkuyla sınıfa doğru koştum. O sesi hala duyuyordum. Kulaklarımı kapatarak koşuyordum sınıfa. Sınıfa girdiğimde ses kesildi. Öğretmen benim bu durumumu görünce beni sakinleştirip sırama oturttu. Bu olayı tek anneme anlattım. Annemde bunu yapanın 3 harfliler olduğunu söyledi. 12 yaşımda 3 harflilere merak saldım. Herkesten bir seyler öğrenmeye calısıyordum. Din kitaplarında 3 harflilerle ilgili her seyi okuyordum. 15 yasımdayken köye gitmistim. Tatile. Gece yarısı bir sesle uyandım. Pencereden dısarı baktım. Simsiyah bir sey incir ağacının dibinde hareket ediyordu. İnsana benziyordu ama tam göremiyordum. Korktum ve dualar okudum. Öyle uyuyakalmısım. Sabah uyandığımda üstümü değistiriyordum. Bacaklarım ve sırtım cizilmisti. Hemde boydan boya! Derin bir şekilde ama kan akmamıştı. Korkuma bir sey söyleyemedim. Bu basıma orada kaldığımda hep geldi. Ailemle geri evimize döndük. 6 ay sonra okul icin erkek kalkmıstım. Sacımı tararken bileklerim yanlamasına derin bir sekilde cizilmisti. Tuhaf olan kan olmamasıydı. İyice korkmustum. Aynı çizikten yüzümde de vardı. Cok korkuyordum. 2 ay sonra sitelerde gezinirken 3 harfli cağırma duasını gördüm. Bunu yazıcıdan cıkartıp cağırmaya karar verdim. Cuma günleri evde sadece ben olurdum. Annem markete gider ve kardesim de okulda olurdu. Kağıdı elime aldım ve cağırmaya basladım. Duanın tam ortasında kapı zili caldı. Ben de bırakıp kapıyı actım. Komsu bize tatlı getirmisti. Ben de tesekkur ederek aldım tabağı ve kapıyı kapattım. Korkuma da duanın devamını etmedim. Cuma gecesi rüya gördüm. Cinleri gördüm. Bana saldırıyorlardı. Üzerime de yılanlar atıyorlardı. Uyandığımda ter icinde kalmıstım ve dualar okudum. Öyle uyuyakaldım. Sabah kahvaltı da babam rüyasını anlattı. Babamın rüyasına bir kadın da babama bu evde şeytan var demis. Şu kasenin icinde. At onu aşağı demiş. Babam da kaseyi atmıs. Ben duyunca sok oldum. Bazen seslere uyanıyorum. Biliyorum siz inanmayacaksınız. Ama benim icin en azından bir dua okuyun. Cünkü bu yasadıklarım yüzünden psikolojim bozuldu..
Sessiz Ortamda okumanız tavsiye ederim
______________________________________________________
Yeni şarkımın videosunu yüklemekle meşguldüm.Ekranda %67 loaded yazıyordu ve benim gözlerim sürekli ekrandaydı.Ancak %67'de takılı kalmıştı.Çok sinirleniyordum baktıkça.Annem ve babam uyuyordu,gece saat 03:00 civarıydı.Işıklar kapalıydı bilgisayarı gizlice açmıştım bu yüzden sessiz olmak zorundaydım.Lanet olası ekranda %67 yazıyordu ve ben delirmek üzereydim!Ekrandan gözümü ayırmıyordum.Bir anda camdan "tık" diye bir ses geldi.Ortam sessiz ve karanlıktı,korkuyordum.Ayağa kalktım ancak cama gitmeye cesaret edemedim.Aynı ses tekrarladı.Bu kez kalkıp bakmalıydım.Yavaşça ayağa kalktım ve cama doğru yöneldim.Aynı sesi tekrar duydum.Kalbim çok hızlı atıyordu.Ne yapsam bilemiyordum.Hızlıca perdeyi araladım ve camdan dışarı baktım.Aşağıda eski sevgilim vardı.Boşuna korkmuştum...Camı açtım,telefonumu duymadığımı ve benimle konuşması gerektiğini söyledi.Peki deyip içeri girdim ve telefonu aldım.Camdan ona bakarak fısıltıyla konuşmaya başladım.Benden af diliyordu.Ancak onu affedemeyeceğimi ve daha fazla konuşmak istemediğimi söyledim.Direndi ama sonunda zorlayamayacağını anladı ve kabullendi.Arkasını dönüp gitti...Ben tekrar bilgisayarın başına döndüm ve bir anda şoka girdim !!! Bilgisayarda bir video açılmıştı,daha önce hiç görmediğim ve tahmin bile edemeyeceğim kadar korkunç bir yaratık yüksek sesle bana ingilizce küfürler ediyordu...Kapatmaya çalıştım ancak kapatamadım daha sonra bilgisayar kendi kendini kapattı.Korkmuştum,mutfağa gidip su içmeliydim..Mutfağa girdim,ışıkları yakmadım.Karanlığın içinden bir el bana doğru uzandı ve omuzlarımdan tuttu..Bardağı elimden fırlattım ve keskin bir çığlık attım,gözlerimi kapattım..Işık açıldı,beni durduran annemdi..Anlaşılan o da hırsızdan şüphelenmişti.İkimizin de içi rahatlayınca odalarımza geri döndük.Bilgisayarı tekrar açmaya cesaret edemiyordum.Eski sevgilim tkrar aramaya başlamıştı,telefonu kapattım.Kendi kendime boş bir şekilde otururken camı açık unuttuğumu farkettim ve kapatmak için cama yöneldim.Aşağıya baktığımda garip giyimli bir adam gördüm kafasını yukarı çevirdi burnu kocamandı ve çok iri gözleri vardı.Bana baktıkça camdan düşecekmiş gibi oluyordum..İçeri girdim..Yatağıma uzandım..Tam uykuya dalacakken saçlarımı bir elin çekiştirdiğini hissettim.Gözlerimi açamıyordum,boğazımı sıkıyordu boğulmak üzereydim,biliyordum o adamdı,biliyordum!!Boğazımı dakikalarca sıktı ancak o dakikalar saatler kadar uzundu ve geçmek bilmiyordu tek istediğim ona zarar vermekti ama yapamıyordum gözlerimi bile açacak gücüm yoktu ölmüş gibiydim ruh gibiydim..Daha sonra bir müzik sesi duymaya başladım..Bu müzik beni hayata döndürüyordu sanki.Gözlerimi açtım ve günün yeni aydınlandığını farkettim..Uyurken bilinçaltımın oyunlarına maruz kalmıştım anlaşılan..Kalktım,giyindim ve aynaya baktım..Şimdi her şey normaldi.
KORKUNÇ BİR HİKAYE
mrb. ben istanbul dan vasfiye bu anlatıcağim hikaye kesinlikle doğrudur bundan 15 yıl önce yaşanmıştır...inanmıyosanız 1992 25 ağustos gazete arşivlerine bakınız...
yıllar önce köydeyken akşamları kapıda oturup birbirimize hikayeler anlatırdık...kimi komik kimi korkunç olur.. bir gün akşam yine bir korkunç hikaye anlattıktan sonra iddaya tutuştuk ben arkadaşlar arasında cesaretli biri olarak bilindiğim için bizim tepenin başında bir su deposu vardı bizim evden çok net gözüküyodu ve oraya çıkmam için ısrar ettiler bende biri gelirse gidiceğimi söyledim ve yeğnim bana eşlik etmeye karar verdi beraber tepeye tırmanmaya başladık ve bir birimize şakalar yapıyoduk.. ben ona ilhan azın gözün yamılıyomuş diye korkutuyodum. oda bana abla şimdi seni aşşadan biri çekiyomuş diye beni kokrutmaya çalışıyodu böyle şakalaşırken su deposuna geldiğimize farketmedik. ve bi anda önünde duru verdik.aşşadan bizi izliyolardı içeri girmemizi istiyolardı.. içerden bi ışık parıltısı gördük sanki ain olurmuş gibi iniltiler geliyordu çok şaşırmıştık ilk önce başka köyden gelen çoban ların oraya sığındığını düşündük.su deposunun camı olmadığından içeriyi görmemiz mümkün değildi.. kapı hafif aralık olduğu için içeriyi göremiyoduk.yeğnim aşşa inmek için ısrar ediyodu ama ben içerdeli olayın ne olduğunu öğrenmek için can atıyodum ama bi yandanda korkuyodum.ve bi cesaretle büyük bir taşı kapıya doğru attım ve kapı ardına kadar açıldı..aşşa doğru inen bir merdiven farkettik yeğnim hala aşşa inmek için sızlanıyodu kokudan ağlamaya başlamıştı. içeri girdik ve merdivenlerden aşşa baktık orda ışığın daha yoğun olduğunu farkettik bana ne olduysa ayaklarım aşşağı inmeye başladı yağeniminde bana uymaktan başka bi çaresi olmadığı için oda arkamdan inmeye başladı ondan cesaret aldığım içinmidir nedir dahada hızlanmaya başladım.son bir kaç merdiven kala aklım başıma geldi ufak bir giriş belirdi gözümün önünde ve yeğnimin ağlama sesi sessiz bir iniltiye dönmüştü bir anda birilerinin bizim hakkımızda konuştuğunu duydum."birileri geliyo" diyodu kalın bir ses ondan daha ince olan bir seste "duydum" dedi. ve adımların bize yöneldiğini anlayınca yukarı kaçmaya başladım yeğnim şoka giricek olacakki hıçkıra hıçkıra ağlıyodu ona yukarı çıkması için bağırdım o ise kafasını bana çeviriceğine karşıya bakmaya başladı hala sinir ile ona bağırıyodum "çabuk ol" diye ama o bir anda ayaklanıp iki üç merdivenide inerek ileri doğru ilerledi. okadar korkmuştumki ne yapıcağımı şaşırmıştım ve bir anda konuşma sesleri daha yüksek bir şekilde kulağıma geldi. yeğenim ile sohbet ediyolardı.ve görmediğim ama ayak seslerini duyduğum bir şey bana doğru merdivenler çıkmaya başladı.. adeta felçe uğramış gibi orada kaldım. ve bir şey beni kolumdasn tutarak merdivenlerin kalanını süründürerek çıkardı.ve beni bayırdan aşşağı doğru itti.ve ayağa kalkıp su deposunun kapısına baktığımda iki tane siyah giyinmiş kafaları kel adam ve ortalarında yeğnim bana bakıyolardı. yeğnime yanınıma gelmesi için adeta yalvardım ama o gülerek adamlara baktı delirdiğimi yada uykuda olduğumu düşünüyodum ve bir anda ayağım yerden kaydı ve aşşağı doğru yuvarlanmaya başladım gözümü açtığımda başımda bi kaç kişi gördüm ama bir anda onların su deposundaki adamlar olduğunu düşündüm ama dayımın sesini duyunca güvende olduğumu anladım. ilhanı sorduğumda uyuduğunu söylediler şoka girmiştim. ikimizide bayırın dibinde yatarken bulmuşlar koşarak yeğnimin odasına gittim arkamdan dayımlarda geldi. yeğenime olanları anlattım ve bana hiç olanları hiç yaşamamış gibi baktığını gördüm ve odayı boşalttım ona doğruya söylemesini rica ettim ve yeğenimin suratında bir gülümseme oldu senide çağırıyolar dedi. ve gözleri simsiyah olmuştu adeta gülüşüde nefret doluydu. ama bizimkilerin yanında doğruyu söylemiyordu bende onun sesini kaydederek bi kanala gönderdim yeğnimin sesi kayıtta adeta bir yaratık gibi çıkıyodu ve bunu 2 gün sonra televizyonda yayınladılar ve o anda yeğnim üstüme saldırdı yine gözleri simsiyah olmuştu. bizimkilerde bu halini görünce odaya kapattılar hemen köyün hocasını çağırtıp onu okuyup üflettiler. yeğnim bi hafta deliksiz uyudu ve uyandığında hiç bir şey hatırlamıyordu ve yıllardır ben köyümüze ayak bile basmıyorum...
° BenimLe GeL °
Ben Ece biz dört kardeştik (ortaca kardeşimiz Elif le küçük kardeşimiz ikizdi.)ama en sevdiğimiz küçük kardeşimiz öldü çok üzgündük bir ay önce toprağa vermiştik. Kardeşimizi gömdükten bir gün sonra yine üç kardeş mezarına gittik. Bir kaç saat kaldık. Geri dönmek üzere tam yola çıkıyorduk ki ortanca kardeşim Elif bir şey gördüğünü söyledi.Siyah bir şeydi. Biz de mezarlıkta olduğumuz için bizi korkutmaya çalıştığını düşündük ve aldırmadan eve döndük. Yürüyerek gidiyorduk. Yol boyunca Elif o şey bizi takip ediyor diyordu.Bizde biraz korkmaya başladık. Eve vardığımızda evde kimse yoktu ama sanki bir gariplik vardı. Elif'e bir şeyler oldu. Yukarı deyip durdu.Bizde yukarı çıktık.Bir de baktık küçük kardeşimiz karşımızda duruyordu. Elif hariç iki kardeş çok korktuk. Küçük kardeşimiz sizi çok özledim ve sizi yanıma almaya geldim ama ilk Elif'i alacağım diyordu.Biz çığlık atmaya başladık. En son annemle babam geldi.Ölen kardeşimiz ortadan kayboldu.Annemle babama bizi deli sanmasınlar diye olayı anlatmadık ve korku içinde uyuduk.Sabah annemin çığlığıyla uyandık ve yanına koştuk.Bir de baktık Elif yerde yatıyor ve her tarafı kan içerisindeydi.Hastahaneye gittik ama yetişemedik kardeşim ölmüştü.......
Tabuttaki Küçük Kızın İlginç Sırrı Çözülemiyor.
___________________________
Rosalia Lombardo 1918 doğumlu bir general kızı.
1920 yılında ispanyol ateşesi diye bilinen bir hastalığa yakalanıyor ve 2 yaşında can veriyor. Bu küçük kız hakkında farklı farklı hikayeler anlatılıyor.
Onu mumya eden kimyager Dr. Salafia, insan cesetlerine balsam sürmeyle ilgilenen bir uzman Bazı hikayelerde onu muhafaza eden bu Doktorun kendi babası olduğu iddia ediliyor. Kızın nasıl, hangi tekniklerle ve hangi maddeler ile mumya edildiği, bugüne kadar bilinmiyor. Cesetin cürümesini engellemek için muhtemelen nitrit ve nitrat karısımı bir madde enjekte edilmiş.Doktorun kullandığı bu karışım henüz tam olarak çözülemedi.Bugüne kadar yapılan mumyalama tekniklerinin hiç birisinde ceset bu şekilde yüzde yüze yakın bir oranda canlı gibi durmadı.
Rosalia Lombardo´nun mumyası dünyanın en dayanıklı ve en sağlam mumyalarından birisi sayılıyor. Diğer mumyalarda tatbik edildigi gibi balmumu kullanılmadığı, kızın halen tek tek görünmekte olan sac tellerinden ispat ediliyor. Şuan bu mumya Palermo'da Sicilya'da (Italya) da bulunuyor. Çok güzel bir kız çocuğu olan küçük Rosalia Lombardo, sanki canlı imiş gibi, mışıl mışıl uyuyor gibi duruyor...
Oysa 80 yıldır Rosalia Lombardo ölü bir "çocuk"