Yetişkin olmak, karar almak ve bu kararların sonuçlarına katlanmak hatta bedelini ödemektir; yetişkinleri çocuklardan ayıran en önemli şey. Kararsızlık, sizi etkileyen ve çoğunlukla karşıt duygu, düşünce, durum, kişiler ya da istekler arasında seçim yapabilme güçlüğünüzdür.
Kararsızlık, hem doğuştan kazandığınız bir eğilim hem de bir öğrenmedir. Hayatınızı ve geleceğinizi etkileyecek çok ciddi bir konuda, dönem dönem kararsız kalmanız normaldir. Bu durumun sürekli olması zamanla bir alışkanlığınıza da dönüşür. Kararsızlık, beraberinde bir konformizmi de getirir ve sizin bedel ödemenize sebep olur. “Eğer sık sık kararsız kalıyorsanız, yaşamınızda yolunda gitmeyen bir şeyler var demektedir.” “Kararsızlığın, artık kronik bir rahatsızlık halini almasına “Abulia” denir. Bu noktada artık kararsızlığınız gündelik yaşamınızı aşarak, bir yaşam tarzı haline gelir ve en basit şeylerin kararını bile veremezsiniz.”
Kararsız kalmanız, korkularınızla yüzleşememenize sebep olur. Psikolojinin sağlıklı insan modeline göre, insan sürekli kararsız değildir. Her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazırdır. Vereceğiniz karar hatalı da olsa sonuçlarını yaşar, görür ve en önemlisi de bunlardan ders alırsınız. Sürekli kararsız olan kişilerin, beyin şemaları yanlış bilgi üretir. Bu şemalar yaşamınızı biçimlendiren, bakış açınızdaki her şeyin tayin edicisidir. Sürekli kararsız olan kişilerin beyin şemaları “hatalı olanı seçme”,”hatalıyı seçersen kendini affetme”, “hatalıyı seçersen yalnız kalırsın” gibi bir sürü yanlış mesajla doludur.
Çocuklarınız, en çok sizi model alır. Kararsızlığınızın, çocuğunuzun ileriki yaşantısını olumsuz etkilediğini unutmamalısınız.
Bazı ailelerde anneler önce döverler sonra da çocuğa sarılıp ağlarlar. Sergilediğiniz bu davranış yanlıştır. Bu tutum sonucunda çocuğunuz, sizin duygularınızdaki kararsızlığınızı görür ve öğrenir.