Yassıada Yargılamaları - Anayasa İhlali Davası

Son güncelleme: 13.08.2016 10:06
  • Anayasa İhlali Davası (11 Mayıs 1961 - 5 Eylül 1961)
    Türk Ceza Kanununun 146. maddesinde düzenlenmiş olan, anayasayı ihlal suçu olarak nitelendirilen ve devlet aleyhine işlenmiş cürümler kapsamında açılan davadır. Sanıkların anayasayı ihlal suçunu işledikleri yönündeki iddia temel olarak milletvekili oldukları dönemde yapılan ve Yassıada Mahkemesi tarafından anayasaya aykırı olarak kabul edilen kanunların yapımında mecliste olumlu oy kullanmış olmaları gerekçesine dayandırılmıştır[18].

    Türk Ceza Kanunu'nun 146. Maddesini ihlal eden 8 suç sayılmıştır:

    1951 ve 1953 yıllarında CHP’nin mallarına el konulması,
    Kırşehir'in CMP'ye oy verdiği için 1954 yılında ilçe yapılması, böylelikle halkın siyasal inançlarından dolayı cezalandırılması,
    1953 yılında, hükümete 25 yıllık hizmet süresini dolduran yargıçları emekliye ayırma hakkı tanıyan kanunu çıkartarak yargı bağımsızlığının ihlal edilmesi,
    1954 ve 1957 yıllarında Seçim Kanunu'nun demokrasiye aykırı olarak değiştirilmesi,
    1956 yılında, toplantı ve gösterileri kısıtlayıcı kanunların çıkartılması,
    1960 yılında art niyetle Tahkikat Komisyonu'nun kurulması,
    Tahkikat Komisyonu’na olağanüstü yetkiler verilmesi,
    Tahkikat Komisyonu’na verilen olağanüstü yetkilerle anayasanın fesih ve ilgasına yeltenilmesi[9]..
    Mahkeme bu suça istinaden, bazı sanıkların idamına, bazılarının da ömür boyu veya ağır hapse mahkûm edilmelerine hükmetmiştir.[18]

    Bu davanın iddiasını dayandırdığı konu, 1924 Anayasası'nın 17.maddesinde de güvence altına alınmış, "Yasama dokunulmazlığı"' ya da "Milletvekili dokunulmazlığı" olarak adlandırılan kavram ile ihtilaf etmektedir.
    Madde 17:Hiçbir mebus Meclis dâhilindeki rey ve mütalâasından ve beyanatından ve Meclisteki rey ve mütalâasının ve beyanatının Meclis haricinde irat ve izharından dolayı mesul değildir. Gerek intihabından evvel gerek sonra aleyhine cürüm isnat olunan bir mebusun maznunen isticvabı veya tevkifi veyahut muhakemesinin icrası Heyeti Umumiyenin kararına menuttur. Cinaî cürmü meşhut bundan müstesnadır. Ancak bu takdirde makamı aidi Meclisi derhal haberdar etmekle mükelleftir. Bir mebusun intihabından evvel veya sonra aleyhine sâdır olmuş cezai bir hükmün infazı mebusluk müddetinin hitamına talik olunur. Mebusluk müddeti esnasında müruru zaman cereyan etmez.

    —1924 Anayasası [19]
    Parlamento üyeleri hakkında, suç işlediklerinden bahisle, parlamentonun izni olmadan, gözaltına alma, tutuklama gibi bazı cezai takibat işlemlerinde bulunulamaması[20][21][22] esasını güvence altına alan bir hukuk siteminin, bir davranışı anayasa tarafından koruma altına alırken ceza kanunu ile anayasayı ihlal suçu olarak düzenleyeceği düşünülemeyeceği esası davanın siyasi yanını vurgulamaktadı
#13.08.2016 10:06 0 0 0