Cümlelerim var benim
Gölgem gibi , eski bir dost gibi , uzaktan bir tanıdık gibi , vuslatsız sevgili gibi , gerçek bir arkadaş gibi cümleler....
Kimisi çıkar gelir bir gece vakti , çalar kalbimin kapısını
Yatıya geldiği her halinden bellidir ama uyuyacak bir yer istemez
Uyutmaya gelmiştir zira
Koyarız çayları , ezanlar okunana kadar muhabbet ederiz
Söyledikleriyle beni sessiz sessiz ağlatanı da vardır bu dostlarımın , susup ağlayarak derdini gözyaşlarıyla anlatanı da
Kimisi havalıdır , öyle fakirhaneye falan tenezzül etmez ,Dışarıda bir yerlerde buluşuruz . Atar ayak ayak üstüne , ne hal sorar ne hatır , doğrudan girer mevzuya . Her kelimesi bir yumruk gibidir , sarsar , kendime getiri beni
Söyleyecekleri biter bitmez , espressosundan son bir yudum alır , kalkar gider
Bir ''Allah'a Ismarladık ''ı bile yoktur .Kalakalırım orada öylece , dayak yemiş gibi
Cümlelerim var benim
Bazısı kalbimin dua dua atmasını bekler gelmek için .Zariftir , mütebessimdir , çiçeksiz gelmez
Her defasında da başka bir surette gelir . Kalbime dil olur , yakarız birlikte , yüzündeki nur çizgilerden anlarım , daha evvel nice güzel insanın kalbine dudak olduklarını
Sevdiklerimden bir haber soracak olurum , ona da uğradın mı hiç diyecek olurum , birden kaybolur giderler . ser verir sır vermez derler ya , işte öyle
Bazısının gitmeye hiç mi hiç niyeti yoktur . Benden bir parça mübarek . Gitmemekte haklıdır , gitmemek hakkıdır gitsin de istemem zaten . Ruhum bedenimle tanışmadan evvel tanışmışız hazretle . Uyusam uyansam , ağlasam gülsem çalışsam dinlensem hep benimle
Ahde vefa koydum adını Allah'tan konuşmayı pek sevmez mütemadiyen sükut içerisinde
Zaten şöyle bir yüzünü göstermesi yeter , ne diyeceği bellidir belalı ezberimin
Yüzünü kendi kelimeleriyle kendi peçeleyerek gelenler var bir de . Onlara aşığım . Ürkek kuşlarım benim . Yüzlerini görmedim ama bakışları yetti beni benden almak için . Gel derim gelmezler , '' yüzünü bir kez göreyim '' derim kalkar giderler , '' Kaldırma nikabını , buna da razyım '' derim , başlarını çeviriverirler. Nazlıdırlar , niyazım bitmesin diye artırırlar nazlarını gün be gün . Diz çöker , beni benden almaların yetmedi mi diye
sitem ederim . işveyle göz kırpar ; '' Sende sen varken senin olmam '' deyip kanatlanırlar geldikleri diyara
Cümlelerim var benim
Varlığı kendileriyle yorumladığım , kendileriyle var olduğum , varlıklarıyla kendim olduğum
Kadim dostlarım , hırçın arkadaşlarım , nazlı sevgililerim cümlelerim var benim
Ve ben geçen gün onlardan birisiyle kavga ettim
Basit bir kıskançlık mevzuu . Kendisini bir başka cümleyle değiştirmek istediğimi fark edince yıktı ortalığı haspam . Ne dedimse İzah edemedim durumu . ''Sen benim ilk göz ağrımsın '' dedim , ''Sen olmasaydın bu cümle asla benim aklıma gelmezdi '' dedim , ''Onu söyledikçe herkes seni hatırlayacak '' dedim Ne dedimse kar etmedi , kabul ettiremedim
Başını yastığa koyduğunda yıllardır yanında hep ben vardım diyor . Sana gülümseyebilmek için bir takvim yaprağına yazıldım , minibüslerin camlarından göz kırptım sana , sen beni unutma diye sosyal medyaya bile düştüm , şimdi bu yaptığın bana reva mı diyor
Kalabalık bir yerdeyiz bir de . Herkes döndü bize bakıyor . Sus diyorum susmaz . Kelimeler kendi aralarında fısıldaşmaya başladı , diğer cümleler kibirle burun kıvrılıyorlar , heceler pis pis sırıtıyor , harfler korktu sağa sola kaçıyorlar , ortalık curcunaya döndü .
Hayır , hiç birisi umurumda değil de yeni cümle ''Allah'ım ben nereye geldim , nasıl bir kalbe düştüm ?'2 der gibi oturuyor yanımızda , ağladı ağlayacak
Onu mu teselli etsem , diğerini mi sustursam bilemedim
Çare belli aslında da yiğit lazım işe , Bulacaksın bir üçüncü cümle ,ilki ikinciye dönüp ; ''Sana da oh oldu bak nasılmış '' diyecek , ikinci üçüncüye duyduğu öfkeyle , ilkiyle can ciğer kuzu sarması olacak , üçüncü bu adamın sağı solu belli olmaz deyip haddini bilecek ama olmayınca olmuyor işte
Neyse başınızı ağrıtmayayım , en sonunda çareyi şöyle bulduk : Kendisinden özürle bahseden bir yazı yazacağım diğer arkadaşlarına haksızlık olmasın diye bütün cümlelerime bir güzelleme de olacak bu yazıda , yeni cümleyi yazının en sonunda
--- Eğer çok istiyorsam -- kısaca söyleyip geçeceğim . O da bana hakkını helal edecek .Anlaşmamız bu
Bu Yazının niçin yazıldığı böylece anlaşıldıysa , sevgili cümlemden özürümü dileyeyim müsadenizle
Huzurunuzda , senelerce can yoldaşım olan , hemen her gece muhasebemin zarif edalı parolası , nice güzelliğin hamurunu birlikte yoğurduğumuz , hayatıma anlam katan '' BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN ?'' cümlesine teşekkür ediyor ve kendisinden özür diliyorum
Kendisine söz verdiğim üzere , diğer cümleyi - kısaca- söylemeyi yazının sonuna bırakıyor , bizi bu noktaya kadar getiren mesele anlaşılsın diye arz etmek istiyorum
Bu dünya fanidir , bitecek bir gün . Asıl olan ahiret yurdudur . Dünyaya ahiret azığımızı toplamaya geldik . Kefenin cebi yok , yanlış ifade . Kefenin cebi var . Allah için yapılan her bir amel-i salih , bir ahiret akçesi . Kefenin cebi o akçelerle dolmak için var
''BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN ?'' suali , işte bu şuur ve farkındalığın tılsımlı çilingiri . Hatırladığımız anda kendimize çeki düzen vermeye günün o ana kadar geçen vakitlerini muhasebe etmeye , sonrası için kalbi bir teyakkuza muhteşem davet
Gün içerisinde hiç değilse bir tek şeyi Allah için yapmış olmak iman alameti olarak yeter insana . Ancak imanın kemalatına talip olan kişi , attığı adımdan aldığı nefese kadar gününü dolduran her bir şeyi Allah için yapmaya memurdur
İş bu sebepten , kul olmak derdine düşenler başını yastığa koyunca Allah için yaptıkları bir ameli hatırlayıp , onunla teselli bulmak yerine , geride kalan bütün bir günü , didik didik ederek muhasebelerimi şu yakıcı soruyla destanlaştırırlar