Selam millet, dün gece yine Youtube ve tarih forumlarının dehlizlerinde kaybolmuşken öyle bir olaya denk geldim ki hala gülmeden edemiyorum. Tarih kitaplarında bize anlatılan o heybetli, Avrupa'yı titreten adamların perde arkasında ne absürt durumlar yaşadığını görünce insan cidden hayret ediyor.
Olay 1807 yılında, Rusya ile imzalanan meşhur Tilsit Antlaşması'ndan hemen sonra geçiyor. Napolyon Bonapart, bu büyük zaferi kutlamak için adamlarına şanına yaraşır büyük bir tavşan avı organize etmelerini söylüyor. Görev de kurmay başkanı Alexandre Berthier'e kalıyor. Berthier gidip av için araziye salınmak üzere yüzlerce, hatta bazı kaynaklara göre binlerce tavşan toplatıyor. Buraya kadar her şey normal gibi duruyor değil mi? Ama asıl bomba detay tam burada başlıyor.
Avcıyken Av Olmak Böyle Bir Şey
Bizim dahi kurmay başkanı, yabani tavşan yakalamak zor gelince gitmiş civardaki köylülerden evcil çiftlik tavşanlarını satın almış. Adamlar kafesleri açıp Napolyon ve generalleri tüfekleriyle beklemeye başladığında ne olsa beğenirsiniz? Yabani tavşan gibi korkup kaçması gereken hayvanlar, insan görünce üzerlerine marul, havuç fırlatılacak sanıp doğrudan Napolyon'a doğru depar atmaya başlıyor!
Koskoca imparator bir anda üstüne doğru koşan devasa bir beyaz tüy yığınıyla karşı karşıya kalıyor. Tavşanlar adamın çizmelerine tırmanıyor, ceketini kemirmeye çalışıyor. Napolyon ve yanındakiler kırbaçlarla, tüfek dipçikleriyle savuşturmaya çalışsa da nafile; sürü o kadar kalabalık ki imparator bildiğiniz canını kurtarmak için arabasına doğru depar atıp kapıyı kapatmak zorunda kalıyor.
Düşünsenize; bütün Avrupa'yı dize getirmişsin, kralları önünde eğmişsin ama birkaç yüz tane besili çiftlik tavşanı seni savaş alanından püskürtüp arabana kilitliyor. Karizmanın çizildiği o anı görmeyi cidden çok isterdim.
Aranızda bu olayı daha önce duyan var mıydı? Sizin de bildiğiniz böyle tarihin tozlu sayfalarında kalmış, komik ve trajikomik başka olaylar varsa yazsanıza, biraz muhabbet edelim.