Selam millet, geçen gece uykum kaçtı, internette eski minyatürlere falan bakarken öyle bir şeye denk geldim ki resmen küçük dilimi yutacaktım. Biz denizaltı teknolojisini hep 19. yüzyılda falan hayatımıza girdi sanıyoruz ya, meğer bizimkiler Lale Devri'nde olayı bambaşka bir boyuta taşımış.
Olay 1720 yılında, Sultan III. Ahmed’in şehzadelerinin sünnet düğününde geçiyor. Tersane mimarlarından İbrahim Efendi adında bir usta çıkıyor ve padişaha öyle bir sürpriz hazırlıyor ki dönemin vakanüvisi Seyyid Vehbi bunu ünlü Surname'sinde uzun uzun anlatmış.
Göz Göre Göre Suya Batan Bir Timsah
Adam bildiğiniz devasa bir timsah maketi inşa ediyor arkadaşlar. Ama asıl bomba şu; bu timsah sadece suyun üstünde yüzmüyor, bayağı körüklerle hava basılan, su almayan özel bir sistemle denizin dibine dalıyor.
Düğünü izleyen elçiler, halk falan kıyıda toplanmışken bu ahşap timsah Haliç’in sularına gömülüyor. Millet tabii boğuldular battılar diye panik yaparken, alet suyun altında neredeyse yarım saat kalıyor. Sonra yavaşça padişahın bulunduğu kıyıya doğru su yüzüne çıkıyor.
İşin en absürt ve eğlenceli tarafı ise tam burada başlıyor. Timsah sudan çıkınca ağzı açılıyor ve içinden beş tane levent fırlıyor! Ellerinde tepsilerle padişaha pirinç pilavı ve tatlı ikram ediyorlar. Şovun büyüklüğüne bakar mısınız? O dönem için resmen bilim kurgu filmi gibi bir sahne.
Peki Sonra Bu Teknolojiye Ne Oldu?
Benim en çok kafama takılan ve canımı sıkan kısım da burası oldu açıkçası. Dünyada o tarihlerde denizaltı denemeleri yapan bir iki ülke daha var ama bizimki kadar stabil çalışanı pek yok. Gel gör ki bu muazzam icat sadece bir düğün eğlencesi, padişaha yapılan bir gösteri olarak kalmış. Askeri alana taşımak, geliştirmek kimsenin aklına gelmemiş ya da üstünde durulmamış. Patron Halil İsyanı falan derken o Lale Devri rüzgarıyla beraber bu timsah da tarihin tozlu sayfalarına karışıp gitmiş.
Aranızda bu olayı daha önce duyan var mıydı? Ya da o dönem bu projeye biraz bütçe ayrılıp donanmaya katılsaydı denizlerdeki güç dengesi nasıl değişirdi, siz ne düşünüyorsunuz? Gelip iki lafın belini kıralım aşağıda.