Selam arkadaşlar, geçen akşam başıma gelen ufak bir olaydan sonra kafama takıldı bu mevzu, buraya yazıp içimi dökmek istedim.
Bir süredir işle alakalı çok istediğim bir gelişme vardı. Günlerdir dua ediyorum, dilimden "Allah'ım hakkımda en hayırlısı neyse o olsun" lafı düşmüyor. Ama dün akşam oturdum bir düşündüm; kendime dürüst olunca resmen utandım.
Ben içten içe bildiğin şartlı tevekkül yapıyormuşum meğer. Yani dilim "hakkımda hayırlısı" diyor ama kalbim arkadan fısıldıyor: "Ama illa şu kapı açılsın, hayırlısı da bu olsun lütfen." Sonra o iş beklediğim gibi gitmeyince içime bir sıkıntı, hafif bir boşluk çöktü. Kendi kendime "E hani hayırlısını istemiştin sen, niye şimdi canın sıkıldı?" dedim.
Kendi Yazdığımız Senaryoyu Dayatmak
Fark ettim ki biz duayı bazen sipariş vermek gibi görüyoruz. Neyin bizim için gerçekten iyi olduğunu sanki her boyutuyla biliyormuşuz gibi davranıyoruz. Halbuki bizim akıl dediğin şey sadece bugünü, bilemedin yarını görüyor. Beş sene sonra o çok istediğimiz şeyin başımıza ne dertler açacağını ya da bugün olmayışının bizi hangi beladan koruduğunu nereden bileceğiz?
Gerçekten teslim olmak lafta çok kolay da icraatta ne kadar zor değil mi? Tam bir teslimiyet dediğin şey, işler istediğin gibi gitmediğinde de "vardır bunda bir hikmet" deyip o düğümü kalbinde çözebilmek aslında. Ama nefis işte, hemen panik butonuna basıyor.
Aranızda bunu yaşayan var mı hiç? Bir şey için dua ederken sonuca gerçekten kalpten razı olabilmeyi nasıl başarıyorsunuz? Yoksa siz de benim gibi bazen gizli gizli pazarlık yaparken yakalıyor musunuz kendinizi?