Selamlar herkese, geçen pazar günü biraz kafa dağıtayım diye kalkıp sergi gezmeye gittim. Bilet kontrolünden geçip ilk salona adımımı attığım anda kendimi dışarıdan bir gözle izledim ve istemsizce güldüm.
Farkında olmadan ellerimi belimin arkasında kenetlemişim, gövdeyi hafif öne eğmişim, sanki arsa teftişine çıkmış 65 yaşındaki emekli memur gibi minik adımlarla yürüyorum.
İçimizdeki Müfettiş Ne Zaman Uyanıyor?
İşin komiği, kafamı kaldırıp salona şöyle bir göz gezdirdiğimde yalnız olmadığımı anladım. Etrafımdaki insanların en az yarısı resmen aynı moddaydı. Bir tablo veya heykel gördüğümüz anda neden otomatik olarak bu duruşa geçiyoruz gerçekten aklım almıyor.
Normal hayatta sokakta yürürken elleri ya montun cebinde ya da telefonda olan insanlarız. Ama sanat mekânının kapısından içeri adım atınca bir anda inanılmaz bir ciddiyet, omuzlarda ağır bir teftiş havası beliriyor. Tabloya yaklaşıyorsun, eller yine arkada kenetli, kafayı hafif sağa kırıp çeneyi sıvazlıyorsun. İstemsiz bir refleks resmen.
Refleks mi Yoksa Bir Şeyleri Kırma Korkusu mu?
Kendi kendime düşündüm, acaba bu durum bilinçaltımızdaki sakarlık korkusu yüzünden mi oluyor? Yani ellerimi serbest bıraksam sanki yanlışlıkla cama çarpacak, çerçeveye değecek ya da heykeli devirecekmişim gibi bir otokontrol mekanizması mı devreye giriyor dersiniz? Yoksa tamamen filmlerden, büyüklerimizden gördüğümüz bir taklit mi bu?
Gerçekten çok merak ediyorum, aranızda sergi veya müze gezerken kendini bu vaziyette yakalayan var mı? Sizce bu beden dili neden her girdiğimizde otomatik olarak devreye giriyor?