Kızlar selam, cidden artık bu durumdan delirmek üzereyim, aranızda bunu yaşamayan var mı çok merak ediyorum.
Geçen hafta sonu bir hevesle çok tatlı bir ayakkabı aldım. Mağazada denedim gayet iyi, eve geldim halının üstünde en az yirmi dakika turladım. Hatta aynanın karşısında kombin falan yaptım; yok böyle bir rahatlık, resmen bulutların üstünde yürüyorum sanırsınız. "Tamam" dedim içimden, "yıllardır aradığım o hem şık hem ayağı yormayan parçayı sonunda buldum."
Sokağa Çıkınca Başlayan O Sessiz İşkence
Dün ilk defa dışarıda giyeyim dedim, bakın abartmıyorum evden çıkıp otobüs durağına yürümem taş çatlasa beş dakika sürdü. O ayağımı pamuk gibi saran ayakkabı anında gitti, yerine sanki bileklerime zımpara bağlamışım gibi bir şey geldi. Üçüncü adımda arkası vurmaya başladı, durağa vardığımda küçük parmağım ayakkabının içinde bağımsızlığını ilan etmişti bile.
Çantamda yedek yara bandı da taşımamıştım, gün boyu resmen penguen gibi seke seke yürüdüm. O anki çaresizliği bilirsiniz, insanın bütün aurası, hevesi, dışarı çıkma neşesi bir anda yerle bir oluyor. Yanımdan geçenler "bu kız niye böyle aksıyor" diye bakıyor, ben içimden ayakkabıya lanetler okuyorum.
Halı İle Asfalt Arasındaki Bu Uçurum Ne?
İşin garibi eve dönüp çıkarıyorum, ayakkabının derisi elime yumuşacık geliyor. Evdeki parkede, halıda yürürken çıt çıkarmayan şey, dışarının betonuna basınca neden işkence aletine dönüşüyor? Sırf bu yüzden dolabın köşesinde "evde mükemmel ama dışarıda katil" statüsünde bekleyen en az dört çift ayakkabım var, atmaya da kıyamıyorum.
Siz yeni bir ayakkabı aldığınızda bu vurma olayını nasıl çözüyorsunuz? Islak çorapla evde giyip kalıbını açma taktikleri falan cidden işe yarıyor mu, yoksa ayağım alışana kadar acı çekmek kaderim mi? Bir akıl verin de şu güzelim ayakkabıyı dolap bekçisi yapmayayım.