Eski İstanbul’da Buz Olmadan Soğuk Su Nasıl İçiliyordu?

Son güncelleme:
  • Selam arkadaşlar, geçen gün bizim evdeki buzdolabı arızalandı, iki gün soğuk su yüzü göremedik. Tam o sıcakta ulan eskiden insanlar ne yapıyordu diye düşünürken kendimi yine eski belgelerde ve tarih arşivlerinde gezinirken buldum. Gerçekten inanılmaz bir sistem kurmuşlar zamanında, paylaşmasam olmazdı.

    Düşünsenize, buzdolabı yok, elektrik yok ama Osmanlı döneminde İstanbul'daki insanlar yazın göbeğinde buz gibi şerbetler içip dondurma benzeri karsambaçlar yiyormuş. Peki bu buz Temmuz sıcağında nereden geliyordu dersiniz?

    Bursa'dan İstanbul'a Uzanan Akılalmaz Lojistik



    Meğer adamlar resmen devasa bir lojistik ağı kurmuşlar. Kışın Uludağ’a (o zamanki adıyla Keşiş Dağı) yağan karları ve oluşan buzları kanyonlardaki derin kuyulara, mağaralara istifliyorlar. Yaz sıcağı bastırınca da bu devasa buz kütlelerini kesip samanlara ve keçelere sararak katır sırtında sahile indiriyorlar. Oradan da çektiri adı verilen hızlı kayıklarla Marmara'yı geçip İstanbul’a taşıyorlar.

    Saman dediğin şey o dönem mükemmel bir ısı yalıtımı sağlıyor. Erimesin diye öyle bir sarıp sarmalıyorlar ki Bursa'dan yüklenen buzun çok az bir kısmı yolda heba oluyor. İstanbul'da da "Buzcular Kethüdası" diye resmi bir görevli var, bu ticaretin başı ve karfuru (buz satıcısı) esnafını o denetliyor.

    Buzcu Esnafı ve Derin Kar Kuyuları



    İstanbul'a gelen bu buzlar Süleymaniye ve Beyazıt tarafındaki özel yapılan derin "kar kuyularında" muhafaza ediliyor. Saray mutfağı başta olmak üzere, konaklara ve durumu iyi olan mahalleliye satılıyor. Hatta kahvehaneler yazın soğuk şerbet ve su satabilmek için buzcuların kapısında sıra oluyormuş. Düşünsenize, sadece bir bardak soğuk su içebilmek için dağları aşıp deniz geçen koskoca
0 0 0