Her Oyunu Ayakta Alkışlama Zorunluluğu Nereden Çıktı?

Son güncelleme:
  • Selam arkadaşlar, dün akşam ufak bir tiyatro salonunda bağımsız bir oyuna gittim. Oyun kötü müydü derseniz, hayır değildi ama öyle ağızları açık bırakacak, hayatımı sorgulatacak bir iş de değildi bana göre. Gayet ortalama, eli yüzü düzgün bir performanstı.

    Işıklar karardı, selam faslı başladı. Tam ben koltuğumda efendi gibi ellerimi çırparken en öndeki iki kişi sanki az önce sahnede bir mucize gerçekleşmiş gibi fırladı ayağa. Onlar kalkınca mecburen arkadakiler kalktı, arkadakiler kalkınca ben sahneyi göremediğim için kalktım derken koca salon iki dakika içinde ayakta alkışlar, ıslıklar tufanına döndü.

    Her Şeyi Ayakta Alkışlarsak Gerçekten İyi Olanı Nasıl Ayıracağız?



    İşin garibi, yanımda oturan çocuk oyunun ikinci perdesinde yarım saat resmen uyukladı. Ama selam kısmında benden hızlı fırladı ayağa. Eskiden bir oyunu ya da konseri ayakta alkışlamak gerçekten salonun tüylerinin diken diken olduğu, oyuncunun sahnede devleştiği anlarda kendiliğinden gelen bir refleksti. Şimdi resmen nezaketen yapılan, yapılmayınca oyuncuya ayıp ediyormuşuz gibi hissettiren bir kurala dönüştü.

    Bazen sırf arkadaki koltuktakiler "ne kadar ruhsuz bir tip, adamlar o kadar emek verdi" diye düşünmesin diye kalkıyormuşum gibi geliyor. Emek verilene saygımız sonsuz tabii ki, sonuna kadar alkışlayalım ama standing ovation dediğin şeyin de bir ağırlığı, bir büyüsü kalmalı bence. Her vasat oyunda salonca ayağa dikileceksek, gerçekten bizi sarsan bir performans gördüğümüzde ne yapacağız?

    Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz arkadaşlar? Gerçekten içinizden geldiği için mi kalkıyorsunuz, yoksa önünüzdeki kalktığı için mecburiyetten mi? Yoksa ben mi durduk yere huysuzluk yapıyorum?
0 0 0