Selam millet, geçen akşam uzun zamandır gitmek istediğim bir oyuna gittim. Oyun zaten bayağı derindi, sahnede oyunculuklar falan derken iki saat boyunca tamamen o atmosferin içine gömüldüm. Ama asıl olay salonun kapısından dışarı adım attığım an başladı.
Kapıdan bir çıktım; korna sesleri, bağrışan insanlar, sipariş yetiştirmeye çalışan kuryeler... Dışarıda öyle bir koşturmaca var ki. Bir an durup kalakaldım kaldırımın ortasında. Az önce içimde bambaşka bir evren kurulmuştu, şimdi yanımda otobüs durağı kavgası dönüyor.
Büyülü Dünyadan Gerçekliğe Bodoslama Geçiş
Aranızda bu hissi yaşayan var mı bilmiyorum ama bana acayip bir gerçeklik şoku geliyor böyle anlarda. Beyin salonun o loş, büyülü atmosferinden çıkıp bir anda günlük hayatın kaosuna adapte olamıyor. Sanki başka bir evrenden ışınlanmışım da herkes kendi derdindeyken ben uzaydan düşmüş gibi etrafa bakınıyorum.
Yanımda arkadaşım vardı, hemen "Nasıl buldun, gidelim mi bir şeyler içelim?" falan diyor ama benim çene kilitlenmiş sanki. İki kelimeyi bir araya getirip hemen o anı harcamak istemiyorum.
O An Telefonu Bile Açası Gelmiyor İnsanın
Normalde dakikada bir ekrana bakan tipimdir ama böyle sağlam bir oyun ya da film çıkışında yarım saat telefona elim gitmiyor. O kafadaki sessizliği, sahnelerin bıraktığı tortuyu hemen tüketmek istemiyorum. Yolda yürürken kulaklığı bile takmıyorum, sadece etrafı izleyip o hissin yavaşça kaybolmasını bekliyorum.
Sizde de oluyor mu bu durum? Yoksa salondan çıkar çıkmaz hemen "ee acıktık ne yiyoruz" kafasına geçebilenlerden misiniz?