Selam herkese, kaç yıldır buradayım ilk defa böyle bir konu açasım geldi. Bazen insan hayatında öyle dönemlerden geçiyor ki, seccadenin başına oturup ellerini açtığında ne diyeceğini, ne isteyeceğini tam kestiremiyor. Geçen akşam tam olarak bunu yaşadım. İçimde bir sürü dert, kafa karmaşası var ama ağzımdan tek bir kelime bile dökülmedi.
Hani çocukken bize öğretilen dertlerimizi, isteklerimizi sıralama olayı vardır ya; okul bitsin, şu iş olsun, sağlık versin vs. Ama büyüdükçe dertler de boyut değiştiriyor sanki. Artık neyin hakkında neyin hakkımızda hayırlı olduğunu kestiremediğimiz bir evreye geliyoruz.
Kelimelerin Tıkandığı O Anlar
O akşam elimi açıp sadece öylece kaldım. Bir şey istemeye kalksam "acaba bu benim için gerçekten iyi mi?" şüphesi düşüyor aklıma. Şifa istiyorsun ama imtihanın nereden geleceği belli değil, huzur istiyorsun ama kafanın içi durmuyor. Ben de hiçbir şey söyleyemedim, sadece "Allah'ım sen içimi biliyorsun, ne diyeyim ki" deyip kapattım ellerimi.
Sonra kendi kendime düşündüm, acaba dua etmek illa uzun uzun cümleler kurmak, ezberlenmiş kalıpları tekrarlamak mıdır? Yoksa o çaresizlikle sadece susup halini O'na arz etmek de bir dua mıdır?
Sadece "Sen Biliyorsun" Demek
Bazen en samimi duanın, insanın kendi acziyetini kabul edip kelimeleri zorlamadan susması gibi geliyor bana. Hani yakın bir dostunun yanında hiçbir şey konuşmadan oturursun ya, tam olarak öyle bir his. Kimisi de "içini dökmediğin zaman rahatlayamazsın" diyor.
Aranızda bunu yaşayan var mı hiç? Seccadede oturup ne isteyeceğini bilemeyip sadece susanlardan mısınız, yoksa ne olursa olsun içini detay detay dökenlerden mi? Siz böyle zamanlarda nasıl rahatlıyorsunuz?