Selam arkadaşlar, geçen akşam başıma gelen ve beni vicdan azabından mahveden bir olayı anlatmaya geldim. Aylardır bilet kovaladığım, kadrosu muazzam olan bir tiyatro oyununa sonunda gittim. Salona girerken heyecandan elim ayağım titriyor, o derece hevesliyim. Ama ne oldu dersiniz?
İkinci Perdede Gelen O Dayanılmaz Ağırlık
Oyun ilk yarı harika gidiyordu, pürdikkat izliyorum. Sonra ara oldu, hızlıca bir kahve çaktım, yerime döndüm. İkinci yarının 10. dakikasında göz kapaklarıma sanki tonluk çimento döktüler. Sahnede oyuncu bağırıyor, dramın dibi yaşanıyor ama benim kafa yavaşça öne doğru düşüyor. Kendimi toparlamaya çalışıyorum, gözlerimi kocaman açıyorum yok abi, vücut pes etti resmen.
Sanata Karşı Garip Bir Suçluluk Hissi
Işıklar yanıp herkes alkışlamaya başladığında hafif bir sıçramayla uyandım. Şansıma yanımda oturan arkadaşım dürtmemiş bile, sonradan "Çok tatlı sızdın kıyamadım" diyor. Bir yandan dünyanın parasını verdiğim bilet çöp oldu diye üzülüyorum, bir yandan da oyunculara karşı korkunç bir vicdan azabı duyuyorum. Adamlar orada sahnede devleşmiş, ben kuliste sanki bütün gün amelelik yapmış gibi devrilip uyumuşum.
Aranızda böyle aylarca bekleyip en sevdiği oyunda, konserde ya da sinema filminde uyuyakalan var mı? Yoksa bütün hafta çalışıp kafa yorgunluğuyla sanata vakit ayırmaya çalışırken çuvallayan tek kişi ben miyim?