Bingöl Şiirler

Son güncelleme: 28.08.2007 12:11
  • Bingöl Şiirler

    BİNGÖL ÇOBANLARI

    Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.
    Bu dağların en eski âşinasıdır soyum,
    Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.
    Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
    Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
    Her gün aynı pınardan doldurur destimizi
    Kırlara açılırız çıngıraklarımızla...

    Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni;
    Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
    Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
    Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
    Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı;
    Her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:

    Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
    Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;
    Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
    "Suna"mın başka köye gelin gittiği akşam.

    Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
    Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.
    -Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
    Diye hıçkırır kaval:
    Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
    Daima eğeceksin, başkalarına boyun;
    Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
    Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
    Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an!
    Mademki kara bahtın adını koydu: Çoban!

    Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
    Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
    Anlattı uzun uzun.
    Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
    Nadir duyabildiği taze bir heyecanla...
    Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
    Bingöl yaylarının mavi dumanlarına,
    Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına!
#28.08.2007 12:10 0 0 0
  • BİNGÖL DEPREMİ

    1 Mayıs 2003 sabaha doğru
    Büyük bir patlamayla herkes doğruldu
    Ama kimse yerinden kalkamadı
    Çünkü bu çok büyük bir belaydı

    Durunca büyük zelzele
    Herkes dışarıya çktı acele
    Kimi yalın ayak kimi üstsüz
    Kimi kaldırımda yatıyordu teryüz

    Herkes ilgileniyordu dost ve çocuklarıyla
    Sonra akrabalarına koşuyordu canhavlıyla
    İnsanla dolmuştu tüm cadde ve sokak
    En yakın bile olmuştu ırak

    Kulağı delercesine bağrışmalar çağrışmalar oluyordu
    Bu çığlıklardan sanki göğün kapağı kalkıyordu
    Araba sesi, insan sesi ve toz duman
    Duyulan bütün seslerde istenilen şey aman

    Gün ağarıp insanlar kendilerine biraz gelince
    Sağa sola koşuştular, ama; hareketleri delice
    Zira insanlar depremden etkilenip sersemleşmişlerdi
    Bütün güçlerini ve dirayetlerini kaybetmişlerdi

    Herkes kendisi ve çocukları için kababilecek yerler aradı
    Sonra da kendini akrabalarının, komşularının yardıma adadı
    Gördü ki, Bingöl'ün yarısı harap
    Yardım etmek isteyenlerin hepsi de bitap

    Kiminin annesi, kiminin kardeşi enkaz altında
    Kimileri de deliye dönmüş yatıyor sağda solda
    Kimi anne, kimi kardeş, kimi oğul diye bağırır
    Ne yapılacağı bilinmez sadece Allah çağrılır

    Çünkü insanlar üzerinde dağ kadar betonlar
    Kimsenin gücü yetmiyor ki tutup kaldırsınlar
    Kurtarma ekipi, çalışma makinaları gelinceye kadar
    Enkaz altındakilerin çoğu canlarından oldular

    Her ceset çıkışında yankılanıyordu ayyuka
    Sanki kıyamatin kopuşu için son dakika
    Koca bir şehir topyekün ağlıyordu
    Ya Rabb, böyle bir müsibeti tekrar gösterme diyordu

    Hastaneler yaralı ve cestlerle dolmuştu
    Herkesin siması normalinden bin kez daha solmuştu
    Kimileri yakırışta, kimileri var gücüyle bağırıyordu
    Her taraf bir timarhane ortamını andırıyordu

    Cesetleri yıkayıp defnetmek kolay değildi
    Hoca bile; kefeni unuttum dese yeriydi
    Bu küçük kıyamat provası
    İsyanla karşılanırdı olmasaydı Allah yasası

    Ya Rabb bu tür müsibetlerle bizleri imtihan etme
    Neslimizin soyunu bu şekilde tüketme.






#28.08.2007 12:10 0 0 0
  • BİNGÖL İNSANI

    İlk gözlerini açmış bu topraklarda,
    Birlikte yaşamaya başlamış yeşil yapraklarla,
    İlk terbiyesini almış Osman Dede' den,
    Büyük annesi edeplendirmiş anlattığı ninilerden,

    Zamanla pişmiş büyük ailesi içinde,
    Aklını çelen olmamış, daima kalmış zinde,
    Kurnazlığı tilkiden öğrenmiş dağda gezerken,
    Mutiliği de öğrenmiş koyun güderken,

    Gün gelmiş köyü orman köyü seçilmiş,
    Köylülere de "Bu köyde hayvan besleyemezsiniz" denilmiş,
    Böylece zorunlu olarak göç etmiş şehir' e,
    İhtiyar dedesi ile ninesinden başka bir şeyi kalmamış geride,

    Gelip yerleşmiş Çapakçur deresine,
    Okula gitmek istediğini söylemiş annesine,
    Annesi ile babası anlaşarak göndermişler mektebe,
    Daha iyi yetişmesi için de bırakmışlar katibe,

    Katip kendisine şehirdeki kültürü aşılamış,
    Müspet ilimleri de yavaş yavaş okulda almış,
    Böylece hem bedenen hem de ruhen olgunluğa erişmiş.
    Kıskançlığın, hasımlığın, bencilliğin üstüne çıkabilmiş.

    İşte bütün insani yönlerini böylece tamamlamış,
    Vücut uzuvları üzerindeki kontrolü de sağlamış,
    Artık kendisinden sudur edemez olmuş kötülük,
    Hayır işlerinde kullanmak için göremez olmuş mal mülk.

    Kalbindeki tüm hayırlar çiçek gibi açılmış,
    Bütün kötülüklerin üzerini de set gibi kapatmış,
    Bu güzel ve iyi şeylerin kazanımı için gösterilen dirayet,
    Bu bölgede yaşayan tüm insanlara etmiş sirayet.

    Yunus' un, Mevlana' nın sevgisi burada da kendini göstermiş,
    Buraya uğrayan yabancıların hepsi bunu hissetmiş,
    Onun için burada daima yabancı haklıdır.
    Her çeşit dokunulmazlığı da aynen saklıdır.

    Buradaki halk kime bağrını açarsa,
    Siper eder kendini, yedirmez onu kurda kuşa,
    Çünkü onun için misafir Allah' tan emanettir,
    O' na kötülük şöyle dursun, düşünülmesi dahi hıyanettir.

    Gelir kaynaklarının başında hayvancılık gelir,
    Bu mesleği de en iyi Karlıova' lılar bilir,
    Köylülerin yüzde doksanı burada rencber,
    Maişetleri için bütün aile fertleri olur seferber,

    Büyük-küçük birbirlerine karşı etmezler kusur,
    Küçükler büyüklerine karşı saygıdan el pençe durur.
    Burada insanlar birbirlerine kendir ipi ile bağlı,
    Herkeste bir sevgi, herkes birbirine sevdalı,

    Bu topraklarda mayasını bulmuş mertlik,
    Buradaki insanlarla yoğrulmuş cömertlik,
    Kanaatkardır insanları bulmasalar da metelik,
    Buradaki insanlara işlememiş, işleyemez nicelik.

    Bu topraklarda yaşayan insanlar herkese kucak açar,
    Bir daha bırakmamak üzere bağrına basar,
    Küçükleri korurken, yaşlıları da en az babaları kadar sayar,
    İşte BİNGÖL' lüler analarından bu duygularla doğar.
#28.08.2007 12:11 0 0 0