Stres Karşısında Gösterilen Tepkiler

Son güncelleme:
  • stres kontrolü - stres karşısında gösterdiğimiz tepkiler - stresin fizyolojik etkisi - stresin psikolojik etkisiStres altındaki birey, strese karşı bazı tepkiler gösterir. Bunlar Coleman (1972)'a göre çabaya yönelik tepkiler, savunmaya yönelik tepkiler olarak ayrılabilir. Çabaya yönelik tepkilerin amacı stresle başa çıkmaktır. Bu tepkiler genellikle atılım, çekilme ya da uzlaşma biçimlerinde geliştirilir. Savunmaya yönelik tepkilerin amacı ise, psı-kilojik dağılmayı önlemektir. Bu tepkiler, stres yaratan kaynağı yineleyerek anlatma biçiminde ortaya çıkan onarma mekanizmaları, ayrıca ego savunma mekanizmaları biçiminde görülür (Geçtan, 1982).

    Stres tepkisi, "Genel uyum belirtisi" (General Adaptation Syndrome) olarak da bilinir Genel uyum belirtisinin üç basamağı vardır: a) alarm dönemi, b) direnç dönemi, c) tükenme dönemi. Alarm dönemi, organizmanın dış uyaranı stres olarak algıladığı durumdur. Direnç dönemi ise stres verici koşullara karşın uyuma elverişli bir durumdur. Bu dönemde vücudun direnci normalin üzerindedir. Bu direnç devam ettikçe bedenin savunması zayıflar. Sonunda bedensel tükenme dönemi başlar ve ölüm maydana gelebilir (Baltaş ve Baltaş, 1988).

    Bireyin stres karşısında gösterdiği tepkiler, (Levi, 1967; Levine ve Scotch, 1970; Welford, 1974; While, 1964) atılgan, pasif ve saldırgan davranış kategorilerine ayrılabilir. Atılgan davranışı yapan birey, stresin yarattığı problemle doğrudan doğruya yüzleşir ve onu çözmek için atılımlarda bulunur. Pasif ve saldırgan davranışlar problemle yüzleşmekten kaçışı sağlarlar ve ruh sağlığını bozulmasına katkıda bulunurlar (Akt: Ersever, 1985).

    Stres altındaki birey bazı duygular yaşar. Bireyin engellenmeye karşı geliştirdiği duygu kızgınlıktır. Kızgınlık duygusu genellikle bireyi atılım yapmaya ya da saldırgan davranışlara yöneltir. Eğer birey, sıklıkla engellenmelerle karşılaşırsa, kızgınlık duygusu düşmanlık duygusuna dönüşebilir. Kızgınlık ve düşmanlık duygulan yönetilmesi en güç duygulardır. Ayrıca, stres altındaki birey yetersizlik, güvensizlik, değersizlik ve terkedilmişlik duygulan da yaşayabilir.

    Bu duygulara eşlik eden bazı düşünce ve davranışlar, örneğin: Karar vermede güçlük, alışılmış davranış biçimlerinde önemli değişiklik, en iyi olanı değil; garanti olanı seçmek; sigara, içki içme eğiliminin artması; sık sık hayal kurma, düşünceye dalma, kişisel hata ve başarısızlıklarını sürekli düşünme; cinsel yaşamda düşüncesiz davranışlar, alışılmıştan daha fazla titiz çalışma, konuşma ve yazıda belirsizlik ve kopukluk, önemsiz konularda.aşın endişelenme veya tam tersine gerçek problemler karşısında ilgisizlik ve kayıtsızlık; sağlığa aşın ilgi, uyku bozukluğu, ölüm ve intihar düşüncelerinin sık sık tekrarlanması (Geçtan, 1982; Baltaş ve Baltaş, 1988) görülebilir.

    STRESİN KONTROLÜ

    Eğer, stres kontrol altına alınabilirse, bireyin amaçlarını ve umutlarını gerçekleştirmesini engelleyen etmenleri aşması için ona cesaret verecek bir unsur olabilir. Şayet stres, bireyin kontrolünden çıkarsa hastalığa, başarısızlığa, hatta erken ölüme bile neden olabilir. Bireyin mutluluğunu, sağlığını, güvenliğini, kendine olan saygısını ve zihinsel dengesini tehdit eden durumlarda, stres, bireyi erken uyaran bir sistemdir.

    Ancak, bazı insanlar strese karşı, bir diğerine kıyasla, daha dayanıklıdır. Bireyin gelecekteki sağlığı, mutluluğu ve başarısı karşılaşacağı strese uyum sağlayabilmesine ve dayanıklılığına bağlıdır. Eğer, bu uyum ve dayanıklılığı sağlayamazsa, bireyde hastalık, depresyon, kendine olan saygısını kaybetmesi ve başarısızlık durumları ortaya çıkabilir. Stres, sadece aşın boyutlara ulaşırsa hastalık ve gerginliğe yol açar.

    Peptik ülser, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve baş ağrılarının stres hastalıklarından oldukları bilinmektedir. Fakat stresten kaçmak mümkün değildir. Stresten kaçmaya çalışmak yemekten, içmekten, çalışmaktan veya sevgiden kaçmak gibi birşey olur. Amaç stresle başa çıkmayı öğrenmek olmalıdır. Stres ile başa çıkmayı öğrenenler, yaşamın acı taraflarını görmeden, onun getirdiği olanaklardan güvenle yararlanabilirler (Norfolk, 1989).

    Büyük bir stresten çok, küçük çaplı bir stresin üstüste binmesi ve uzun süre devam etmesi, stresin birey üzerindeki etkisini artırmaktadır. Stresin birey üzerinde kısa ve uzun dönemli etkileri vardır. Bedensel düzeyde stres tepkisi karşısında, depolanmış şeker ve yağ kana karışır; solunum sayısı, kandaki alyuvarlar, kalp vurum sayısı, kan basıncı, kas gerilimi artar; kah pıhtılaşma mekanizması harekete geçer. Hipofiz bezi uyarılır, bütün duyumlar artar, göz bebekleri büyük ve sindirim yavaşlar veya durur.

    Fiziksel, iş ile ilgili, çevresel, sosyal ve ruhsal stres verici kaynaklar, kısa dönemli fizyolojik, duygusal ve zihinsel etkiler yaparlar. Stresin uzun dönemli etkileri ise başağrısı, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kronik anksiyete, depresyon, düşünce ve hafıza kusurları biçiminde görülebilir. Sonuçta stres, üretkenliğin azalması, yaşamdan zevk alamama, ilişkilerde uzaklaşma biçiminde, çeşitli kronik hastalıklara da neden olarak, kendini gösterebilir (Baltaş ve Baltaş, 1988, Norfolk, 1989).

    İbrahim Yıldırım

    alıntı


    https://www.main-board.com/ruh-sagligi/788720-stresle-basa-cikmada-gevseme-teknikleri.html#post5172395
    https://www.main-board.com/ruh-sagligi/788722-stres-durumunda-gevseme-tekniklerinin-uygulanmasi.html#post5172397
    https://www.main-board.com/ruh-sagligi/788723-gevseme-relaxation.html#post5172399
0 0 0