Stresle Başa Çıkmada Gevşeme Teknikleri

Son güncelleme:
  • stres kaynakları - stresle nasıl başa çıkılır - stresle mücadele yolları - ruh sağlığının korunmasıBu makale, koruyucu ruh sağlığı bağlamında ele alınmıştır. "Sağlık" kavramı pek çok kimse tarafından yanlış veya eksik olarak anlaşılmaktadır. "Sağlık" deyince, halk arasında çoğu kimsenin aklına sadece "bedensel sağlık" gelmektedir. Sağlığın "Ruh sağlığı" boyutu henüz yeteri kadar farkedilmiş ve anlaşılmış değildir.

    Bazen de sağlık "hastalık ve sakatlığın olmayışı" olarak eksik anlaşılmaktadır. Bazı yazarlar bunu biraz genişleterek, sağlığı "hastalık ve sakatlığın olmayışı, beden ve ruhça iyilik hali" (Fişek, 1985) diye tanımlamaktadır. Ancak, bu tanım da eksik gibi görünmektedir.

    Oysa, Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization, WHC) Anayasası'nın başlangıcında "ulaşabilme olanağı en yüksek düzeyde sağlık, her insanın temel haklarından biridir" denildikten sonra sağlık şöyle tanımlanmaktadır: "Sağlık, yalnız hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönde tam iyilik halidir" (Akt Mcray, 1975). Demek ki, beden ve ruh boyutunun yansıra sağlığın bir de "sosyal yönde tam iyilik hali" boyutu vardır. Gerçekten sosyal zorlar (stres) sağlığın yitirilmesinde önemli bir etkendir" (Fişek, 1985). İşte bu makalede, stres ve stresle başa çıkmada gevşeme (Relaxatıon) tekniklerinin etkisi konu edilmiştir. Bu çerçevede stresin tanımı, kaynakları, stres karşısında gösterilen tepkiler, stresin yönlendirilmesi ve gevşeme tekniklerinin etkililiği üzerinde durulmuş; daha sonra da gevşeme uygulamasının nasıl yapılacağı açıklanmıştır.

    STRES

    Stres çok farklı biçimlerde tanımlanmıştır. Stres organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının zorlanması ve tehdit edilmesiyle ortaya çıkan bir durumdur (Baltaş ve Baltaş, 1984). Başka bir deyişle (Selye, 1956, 1974) stres, organizmayı etkileyen herhangi birşeye karşı organizma tarafından yapılan genel bir davranımdır (Akt Erse-ver, 1985).

    Sözlüklerde ise stres, bir nesne, durum ya da sisteme uygulanan bir güç, basınç, tazyik olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımın psikolojiye olduğu gibi aktarılması, stresin anlaşmasını zorlaştırabilir. Bu tanımlara bakıldığında, bir stres kaynağının otomatik olarak her bireyde bir takım duygusal tepkilere yolaçacağı anlamı çıkartılabilir. Oysa, aynı stres kaynağı, her bireyde aynı duygusal tepkilere yol açmaz. Bir stres kaynağının birey tarafından "nasıl algılandığı" önemlidir. Bireyin, yaşadığı stresin derecesi, stres kaynağını algılayış biçimine bağlıdır, örneğin, Afrika'da açlıktan ölme, tüm dünyada yoğun silahlanma, körfez savaşı, nişanlanma, sınava girme ve kırmızı ışıkta geçme gibi olaylar karşısında her bireyin yaşayacağı stresin derecesi farklı olacaktır. Çünkü, bireylerin bu stres kaynaklan karşısındaki algılan, yorum, düşünce ve inanç kalıplan farklıdır (Özer, 1989). Buradan hareketle stres, algılandığı biçimiyle, organizmayı etkileyen herhangi birşey karşısında organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının zorlanması ve tehdit edilmesiyle ortaya çıkan bir durum, olarak tanımlanabilir.

    Bu tanımlara bakıldığında, başta Selye olmak üzere, çoğu yazarın "stres tanımı" olarak dystress'in tanımım yaptıktan görülmektedir. Bu makalede de "stres" kavramı, ıstırap verici stres (dystress) anlamında kullanılmıştır. Son yıllarda Selye (1976) stresi, herhangi bir durum karşısında bedenin spesifik olmayan bir tepkisi olarak tanımlanmış ve yapıcı, olumlu bir güç olan "Eustress" ile yıkıcı, ıstırap verici "dystress'i birbirinden ayırmıştır (Armacost, 1990). Istırap verici stres (Dystress), istenmeyen bir durumdur. Buna karşın, olumlu bir güç olan "Eustress", yaşanmasından hoşnut olunan, canlılık ve kazanç sağlanan bir durumdur (Baltaş ve Baltaş, 1990).

    Ancak, yapılan tanımlardan hiçbirisi stresi tanımlamada yeterli olamamıştır. Uluslararası Stres Enstitüsü'nü kuran Hans Selye, stres üzerine 38 kitap yazmıştır. Stres Enstitüsü Kütüphanesi'nde ise stres ile ilgili 130 bin kitap bulunmaktadır. Üzerine bunca kitap yazılan, açıklık, susuzluk gibi yaşamımızın bir parçası olan stresi tam olarak tanımlayabilme pek mümkün görünmemektedir (Norfolk, 1989).

    STRESİN KAYNAKLARI

    Teknolojik gelişme ve toplumsal değişme günümüzde öylesine hızlanmıştır ki, insanlığa sağladığı yararlan gölgeleyecek nitelikte bazı sorunlar da getirmiştir. İnsanları toplu olarak yok etmeyi amaçlayan silahların yapımı ve denenmesi sonucu havayı dolduran radyoaktivite, cıva gibi zehirli maddeler besinlerimize bulaşmış durumdadır. Çernobil kazası, birçok ülkede insanları bazı yiyecek ve içecekleri kullanıp kullanmama konusunda endişeye düşürmüştür. Afrika'da binlerce insan açlıktan ölürken, Körfez Savaşı'nda milyarlarca dolarlık teknolojik Silah kullanılmakta ve bunun sonucu olarak dünyamız hızla kirlenmektedir. Kimi toplumlarda bir kuşakta benimsenen toplumsal değerler ve toplumsal kurumlar, bir sonraki kuşakta tümden reddedilebilmektedir. Değişme hızı insanları doğruyu eğriden ayırmalarına olanak bırakmadan karar vermeye zorlamaktadır. Aynı toplum içinde, eski ve yeni arasındaki farklar, kültürel çatışmalara ve karşıt kültürlerin oluşmasına yol açmaktadır. İnsanlar geçmiş ve gelecekte yaşama yerine, şimdiki anı yaşamaya, düşünce yerine duygulara, törensel ilişki biçimleri yerine içten geldiği gibi davranmaya önem vermeye başlamışlardır (Geçtan, 1982).

    Bu değişme ve gelişmelerle birlikte yaşamımızda da çeşitli değişiklikler olmakta ve bu değişiklikler bireyler üzerinde değişik derecelerde strese yol açmaktadır. Eşin ölümü, boşanma, ayrı yaşama, bir yakının ölümü, evlenme, işe girme veya işten atılma, emekliye ayrılma, hamilelik, cinsel güçlükler, ekonomik sorunlar, çocukların evi terketmesi, okula basama, amirle münakaşa etme, taşınma, tatil, yaşamda gerçekçi amaçların seçilmemesi, biribiriyle çelişen amaçların seçilmesi, amaca ulaşmak için bireyin kendini aşın zorlaması, hoşgörülü olamama, 'hayır' demesini bilememe, günü işle doldurma, işte bir öncelik sırası oluşturmama çeşitli derecede strese neden olmaktadır. Ayrıca, risk almayı öğrenmemiş olma, az şeyle yetinmeme, içten geldiği gibi davranmama, mevki edinme hırsı ve kendine zaman ayırmama stres için kaynak oluşturabilmektedir (Norfolk, 1989).

    Bu stres kaynaklarına bakıldığında, stres bireyin stres uyarıcısı karşısında yaşadığı sadece olumsuz duygular değildir. Örneğin, mutlu bir evlilik olayı karşısında da birey stres yaşayabilir. Bazı üzücü olaylar karşısında yoğun stres yaşayan kişilerin kalp krizi geçirdikleri bilinir. Selye (1974)'ye göre, aynı stres uyarıcısı bir bireyde olumlu duygular uyandırırken, bir başkasında olumsuz duygular uyandırabilmektedir. Olumsuz duygular uyandıran strese "tahrip edici stres" (dystress) denir (Akt: Ersever, 1985). Dystressin kaynaklan dışsal-fiziksel-çevresel, içsel fiziksel, olumsuz benlik kavramı ve sosyo-kültürel kaynaklar olarak dört kategoride toplanabilir (Ersever, 1985).

    İbrahim Yıldırım

    alıntı


    https://www.main-board.com/ruh-sagligi/788721-stres-karsisinda-gosterilen-tepkiler.html
    https://www.main-board.com/ruh-sagligi/788722-stres-durumunda-gevseme-tekniklerinin-uygulanmasi.html#post5172397
    https://www.main-board.com/ruh-sagligi/788723-gevseme-relaxation.html#post5172399
0 0 0