Kadınla erkek arasındaki çekimin uzun sürmesi için tavsiyeler.
Harika ilişkinin sırrı: İletişim. Çok önemli ve zor. Konuşmayı bıraktığınız nada ilişkinizi düzeltemezsiniz.
Erkeğin sizi dinlemesini sağlayan konuşma yolu: Bir erkekle konuşmak için en iyi zaman yatmadan önce. Günü artık geride bırakacağı için size çok daha iyi konsantre olup dinleyebilir.
Erkekler hakkında bilinmesi gereken en önemli şey: Kadınlar çoğu zaman erkeklere neye ihtiyacı olduğunu söylemez ve erkeklerin bulmasını beklerler. Ne istediğiniz konusunda net ve olumlu olmanız en doğrusudur.
Kadın ve erkeğin asla söylememesi gereken şey: "Seni seviyorum ama.." dır. Çünkü sevmenin hiçbir koşulu olmaz.
Kadın ve erkeklerin en seksi kıyafetleri: Kadınlar için kırmızı veya çok seksi iç çamaşırı. Erkekler için de şık bir kıyafet veya takım.
Hayatınızdaki mükemmel adamı bulmak için altıncı hissinizi nasıl kullanıcağınızı psişik zaman dilimlerini kullanarak öğrenebilirsiniz.
Aşkı hep yanlış yerlerde aramaktan bıktınız mı? Sezgilerinizi ayarlamak izaman alabilir. Mükemmel partneri bulmak için gerçek mücadele içgüdüleri görmekte yatıyor.
İnsanlar altıcı hislerini kullanmaktan daha çok, diğer insanların anlatıklarına kulak veriyor. Sonunda da kalp kırgınlıkları oluyor. Sevginin karışık olduğunu düşünebilirsinizama içgüdülerinizi kullandığınızda çok basit olduğunu göreceksiniz.
Bay dogru ve bay yanlışı bulmak için adımlarımı izleyin.
Gizli güçlerinizi fark edin!
Hepimizin sezgileri vardır. İnsanlar hakkında hissettiğimiz duyguların ne olduğunu kendimize itiraf etmeli, görmezden gelmemeliyiz. Çoğu zaman bunu çok geç anlar 'Aslında hissetmiştim, böyle olacağını anlamıştım' gibi cümleler kurarız.
Sezgiler nasıl açılır?
Aklımız genellikle günlük işler ve sorunlarla doludur. Aklımız sürekli meşgul olduğundan ilişkiler konusunda sezgilerimize bakmadan kötü kararlar alırız. Öyleyse zihnimizi temizlemek için her gün bir saat her şeyi br kenara bırakıyoruz. Radyoları, telefon ve televizyonları kapatıyoruz. Gözlerimizi kapatıp dikkatimizi düşüncelerimize ve sorunlarımıza veriyoruz. Sezgiler sakin anlarda daha net hissedilir.
Sezginin 7 kuralı
Kural 1: Kendinize inanın
Kendinden şüphe etmeye başladığınızda kendinizi dinlemeyin.
Kural 2: Rahatlayın
Zihne doğru enerjinin gelmesi için rahatlayın.
Kural 3: Rüyalarınızı dinleyin
Sezgisel düşünceler bize sık sık rüyalarla gelir. O kadar ayrıntının içinden uyandığın zaman hatırladığın kadarı sana verilmek istenen mesajdır.
Kural 4: Tesadüfleri farket
Eğer eski bir dosta rastlarsan onu tut. Evren size rehberin olsun diye sezgisel bir mesaj göndermeye çalışır.
Kural 5: Duygularınızı gözardı etmeyin
Bir çikolata ile olumsuz duyguları bastırmaya çalışmayın.Kendinizi daha iyi hissetmek için atıştırmalar yapmak yerine seni mutsuz eden şeyin karşısında dur.
Kurak 6: Vücudunuza dikkat edin
İnsanlardan ne sıklıkla 'midem beni hasta ediyor' türünden şeyler duydunuz? Vücudunuzun söylediklerini dinlemek için zaman ayırın.
Kural 7: Uygulamaya geçin
Bu sınavları çalışmadan geçemezsin, aşık olduğun kişiye emek vermeden ulaşamazsın. Bu sezgiyle aynı şey. Güçlerini arttırmak için bunu kullanın.
Geçmişteki ilişkilerinizi anlayın
Geçmişteki ilişkilerinin neden bittiğini anlıyor musun? Bazıları partnerlerini sürekli değiştirir ama ilişkileri hep aynıdır. Tekrar yanlış ilişki yaşamanın 5 negatif nedeni vardır:
- Asla senin için önemli tarihleri bilmez
- Eski eşi için seni bırakır
- Seni çağırmaz
- Seni aldatır
- O senin için asla yeterince iyi değil.
İçgüdüsel alarm zilleri göz ardı etmeyin
Geçmişteki ilişkiler için sorumluluk alma zamanı geldi. Aksi takdirde negatif duygulara sıkışıp kalırsınız. Kendinize şu soruları sorun; "İlişkilerinde hangi uyarıları görmezden geldin? İlişki bittikten sonra kafanda durumu tekrarladın mı? 'Söylediği zaman doğruolmayan bir şeyler olduğunu biliyordum' dedim mi?"
Geçmişteki ilişkilerinize ve flört dönemlerinize bakın. O zaman alarm veren zamanları görebilirsiniz. Nasıl bitirdin, nasıl sona geldin, nasıl karşıladın? Bunlarla ilgili düşüncelerini yaz. Şimdi senin için iyi bir bakış açısı oluştu. Yazdıkların hangi işareti görmezden geldiğini anlamanızı sağlar; "Şimdiye kadar eski kız arkadaşları hakkında konuştu mu ve eğer konuştuysa sen o zaman nasıl hissettin? Her hangi bir buluşmayı açıklama yapmadan iptal etti mi? Senin sebep olduğun alarm durumları neydi?" Tüm cevapların sonunda sen bunların en az bir tanesinde anlaşamadığınıza dair işaretleri göreceksin.
Acı veren soruları sorun
Onunla ilgili hissettiklerinizi, sezgilerinizi ve neden aranızda mesafe olduğunu sorun. Bu acı verse de cevapları bilmeniz gerek. Eğer gerçekten geçmişi temiz bir adam olduğunu düşünmüyorsanız daha fazla onunla birlikte olmayın. Şimdiye kadar hiç bir adam senin için yeterince iyi olmamışsa, bu adam neden iyi biri olabilir bu farkı keşfedin. Gerçek aşkı bulmak için kendinizi bilmeniz ve sevmeniz gerekir. O zaman ne istediğinizi bilir, mutluluğa ulaşırsınız.
Ruh eşinizi görün
Şimdi geçmişle barışık olduğunuza göre, geleceğe bakmanızın zamanı geldi. İnsanlar mükemmel sevgiliyi bulmak için aslında çok az zaman ayırır. Şimdi bir kağıt alın ve sizin gelecekteki partnerinizde olmasını istediğiniz 100 şeyi yazın. Bunlar bisiklete binmek ya da seni hayranlıkla izlemesi gibi şeyler olabilir. Eğer istediğiniz kişinin niteliklerini bir yere yazarsanız, partneriniz hemen gözünüzde canlanacak. İnansanız da inanmasanız da o kişi var ve karşınıza çıkacak. Bu hayatınıza giren yeni bir kişi ya da ummadığınız eski bir arkadaşınız olabilir.
Duygularınızı gözden geçirin
Duygular sezgilerin habercileridir. Eğer yeni bir aşk yaşıyorsanız nasıl hissettiğinize dikkat edin. Çoğu kişi flört döneminde zaten tedirgindir. Ancak bunun dışında başka ne hissediyorsunuz? Mutlu musunuz? Rahat mısınız, değil misiniz? Endişeleriniz olağan dışı mı? Eğer öyleyse bunları bir yere not alın.
Bay yanlışı nasıl seçersiniz?
İlişkinin başında veya öncesinde iyi nitelikleri olmayan insanları anlayabilirsiniz. Bu tip adamlara dikkat etmelisiniz. Üç tip yanlış adam vardır; Evli adamlar, oyuncular ve sorumsuz olanlar. Bunların her biri için uyarı sistemi çalışır. O sizinle ilgilenmez vesadece maddiyata bakarsa evlenmeyin. Başkalarını etkilemeye çalışıyorsa, sana ilgisi azsa iyi bir oyuncudur. Sakın ona yüz vermeyin.
Doğru adamı nasıl seçersiniz?
Uzun zaman sonra sahip olduğun aşkın, uzun vadeli olduğunu nasıl anlarsın? Biradamın sana gerçekten ilgi duyup duymadıgını anlaman için özel bir yol var. Doğruadamda ılık bir his uyanır ve bu sizi tatmin eder. Unutmayın, gerçek sevgiyi sezgilerinize güvenerek ve anlamaya çalışarak bulacaksınız.
Uzun telefon konuşmaları yapmaktan keyif alanlar sevgilinizle telefonda nasıl konuşmalısınız?
1- Erkeklerin çoğu telefonda uzun uzun konuşmaktan hoşlanmaz. Siz detaylı konuşmayı seviyorsanız onun dikkati dağılacaktır. Telefonda konuşmaktan sıkılıyorsa ana konuyu anlatın ve detayları buluştuğunuzda paylaşın. Sizi arayan oysa bırakın konuşsun.
2- Telefon mesajlarınızda size kısa bir mesaj gönderdiyse siz de kısa bir cevap yazın. Mesajın sonuna aranızdaki özel kısatma veya sembolleri ekleyin. Tatlı, seksi mesajlar atarken aşırıya kaçmayın.
3- Erkeği ilk
arayan asla siz
olmayın. İlk buluşmadan sonra onun aramasını bekleyin. Normalde sizi o gece veya
ertesi gün mutlaka aramalı. Uzun süredir birlikteyseniz sizi aradığından
daha az aramalısınız. Çok aradığınızda bu can sıkıcı olabilir. Sizi yapışkan olarak değerlendirebilir.
4- Erkek sizi aradığında sevindiğinizi çok belli etmeyin, en önemlisi telefonu ilk çalışında açmayın. Sizi merak eder ve
her istediğinde ulaşılır görünmezsiniz.
5- Aradığınızda cevap vermezse panik yapmayın. Bu durumda gerekiyorsa
mesaj atın. Bir süreden sonra hala ses çıkmadıysa sizinle ilgilenmiyor demektir. Çok acil ve önemli olmadığı sürece birkaç kere üst üste aramayın. Meşgulse size hemen geri dönüyor mu, ne kadar zamanda geri dönüyor? Bu davranışı ne sıklıkta yapıyor dikkat edin. Gerçekten meşgul olduğuna inanıyorsanız sorun yok.
6- Telefonda konuşurken birden ikinizde susuyorsanız bunun üstesinden gelmek için genel, onu tanımaya yönelik sorular sorun. Neredeydin gibi net cevabı olan soruları fazla sormayın.
7- Telefonda konuşmayı ilginç kılın. Arada espriler yapın. Uzun süredir birlikteyseniz, birlikte çok zaman geçiriyorsanız telefonda kısa konuşmanız normal.
8- Telefonda abartılı seks konuşmak iyi bir fikir olmayabilir. Bu tip konuşmaların fazla olması aranızdaki heyecanın azalmasına neden olabilir. Bu yüzden şirin ve tatlı konuşmalarla ilgisini canlı tutabilirsiniz.
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,saçları taralı,dişleri fırçalanmış adam yada kadını sevmek kolaydır..
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın köründe uykudan uyandırdığındaki
en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmektir..
Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir..
Bu durumda evlilik;hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor denilebilir…
Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir,hep beraber olmak istersin, banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir..
Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün…
Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin
On tane ayakkabısı varken, onbirinciye sahip olmakla mutlu olacak diye,istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin..
Zamanla olmaktan çok birşeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin
Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek,dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olarak görülüyorsa,o kadının saçlarının hiç yağlanmadığını ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil,bir Amerikan filminde karakterlerden biri olmaktır..
Bu hayallerle yola çıkıldığında,damat ilk gece gelinin saçlarından onlarca firkete sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketelerini çıkaramayıp kuaföre söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır..
Evlilik, sadece aşk değildir..
Evlilik; ev arkadaşlığı, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik,ayrı kökenlerin birlişmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir..
Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama tek başına ayakta tutamaz…
Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız,yalan olmuştur o evlilik..
Aşk evlilikte gider gelir..
Halıya kola döktüğünde aşk biter Ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur..
O aradaki sinir evresini aşabilenler, ellinci yılı görebilenlerdir..
Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır..
Zafer, direnenlerin olur..
Can Dündar..
Çocuğunuz bir gün yanınıza gelip, "Ben birine aşık oldum!" derse ne yaparsınız?Peki, çocuğunuzun sizi belki de şok edecek bu masum itiraflarına karşı vereceğiniz yanıt ve sonrasındaki tutumlarınızın, onun psikolojik gelişimi açısından çok önemli olduğunu biliyor musunuz? Nadis Eğitim ve Danışmanlık'tan Klinik Psikolog Şeyma Çavuşoğlu Itri, aşkın en çocukça halinde ebeveyn olarak neler yapmanız gerektiğini sizin için kaleme aldı.
Bir varmış bir yokmuş, çok uzak diyarlardan birinde, dünya güzeli bir kız çocuğu yaşarmış. Elma yanaklı, çilek burunlu, tatlı mı tatlı, dört yaşına yenibasmış bir kız çocuğuymuş Destina. Ailesiyle yaşadığı büyük bir çiftlikleri varmış. En büyük eğlencesi, anne ve babasına yardım etmek, hayvanlarla ilgilenmek, yemyeşil bahçelerinde kendi icadı olan oyunları ile oynamakmış. Gelzaman git zaman, Destina’nın yaşadığı çiftliğin yanındaki büyük avlulu taş eve yeni komşuları taşınmış. Gelenlerle tanışmayı ve arkadaş olmayı adet edinmiş ailesiyle Destina ziyaretine gitmiş komşularının. Kapıyı açan annenin yanı başında tombik yanaklı, uzaktan utangaç bakan Destan duruyormuş. Yaşları yakın olan çocuklarının beraber oynamasını teşvik etmiş aileler. Zamanla Destina’nın hayal dünyasından çok etkilenmiş Destan. Beraber yeni oyunlar icat eder olmuşlar. Hiç ayrılmayan buikili aradan bir sene geçtiğinde, bir çay vakti, koyu bir sohbete dalmış olan iki annenin karşısına geçmişler ve sırlarını açıklamışlar. Söylediklerine göre onlar birbirlerine aşıklarmış. Beş yaşındaki iki yaramazın bu itirafını şaşkınlıkla karşılayan anneleri, ne diyeceklerini bilememişler…
Bu masalın ardından akla gelen ilk soru: “Çocuklar gerçekten aşık olur mu?” Bu soruyu bir yetişkine yönelttiğinizde alacağınız ilk cevap net bir hayır olabilir. Çocuklaraşık olmaz. Peki, “çocukluk aşkı” tabiri nereden gelir öyleyse? Hani düşündüğümüzde yüzümüzü hafiften gülümseten o masum duygu… Çocuk ve aşkın bileşiminden gelir elbette. Ama bu, büyümüş halimizle, anne ya da baba olmuş bizlerin aşk adını verdiğimiz duygudan çok farklıdır. Çocuk aşık olmaz. Çocuk çok beğenir, çok ilgilenir, bağlanır ve hiç ayrılmak istemez. Bunun da adını aşk koyar,çünkü öyle öğrenmiştir izlediği çizgi filmlerden, programlardan, okuduğu kitaplardan ya da gözlemlediği büyüklerden. “Aşığım” diyen bir çocuk varsa hayatınızda, tepki vermeden önce anlamaya çalışın. Belki de hiç gerek yoktur onun saf duygusuna dokunmaya…
Dinlemeyi Öğrenin
Eğer çocuğunuz aşık olduğunu söylüyorsa, ilk adım onu dinlemek olmalı. “Nedir aşk sence?” diye sormalı. Çocuklar duygularını tartmadan, anlamadan yaşarlar. Sonra hissettiklerinin ne olduğunu anlamlandırmak adına etraflarındaki örnekleri incelemeye başlarlar. Eğer yaşadıkları duygu, o duyguyu yaratan kişiyi herkesten ayrı bir yere koyduruyorsa, birbirlerine özel olduklarını hissettiren insanlara bakarlar. Ablaları, ağabeyleri, anne ya da babaları buna aşk diyor ve aşık olduklarını söyledikleri kişiyle vakit geçirmeyi başka her şeye tercih ediyorlarsa, çocuklar da “Ben aşık oldum.” cümlesiyle bir gün karşınıza gelebilirler.
Çocuğun ilk çevresi aile ortamıdır. Dünyayı, evinde gördükleriyle tanır. Duyguları, anne, babasında ve varsa kardeşlerinde keşfeder. Zaman içinde, çocuk kreş dönemine geldiğinde, kazandığı sosyal çevre ile duygularında çeşitlilik oluşmaya başlar. Aile içinde deneyimlediği temel duygular, örneğin sevgi, farklı insanlarla tanıştıkça farklı şekillerde ortaya çıkmaya başlar, örneğin aşk. Çocukların aşk olarakadlandırdıkları duyguyu, yetişkin anlamıyla düşünmemekte fayda var. Bu, içinde hiçbir dipnotun ya da satır arası anlamın olmadığı, daha saf bir hali aşk dediğimiz duygunun. Bir nevi aşırı beğenme. Ve beğenileni diğer herkesten ayrı bir yerde tutma. Hep onunla oynamak istemek ya da ona özel olduğunu hissettirecek bir oyuncak hediye etmek gibi düşünülebilir. Çocuğunuz “aşığım” diyerek etrafta dolanıyorsa, bu kızılacak bir durum değildir. Bu duygu da diğer duygular gibi, yaşamasına yardımcı olmanıza ihtiyaç duyacağı ve onunla paylaşabileceğiniz güzel bir histir aslında.
Çocuğunuz duygularını adlandırmayı, tanımlamayı ve yaşamayı sizinle öğrenir. Aşık olmak gibi duygusal bir deneyim yaşadığında, bunu ailesiyle paylaşabileceği bir ortama sahip olması, gelişimine olumlu katkıda bulunur. Duygusunu açıkça ifade etme özgürlüğü, onun duygularından kaçmamasını ve onları saklamamasını sağlar. Yaşadığıyla yüzleşmeyi öğrenen çocuk, duygularını tanıma şansını elde eder ve onları içselleştirmeyi öğrenir. Özellikle, beğenmek, aşık olmak gibi ona kendini iyihissettiren, olumlu duyguların nasıl yaşanması gerektiğini öğrendikçe, duygularını anlamlandırır ve sahiplenir. Böylelikle, çocuk, öfke, kırgınlık, üzüntü gibi olumsuz duygularla karşılaştığında da edinmiş olduğu duygusal yetiler sayesinde, hissettikleriyle başa çıkabileceğine inanır ve yetersiz kaldığı durumlarda anne, babasına güven içinde başvurur
İyi Gözlemci Olun
Aynı zamanda, anne, baba olarak, çocuğunuzun aşk adını verdiği duygunun, onun davranışlarına nasıl yansıdığını gözlemlemek de çok önemli. Aşık olduğunu söylediği kişiye yakın olmayı istemesi çok doğal. Ancak, eğer ortada karşılık bulmayan bir beğenme varsa ve bir şikayet oluşmuşsa, çocuğunuza her duygunun karşılık bulamayabileceğini anlatmanız gerekiyor. Örneğin, çocuğunuzuniçinden gelen, hissini öperekpaylaşmaksa ve arkadaşı bundan rahatsız oluyorsa, karşı tarafın bundan hoşlanmayabileceğini izah etmeli. Anneve baba, “yasak” ya da “ayıp” gibi olumsuz ve cezalandırıcı kelimeler kullanmaktan kaçınarak, çocuğun duruma, karşı tarafın gözünden bakabilmesini yani empati kurabilmesini sağlamalı.
Ancak, çocuk aşığım diye dolanarak, kreşteki diğer çocukların peşinden koşuyor, herkesi öpmeye çalışıyor ya da notlar yazıp, resimler çizip masalarına bırakıyorsa, bu durumu itinayla gözlemlemek ve nedenini anlamak gerekiyor. Çocuklar ihtiyaçlarını her zaman net bir şekilde, sözel olarak ifade edemeyebilirler ve aşırı davranışlar sergilediklerinde bu yoğunluğun altında yatan büyük bir eksiklik olabileceği atlanmamalıdır. Fiziksel yakınlıkta direten ve uyarılara kulak asmadan “aşk masalı”na devam eden bir çocuğun neye ihtiyaç duyduğunu anlayabilirseniz ve bu ihtiyacı karşılayabilirseniz, rahatsızlık yaratan davranışı da akabinde ortadan kalkacaktır. Bunu da yapmanın en etkili yolu, çocukla anlayacağı bir dilde konuşmak ve söylediklerine kulak vermektir. “Neden herkesi öpmek istiyorsun? Öpünce ne olacak?, Öpmek ne demek?, Niye insan birini öpmek ister?” gibi basit bir dille, duyguyu somutlaştırarak, yani davranışlar üzerinden konuşarak, çocuğa sorular yönelttiğinizde alacağınız cevaplar sizi çözüme götürecektir.
Anne, baba olmak keyifli olduğu kadar zordur. Üzerine titrediğiniz, her ihtiyacını gidermek için çırpındığınız çocuğunuz neredeyse her gün yeni bir gereksinimle karşınıza gelebilir. Unutmayın ki bu küçük insanlar büyüyorlar ve Prof. Dr. Üstün Dökmen’in dediği gibi yaşama yerleşiyorlar. Bu taşınma sürecinde elbet bocalayacaklar, kafaları karışacak ve siz her ne kadar en yüksek voltta ışığı yollarına tutsanız da onlar kendi keşiflerini yapmak için her seferinde yeni bir yola sapacaklar. Önemli olan, girdikleri yolda karşılaştıkları yenilikleri anlamalarına ve zarar görmeden engelleri aşmalarına yardımcı olabilmektir. Aşk da çocuğunuz için keşfedilmeyi bekleyen yepyeni bir yol. Burada atacağı ilk adımları anlayışla karşılamak, paylaşmak ve gerektiğinde yönlendirmek anne, baba olarak sizlerin yapabileceği en etkili yardım.
Kadınlar ve erkekler 'çekici' olarak tanımladığı kişilerle daha kısık ses tonuyla konuşuyor.
Amerika’da Baltimore Üniversitesi’nden uzmanlar kişilerin ses tonlamaları üzerine bir araştırma yaptı. Kadın ve erkeklerden oluşan gönüllülerden, fotoğraflarını gördükleri ve ‘çekici’, ‘ortalama çekici’ ve ‘çekici değil’ diye tanımladıkları karşı cinsten 3 kişiyi telefonla araması istendi.
Kadınların ve erkeklerin “çekici” diye tanımladığı kişilerle daha kısık ses tonuyla konuştuğu belirlendi. Ayrıca kişilerin birini kandırmak istediğinde ses tonunu yükselttiği saptandı.
Bu 3 basit kuralla kıyafetinize en uygun çorabı bulabilirsiniz. Ufak birde çorap, pantolon, ayakakabı kombinasyonu önereceğiz.
1-İddialı bir tarzınız varsa çoraplarınız pantolonlarınızdan daha koyu,ayakkabılarınızdan daha açık olmalı.
2-Doğru çorap seçimi, sizin kendinize ne kadar önem verdiğinizin ve kıyafetlerinize ne kadar özen gösterdiğinizin bir göstergesidir. Kısa yün çoraplar uzun konçlu çizmeler için mükemmel seçimdir. Ancak bunları takım elbise ilegiymemelisiniz. Aynı şekilde şık klasik erkek çorapları da botlarla giyilmemelidir.
3-Siyah çoraplardan vazgeçmeyenlerden olabilrisiniz ama bu sporayakkabılarınızla birlikte kötü bir hava yaratır. Baklavalı çoraplar daha şık ve günlük duracaktır.
[h=2]Kombinasyonlar
Mavi jean, beyaz ayakkabılar ve beyaz çoraplar
Beyaz çorap iki durumda kabul görür. Biri mavi jean, beyaz ayakkabı kombini diğeri ise spor zamanıdır. Eğer jean'iniz siyah ise çoraplarınız da siyah olmalıdır.
Mavi jean, taba rengi ayakkabı ve mor çoraplar
Şık ve günlük tarzınızı korumak istiyorsanız renkli çoraplar bunun için doğru tercih olacaktır. Model seçiminde dilediğinizi seçebilirsiniz ama renk oalrak mor dinamik bir görüntü verecektir.
Lacivert takım elbise, kahverengi ayakkabılar ve kırmızı çoraplar
Lacivert takım elbiseler, çorap seçiminde sizi biraz rahat bırakır. Tercihiniz siyah çorap olabilir ama kırmızı çorap ile giyinmenin sırrını çözmüş olursunuz.
Gri takım, siyah kösele ayakkabılar ve siyah çoraplar
Şık kıyafetlerinizi siyah çorapla tamamlayın. Ancak mavi takımınızı şık göstermez. Çoraplarınızın ince ve pamuklu olmasına dikkat edin.
Son zamanların en çok konuşulan serisi Twiligt (Alacakaranlık Efsanesi) bu cuma ikinci filmi ile vizyonda. Peki bu filmin beğenilen aktörü Robert Pattinson ne giyiyor?
Kitleleri peşinden sürükleyen bu vampir New York’ta David Letterman Show’a katılırken Burberry kıyafetiyle görenleri kendine hayran bıraktı. Sevgiliniz Edward’dan mı bahsediyor durmadan ve ona benzemenizi mi istiyor? Sizde kendinize bu göz kamaştıran Burberry kıyafetinden alın ve sevgilinizi baştan çıkarın.
Ermenegildo Zegna İlkbahar/Yaz 2012 Erkek defilesi Milano Moda Haftası'nda oldukça renkli kombinler gösterdi.
İnce kumaşlar, açık maviler, gri ve bej tonları tüm kreasyona hakim gözüküyor.Kısa paçalar yine moda olurken deri ayakkabılar ise tüm takım elbiselerle benzer renklerde yeralıyor. Süet çantalara kadar Zegna'nın defilesinde inanılmaz bir renk uyumu tutturulmuş.
Mutfak için: Mutfakların bol ışıklı olması tercih sebebidir. Yemek odanızda ve mutfağınızda aydınlatmanızın daha çok ışık yayması önemli bir konudur. Özellikle yemek masanızın üstünde 2 sarkıt lamba kullanabilirsiniz. Sarkıt lambalar yemek masalarının üzerindekullanım için en uygun olanlardır. Hem de ihtiaycınız olan ışığı sağlar.
Okuma köşesi için: Kitap okuyacağınız ya da çalışacağınız alanda stilinize uygun lambaderler kullanabilirsiniz. Bu mekanlarda özellikle sabit bir aydınlatma tercihi yapmamalısınız. Lambaderlerin bu fonksiyonel yönleri okuma köşeleri için idealdir. Üstelik lambaderin boyunu kendinize göre ayarlayabilir, hareket eden başlığı sayesinde ışığı istediğiniz yere de doğrultabilirsiniz.
Çalışma masaları için: Çalışma masanızda güçlü bir ışık kaynağı kullanmalısınız.. Ayrıca fonksiyonel ve hareket edilebilir olmasına dikkat edin. Böylece ışığı istediğiniz alana doğru yöneltebilirsiniz. Üstelik masa lambası çeşitlerinin bol olması sebebiyle şık bir seçim de yapabilirsiniz. Enerji tasarruflu olanları tercih etmenizi tavsiye ederiz.
Bebek odası için: Hassas gözlere sahip olan bebeğiniz için ışık olumsuz bir güç kaynağıdır. Bebek odasında tercih edeceğiniz ışığın loş olmasına dikkat edin. Bu nedenle ışık gücü az bir abajur tercih edebilirsiniz. Ayrıca devrilme, kırılma ihtimaline karşı malzemesini pleksi ya da akrilik olarak tercih edebilirsiniz.
Salon için: Özellikle misafir ağırlamaya bayıldığımız bu alanlar için evin stiline göre aydınlatma seçmek çok önemli. Kristal bir avizeyi modern bir salonda kullanamayacağınız gibi, klasik bir mekanda da retro bir aydınlatma kullanmanız mümkün değil. Bu nedenle salonunuz için aydınlatma tercihi yaparken evinizin salonunu iyi belirleyin.
Koridorda: Uzun koridorları aydınlatmak için aplik kullanımı önemlidir. Koridor aydınlatmasında ışığı güçlü aydınlatmalar yerine şeffaf aplikleri tercih etmelisiniz. Hatta etrafında çerçeveler ve tablolar da kullanarak dekoratif bir görünüm elde edebilirsiniz.
Oturma odaları için: Genellikle günün yorgunluğunu atmak için kullandığımız bu alanda göz yormayan yumuşak bir ışık kullanmak gerekli. Bu yüzden indirekt ışık veren lambaderler tercih edebilirsiniz. Zevkinize göre kumaşlı, desenli, taşlı başlıklarla tercih edebilirsiniz.
Dekorasyon için: Dekoratif lambalar ışık yayma özelliğinden çok dekoratif yanlarıyla ön plandadırlar. Bu dekoratif lambaları tercih ederken özellikle tasarruflu ve ekolojik olmalarına özen gösterin. Stilinizi belirleyerek evinize uygun aydınlatmayı tercih edin.
Evinizin farklı odaları
için, değişik biçimlerde yapabileceğiniz perde bağlama önerilerine ihtiyaç duyabilirsiniz diye düşündük.
KADİFEDEN İP
Perde kumaşınızdan kestireceğiniz kalınca
bir şeridi burarak perde kuşağınızı yapın. Perdenizin etrafından dolayarak, bağlayın. Dilerseniz perdenize göre
iki farklı şerit kullanın.
METAL BİLYELER
Perdenizle uyumlu bir renkteki kalın ip ya da ince kumaş şeridine metal boncukları geçirerek perde kuşağı hazrlayın. Uç kısımda ekstra birkaç boncuk ile de braçölünüzü yapın.
Renginden sıkıldığınız koltuğunuzu
yenilemenin en kolay yollarından
birinin ona yeni bir kılıf diktirmek ya da dikmek olduğunu biliyorsunuz. Gelin bu sefer, farklı renk ve dokumadaki kumaşlar ve çiçek desenleriyle onu biraz da süsleyelim.
Uygulamayı yaparken aklınızda bulunsun:
* Eğer koltuğunuzun kılıfı ya da döşemesi çok yoğun bir desene sahipse, yeni kılıfınızı düz ve
tek bir renkte seçmenizi öneririz. Bu sayede üzerinde
küçük birkaç çiçek deseni bile göz zevkiniz
için yeterli olacaktır.
* Bu uygulamayı, kalın bir döşemelik kumaş yerine denim (jean ya da kot) kumaşı kullanarak da yapabilirsiniz. Eğer denim kumaş kullanmaya karar verirseniz, kullanmadan önce mutlaka elde yıkayın. Bu şekilde kumaşın fazla boyayı akıtmasını sağlamış olursunuz ve koltuğunuz bundan etkilenmez.
MALZEMELER
* 2 renk kumaş
* Çizim kalemi (yumuşak uçlu resim kalemi)
* Makas
* İğne-iplik
* Tela
* Patron kağıdı
* Toplu iğne
NASIL YAPACAKSINIZ?
Patron kağıdına 25-10 cm. boyutlarında 18 adet yaprak çizin. Ayrıca 3 adet de 10 cm. çapında daire çizin. Çizdiğiniz bu deseni makasla kesi ve çıkarın.
Dahasonrakumaşları düzgünce serip üzerine telayı yerleştirin. En üste, patron kağıdından hazırladığınız yaprak modelini koyun. Kayması nı önlemek için toplu iğneyle sabitleyin. Bundan 18 adet hazırlayın. Aynı şekilde 3 adet de daire hazırlayın. 6 adet yaprağı bir çiçek deseni oluşturacak şekilde dizip ortasına bir daire yerleştirin ve dikin. Oluşturduğ unuz çiçekleri dekoratif bir şekilde yeni kılıfınızın dilediğiniz yerine monte edin. Bizim önerimiz koltuğun sırt kısmı ve pufunuzun bir köşesi.
Ama son karar sizin...
IKEA ile ortaklaşa yaptığımız çalışmada bu ay, Işık Ekin Aktürk'ün evine konuk olduk. Maslak'taki evde sahibesinin misafirleri için hem oturma, hem de yatma işlevi taşıyanbir oda tasarladık.
YATAK KANEPE
Beddinge yataklı kanepe gündüzleri koltuk, geceleri iki kişilik yatak fonksiyonu ile misafirleri ağırlamak için düşünüldü. Farklı kılıf ve yatak seçenekleri mevcut. Beddinge yataklı kanepe Sandvik kılıf ile:
(140x200 cm.) 648 TL.
SAKLAMAK İÇİN
Expedit raf ünitesi ile uyumlu Lekman saklama kutusu kullanıldı. Böylece ev sahibi için fazla eşyalarını saklayabileceği bir alan oluşturuldu.
Lekman kutu: (33x33x37cm.) 19.95 TL.
GİYSİLERE ÖZEL
Ev sahibi ve misafirlerinin giysilerini depolamak için Pax Heimdal sürgü kapaklı gardıroba yer verildi. Eşyaların düzenli durması sağlanırken, sürgü kapak kullanımı ile yer kazanıldı. Pax Heimdal Gardırop: (150X58X236 cm.) 904 TL.
PERDELER
Daha geniş ve aydınlık bir mekan yaratmak amacıyla beyaz tül perdeler ve yastıklarla uyumlu Henny perde kullanıldı.
Henny perde: (145x300 cm.) 67TL., Lill perde: (280x300 cm.) 9,95 TL.
DVDLERİ TOPLAMA ZAMANI
DVD'leri depolamak için duvarda Lerberg CD/DVD raf ünitesine yer verildi. Ünite duvara monte edildiğinde yerden de kazandırabiliyor.
Lerberg CD/DVD raf ünitesi: (85x16 cm.) 9,95 TL.
“Twinkle Twinkle, Little Star” lirikleri yazılmadan önce çocuklar, yukarıda gördüğünüz aynı melodi olan Fransız şarkısıyla karşılaştılar. 12 yaşında olan Wolfgang Amadeus Mozart bu şarkısıyla tanındı çünkü Variation on Ah! Vous diriai-je, Maman (K.265) ile başlayarak melodilerini kullandı. İş verenin büyüyen bir çocuğa yaklaşımı için, Leopold, hırslı baba, kötü ününü didiklemek için bu zeki genç bu melodileri seçmiş olabilir mi? Wolfgang’ın şaka ve zeki kelime oyunlarını çocuğunuza verin ve kesinlikle yararlı olacak.
Daha önemlisi, Mozart’s Wariations, dünya çapındaki orta müzik öğrencileri tarafından uygulanması ve ezberlenmesine rağmen biz insanları en iyi şekilde düşünmemize ve yaratıcılığımızın gelişmesine neden olmuştur. Neyse, Mozart bugün yaşasaydı, çocuklar için iyi bestelenmiş melodilerin büyük bir değeri olduğunu bize söylerdi. Çocukların iç güdüsel olarak anladığını müzik bir dil içersinde söylüyor. Notların eşini bulmak, lirikleri dahil etmek, tempoları hareketlendirmek; güzel, derin olan duyguları ve ahenkli boyutları açıklamak için çocukları (hatta yetişkinleri de) davet ederek yörüngesine çekiyor.
Bu arada, fiziksel titreşimler, düzenlenmiş örnekler, hoş ritimler ve ince çeşitler, farkı zeka ve vücutlarla doğal olarak bir tarzda değişen beyin ve öğrenilmeyen bir boyutlu alışkanlıklar birbirini etkilemektedir. Çocuklar güvendikleri ve sevdikleri biriyle oynayıp, dans edip, alkışlayıp ve şarkı söylediklerinde mutlu olurlar. Müzik onları sevindirir ve eğlendirir; zeka, duygu, sosyal ve fiziksel gelişimlerini şekillendirmeye yardım eder--- ve kendi kendilerine öğrenmeye başlayarak ihtiyaç duyduğu heves ve yetenekleri verir.
Son zamanlarda, araştırmanın büyük bölümü yaşamımızı düzenleyebilen ses, ritim ve müziğin spesifik usullerine yol göstermiştir. Araştırma sonuçları, Mozart’ın müziğini kullanarak, Mozart Etkisi dönemini şaşırtıcı bir şekilde yükseltmiştir. Fizik ve zeka bilinci geçici olarak yükseltmek Mozart’ın Müzik yeteneğini olağan dışı gibi kuşatmak için bu ifadeyi kullanıyorum; dinleyicilerin konsantre olması ve konuşma becerilerini geliştirme gücüdür; düzenli olarak müzik eğitimi alan çocuklar arasında okuma ve dil yeteneklerini ilerletmeye meyillidir ve şarkı söylerken veya bir enstrüman çalan çocuklar arasında Standart Değerlendirme Sınav (SAT) puanlarını artırmada müthiştir. Fakat, araştırmalar Mozart Etkisinin, çocukların test puanlarını artırmada daha etkili olduğunu gösteriyor.
Çocuğunuzun yaşamında, Mozart Etkisini tanımak ve bilinçli olarak gerçekleştirmeyi tanımak için öğrenerek yapabilecekleriniz:
Bebek doğmadan önce onunla konuşmaya ve iletişim kurmaya başlayın.
Rahimde ve erken çocukluk ( bebeklik) döneminde beyin gelişimini geliştirin.
Doğumdan önce duygusal algı ve tutumlarını olumlu olarak etkileyin.
Fiziksel dünya anlayışını anlayabilmesi için çeşitli sesler sağlayın.
Bebekliğinde bile stres duygularını ve fiziki ağrılarını azaltın.
Emeklemeyi, yürümeyi, zıplamayı ve koşmayı öğrenme zarafeti ve kolaylığını dahil ederek motor gelişimini geliştirin.
Kelime, anlamlı ve iletişim kolaylığını dahil ederek dil yeteneğini geliştirin.
Gelişmiş dünyanın duygu ifadesi, yaratıcılığı ve estetik güzelliğini ona öğretin.
Sosyal kabiliyetlerini geliştirin.
Okuma, yazma, matematik ve diğer akademik yeteneklerini aynı zamanda hatırlama ve aklında tutma yeteneğini de geliştirin.
Eğlence iletişimini öğretin.
Kişiliğini oluşturmasına yardım edin.
Müzik ve rutin sözlü sesleri düşünmek şaşırtıcıdır, yaşamımız boyunca müzik ve rutin bizim için var olur, bunlar zeka ve beden üzerinde etkili bir güç olabilir. Fakat bu kanıt tartışılamaz. Kulağa gelen iyi bir müzikten daha da uzaktadır. Akıllıca kullanıldı, aileniz için sağlıklı ve teşvik edici sesli bir dünya yaratabilir ve sadece çocuğunuzun ne olacağını nasıl merak ettiğinizi ona belli edin.
İlk zamanlardan beri, insanoğlu titreşim, ritim ve sesin gücünü anladılar. Çoğu kültürün yarattığı efsaneler, var olmayan ilkel ses veya titreşimleri yaratarak tanımladılar. Eski Çin ve Mısırlılar müziğin temel bir element olduğunu düşündüler----- evreni yöneten ilk ilkeler olarak yansıttılar. Müziğin insan ruhunu yükselten ya da alçaltan ve medeniyetlerin kaderini değiştiren bir güç olduğuna inanılırdı.
Sonuç olarak, insanlar geçen mevsimleri kutlamak için tarihler boyunca müzik yapmışlar, toplumdaki her bireyin yaşamında parçalar yapmışlar ve kabile, diğer gurupların bireyleri arasında fikir birliği yapmak için ritimler kullanmışlar.
Şimdi, bir milenyum bitip diğer bir milenyum başlarken, bilim bu eski çağ sezgisi arkasındaki gerçeği doğruluyor. Science News’deki son makale evrenin ilk zamanlarındaki sesin, titreşimli dalgalar şekli, bugün gökyüzünde gördüğümüz galaksi kabuklarına ve büyük boşlukların çarpıcı örnekler orkestrasına yardım edebilirdi. Ayın kendi kendine titreşimli olduğunu, ‘çınlayan’ bir zilin gibi küre şeklindeki ahenkli olduğunu ve muhtemelen uzun çağ meteor çarpışına cevap olduğunu biliyoruz. Aynı dönemde, ( ortaya çıkan) küçük dalgalara neden olan ve çok çabuk büyüyen depremin titreşimli etkileri tarafından tusinami meydana gelir. Müzik, bu tip titreşimin özel bir durumudur----- gücünü bize transfer eden bir enerji dalgası.
“The Mozart Effect for Children / Çocuklara Mozart’ın Etkisi ” da, yazar Don Campbell müziğin çocukların dilini, hareketlerini, ve evde, okulda, oyunda duygu yeteneklerini geliştirmek için harika bir araç olduğundan bahseder. Yazar, çocuğun doğum öncesinden on yaşına kadar, aile ve öğretmenlerin müzik, ses ve şarkı ile çocuğun hayal gücünü yaratmasını, her gruba ve gelişim aşamasına uygun basit egzersiz ve eğlence aktivitelerini desteklemeleri için zengin dinamik ve buluş yollarını sunar. Campbell, ailelerin yeni doğan çocuklarıyla sıkı bir bağ kurması için özel yöntemlerden iyi bir beslenme alışkanlıklarına ve ilk okul öğrenciler göre stres azaltmaya kadar hem uygun hem de esaslı olan fikirler ve egzersizler sunuyor.
“The Mozart Effect for Children” büyükanne-babaları ve eğitimcilerin yanında her aile ve çocuk için çok değerli bir kaynaktır. Campbell’in büyüleyici, bilgi edici, merhametli yardımı, inanılmazlığı, ton, ritim ve melodinin gücünü yükseltmesi--------- çocuğunuzun istekli, başarılı olmasına yardım edebilir ve zekasının, vücudunun, ruhunun sağlıklı geliştirebilirsiniz.
Don Campbell, ömür boyu öğrenme için müziğin yararları hakkında araştırması ve yazması otuz yıldan daha fazla zaman harcadı; eğitim ve sağlıktaki müziğin rolü ile dünya çapında çok ünlü oldu. Klasik bir müzisyen, eğitimci, yazar ve öğretmen olarak senfoni orkestra, okullar, müzik eğitimcileri ve dünya çapındaki sağlık profesyonelleri ile çalıştı. Otuz ülkedeki çocukların müzik aracılığı ile öğrenme, yaratma ve tecrübe kazanma kabiliyetlerini geliştirmesi için onlara yardım etti. Boulder Philharmonic ve American Music Research Center’da başkanlık yaptı. Kitapları on ili dilde çevrildi. Campell Boulder, Colorado da yaşıyor.
Soru: Bir yaşındaki kızım destek ile yürüyor. Ona ne zaman ayakkabı giydirelim ve ilk olarak ne çeşit ayakkabı kullanalım?
Cevap: İlk adımlarını atarken bebeğinizi izlemek nasıl da heyecan vericidir! Bu çok önemli bir dönüm noktasıdır. Yürüyüş aşamalarını izlemek harikadır: destek vererek kaldırın, yerin ortasında ayakta durma pozisyonuna getirin, mobilyalara doğru tutarak yürütün ve bir elinizden tutarak yürümeye başlatın. Bu oldukça heyecanlıdır, onu itmenize gerek yok. Her bebek kendine özel bir zamanda ve bir yöntemle başaracaktır. Şimdi önemli bir soru geliyor. Ayakkabıları nasıl olmalı? Bebeğinizin ayaklarıyla ilgili özel sorunlarınız varsa, pediatriste ( çocuk doktoruna) danışabilirsiniz. Ayakkabı hakkında verebileceğimiz bilginin kendi tecrübe ve kültür inanışlarına göre olduğunu unutmayın. Bazı aileler en pahalı ayakkabıları almaktan hoşlanırlar, bebeğinizin ayağına küçük gelebilirler; bazı ailelerde mümkün olduğu kadar çocuklarının ayaklarını küçük ayakkabılarla sıkarlar. Yapılması gereken bir çok usul vardır. Doğru kadar verdiğinizde düşünmek için birkaç kural vardır:
Bebeğinizin ayağı yürümesi için hazır olsun. Ayağın güçlü ve vücudun kompleks bir parçası olduğunu, vücudunuzu taşıyan, vücudunuzun diğer kısımlarını dengede tutan ve yeri sıkı tuttuğunu unutmayın. Emekleme, tekme atma, itme, hareket ettirme gibi normal bebek hareketlerini yapmak için şansı olan ayaklar yeni yürüyen bebekleri desteklemek için yeterli güçleri vardır. Destek için ayakkabıya ihtiyaç duyan normal- bebek gelişim fikri, bebeğin fiziksel ihtiyaçlarını temel almaz.
Ayakkabılar çeşitli korumlar sağlar. fakat, bebeğin ayakları hassastır. İnsanların zamanla sertleşmiş ayakları gibi değildir. Sıcağa, potansiyel olarak diğer keskin veya ağrılı yüzeylere duyarlıdır. Bebeğiniz güneşte ve sert zeminde yürürse ayakkabı gerekli korumayı sağlar.
Ayaklarını sıkıca tutulmak için kullanır. Emeklerken veya yürürken onu izlerseniz, ayaklarını ne kadar çok kullandığını görebilirisiniz. Hareket ettiğinde ayak parmaklarını kıvırır ve yere sıkıca tutulur; adımını biraz daha uzağa gitmek için kısa asımlar atarak ayaklarını sallar. Ayak hareketlerini sırayla kullanmak için ayakkabı ona fırsat sağlar. her gün biraz çıplak ayakla yürümesi onun için yararlıdır.
Hissetmek için ayaklarını kullanır. Çıplak ayak zamanı bebeğinize duyumsal deneyimler sağlar. Ayaklarıyla çimenlikte ve toprak, zemin ve halı arasındaki farkı anlayabilir. Duyumsal bilginin bu çeşidi, ( vücudunun diğer kısımlarıyla anlar) bebeğin gelişimi için önemlidir.
Ayakkabılar esnek olmalı. Esnek bir ayakkabı, bebeğinizin dengesini korumasını ve yürüyüşüne yardım etmesi için ayak hareketlerini kullanmasını sağlar. esnek ayakkabılar, sert veya bükülmez ayakkabılardan daha rahattır. Ayrıca, ayakkabılar kaygan olmamalı. Ayakkabılarıyla kayıp düşmemesi, bebeğinizin güvenliği için önemli. Fakat bazen süper yapışkan özelliği olanlar çocuğunuzu ilk olarak düşürür çünkü zemin için tek yapışkanlı kullanılmamışlardır.
Bebeğinize uygun olduğundan emin olun. En önemlisi, bebeğinizin ona uygun ayakkabıları olmalı. Çok sıkı ve çok gevşek ayakkabılar kabarcık ve ağrıya neden olabilir, ayakkabılarla yürümeyi yada koşmayı denediklerinde tehlikeli olabilir.
Çocuklar ayakkabı konusunda inançtı olurlar. Bazı çocuklar ayaklarına giydiklerinden nefret ederler ve giydikleri ayakkabı ve çorapları her zaman çıkartırlar. Bu çocukları ayakkabıları giymesi için zorlayın, güvenlik almanızın dışında ( sıcak kaldırım, kırık cam, çimenlerde bulunan yapışkan şeyler) mücadele etmesi anlamsız olabilir. Bazı çocuklar ise ayakkabısız hiçbir yere gitmezler. Bebeğinizin ayakkabıları giyme fikrini düşünmeyi unutmayın.