Arkadaslar sizlere okudugum bir haberi burada yayinlamak istiyorum.
İngiliz Temyiz Mahkemesi, Bangladeş asıllı Begüm'e çarşafla eğitim alma yasağı getiren okulu haksız buldu.
Fransa'nın ardından Almanya'da da ülkelerinde dini sembollerin yasaklanmasına yönelik girişimler artarken, İngiltere'de çarşaf giydiği gerekçesiyle okuldan uzaklaştırılan Müslüman bir kız açtığı hukuk savaşını kazandı. Temyiz Mahkemesi, Bangladeşli Şabina Begüm (16), okulda çarşaf giymesinin yasaklanmasının insan haklarına aykırı olduğuna karar verdi. Begüm, 2002 Eylül ayında çarşaf giydiği gerekçesiyle eve gönderildiğinden beri okula gitmiyordu. İngiltere'de dini kıyafetler giyilmesiyle ilgili bir yasa bulunmamasına rağmen, Dembigh Ortaokulu yöneticileri "Çarşafın güvenlik ve sağlık riskini artırdığını" gerekçe göstermişti. Avukatlığını Başbakan Blair'in eşi Cherie'nin yaptığı Begüm, çarşaf giymesinin yasaklanmasının, "İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca dini özgürlüğünün ihlali olduğu" iddiasıyla temyiz mahkemesine başvurmuştu.
Darisi Türkiye'mizin basina... Dikkat ederseniz magdurun Avukatlığını Başbakan Blair'in eşi Cherie yapiyor. Ben bunu alkislarim
Aksaray merkezde olup 1 km. mesafede İlin doğusunda hakim bir tepede (Kirkkizlar tepesi) yer almaktadır. Tepe üzerinde türbe ve yazlık köşk olarak kesme taştan yapılmış iki bölümden ibarettir. Türbe içerisinde Sultan II. Kılıçarslan'ın ve IV. Kılıçarslan'ın iç organları gömülüdür. Selçuklular döneminde yapılmış sonradan onarılmıştır. Elektrik,su ve çevre düzenleme çalışmaları bitirilmiş,ağaçlandırma çalışmaları devam etmektedir. Yolu stabilizedir.
Aksaray-Nevşehir karayolunun 15 km.'sinde bulunan han Osmanlı kaynaklarında Hoca Mesud Hanı olarak geçmektedir. Han miladi 1231 tarihinde Alaaddin Keykubat tarafından başlatılmış 1239 tarihinde Gıyaseddin Keyhusrev tarafından tamamlanmıştır.
Hanın portalinde Selçuklu devri mimarisinin bütün süslerini ve hususiyetlerini görüyoruz. Eskiden kitap kopya edenlere (ağzıkara) derlerdi. Hattatlar yazdıkları yanlış kelimeleri parmaklarını ağızlarına götürerek yalamak süratiyle yanlışlarını düzelttikleri için ağızları daima kara olurdu. Büyük Türk Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa hattatların ayaklanması sonucunda şehit edilmiştir. Tarih onun ölümünü hazırlayanları ağzıkaralar, karaağızlılar şeklinde nitelendirmektedir. Bu köyün yeni olan adını bir istinsahçı (kopyacı)'dan aldığını zannediyoruz.
Ağzıkarahan kervansarayı, hamamı, imareti, yazlık ve kışlık yerleri, çeşmeleri, gözetleme kulesi ile tam teşeküllü bir kervansaraydır. Bu kervansaray aynı zamanda müstahkem bir askeri konak ve sığınaktır. Duvarın üstünde dört tarafında kale burçlarındaki gibi dendanlar vardır. Hacı Ali Paşa Aksaray'daki köprülerden birini tamir ederken ve yenilerken taşlarını bu hanın üstündeki dendanlardan söktürmüştür.
Aksarayın 42. km. batısında, Sultanhanı kasabasında bulunan Kervansaray 1229 da I. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.
1278 de Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından genişletilmiştir. Dıştan yazlık ve kışlık bölümlerinin boyu 116.90 m. dir. Yazlık kısmının eni ise 49.35 m. Boyu 61.75 m.dir. Kışlık kısmının eni ise 32.90 m. Boyu 55.15 m. dır. Yazlık ve kışlık kısmının toplamı 4866 m y bulmaktadır.
Yazlık kısmının geometrik şekillerle süslenmiş muhteşem bir portali vardır. Han içinde bulunan tüm yapı özellikleri itibariyle Sivastaki Gök Medreseye benzemektedir. Sivri kemerin hemen altında Elminnetül Lillah yani Kudret Allahın dır duası yazılıdır.
Çok sağlam durumda iç portal, dah kuvvetli rölyefler halinde geometrik yıldız geçmeler ve rozetlerle işlenmiştir. Karatayhanın iç portali bunu örnek alarak aynen tekrarlanmıştır.Bu iki portalin Alaaddin Keykubat zamanında, hol kısımlarıyla birlikte tamamlandığına bir işarettir.Mukarnaslı tromplar üzerine oturan kubbe, süslemeleriyle holdeki sade taş minareyi canlandırır. Kubbenin külahı yıkılmıştır.
Helvadere Kasabası, Aksaray'ın 30 km. güneyinde Hasandağının eteğinde kurulmuştur. Bugünkü Nora Viranşehir'in kuzeyine düşmektedir Nora, Helenistik devrinden itibaren iskan görmüş stratejik mevkiide önemli bir askeri merkezdir.Şehir, daha sonra Roma, Bizans devirlerinde de bu önemini korumuştur. Bugün, birçok kilise, kale ve tarihi yapılar görmekteyiz. Ayakta kalan yapılar genellikle Bizans devrine aittir. Bu kiliseler kısmen tahrip olmuşsa da çeşitli freskler halen göze çarpmaktadır.
KİLİSE CAMİİ(Aziz Gegorius Kilisesi)
Güzelyurt ilçe merkezindeki Hristiyanlık dönemi eserlerinden olup, Ortodoks alemi için büyük önem taşımaktadır. M.S. 385 yılında kapalı Yunan haçı planında inşa edilmiştir.
Daha sonra çeşitli ilave ve tamiratlarla değişikliğe uğrayan kilisenin, çan kulesi minare haline getirilerek camiye çevrilmiştir. Ayrıca bahçesinde ayazma bulunmaktadır.
AZİZ ANARGİROS KİLİSESİ (Bucak Kilise)
Güzelyurt ilçe merkezindedir. Kapalı Yunan haçı planında olan kilise, kubbeleri ve kolonları dahil olmak üzere tümü kayaya oyularak yapılmıştır. Narteks ve ön cephe daha sonra kapatılmıştır.
Kilise, son olarak 1884 yılında tamir görmüştür. Kubbesindeki 1887 tarihinden fresklerin onarımında 3 yıl sonra yapıldığı anlaşılır. Günümüzde vatikandan buraya gelip hacı olanlar vardır.
Aziz Anargirosun yortu günü olan 1 Kasım günleri kilisede hastalar büyük bir tören düzenleyerek sabahlara kadar dua etmektedirler.
Güzelyurt ilçe merkezi ve manastır vadisinde üç adet açık yer altı şehri vardır.
Aksaraya 28 km. mesafededir.
Ihlara Vadisinin bitiminde kurulmuş bir kasabadır.
Ihlara, Yaprakhisar, Belisırma ve Güzelyurtta olduğ gibi burada da kayadan oyma kiliseler vardır. En önemli kilise Selime Katedrali olarak bilinmektedir. Katedral kayalara oyulmuş, yüksekçe bir yerdedir. İçinde iki sıra halinde sütunlar sırası vardır. Bu sütunlar Katedrali üç sahana ayırmıştır.
Vadinin diğer kısımlarında görülmeyen Peri Bacalarını Selime kasabasında görmek mümkündür.
Aksaray, Hristiyanlığın daha ilk yıllarında önemli bir din merkezi olmuştur. Kayserili Basilus ve Nazianzoslu Gregorius gibi mezhep kurucuları 4. yy. da burada yetişmişlerdir. Mısır ve Suriye sisteminden ayrı bir manastır hayatının kurallarını bunlar tespit etmişlerdir.
Böylece Yunan ve Slav sistemi doğmuştur. Mısır ve Suriyeli rahiplerin dünya ile olan ilişkilerini kesmelerine rağmen Basilus ve Gregoriusun rahipleri dünya ile olan ilişkilerini kesmiyorlardı. Bu yeni anlayışın yeri Belisırma idi.
Gregorius, teslis inancına yeni bir izah getirerek Hz. İsanın tanrılığı tartışmasında İznik toplantısı görüşlerine kuvvet kazandıran fikirler ileri sürdü. Böylece Hristiyanlık tarihinde öncü bir aziz oldu. Gregoriusun yetiştiği kayalık bölge (Belisırma, Ihlara, Gelveri) Manastır ruhuna uygun, kayalara oyulan kiliseler topluluğu haline geldi.
Arap akınlarına karşı, Hasandağındaki müdafaa kaleleri karşı koyunca bu kiliseler faal ibadet merkezi durumlarını devam ettirdiler.
Ihlara vadisindeki kayalara oyulmuş bu freskli kiliseler, korunarak yeryüzünde eşine rastlanmayan bir tarih hazinesi olarak zamanımıza kadar gelmiştir.
Hristiyanlığın ilk yıllarından itibaren kayaların rahatlıkla kazılmasıyla meydan getirilen bu freskli kiliseler ve iskan yerleri 14 km boyunca Ihlaradan Selimeye kadar devam eden IHLARA VADİSİ içerisinde yer alırlar.
Kiliselerden sadece ikisinin tarihi tespit edilmiştir. Direkli Kilise (976-1025), Saint Georges (1283-1295) yıllarına aittir.
Sonuncusu çağının sanatının tipik bir örneğidir. Bir Selçuk Sultanının elbisesini gösteren resim, Türk Hükümdarının himaye ve yardımı ile bu kilisenin yapıldığına belge teşkil etmektedir.
X. yy. ortasında Bizansın Toroslar ve Klikya bölgelerini geri almasıyla Ihlara bölgesinde de yeni Kiliselerin yapıldığı görmekteyiz. Bahaeddin Samanlığı Kilisesi, Sümbüllü Kilise ve Direkli Kilise resimleri bu yüzyılda işlenmiştir. Ala Kilise, Akhisardaki Çanlı Kilise ve Karagedik Kilisesi XI. yy. başlarındaki bizanrs sanatına örnek teşkil eder. Eski kiliseler sonradan bazı Bizans tipi resimler de ilave edilmiştir. Bu davranış, XI. yy. da Selçuk Türklerinin bölgeye gelmesiyle son bulur. Fakat bölgedeki dini hayat devam eder. Bölgenen kilise hayatı 1924deki nüfus mübadelesiyle son bulur.
Aksaray merkezi içinde kuzeydoğ tarafında II. Kılıçarslan Tepesi eteğinde Ervah Kabristanlığı içinde bulunmaktadır.
Şeyh Hamid-i Veliye ait türbe açık bir türbedir. Mezarı burada bulunmaktadır. Mezarı mermerden yapılmış olup, H. 815- M. 1412 yazısı Solda ikinci kubbenin olduğu kısmında demir kapıyla türbedar odasına girilir.
Türbedar odasındaki iç kısmına geçildiğinde 1.5 X 1.5 m ebadında tek gözlü penceresi olan çilehane yeralmaktadır.
Açık türbenin arka kısmında Şeyh Hamid-i Velinin itikafhanesi yer almaktadır. Demir kapı açıldığında hafif meyilli dehliz görünümlü bir yer karşımıza çıkmaktadır. Merdivenle inilen bu uzun koridordan arka duvarın kuzeyinde iki, doğusunda bir adet niş bulunmaktadır. Kemer şeklinde üst kısım oluşturulmuştur.
Bu dehliz koridorun önü kapatılmış arka kısmındaki 2X1.30 m. Ebadındaki odaya 70X40 cm. ebadında son derece küçük ve ancak diz çöküp eğilmek suretiyle girebilecek bir kapıdan girilmektedir. Yapıda günümüze ulaşan iki tane mezar taşı vakfiyesi bulunmaktadır.
Eğri Minare Aksaray merkezinde yer almaktadır.
Selçuklu dönemine ait olup, 1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır.
Dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindirik gövde, ince bir silme ile iki kısma bölünmüş, alt kısmı zikzak, üst kısmı mavi ve yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır. Minare yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olması nedeniyle 1973 yılında çelik halatlarla bağlanmıştır. Yanındaki cami, sonradan yapılmıştır.
Buda bizim Kanli Pelit agacimiz. Hakkinda bircok söylentiler var. Ne kadar eski (tarihi) bir agac oldugunu asagidaki resimde görüyorsunuz. Fakat isminin nerden geldigi tam olarak bilinmiyor.
Halk arasinda bir kac rivayet var. Kimisi; agacin bulundugu konumdan dolayi, tam yolun viraja girdigi kisimda bulundugu icin cok kazalara yol actigi gerekcesiyle bu ismi aldigini söylüyor. Kimiside; eskiden beri bu agaci kesmeye calisan kisilerin yaralanarak bunu beceremediginden dolayi bu ismi aldigini söylemekte. Tabi bunlar halk arasinda dolasan sözler. Gercek bir kaynak bulamadim.