alibabacetin

alibabacetin

Üye
09.12.2006
Er
332
Hakkında

#16.12.2006 16:44 0 0 0
  • Konu: MsN NicK
    www.messe.nl

    adresinden nicknamemaker var orayı tıklayıp yapabilrsiniz.
#15.12.2006 16:23 0 0 0
#15.12.2006 12:37 0 0 0
  • Lütfunu esirgeme ey Rab bu kuluna ki, azığı pek kalîl,
    İflas etmiş olsa da sadakatle yine kapına geldi ey Celîl!
    Günahı pek büyük; Sen o günahları yarlığa ne olur,
    Hali de pek acip, hem günahkar bir abd-i zelîl.

    Onun ki isyan üstüne isyan, hata üstüne hata,
    Senden ihsan üstüne ihsan, hem de atâ-yı cezîl,
    Kum taneleri sayısınca günahlarından Sana sığınıyor,
    N'olur müsamahanı göster de sil onları ey Cemîl!

    Nice olur halim, yok defterde işe yarar bir fiil,
    Düşmüşlüğüm çok, taate gelince pek kalîl,
    Ruhumun yaralarını sar da, hâcâtıma kıl bir çare,
    Sen Şâfî-i Hakikî, ben de kalbi sakîm bir alîl.

    Beni yakan ateşe de berd ü selam ol de ey Allah'ım,
    Bir zaman dediğin gibi fî hakk-ı Halîl,
    Sensin Şâfî, Sensin Kâfî, evvel-âhir her işte,
    Ente Rabbî, Ente hasbî, Ente lî ni'mel-Vekîl.

    Cömertliğine yoktur sınır, fazlınla bu kulunu sevindir,
    Gönlümü şâd eyle, göster de en güzel bir delil,
    Saç rahmetini üzerimize, hem emin kıl korktuğumuzdan,
    Ya İlahî! Sensin yegane hüküm sahibi, münadin de Cebraîl.

    Nerde Musa, nerde İsa, nerde Yahya, nerde Nuh,
    Sen ey âsî nefis, dön de ara bul bir Mevla-yı Celîl!
#15.12.2006 10:39 0 0 0
  • estağfurullah helal olsun. Konami kardeş haklı kopyala yapıyştır yaparken dikkatli olmam gerek faydalı olması için yaptım inşallah olmuştur.
#15.12.2006 10:21 0 0 0
#13.12.2006 16:10 0 0 0
  • sebeb-i hilkati alemin= alemin yaratılış sebebi
    kainatın hilkatinden=kainatın yaratılışından
    nev'i beşer=insanlık
    Muhammed'i Arabi= Efendimiz
    Hilkat=yaradılış
    Halık_ı alem= Alemlerin yaratıcısı
    saadet-i ebediye= sonsuz mutluluk

    mazhariyet-i esmai ilahiye=Allahın isimlerine mazhar olma
    kainatı halk etmiş= kainatı yaratmış
#13.12.2006 16:09 0 0 0
#13.12.2006 13:24 0 0 0
#13.12.2006 13:23 0 0 0
  • Duanın büyük tesiri olduğu pek çok psikolog ve alim tarafından belirtilmiştir. Bu konuda gerek İslâm bilginleri gerekse Batılı Din ve bilim adamları tarafından pek çok kitap yazılmıştır. Özellikle duanın çeşitli yönleri ile etkilerinden bahseden Prof. Dr. Alexi Carrel'in &Dua adlı eseri okunmaya değer. Her millet ve her dinde dua vardır. Çünkü herkes az çok kendisini yaratan bir güce inanır. Adını tam olarak bilmese de, yanlış da ifade etse bu vardır. Dua, gerek Hıristiyan, gerek Musevi, gerekse Müslüman alimlerince ve gerekse de batıl (uydurma) din adamlarınca bilinen ve uygulanan bir ibadettir. Özellikle Batıl ve İlkel dinlerde dua başlı başına bir törenle yapılan çok ciddi bir ibadettir.

    Duanın tesiri hakkında üstad Beriüzzaman şöyle demektedir. Duanın tesiri büyüktür. Bilhassa dua külliyet kesb ederek (artarak) devam etse; netice vermesi galiptir, belki daimîdir. Hattâ denilebilir ki: Sebebi hilkat-ı âlemin birisi de duadır. Yani, kâinatın hilkatinden sonra, başta nev'-i beşer ve onun başında âlem-i İslâm ve onun başında Muhammed-i Arabî (s.a.v)'in muazzam olan duası, bir sebebi hilkat-ı âlemdir. Yani: Hâlık-ı Âlem istikbalde o zâtı, nev-i beşer namına belki mevcudat hesabına bir saadet-i ebediye, bir mazhariyet-i esma-i İlahiye isteyecek bilmiş; o gelecek duayı kabul etmiş, kâinatı halk etmiş. Madem duanın bu derece azîm ehemmiyeti ve vüsati vardır; hiç mümkün müdür ki: Bin üç yüz elli senede, her vakitte, nev'i beşerden üç yüz milyon, cin ve ins ve melek ve ruhanilerden had ve hesaba gelmez mübarek zâtlar ittifakla Zât-ı Muhammedî Aleyhissalâtü Vesselâm hakkında, rahmet-i uzma-yı İlahiye ve saadet-i ebediye ve husul-ü maksut için duaları nasıl kabul olmasın? Hiçbir cihetle mümkün müdür ki, o duaları reddedilsin?" (1)
#13.12.2006 12:34 0 0 0
  • canım arkadaşım bunu dert etme. oruç insana sıhhat verir. mesela Efendimiz savaşlara giderken sahabelere oruç tutmalarını tavsiye dermiş. demek ki oruç savaş dahi olsa engel değil.
#13.12.2006 12:22 0 0 0
#13.12.2006 08:40 0 0 0
  • İman tecezzi kabul etmez. Yani, iman hakikatleri bir bütündür; birine iman etmemek insanı dinden çıkarmaya yeter. Allah'a inanan bir mümin O'nun kitabı olan Kur'an'a da iman edecektir ki Rabbini hak bir itikat üzere bilebilsin. İnsan aklı ancak kendisini ve bu alemi bir yaratanın olduğunu bilebilir, ama onun sıfatlarını, fiillerini, isimlerini, emir ve yasaklarını, ebed yurdunu, cennetin yollarını, Allah bildirmedikçe bilemez. O halde Allah'a ve Kur'an'a imanın birbirinden ayrı düşünülmesi kabil değil. Kur'an'a inanan insan, Peygamberimizin risaletine ve vahiy meleği Cebrail'e (a.s.) de inanma durumundadır. Bu ise peygamberlere ve meleklere imanın ilk ve en büyük adımı. Kur'an'a ve peygambere inanan bir insan ise Kur'an'ın bildirdiği ve Allah Resulünün (a.s.m.) öğrettiği bütün hakikatlere inanır ve bütün ibadetlere sarılır.

    Sadece Allah'a inanmakla kurtuluşa erebilecek zümre, fetret devrinde yaşayan, hiçbir dinden, hiçbir peygamberden haberi olmayan, kendisine vahiy tebliğ edilmeyen, ibadet nedir bilmeyen kimselerdir. Asrımızda bu tip insanlar var mıdır, bilemiyorum. Eğer varsa onlar için sadece kendilerini birisinin yarattığına inanmaları kafi gelebilir. Biz diğer insanları bu zavallıların derecesine indirmekle değil, bunları arayıp bulup kendilerine gerçek imanı anlatmakla mükellefiz.
#12.12.2006 18:29 0 0 0
#12.12.2006 18:17 0 0 0
#12.12.2006 15:41 0 0 0
#12.12.2006 15:40 0 0 0
#12.12.2006 15:38 0 0 0
#12.12.2006 15:37 0 0 0
  • YOLUMUZDAKİ ENGELLER



    Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye başlamış beklemeye.

    Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirmiş. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.

    Sonunda bir köylü çıkagelmiş. Saraya meyve ve sebze getiriyormuş. Sırtındaki küfeyi yere indirip iki eli ile kayaya sarılmış ve ıkına sıkına itmeye başlamış. Sonunda kan ter içinde kalmış ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereymiş ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görmüş. Açmış ki bir de ne görsün, kese altın doluydu. Bir de kralın notu varmış içinde.

    "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.

    Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders vermişti.

    "Her engel, hayat şartlarımızı daha iyileştirecek bir fırsattır."[/
#12.12.2006 12:44 0 0 0