AlkolikAngeL

AlkolikAngeL

Üye
25.05.2011
Çavuş
1.876
Hakkında

#25.05.2011 14:30 0 0 0
#25.05.2011 14:20 0 0 0
#25.05.2011 13:50 0 0 0
#25.05.2011 13:41 0 0 0
#25.05.2011 13:40 0 0 0
  • Konu: Cabal Online
    (: oynayan biri olarak öneriyorum arkadaşlar (:
#25.05.2011 13:37 0 0 0
  • Evet işte bu ,tebrik ediyorum arkadaşım. Bende az önce bir mesajda bunu belirtim . ve böyle bir konu açacaktım forum arıyordum. Lütfen Türkçemizi yozlaştırmayalım.
#25.05.2011 13:29 0 0 0
  • hold on so nervously
    To me and my drink
    I wish it was cooling me
    But so far, has not been good
    It's been shitty
    And I feel awkward, as I should
    This club has got to be
    The most pretentious thing
    Since I thought you and me
    Well I am imagining
    A dark lit place
    Or your place or my place

    Well I'm not paralyzed
    But, I seem to be struck by you
    I want to make you move
    Because you're standing still
    If your body matches
    What your eyes can do
    You'll probably move right through
    Me on my way to you

    I hold out for one more drink
    Before I think
    I'm looking too desperately
    But so far has not been fun
    I should just stay home
    If one thing really means one
    This club will hopefully
    Be closed in three weeks
    That would be cool with me
    Well I'm still imagining
    A dark lit place
    Or your place or my place

    I'm not paralyzed
    But, I seem to be struck by you
    I want to make you move
    Because you're standing still
    If your body matches
    What your eyes can do
    You'll probably move right through
    Me on my way to you

    We'll I'm not paralyzed
    But, I seem to be struck by you
    I want to make you move
    Because you're standing still
    If your body matches
    What your eyes can do
    You'll probably move right through
    Me on my way to you
#25.05.2011 13:26 0 0 0
  • güzel bir anlatım olmuş. Peygamber efendimiz S.A.V ön dişleri görünecek kadar hafif tebessüm edermiş diye biliyorum. Evet gülmek güzel ki çok gülen biri olarak bunu diyorum fazla aşırıya kaçmamak en iyisi.


    Saygılar
#25.05.2011 13:21 0 0 0
  • Konu: Cabal Online
    Cabal Online Hakkında Bilgi

    Knight tarzı bi oyun ama bunda 6 tane karakter var.
    hepsinin aura ve kendine has skilleri vardır buff falan. yazıklarım baskalarına atılabilen.skillerin %40nı skill dummyde kasabilirsiniz.
    Armour:
    Warrior :defans ve atak bakımından en saglam cardır. ama bi tek bunlar yaratıklara isler:D
    Force Shielder :kalkanı sayesinde kitlenmez ve kendi kitleme skilleri vardır domaltır (yerine göre)
    Martial:
    Blader :2 kılıcla saldıran ve kullanıcısna göre saglamlasan tek cardır
    Wizard :Buff-Defans-Atack, Saldırı gücü yüksektir bir tek okcuyla kapısırken zorlanır oda healdan dolayı yoksa en saglam car
    Battle:
    Force Blader :hem mage skilleri hemde tek kılıcla saldırabilir.
    Archer :Buff-Defans rate-Magic-Heal



    CABAL ONLİNE
    Uzun zman önce, CABAL yeryüzü öfke ve yıkım ile temizledi.Gereksiz tahribin ortasında, Şiddet Gücünün yedi muhteşem lideri, hayatta kalanların yeniden yapılanmasını yönettiler.Şimdi, neredeyse bin yıl sonra, kötülüğü yeniden harekete geçirdiler, bir çocuğu kral olması için yetiştiriyorlar ve bir kez daha yeryüzünü temizliyorlar. Nevareth'i işgal edenlerin karşısına dikilmek ve arkasındaki komplo teorisini çözmek senin elinde CABAL'da neredeyse 100 civarında olan NPC'lerde, arkadaş ve düşman, iyilik ve kötülük bulacaksın.

    Fakat uyanık ol! Taraflar değiştiği için, eski düşmanlar dost, dostlar düşman olabilir

    Nevareth'in işgal edenlere karşı koyabilcek misin?


    Force Archer: "Nişancı, rüzgarı delen ölümcül gücü ateşler"

    Warrior: "Rakipsiz güç sahibi en iyi erkek savaşçı"

    Blader: "Ölümcül silah ustası, en hızlı çift kılıç kullanıcısı"

    Force Blader: "Kılıcı güçle alevlenen kılıç ustası"

    Force Shielder: "Diğerlerine kalkan olarak kullanan sadık savaşçı"

    Wizard: "En iyi yok edici, gücün hükümdarı"


    Konuyu arattım bulamadım umarım açılmış bir konu değildir

    Saygılar

#25.05.2011 11:26 0 0 0
  • Öncelikle Selamun Aleykum arkadaşlar

    Benim sorum namazda sünnetin niye kılındığı ile ilgili.

    Birkaç gün önce arkadaşımın biriyle bu konuyu tartışmaya girdim ancak konuya daldıkca karıştı ve bir çıkar yol bulmam gerek.
    Konu ve sorum şöyle ki

    Ben Hanefi mezhebine tabiyim. Arkadaşımda Şafi mezhebine. Ben bana öğretilen üzere namazlarda sünnetide kılarım ancak Arkadaşım kılmadığını ve benim niye kıldığımı sordu.
    Şimdi hangimizin yaptığı doğru bayağı karıştı.

    Sizden ricam konu ile ilgili yorumlarınız.

    Şimdiden teşekkürler
#25.05.2011 11:16 0 0 0
  • "Biz Kur'an'ı sana herşeyin apaçık bir beyanı olarak indirdik" (2) gibi ayetlerden hareketle, bazıları "her şey Kur'an'da vardır" derler. Acaba, gerçekten her şey Kur'anda var mıdır? Varsa nasıl vardır?

    Evet, her şey Kur'anda vardır. Fakat ayrıntılarıyla değil, esaslarıyla vardır. Küçük bir çekirdekte, ağacın plan ve programının yazılı olması şeklinde vardır. Kainatta ve insanlık aleminde cereyan eden kanunlara işaretler şeklinde vardır.

    Kur'an ve kainat, Allah'ın iki kitabıdır. Biri kelam sıfatının, diğeri kudret sıfatının tecellisidir. Allah'ın kudret sıfatından gelen kainatta da her şey vardır ama, herkes her şeyi göremez. Mesela, Edison elektriği buluncaya kadar, alemde elektrik vardı. Fakat insanlar farkında değillerdi. Edison, elektriği yoktan var etmedi. Var olan bir şeyi buldu. Dolayısı ile, Edison, Newton, Arşimet gibi bilginler, tabiattaki kanunların koyucusu değil, bulucusudurlar. Mucidi değil, keşşafıdırlar.

    Aynı durum, Kur'an ayetleri için de geçerlidir. Müfessirler, Kur'anın engin manalarına muhatap olmaya çalışır. Her biri, bir takım sırlar görebilir, bulabilir. Zamanın akış seyri de, Kur'anın sırlarının ortaya çıkmasına yardımcıdır. Mesela, "Biz insanı parmak uçlarına varıncaya kadar yeniden diriltmeye kadiriz" (3) ayetinde geçen "parmak uçları"ndaki sır, 19. yüzyılda, herkesin parmak izlerinin farklı olduğunun keşfedilmesiyle daha iyi anlaşılmıştır. Bu konuda, fenni gelişmelere işaret eden yüzlerce ayeti örnek olarak vermek mümkündür. Celal Kırca'nın Kur'an-ı Kerim ve Modern İlimler isimli kitabından konunun örnekleri ve ayrıntıları görülebilir.

    Ayrıca, Kur'an-ı Kerim'de geçen peygamberlerin mu'cizeleri de, ileriye yönelik mesajlar taşımaktadır. Hz. Musa'nın asası gibi basit aletlerle, yerden su çıkarmanın; Hz. İsa gibi her türlü hastalıklara şifa bulmanın; Hz. Süleyman gibi kuşlardan bile yararlanmanın; Hz. Davud gibi demiri şekillendirmenin; Hz. İbrahim gibi ateşte yanmamanın; Hz. Nuh gibi büyük gemiler yapmanın; yine Hz. Süleyman gibi, çok uzak mesafeden eşyayı ya suretiyle, veya aynıyla getirmenin mümkün olduğuna, ayetler işaret etmektedir. (4)

    Kur'an'daki bilgiyle alakalı şu esaslara dikkat çekmek istiyoruz:

    1. Kur'an'da her şeyden bahis vardır. Sema-arz, dünya-ahiret, sevap-günah, cennet-cehennem, Allah-alem gibi bütün temel konulardan ayetler bahsetmiştir.

    2. Kur'an'da günümüz fen ve teknolojisine de işaretler vardır. Fakat ilgili ayetler ayrıntılı bir şekilde değil, esaslar itibariyle işaret etmektedir. "Kur'an'da ilmi gelişmelere işaret yok" denilmesi tefrit olduğu gibi, "Bu ilmi gelişmelere ayrıntılarıyla işaret vardır" demek de, ifrattır. Her iki aşırılıktan da uzak kalmak gerekir.,

    3. Kur'an, tarih-coğrafya kitabı değildir. Kur'anın asıl gönderiliş hikmeti "Daire-i Rububiyetin Kemalat ve şuunatını ve daire-i ubudiyetin vezaif ve ahvalini talim etmektir." (5) Yani Allah'ı bize tanıtmak ve kulluk vazifelerimizi bize öğretmektir.

    4. Bulunan her yeni keşfe veya revaçta olan teorilere "İşte, Kur'an'da bu da var!" şeklinde İslam vahyinin mührünü vurmak, ilerde bir takım mahzurları netice verebilir. İlm-i İlahi'den gelen Kuran'ın, bir takım, "bilimsel payandalarla" desteklenmeye ihtiyacı yoktur. Böyle bir destek bulmaya çalışmak, bilimi asıl, Kuran'ı ise, ikinci derecede kabul etmek demektir. Halbuki asıl olan, Kur'anın ezeli ve ebedi değişmez hükümleridir. Fennin ve ilmin hiçbir hükmü , Kuran'a aykırı olamaz. Kainatı yaratan Zat'ın kelamı, kainattaki kanunlara nasıl aykırı olabilir.

    Kaynaklar:

    1. En'am, 59.
    2. Nahl, 89.
    3. Kıyame, 4.
    4. Konu ayrıntılarıyla Said Nursi'nin Sözler isimli eserinin 235-249. sayfalarından görülebilir.
    5. Nursi, Sözler, s. 147.
    6. Nahl, 43.


    sorularlaislamiyet
#25.05.2011 11:12 0 0 0
  • 1. Kader konusunda aklınıza takılan her şeyi sorabilirsiniz. Bu durum kaderi inkar ettiğiniz anlamına gelmez. Nitekim Kur'an'dan öğrendiğimize göre, Hz. İbrahim aleyhisselam ölülerin nasıl diriltileceğini sormuş, sonra da "Allah'ım inanmadığımdan değil, kalbim tatmin olsun diye soruyorum" demiştir. Bu nedenle bizler de aklımıza takılan sorularımızı sorabiliriz. Biz de elimizden geldiği kadar cevap vermeye çalışırız.

    2. Kaderin esas anlamı "Allah'ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi" demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı, yapmak ayrıdır. Bilen Allah'tır, yapan kuldur. Bu konuya bir misal verelim;

    Peygamberimiz (asv) İstanbul'un fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz (asv) dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. O zaman Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı? Demek ki Allah, Fatih'in çalışıp İstanbul'u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygamber (asv)'e bildirdi.

    Buradaki ince nokta: Allah bildiği için yapmıyoruz. Biz yapacağımız için Allah biliyor. Zaten Allah'ın geleceği bilmemesi düşünülemez. Bilmese veya bilemese yaratıcı olamaz.

    Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine "Yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim." diyor. Fakat öğretmen Allah'ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine "0" yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp "Senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için, önceden deftere sıfır yazmıştım." diyor. Buna karşı öğrenci "Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim." diyebilir mi?

    Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.

    3. Dünyaya gelen her insan bir kader programına tabidir. İnsanın ne yapacağını, başına ne geleceğini Yüce Allah ezeli ilminde biliyor. Ancak Allah'ın bilmiş olması, insanın o işi yapmasını zorlamaz. Çünkü Allah, insanın önüne sonsuz seçenekler koymuştur.

    İnsan kendi iradesini kullanarak, hangi yolu tercih ederse, Allah onu yaratır. Dolayısıyla sorumlu olan insanın kendisidir.

    Bu meselede şöyle bir örnek verilir: Bir apartmanın üst katının nimetlerle, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir kişinin bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz edin. Kendisine, apartmanın bu durumu daha önce anlatılmış bulunan bu kişi, üst katın düğmesine bastığında nimetlere kavuşacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba uğrayacaktır.

    Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o kişinin gücü ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi gücüyle çıkmadığı gibi, alt kata da kendi gücüyle inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin belirlenmesi, içindeki kişinin iradesine bırakılmıştır.

    İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; Cenab-ı Hak, meyhaneye gitmenin günah, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu bildirmiştir. İnsan ise kendi iradesiyle, örnekteki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsaittir.

    Hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır.

    Evlilik de böyledir. Evlenecek insanın önünde çok sayıda seçenekler vardır. Nasıl birisini istemek sizin elinizde. Tercihinize göre Cenab-ı Hak da yaratır. Allah'ın bilmesi böyle bir tercihte bulunmanızı zorlamaz.

    Gayri müslim birisiyle evlenmede islam'ın getirdiği ölçü şöyle: Müslüman bir erkek Ehl-i kitap olan Musevi ve Hristiyan bir kadınla evlenebilirken, Ehl-i kitap olmayan gayri müslim bir kadınla evlenemez.

    Bunun yanında, Müslüman bir kadının Ehl-i kitap da olsa gayri müslim bir erkekle evlenmesine izin vermiyor.

    4. Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader.

    "Izdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok.

    İkinci kısım ihtiyari kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soru da bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah da sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Siz de bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah'ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz'i irade dediğimiz insanın mesuliyet sınırlarıdır.

    Kalbimiz çarpıyor, kanımız temizleniyor, hücrelerimiz büyüyor, çoğalıyor, ölüyor. Vücudumuzda, bizim bilmediğimiz birçok işler yapılıyor. Bunların hiçbirini yapan biz değiliz. Uyuduğumuz zaman bile bu tür faaliyetler devam ediyor.

    Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, kendi isteğimizle yaptığımız işler de var. Yemek, içmek, konuşmak, yürümek gibi fiillerde karar veren biziz. Zayıf da olsa bir irademiz, az da olsa bir ilmimiz, cılız da olsa bir gücümüz var.

    Yol kavşağında hangi yoldan gideceğimize kendimiz karar veriyoruz. Hayat ise, yol kavşaklarıyla dolu.

    Şu halde, bilerek tercih ettiğimiz, hiçbir zorlamaya maruz kalmaksızın karar verip işlediğimiz bir suçu, kendimizden başka kime yükleyebiliriz?

    İnsanın cüz'i ihtiyari adı verilen iradesi, önemsiz gibi görülmekle beraber, kainatta geçerli olan kanunlardan istifade ederek büyük işlerin meydana gelmesine sebep olmaktadır.
    Kainattaki faaliyetlerde olduğu gibi, beden içindeki faaliyetlerde de insanın iradesi söz konusu olmamakta ve insan bedeni, kanun-u külli adı verilen ilahi kanunlarla hareket etmektedir. Fakat onun nereye gideceğinin tayini, insanın irade ve ihtiyarına bırakılmıştır. O hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır.
    Dikkat edilirse, kaderi bahane ederek, "Benim ne suçum var" diyen kişinin, iradeyi yok saydığı görülür.

    Eğer insan, "rüzgarın önünde sürüklenen bir yaprak" ise, seçme kabiliyeti yoksa, yaptığından mesul değilse, o zaman suçun ne manası kalır? Böyle diyen kişi, bir haksızlığa uğradığı zaman mahkemeye müracaat etmiyor mu?

    Halbuki, anlayışına göre şöyle düşünmesi gerekirdi: "Bu adam benim evimi yaktı, namusuma dil uzattı, çocuğumu öldürdü, ama mazurdur. Kaderinde bu fiilleri işlemek varmış, ne yapsın, başka türlü davranmak elinden gelmezdi ki."

    Hakkı çiğnenenler gerçekten böyle mi düşünüyorlar?

    İnsan yaptığından sorumlu olmasaydı, "iyi" ve "kötü" kelimeleri manasız olurdu. Kahramanları takdire, hainleri aşağılamaya gerek kalmazdı. Çünkü, her ikisi de yaptığını isteyerek yapmamış olurlardı. Halbuki hiç kimse böyle iddialarda bulunmaz. Vicdanen her insan, yaptıklarından sorumlu olduğunu ve rüzgarın önünde bir yaprak gibi olmadığını kabul eder.

    5. Duanın çeşitleri var. Mesela, sizin yarın bir imtihanınız var. Bu imtihanın duası çalışmaktır. Buna fiili dua denir. Çalışmayı yaptıktan sonra ellerinizi kaldırır, "Ya Rabbi, bana hayırlısını nasip et!.." demeniz sözlü bir duadır. Safi ve halis bir şekilde ve neticeye kanaat ederek dua etmek gerekir. Çünkü, bazen istediğimiz bir şeyin hakkımızda hayırlı olmayacağını Allah bilir fakat biz bilemeyiz. Sonsuz rahmet sahibi Allah'ımız da bunun hayırlı olmayacağını bildiğinden dolayı, farklı bir şekilde kabul eder.
    Hazreti Meryem validemizin doğma vaktinde annesi O'nu mescide adar. Ve O'nun erkek değil kız olduğunu görünce epey şaşırır ve üzülür. Alimlerimiz bu durumu misal getirerek derler ki, Allah muhakkak yaptığımız duaları kabul eder. Bazen daha farklı ve daha güzel bir surette kabul eder. İşte Hz. Meryem 100 erkek değerinde bir kız. Allah annesinin duasını kabul etmedi denilmemeli. Aksine "daha güzel bir surette kabul etti" denilmelidir. Bazen de dünyada hiç kabul edilmedi zannedilir; fakat cennette daha ulvi ve güzel şekilde kabul edilir.

    Sorularla islamiyet
#25.05.2011 11:10 0 0 0
  • PEYGAMBER DUALARI

    Hz. Adem: Hz. Adem ve Havva dünyaya gönderilince hatalarından dolayı çok gözyaşı dökerek " Ey Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen şüphesiz hüsrana düşenlerden oluruz. (A'raf 7/23)
    Hz. Nuh: Hz. Nuh'a uzun zaman zarfında pek az kişi tabi olması karşısında "Ya Rabbi mağlup düştüm bana yardım et "diyerek Allah'a yalvarır.(Kamer sh.10). Hz. Nuh'a gemiye yerleştiklerinde şöyle dua etmesi emredilir."Bizi zalim kavminden kurtaran Allah'a hamdolsun. Ya rabbi, beni bereketli bir yere indir. Sen hayrul Muzazilinsin.(Mü'minun 23/28-29).Zalimlerin helakından sonra Hz. Nuh "Ya Rabbi!, şüphesiz (boğulmuş olan) oğlumda ailemdendir. Senin vaadin ise elbette haktır, sen hakimler hakimisin.
    Hz. İbrahim: Hz. İbrahim "Ya Rabbi bana hikmet ver ve beni salih kullarından ilhak et. Sonra gelenler içinde bana lisanı sıdk (hayırla anılmak) nasib et. Beni; daim cennetinin varislerinden kıl. Babamı da bağışla .Çünkü o sapıtanlardandır. İnsanların diriltilecekleri günde beni mahcup etme. Öyle bir gün ki, o günde ne mal bir fayda verir ne de oğullar. Ancak kim selim bir kalple Allah'ın huzuruna gelse (o kurtulur). Şuara (26/83-89)
    Hz. Lut: Hz. Lut 'un kavmi günahda ısrar edince "Ya Rabbi, beni ve ehlimi onların yaptıklarından kurtar. Şuara 26/169.Ve kavmi azabı getir de görelim deyince; Ya Rabbi bozguncu kavme karşı bana yardım et."dedi. Ankebut(29/30)
    Hz. Eyyub: Ya Rabbi zarar bana dokundu ve sen Erhamer'rahiminsin (Enbiya 21/83) Kuran'daki diğer bir dua da" Ya Rabbi şeytan beni zorluk ve azaba uğrattı.(sad 38/41).
    Hz. Yusuf: Hz. Yusuf zindana atılmak veya Züleyha'nın dediğini yapmakla karşı karşıya kalınca "Ya Rabbi; zindan benim için onların davet ettiğinden daha sevimlidir. Eğer bu kadınların hilesini benden çevirmezsen onlara meyleder ve cahillerden olurum.(Yusuf 12/33).Hz. Yusuf rüya misal dünya saltanatına bedel gerçek saadetin olduğu beka alemini ister. Ve Ya Rabbi: bana saltanatla bir nasip verdin ve rüya tabirini öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan; sen dünya ve ahirette benim velimsin. Beni müslüman olarak vefat ettir ve salihlere ilhak eyle.(Yusuf 12/101)
    Hz. Şuayb: Bu peygamberin kavmi ona tabi olanları tehdit edip derler: "Ya bizim yolumuza dönersin ya da sizi bu beldeden çıkaracağız". Hz. Şuayb şöyle dua eder: "Ya Rabbena bizim ile kavmimiz arasını hak ile aç sen hayrul fatihinsin." (Araf 7/89)
    Hz. Musa: Cenab-ı Hakk Musa (a. s)'a firavuna gidip tebliğde bulunmasını Beni İsrail'i kurtarmasını ister. Orada Hz. Musa şu meşhur duasını yapar: "Ya Rabbi kalbime inşirah ver, işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü aç, ta ki sözlerimi anlasınlar. Bana ehlimden kardeşim Harun'u yardımcı kıl onunla sırtımı kuvvetlendir. Onu işimde bana ortak kıl. Ta ki sana çokça tesbih edelim ve seni çokça analım. Şüphesiz sen bizi görmektesin.
    Hz. Süleyman: "Ya Rabbi beni bağışla ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir saltanat ver. Şüphesiz sen Vehhab'sın .(Sad 38/35)
    Hz. Süleyman'ın diğer duası: "Ya Rabbi bana anneme ve babama ihsan ettiğin nimetine şükretmemi ve razı olacağın ameller yapmamı nasip et rahmetinle beni salih kulların arasına kat.(Neml 27/19)
    Hz. Yunus: Bu yüce Nebi balığın karnında şöyle yalvarır: "Ya Rabbi senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim, muhakkak ben zalimlerden olurum .(Enbiya 21/87)
    Hz. Zekeriyya: "Ya Rabbi; kemiğim zayıflayıp gevşediği baş bembeyaz alev gibi tutuştu, sana dua etmekle de Ey Rabbim hiç bir zaman mahrum olmadım, Ya Rabbi gerçekten ben arkamdan yerime geçecekler hususunda korkmaktayım, karım da kısır onun için bana yardımcı ihsan buyur; bana varis olsun Yakup ailesine varis olsun ve onu ey Rabbim rızana kavuştur.(Meryem 19/ 4-6)
    Hz. İsa: Havarilerin gökten sofra istemelerine karşı Hz. Mesih şöyle dua eder; "Ya Rabbena bize semadan evvelimiz ve ahirimiz için bir bayram ve senden mucize olarak bir sofra indir. Bizi rızıklandır, Sen hayru-r razıkınsın.(Maide 5/114)
    Hz. Muhammed: Kur'an-ı Kerim de Peygamberimiz(s. a. v)'in ve pek çok duaları zikredilmiştir. Bu duaların hemen hepsi -kul- yani "deki" ifadesi ile başlamaktadır.
    "-De ki: Ey mülkün sahibi olan Allah'ım, dilediğine mülk verir, dilediğinden çeker alırsın, dilediğini aziz eder, dilediğin, zelil kılarsın. Bütün hayır senin elindedir. Çünkü sen her şeye kadirsin, geceyi gündüze sokar, gündüzü geceye dahil edersin, ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın ve dilediğine hesapsız rızık verirsin." (Al-I İmran 3/26-27)
    -Bir iş veya yere sıdk ile girmek ve çıkmak için de ki; "Ya Rabbi sıdk ile beni girdir ve sıdk ile beni çıkar. Katından yardıma bir kuvvet ihsan buyur." (İsra 17/80)
#25.05.2011 11:00 0 0 0
  • 25/05/2011

    Allah'ın İsm-i celîli sayesinde ne semâda, ne de yeryüzünde hiç bir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir. Yalnız O'na sığınır yalnız O'ndan yardım dileriz.

    'Allah'ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine muvaffak kıl; (sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle; tövbeyle beni temizle; özel korumanla beni destekle; sağlıkla işlerimi düzene koy; mağfiretinin tadını bana tattır; beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl;

    amin
#25.05.2011 10:54 0 0 0
#25.05.2011 10:34 0 0 0