Cumhuriyet’in İlanı, milletin yönetilme şeklinin belirlenmiş olduğu, Atatürk’ün siyasi devrimlerinden bir tanesidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 29 Ekim 1923′te ortaya çıkan KABİNE BUNALIMI sonucunda, bu yönetim şeklinin kusurları daha net ortaya çıkmış ve 29 Ekim’de Anayasanın ilgili maddeleri değiştirilerek, ülkenin yönetim şekli CUMHURİYET olarak belirlenmiştir.
( NE ACI Kİ ; O GÜNLERDE DE , BU GÜNLERE GELİRKENDE GERÇEK SİYASETİ / SİYASİ TARİHİ ve SOSYAL YAPIYI BİLMEYEN İNSANLAR OLDUĞUMUZDAN DOLAYI SÜREKLİ KABİNE BUNALIMLARI YAŞANMIŞTIR !! VE TOPLUM ; HİÇ YOKTAN BÜYÜK SIKINTILAR / ÇALKANTILAR / EKONOMİK ZORLUKLARI / SONUÇLARI YAŞAMAK ZORUNDA KALMIŞTIR !? )
Sebepleri ;
********
23 Nisan 1920′de TBMM’nin açılışı ile milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurulmuştu.
Ancak Kurtuluş Savaşı devam ederken, milli birlik ve beraberliğin bozulmaması için rejimin adı konulmamıştı.
Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Antlaşması’nın ardından TBMM’de en çok tartışılan konulardan biri, yeni devletin niteliği sorunuydu. Hükümetinin dayandığı prensipler demokratikti ama bir taraftan da adı “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” idi.
Kendisi BİR HÜKÜMET olan TBMM’nin ayrı bir hükümeti ve bu hükümeti yönetecek bir başbakanının bulunmaması, meclis içinden bakanların seçiminde adayların gerekli oyu sağlamakta güçlük çekmeleri, sürekli sorunlara yol açmaktaydı.
Bu şekil demokrasi idarelerinden hiç birine benzemiyordu.
Bazı yabancı ülkeler, Lozan Antlaşmasını imzalamak ve onaylamak için yeni devlet rejiminin daha açık bir şekilde belirlenmesini istiyorlardı. Devlet Başkanlığı görevini, o güne kadar, [TBMM] başkanı olan Mustafa Kemal Paşa yürütmüştü. Yeni devletin şeklinin belirlenip başkanının da seçilmesi gerekiyordu.
Tarihçesi ;
*********
Mustafa Kemal Paşa tavsiyesi ile 27 Ekim 1923′te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yeni HÜKÜMET LİSTESİ ÜSTÜNDE anlaşmaya varamaması üzerine, Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı ve İsmet İnönü’yle o gece, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırladı !?
******************
29Ekim 1923 yılında, Halk Partisi Meclis Grubu bakanlar kurulu listesi üzerinde anlaşamayınca, bazı milletvekilleri Mustafa Kemal Paşa’dan fikir sorulmasına karar verdiler!!
( AKILLARI / DÜŞÜNME ŞEKİLLERİ YETERLİ DEĞİL !! YILLARIN PADİŞAH YÖNETİMİNDE ÇOĞUNLUKLA ENDERUNDAN YETİŞTİRİLMİŞ YABANCI KÖKENLİ İNSANLAR OLDUĞU İÇİN BİLGİ VE DENEYİM EKSİKLİĞİ SONUCU ( 600 YIL ) ,HAKLI OLARAK BOCALIYORLAR !? !? )
******************
Mustafa Kemal Paşa, Gruptan bir saat mühlet istedi. Bu müddet zarfında birçok MİLLETİN VEKİLLERİNİ odasına çağırarak gece hazırladıkları kanun tasarısı hakkındaki DÜŞÜNCELERİNİ öğrendi !?
Sonra grup toplantısında söz alarak Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi gereğini açıkladı ve okumak üzere tasarıyı katiplerden birine verdi.
HAZIRLADIĞI TASARIDA :
******** ************
“
** HAKİMİYET , kayıtsız ve şartsız milletindir.
** İDARE USULÜ , halkın mukadderatını / YAZGISINI bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.
** Türkiye Devletinin hükümet şekli CUMHURİYET tir !!” gibi esaslar vardı.
( BU GÜNÜN BİLGİ VE DENEYİMLERİ İLE DÜŞÜNMELİYİZ !!
CUMHURİYET KARARINI BU KADAR KISA ZAMAN İÇİNDE Mİ VERMİŞTİR !?
YOKSA ORDUYA KATILDIĞI VE YOĞUN SAVAŞ YILLARINDA Kİ DÜNYAYI GÖRGÜ + FARKINDALIK ve YAŞANANLARIN TARİHİNİ OKUYUP , BİLEREK ve DOĞRU DEĞERLENDİRMELERİ İLE Mİ TASARLAMIŞTIR ve OLGUNLAŞTIRMIŞTIR !? )
UZUN TARTIŞMALARDAN sonra Cumhuriyetin ilanı parti grubunda kabul edildi.
* Sonra derhal Büyük Millet Meclisi toplandı.
* Evvela Anayasa Komisyonunun tutanağı okundu.
* Milletvekillerinden Yunus Nadi, Vasıf Çınar, Eyüp Sabri, Rasih Hoca kürsüye çıkarak cumhuriyetten yana ateşli nutuklar söylediler.
** Şair Mehmet Emin (Yurdakul) heyecanlı bir konuşmadan sonra bütün milletvekillerini “YAŞASIN CUMHURİYET ” diye bağırmağa davet etti.
Bütün milletvekilleri ayağa kalkarak üç defa “Yaşasın Cumhuriyet!” diye bağırdılar.
29/30 Ekim 1923 Pazartesi saat 20.30′da kanun kabul edildi.
Artık Türk Devletinin adı konmuştu:
************
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ......
************
Aynı toplantıda Büyük Millet Meclisi oy birliği ile Cumhurbaşkanlığına Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı seçti. Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı vakur ve sevinçli bir yüz ile kürsüye çıktığı zaman büyük bir alkış kopmuş, bu sürekli alkışlar arasında konuşan Mustafa Kemal Paşa,
İŞTE BÖYLESİ BİR ORTAM / ŞARTLAR İÇİNDE CUMHURİYET KABUL EDİLMİŞTİR !!
1923 ÜN ŞARTLARI TAM OLARAK DOĞRU BİLİNMEZ İSE , DEĞERLENDİRMELER SADECE YÜZEYEL KALACAKTIR !!
BİR OLMAK / BİRLİK OLUŞTURMAK KOLAY BİR İŞLEM DEĞİL !!
ATARAK , TUTARAK OLUŞTURULMUYOR !!
ÜLKÜ BİRLİĞİNİ TOPLUM İÇİNDE OLUŞTURMAK GEREKLİ !!
BAŞTA M.KEMAL OLMAK ÜZERE TÜM VATANSEVER ATALARIMIZA ŞÜKRANLARIMI ,SEVGİ VE SAYGILARIMI SUNUYORUM .....
Bu gördüğünüz adama iyi bakın 65-70 yaşları arasında,yaşama sevinciyle dop dolu mücadele ediyor ekmeğini kazzanıyor.Üstelik doğaya zarar vermede evrene hizmet ediyor.Selam olsun binlerce kez sana.
Sevgili canlar 1970 lı yıllarda ilk kez gurbetin yolunu tütmüştüm cebimde 2,5 lira gittim İtanbul'a kurban olduğum taşı topragı altun olasıca İstanbul.Adres Selamsiz Mahalesi,Kuş oğlu yokuşu,Doğu Palas küdar/İSTANBUL.
Çalismaya başladık yöymiye 5 lira ye ye bitmez.O güzelim Osmanlı Evlerini Konakları yıkıp yerine beton arma evler yaptık.O mühtesem Süleymandada iyi olan konaklara şimdi düşününce içim acıyor.İlk o güzel İstanbul kızlarına laf atmayı ögrendim.Bazen elime yüzüme bulastırıyordum.Ama dostlar çok güzel günlerdi o günler boğaza doğru sıgara üflemek kız kulesine bakıp hikayeleri ve rivayetleri anlatırdık,Bazen Süreyya pılajina giderdik vay günler vay gençlik.Meselemiz bu değil.
Çarsamba günlerin SELAMSİZİN pazarıydı.Bekar olduğumuz için ortak alırdık komanyayı.Bu genç deli kanlının ördüğü fileleriye pazara giderdik.İnsanların düşünceleri ve görüs bakışları zamana ve propağandaya göre değişiyor. Gazeteler yazardı laylon torbalar cıkacak insanlar onlarla alış veriş yapacak ve onları boşaltınca çop torbası yapacak hayat çok kolay olacak.Biz sevinirdik.Simdi bakıyorum Ülkem o güzel Anadolunun her karışını kanla aldığımız toprakları Eğemen ve Emperyalıs gücler zelirledi.Bir poset 100 yılda toğada yok oluyor,Suyum zehşirleniyor,Buğdayım.meyvam,zebzem zehirleniyor.Bunların onune geçmek için Eşkiye donmekden başka care yok Yane ÖZÜMÜZE DÖNMELİYİ.
Genelkurmay Başkanı “devlet sorumluluğu görev ve yetkileri yasalarla belirlenmiş. TSK’nın komutanı ve bir kamu görevlisi” olduğunu söylemiş.
Bu lafları, hangi rütbe ve görevde olursa olsun Atatürk’ün söylediğini düşünün. Ben düşündüm, ürperdim.
Bundan sonra saydığı bir sürü şey var ama, ya doğru değil ya da anlaşılmıyor.
Mesela, “Hukuki çözümler” aramış. Bütün milletin bildiği bir şey var ki Türkiye’de hukuki çözüm yoktur, hukuki hiç bir şey yoktur. Bütün maddeleri yani mazeretleri yazmaya üşeniyorum. Bilgi ve belgeleri zamanında yollamış... Bu bilgi ve belgeler sahte olduktan sonra zamanında yollamak değil, bizzat götürseniz de faydası yoktu hatta zararı vardı.
Cumhurbaşkanı da bu konuda o meşhur, evlere şenlik cevabını vermiş: Her şey diyalogla çözülür.
Ormanlarımızı ve camilerimizi yedirmeyiz
Başbakan o çok bilinen “Her şeyi ben yaptım. Ben mutlak muktedirim” haliyle:
“Gerekirse, yol yapmak için camiyi de yıkarız” demez mi! “Yıkarız” ı yıkarım olarak anlayın.
Milletimiz teyakkuzda olmalı. Biliyoruz en sessiz vakitlerde, en sessiz günlerde yakıp yıkıyorlar. Bayramlarda, ezan zamanlarında...
Hani siz, mülkiyete saygılıydınız! Siz ODTÜ’nün mülkiyetinde olan bir yere girdiniz. Eskiden sizler böyle yapanlara, “Moskova’ya, Moskova’ya!” derdiniz.
ODTÜ protestosu yayılıyor, büyüyor. Bütün şehirlere yayılıyor, bütün üniversitelere yayılıyor. Aklıma şu geldi, Atatürk anlatır ya; “Öndekiler okuma biliyorsa Kur’an okurlar, bilmiyorlarsa dua ederlerdi. Biraz sonra öleceklerini biliyorlardı ama asla korkuları yoktu.” Çanakkale cephesini anlatıyor.
İşte bugünkü dua ve hukuk savaşı da öyle. Polisler, İstanbul’da Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanan halkı ite kaka götürüyorlar. En fazla da kızları. Kızlarda en ufak bir korku yok.
Arabası ile yol kesen bir kadın, arabadan inmiyor ve çekici ile götürüyorlar. Pencereden başını uzatıp onlara doğa dersi veriyor. Otomobilinin arkasına ve önüne dövizler asmış. Gel de hatırlama Mustafa Kemal’in kadınlarını.
Camilerimizi ve ormanlarımızı yedirmeyiz. Bizim kitabımızda da bu yoktur. Siz Hakan Fidan’ı yedirmezsiniz, biz de ormanlarımızı ve camilerimizi yedirmeyiz. Bizim kitabımızda da bu
Kadın olmak, dünyanın en ağır ve zorluklarla dolu bir hayat.
Yeri gelir en yakınındaki güvendiği kişi tarafından aşağılanır.
Yeri gellir, bazı ülkelerde devlet tarafından, siyasetçiler tarafından aşağılanır.
Ama O, tüm bu zorluklara rağmen yine de hep dimdik ve vakur bir şekilde ayakta durmaya çalışırken, aynı zamanda da hep fedakardır..
beğenin ve yorumların için Büreyde teşekür ederim..
Anladım orasını,da işçi emeklileri aynı tarih ve günlerinde ödeme yapılıyor ben onu bahsetim.
Kafa karışıklığı olur ben ondan ayrıntlılı olsun iyi olur demiştim..
Yanlış yerde yanlış kapı çalmayalım. İyi günde,
kötü günde her zaman gülümsemek için içimizdeki kapıdan ayrılmayalım
Güzel ve anlamlı paylaşım Bir-dost teşekkürler.
Bakar mısınız şu söyleşiye,
_____________________Ülke olarak rotamız nereye
Selamunu aleykum, ve aleykum selam ÖHocam
Hoş geldiniz çok sağ olun Allah razı olsun gardaş
Ayağının tozuyla uçaktan inmişken ö.hocam
Nedir bizim için sürprizin, ne getirdin mucize olarak bize?
Valla gardaş günlerce aylarca uyumadan sizin için halkım için icat ettiğim bir icat buldum alamanyada
Her derde deva, hemi de kulanan insan ,"giriyor sevaba", artık yan gelip sıska, sıska, miskin miskin oturmak yok ,tembel tembel yatmak yok
Durmalısın dim dik ayakta marifet bende değil ilaçta şükrediyorum Allaha ki ,bu günleri nasip etti halkım için, bana Asyayı, avrupayı ,avrupada satış rekoru kıran ülkemizde bazı satış noktalarında satılan bizi arayan 300 kişiye bedava her derde deva ö ...hocanın icadı mücizesi bir ürün
Hiç şahit oldunuz mu dostlar? böyle reklamlara, ve bunu sunan görsel medyaya
Bir başka söyleşi daha ,selamunu aleykum aleykum selam x hocam nedir bize sürprizin Valla gardaşım yıllarca gecemi gündüzüme kattım, yatmadım halkım içindir icadım ayrıca kullanılması içinde diyanetten fetvada aldım (SAĞLIK BAKANLIĞINI HİÇ MUHATAP ALMIYOR HOCAMIZ)
Bir ilaç İcat ettim, 2 kutu alana bir kutuda Allah rızası için benden bedava
Eve adrese teslim masrafıda bizden kar etmiyoruz bu gönül işi
Halkımıza hizmet ediyoruz her türlü kırık çıkık romatizma, bel dil lumbago, kas sünüzüt, minüsküs baş diş yanık yırtık kas ağrılarına son, al sür ağrılarına son ver, paraları acele gönder bana
Bu reklamları duydukça görsel medyada ya dedim aslında bu bilim yuvalarının bu tıppın çabası meğer boşaymış bizim ö..hocamız başlı başına bir bilim adamı başlı başına bir ünüversite 90 yaşındaki yaşlı amcama çare bulmuşsa böyle ucuz ilim adamına sahip çıkması gerekir yökün, laboratuarların ecz acılığın bilimsel çalışmalarına son verilmeli işte mucidi ö. Hocam
Hemde adamda Allah sevgisi dorukta kendisini halkına adamış dini bütün biri ayağının tozuyla uçaktan inmişken ayağının tozuna bari sahip çıksın ülkemin bilim insanları o ayak tozunu sakın rüzgara kaptırmasın bari birileri
O Hastane bu hastane arama ey vatandaş, dos doğru koş ö..Hocamıza
deva olur her derdinize gelirsiniz kendinize bu devir böyle bir devir
Kurulmasın ülkemin ücra köşelerine ne acil ile revir
Selam olsun dostlar size
Allah rızası için kendini vatandaşa adayan bir mucidi sundum size
Eğri oturalım doğruları konuşalım ,Allah aşkına neler oluyor? toplum olarak bize
Saygı ile
NOT Mucidimizin uğrak yeri
Rotası Yeşil Köy Hava alanına
Bir mucize getirdi
Asyayı, Avrupayı kavuran Antartikaya sıçrayan
Riyoda çok satılan
_______________________Hemide ayağının tozuyla
..Hz. Mevlana şöyle seslenmiştir insanlığa:
"Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildi.
benim çok beğendiğim güzel sözler ellerine sağlık.
Arkadaş tebrik ederim.
ABD'de Eylül ayında, 180 bin olarak beklenen tarım dışı istihdam artışı 148 binde kaldı. Ağustos ayındaki işsizlik oranı da beklentilerin altında kaldı.
ABD'de istihdam artışının düşük çıkması, hem ABD hem de dünya ekonomisi için, iktisadi istikrar açısından olumsuz bir göstergedir. Zira ABD ekonomisinin büyüklüğü yanında doların dünya parası haline gelmiş olması ister istemez globalleşen dünya ekonomisini de etkiliyor.
İstihdam verilerinin krizden tam çıkılmadığını belirtmesine ve bir İstikrarsızlık göstergesi olmasına rağmen, Dünyada ve Türkiye 'de sermaye piyasası adeta felaket üstüne spekülasyon yaparak bu olumsuz göstergeden dolayı coştu.
Eğer işsizlikte ciddi bir düşüş olsaydı, istihdamda artış olsaydı yani istikrar için olumlu bir gelişme olsaydı, ABD Merkez Bankası FED varlık alımlarını azaltacaktı. Bir anlamda FED'in bu uygulaması krizden çıkışın da ilanı olacaktı. Ne var ki şimdi istihdam göstergelerinin iyi çıkmamış olması nedeniyle FED, varlık alımlarını azaltmayacak, piyasaya para pompalamaya devam edecektir. Beklentiler FED'in varlık alım programındaki azaltma sürecini 2014'e erteleyeceği yönündedir.
Anlaşılan borsalar krizin devam etmesini istiyor. Çünkü kurt karanlığı sever... Kriz yerine istikrar gelirse, spekülasyonun da sonu gelir. Maalesef yaşanan bu balon sorunu, küreselleşmenin getirdiği bir kamburdur.
Spekülatif piyasa yapısı istikrarsızlığı gösteriyor ve uzun süre devam edemez. Dünya ekonomisini esir etmiş olan balon patlarsa global ekonomi daha ağır bir krize girecek, borsalar daha hızlı çökecektir. Bu defa likiditeyi artırmak da fayda vermeyecektir. Zira 2008 krizi nedeni de FED'in ve AB'nin piyasaya para pompalaması, son barutun kullanılmasıdır.
Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler, yükselen ekonomiler gibi spekülatörlerin ve ekonomik anlamda sömürü düzeninin uydurduğu sloganlara kanmasın. Küresel sorunlar yine de en fazla gelişmekte olan ülkelerin başında patlamaktadır. Bir kriz halinde, ulusal politikaları olmayan gelişmekte olan ülkeler kabak gibi açıkta kalacaklar.
Global ekonomi, güya insanların dünya kaynaklarından daha çok yararlanacağı bir düzen getirecekti. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler de bu düzenden pay alacaktı. Uygulama tersine oldu. Otuz-kırk yılda bir ortaya çıkan ekonomik krizler, son otuz yılda daha sıklaştı, yani krizler arasındaki aralık daraldı. Sosyal refahta aşınma ve yıpranma oldu. Afrika ve bazı gelişmemiş ülkelerde açlık sorunları daha görünür hale geldi. Sektörel dengeler bozuldu. Finans sektörü balon yaptı. 2008 ve 2009 yıllarında ABD'de ve birçok gelişmiş ülkede finans sektörü devlet desteği ile kurtarıldı. Bu demektir ki diğer sektörlerden ve tüm toplumdan bu sektöre kaynak ve gelir transfer edildi. Faktörel dengeler de bozuldu. Üretim faktörleri içinde emeğin dolaşımı sınırlandı. İşsizlik oranları arttı. Yalnızca sermaye, küreselleşme avantajından yararlandı.
AB'de yaşanan borç krizi de ortak para biriminin, bazı ülkeler tarafından çok rahat istismar edilebileceğini ortaya çıkardı. Küreselleşme sürecinde ulusal politikalar uygulayan, Çin, Brezilya ve Hindistan'da gözle görülür iyileşme oldu. Bu ülkeler bu yolla küreselleşmenin sömürüsüne açık ekonomiler olmaktan kurtuldular.
Türkiye'de ise kısa vadeli sermaye girişinin cari açıktan daha fazla olması toplumda bir serap etkisi yarattı. Türkiye ithalata ve dış borca dayanan bir strateji ile son on yılda yüksek büyüme oranlarını tutturdu. Buna karşılık dış cari açığın finansmanı için, dış borç stoku arttı.
Global ekonominin Türkiye'ye getirdiği ikinci bir sorun olarak spekülatif fonlar, siyasi ve sosyal yapıyı yozlaştırdı. Siyasi oluşumlarda bu yozlaşma görünür boyuttadır. Soros'un iktidarı da muhalefeti de biz tayin ederiz şeklindeki sözü meşhurdur.
Bir üçüncü sorun ise dünyada ve Türkiye'de, yolsuzluğun artması, gelir dağılımının bozulması ve kayıt dışı ekonominin büyümesidir.
24.10.2013
Esfender KORKMAZ
Yeniçağı GAZETESİ