Degerli arkadasım Lord-Lion seni yeniden aramızda görmek gercekten cok güzel. Son yaptıgın flash ve bundan oncekı yaptıgın bırcok flashta birbirinden güzeller bu bir gercek.Ben ve benim gibi bir cok flashl ugrasan insana ilhamsın bunu biliyorsundur.O yada bu sebeple flashlarının kitlenmesi beni cok rahatsız ediyor.Burada avukatlık yapmak gibi bir hedefim yok ancak rahatsız oldugum bir konuda fikirlermi belirtmeden rahat edemeyegim.Senin paylasım yapmadıgın icin flashların kitlenildigi belirtiliyor.Hakkında tenkitler vede elesiriler var.Ben olanlara karıslıklı suclamalara giripte tartısma ortamı yaratmak istemiyorum.Cunki bliyorumki tarafların kendilerine göre haklılıkları vede sebepleri vardır.Ve uzun bir tarstısma varsa ortada her ıkı tarafında haksız oldugu konular vardır dıye dusunuyorum.Paylasım konusuna gelınce kısılerın ozgur kararıdır.Ayrıca kim hangi bilgisini anlatıyorki? Belki bir iki kisi yapmıstır.Kendımız ypmadıgımız birseyı baskasından neden bekliyoruz.Sonucta flashlarını sunmasıda bir paylasım degılmı?
İsteyen yorum yazar tesekkur eder ıstemeyen yazmaz bu diretme neden?Sonuc olarak belki haddim olmayarak benimle ilgisi olmayan bir konuda yorum yaptım.Amacım yıkıcı olmak yerine yapıcı olmak..Sevgilerle
teşekkürler cool woman arkadaşım...
görüşlerinize tamamen katılıyorum...
flash yapmak bi gönül işi...
gönlünüzdekileri izleyenlerle paylaşmak...
Allah'ı (c.c) sevmenin alametlerinden birisi de, O'ndan gelen bela ve sıkıntıya razı olduktan sonra, onu gizleyip kimseye şikayet etmemektir. Çünkü sevgiliden gelen sıkıntı, sevenin yanında sevgilinin bir sırrıdır; ona karşı edepli davranmalıdır.
Sehl (r.a) korkunç bir hastalığa yakalanmıştı. Başkalarının vücudunda bulunan aynı hastalığı tedavi ettiriyor ama kendi hastalığını tedavi etmiyordu. Bazıları bu tavrını kınayarak kendisine sebebini sordular. Sehl cevaben: "Dosttan gelen darbe, acıtmaz" dedi.
Başa gelen sevimsiz durum ve hastalıklar karşısında muhabbetin artması ve bela anındasevgiliyi zikretmek gerçek sevginin bir alametidir. Çünkü bütün sıkıntılar aslında onu yüce Mevla'sından gelen birer lütuftur. Sıkıntıda sevgiliye yakınlık vardır. Bir de ilahi muhabbet kalbi tam olarak sardığı zaman, başa gelen bütün bela ve musibetlerin vereceği sıkıntı azalır.
Bunun için Allah dostlarından birisi şöyle demiştir:
"Benim en sâfi, en güzel zikir hâlinde olduğum an; dertli ve üzüntülü olduğum zamanlardır."
Kalbin kin ve öfkeden temizlenmesi,
insanda psikolojik dengeyi gerçekleştirir,
topluma faydalı olmaya sevkeder ve insanın iyilik duygusunun zirve noktaya çıkmasını sağlar.
Peygamber (s.a.v.), henüz gelişme çağında bir çocuk olan Enes b. Malik'e
sabah-akşam ruhunun kirlerini yıkamasını;
kendisine kötülük eden kimseyi affetmesini,
kalbini, şeytanın vesvese ve zararının kalıntılarından temizlemesini tembihlemiştir.
Bu önemli ve ilginç tembihi birlikte dinleyelim.
Enes (r.a.), Rasûlüllah'ın (s.a.v.) kendisine şöyle dediğini rivayet eder:
"Yavrucuğum!
Hiçbir kimseye kin ve düşmanlığın olmadığı halde sabahlama ve akşamlama imkanın varsa, bunu yap!
Yavrucuğum!
Bu benim sünnetimdir.
Kim benim sünnetimi hayata geçirirse, gerçekten beni ihya etmiş olur.
Beni ihya eden kimse de benimle birlikte cennette olur." (500)
O halde cennet ve Allahın'ın Rasulü ile birlikte olmak, gönlü kıskançlık, kin ve düşmanlıktan temizlenebilen kimseler için sözkonusudur.
canım arkdaşım ama ben flashı başladım geliştirdim bırakdım ne olcak şimdi eskisi gibi yapmıyorum netten bile sogdum artık
siz öle zannedin )
hala burdasınız ve bizlerde güzel çalışmalarnızı izliyoruz...
ben sizdende yakında müthiş bi çalışma bekliyorum...
yanılmadığımı birlikte görcez inşaallah....
selam ve dua ile...
çalışmalarınızda başarılar dilerim....
Sadece "elhamdülillah mü'miniz" demekle, Yüce Rabbimizi razı edemeyiz.
Rabbimiz (c.c), imanımızda samimi olmamızı ve inandığımız değerleri korumak için
bir gayret göstermemizi istiyor.
Allahu Teala, bir ayetinde:
"İman ettim demekle kurtulacağınızı mı zannettiniz Nasıl iman ettiğinizi ve ne derece
samimi olduğunuzu ölçeceğiz"( Ankebut, 2-3) buyuruyor.
Dili ile iman ettiğini söylediği halde, iman edilen şeyleri kalbi ile tasdik etmeyen
kimselere,Allahu Teala:
"Onlar inandık dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama 'boyun eğdik' deyin.
Henüz iman kalblerinize yerleşmedi."( Hucurat, 14)
uyarısında bulunuyor. Bu ayetler, şimdi bizlere hitab ediyor ve bu günün mü'minini uyarıyor.
İman esaslarına inanan bir kimse mü'mindir. Bu esaslara halk dilinde "Amentü" denir.
Bu esaslar, Allah'a, Allah'ın meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, ahiret gününe,
kadere, hayır ve şerrin Allah'ın yaratmasıyla olduğuna iman etmektir.
İmanın temelini işte bunları tasdik oluşturur. İman önce bu tasdikle başlar.
Aslında yok olan bir şeye değil, var olduğu halde görünmeyen şeylere iman edilir.
Bunun için önce imana davet eden Peygamberin sözüne teslim olunur; onun söyledikleri
hak kabul edilir. İnandığımız şeylerin hakikatini anlamak, varlıklarını hissetmek,
onları tanımak sonra gelir.
Allah katında geçerli hiçbir özrü yokken bir farzı terk eden kimse, büyük günah işlemiştir.
Aynı şekilde haram edilen bir işi yapmak da büyük günahtır. Büyük günah işleyene ve
ona devam edene "fasık" denir. Fasığın tevbe etmesi farzdır. Günah işleyen bir kimse,
günahı helal görmüyor, onun haram olduğuna inanıyor fakat nefsin hevası veya
kötü çevrenin etkisi ile kötülüğe düştüğünü söylüyorsa bu kimse mü'mindir;
onun kısa zamanda tevbe etmesi beklenir ve hayırlara dönmesi için dua edilir.
Diliyle mü'min olduğunu söylediği halde, kalbiyle onları yalanlayan, açık bir menfaat
veya gizli bir fesat için müslüman gözüken kimseye "münafık" denir.
Münafığın dünyada zararı ve ahirette azabı kafirden daha şiddetlidir.
Mü'minim diyen herkes, bu iman ve Allah sevgisini ispat etmekle yükümlüdür.
Bunun tek yolu önce Allahu Teala'nın her mü'mine farz kıldığı amelleri yapmaktır.
Bunların başında beş vakit namaz gelir. Beş vakit namazını kılan bir insan, imanını ispat,
müslümanlığını ilan etmiştir. Haramlardan kaçınmak da farzdır. Bu haramların başında
Allahu Teala'ya şirk koşmak ve yalan konuşmak gelir.
Mü'min, insanların kendisinden emin olduğu insandır.
Müslüman, herkese selamet ve rahmet olan kimsedir.
Hz.Nuh ve Hz.Lut'un hanımları, Peygamber hanımı olmakla beraber, kendilerine iman nimeti nasip olmamıştır.
Hz. Asiye ise Firavunun hanımı olmakla beraber kocasına tabi olmamış, Hz. Musa'ya iman etmiştir.İman ettiği ortaya çıkınca, Firavun onun ellerini, ayaklarını bağlayıp kızgın güneş altında işkenceler eder,
O ise, imanından taviz vermeden sabırla mukabelede bulunur.
dabanlıoğlu abicim benim ...
müthiş...
izlerken nasıl mutlu oldum...
ama ben biliyodum böle müthiş bi çalışma ile geleceğinizi...
harika söyleyecek bişe bulamıyorum....
siz benim çalışmam için maşaallah demiştiniz....
bende kocaman "MAŞAALLAH" diyorum...
bu çalışmaya altın yetmez buda benim pırlantamlardan....
kutlarım abicim....
emeğine o kocaman gönlüne sağlık...