EEG teknolojisi aşık olunca beynimizin bazı devrelerini kapattığını kanıtladı. Bir harita bile çıkarıldı. Araştırmanın ardındaki Türk profesöre sorduk. Aşk bize ne yapıyor?
Yüzyıllardır en merak edilen ama gizemini hep koruyan, hem bilimin hem sanatın konusu tartışmasız aşk. O sorunun peşinde bir Türk profesör bugünlerde İngiltere’de adından sıkça söz ettiriyor. Beyin MR’ları üzerinden insanın aşık olunca beyninde gerçekleşenleri araştıran Londra Üniversitesi’nden Nöro-estetik Profesörü Semir Zeki, ekip arkadaşlarıyla önemli ipuçları buldu. Çalışmada bir Türk profesörün adını görünce yoğun laboratuvar çalışmaları içinde yakaladık. Prof. Zeki, “Tutku duyduğumuz birine baktığımızda beynimizdeki uyarıcı bazı bölgelerin aktif olurken, bazı bölgelerin de devre dışı kaldığını” söylüyor. Ancak bu bölgelere baktığımızda görüyoruz ki aslında karar alma mekanizmamızı temelden etkileyen güdüler aşık olduğumuzda bambaşka bir hal alabiliyor. MR görüntülerine göre biz aşık olduğumuzda korku kontrolü, muhakeme, negatif duyguları kontrol etme ve empati gibi yeteneklerimizi geçici olarak kaybediyoruz.
Beyin şeffaflaştı aşk gözüktü
Bilimin aşkı somut olarak incelemesine neden olan teknolojiyi bize özetleyen Zeki, “EEG teknolojisi (elektroensefalogram-beyin akım grafiği) gerçekten şimdiye kadar bildiklerimiz üzerine bir devrim yarattı. Daha önce zihinsel bölgeleri soruşturmak son derece zordu. Örnek olarak bir insanın bir güzellikle karşılaştığında ya da aşıkken beyninde neler olduğunu objektif olarak incelemek çok zordu. Son teknolojiler bunu değiştirdi. Şimdi sadece beyindeki bölgeleri tanımlamakla kalmıyoruz aynı zamanda da aşık olmak gibi subjektif olarak tanımlanabilecek şeyleri objektif olarak da gözlemleyebiliyoruz” diyor.
Aklımız başımızdan böyle gidiyor
Beynin, yargılama gerçekleri muhakeme etme gibi yeteneklerimizin bulunduğu ön korteksi MR görüntülerine göre aşık olduğumuzda büyük bir değişikliğe uğruyor. Araştırmada aşık olduğu bir insanın fotoğrafı gösterilen deneğin beyninde fotoğrafı gördüğü anda beyninin bu bölgesinin pasifleştiği görüldü. Özetlersek, beyin dalgaları üzerinde yapılan araştırmaya göre biz tutkunu olduğumuz birine baktığımızda değerlendirme yapabilme yeteneğimizi geçici olarak kaybediyoruz. Aşkın bir diğer özelliği mutluluğu etkileyen serotonin seviyesini değiştirmesi. Aşkın en somut kanıtlarından adrenalin ise aşık olduğumuz kişiyi gördüğümüzde kalp atışlarımızı hızlandırıp avuç içlerimizi terletiyor ve aynı zamanda ağzımız kuruyor. Serotonin hormonundaki dengesizlik ise endişeli ve gergin hissetmemize neden oluyor.
Karar almadan önce iki kez düşünün
Prof. Zeki aşık çiftlerin hayatlarıyla ilgili bir karar alırken iyi düşünmesi gerektiğini vurguluyor. Örneğin aşıksanız evinizi ya da bir malınızı ipotek girişiminde bulunmamalısınız. Yeni bir anlaşması hatta belki evlilik kararı alırken iki kere düşünmelisiniz. Çünkü aşkın bizde devre dışı bıraktığı sadece değerlendirme yeteneğimiz değil aynı zamanda empati duygusu.
Bilim de edebiyat da aynı yola çıkıyor
“Çalışma hayatımın büyük bir çoğunluğunu görsellik aracılığıyla beynimizde neler olduğunu görmeye ve anlamaya çalışarak geçirdim. Esasen görsel yaratıklarız” diyen profesör şöyle konuşuyor: Aşk duygusunu deneyimlediğimizde aktif olan ve tam tersi dengeden çıkan beyin bölgelerini haritalandırdım. Bilim insanı olarak bunu araştırmak benim için her açıdan çekici.”
Aşk bir nevi uyuşturucu mu?
Beyindeki kimyasal dopamin aşık olan insanlarda daha yüksek düzeyde bulunuyor ve özellikle kokaine benzetiliyor. Zeki şöyle anlatıyor: “Aşk his olarak bir ilaçtır. Ama bunun uyuşturucu etkili ilaçlarla kıyaslanmasına üzülüyorum. Uyuşturucuların büyük zararları vardır ama aşk sağlığa zararlı değildir.
Olaki yürürüm bir başka aşka
Ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
Unutmaki tek aşk olduğum sensin
Aşık olduğum değil
Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
Dur diyorum yıkılıyorum
Uçurumları baş ucuma koyuyorum sonra
Okşuyorum saçlarını rüzgarda
Sıcak, ılık bir koku siniyor yüreğime
Gitme diyorum gitme düşüyorum
Sonra beni soruyorlar bana
Tanımıyorum diyorum
Daha hiç karşılaşmadık
Aynı çizgide bilge sus umu dinliyorlar
Ben sustukca
Yazık, bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
Önce bir bir, sonra hepsi
Sonra bir uçurumlar kalıyor birde yıkımlar
Verilen herşey borçmus gibi alınıyor
Önce bir bir, sonra hepsi
Sonra mı bir ben kalıyorum, birde yalnızlık
Uçurumlar, yıkımlar, ben ve yalnızlık
Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi
Yatıyoruz yan yana
Öpüşüyoruz, sevişiyoruz da hatta
Herşey oyunun yasaklarına uygun bir günah oluyor
Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz
Telli, kanlı düğün işte
Üşüyor saçlar biliyorum dargınmısın
Bu baharda mayısta bıraktığım gibi misin hala
Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
Hala kaçıyormusun zamansız
Gözlerini bırakarak birilerinde
Hala ellerinden tutup sevgileri
Dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun
Kendin kadar aklımdasın
Hala öyle savruk bir gök
Hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
Ve aşkını şaşırmış bir tanrı
Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara
Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
Öyle bıraktığım gibi misin
Gerceği yakmada hala usta mısın
Yoksa çırak mı yanarken yalanda
Saçlarıma dolanan aydınlığımsın
Somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirde
Anlattıkça eksilen tek anlam
Anlattıkça eksilen tek anlam
Hala bıraktığım gibi misin
Yoksa beni bıraktığın gibi mi
Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma
Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma
Hala bıraktığım gibi misin..?
umut altınçağ
operatör ve sıgınak ne güzel yürekleriniz var... arkadaşlık bu kadar mı güzel anlatılır bu kadarmı gönülden yaşanır göremesenizde bedenleri... gönül gözünüze sağlık ...