Forum uyelerinden oyunda bulunan arkadaşlar varsa ka01 de locoste olarak başladım ve 10 sıradayım her türlü yardımı yaparım
ben main board dan demeniz yeterli
Stratejik olarak da büyük önemi bulunan ürün, özellikle sınır bölgesine ilk yardım malzemesi olarak gönderiliyor.
ilaç büyük çok büyük bir başarı bu sayede nice vatan evladı kurtulabilir
Türk bilim adamları, her türlü kanamayı birkaç dakika içinde durduracak bir ilaç geliştirdi. İlaç, ayrıca Cumhuriyet tarihinde ilk kez Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alan yerli ürün oldu..
Her türlü kanamayı kapsül yaparak birkaç dakika içinde durduran maddeyi dünyada ilk kez Türk bilim adamları geliştirdi. Kan kaybından ölümleri durdurması hedeflenen ilaç, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alan yerli ürün oldu.
'KANAMA ANINDA DURDU'
İlacın, kanamayı hızla durduran etkisi Hacettepe Tıp Fakültesi Hematoloji Bölümü tarafından araştırılarak kanıtlandı. Her türlü kanama için üretimine başlanan ürün, ilk olarak Van Yüzüncü Yıl Tıp Fakültesi'nde sünnet olan ve kanaması 15 gün boyunca hiçbir şekilde durdurulamayan hemofili hastası Hakan Yargı için kullanıldı. Hastanın kanaması hemen durduruldu. Stratejik olarak da büyük önemi bulunan ürün, özellikle sınır bölgesine ilk yardım malzemesi olarak gönderiliyor. Klinik deneylerini yürüten Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Haznedaroğlu, "Bu ürün bugüne kadar kanama durdurma mekanizmasıyla ilgili bildiğimiz verileri alt üst etti. Kanama durdurma mekanizması tamamen farklı. Her türlü kanamayı birkaç dakika içinde durdurabiliyor. Tüm dünyada kan kaybından ölümleri bu sayede önlemeyi amaçlıyoruz" dedi.
BRITISH JOURNAL'DE
Çalışmanın, dünya literatürüne sunulması için dünyanın en saygın bilim dergilerinden International British Journal'de yayınlanmak üzere kabul edildiği öğrenildi.
İlacın tamamı bitkisel karışım
Pıhtılaşma sorunu olan hastaların bile kanamalarını anında durdurabilen madde tamamen bitkisel karışımlardan yapılıyor. Isırgan otu, asma yaprağı, havlıca, meyan kökü ve kekik bileşiminden hazırlanıyor. Cahit Fırat isimli bir kişinin ailesinden kalma formülle yaraları iyileştirmek için kullandığı halk arasındaki tabiriyle kocakarı ilacı olan bu ürün, dünyada büyük yankı uyandıracak ilaç haline geldi.
bu yazacağımıda çapa tıp fakültesinden bir hocadan dinlemiştim fakat denemeye fırsatım olmadı ama anlattığına göre vucutta C vitamini bomba etkisi yapıyormuş
mandalinayı folyo kağıdına sarıp fırına atıyormuş 15 dk piŞiriyormuş çıktıktan sonra eğer yiye biliyorsanız kabuğu ile birlikte yoksa ayırıp yeniyormuş o sıcaklık la alınan mandalina vucutta bomba etkisi yapıyormuş
ilginç değilmi
aynı hoca sabahları havuç suyu içiyor ve içine iki damla zeytin yağı atıyormuş buda havuçtaki vitaminleri ayrıştırıp direk vucuta alınmasını sağlıyormuş
Potamyali Ağa, her an parasi olan ve paraya sikişanlarin isteklerini kişiliklerine göre karşilayan biridir. Kendisinden para isteyenlerin başvurularini hemen karşilamaz, gelenleri önce oturtur, ayran ikram ederdi. Biraz sohbetten sonra ayrilir ve paralarin bulunduğu odaya giderdi. Bir süre düşündükten donra tekrar gelirdi.
Kendisinden para isteyen güvenilir biriyse isteğini karşilar ve borç para verirdi. Ama güvenilir birisi değil ise ona nezaketen:
- Az önce gittum param ile konuştum.Ona dedum ki, param seni vereyim da mi koti olayim, vermeyeyim da mi koti olayim dedum. Param da dedi bağa ki beni vermesan da koti olsan daha iyi olur. Onun için kusura bakma, paramun deduğuni yapacağum.
Holo Dede'yi camide namaz kilarken gören ahali her zamanki gibi takilir:
- Holo Dede, de bize bi yalan
-Deli misunus? Camide yalan söylenur mi? Günahtur. Birakun yalani da size bir şey anlatayum. Geçen dağda çerik (çam kalas) yaparken büyük bir gürgene rastladuk. İki gündür balta vuriyiruk oğa, baltanun sesi birbirumuze gitmedi.
- Nasil bir şeydur bu?
- Toplanalum haburiya onbeş adam anca kaplayabiluruk oni.
Gurgeni merak eden ahali göstermesi için Holo Dede'ye yhalvariri. Holo Dede israrlara dayanamaz, ahaliyi toplar ağacin olduğu yere götürür. Ahali karşisinda küçük bir gürgen görünce şaşirir:
- Hane onbeş adamun sarduğu gurgen bu midur?
- İyi göremedum demek ki, her halde gözlerum zayifladi.
- Yahu iki gün balta vurdunuiz da sesunuz birburunuze gitmedi.
- İyi duyamadum demek ki, her halde kulaklarum zayifladi.
- Yahu Holo Dede yalan olur da bu kadar olir mi?
- Siz bağa camenun içinde bi yalan de dedunuz. Korktum günahtan diyemedum yalan. Benda anlattum size buni. Aha gurgen! Yalan demedum hoş! Ama biraz abarttum!
her ne kadar eczaneden aldığımız kullandığımız ilaçların hayatımızda büyük yeri olsada faydalarının yanında vucudumuzun bir yanına zarar verdiği aşıkar
bunu bilakis denediğim için paylaşmak istedim ama bünye meselesi derseniz oda ayrı mevzu
bunun için gerekli olanlar
biraz irice kara turp
bal
ve limon
turpun tepesini sapka şeklinde kesip içini kase şeklini alacak şekilde oyuyoruz
içine bal ve limonun suyunu ilave edip şapkasını demlenmesi için kapatıyoruz
bir gece limonlu balla demlenen karışımı sabah akşam birer kaşık içiyoruz
bir iki güne kalmaz oksürük kesilecektir
mutlaka sizlerinde buna benzer karışımları vardır burada paylaşmak güzel olur sanırım
Tüm doğal besinlerin kendine has faydaları mevcut ama yoğurdun ayrıca yeri olduğu tartışılmaz
Japonya'da yapılan ve sonuçları İngiltere'de yayımlanan araştırmalar, şekersiz yoğurdun nefes kokusunu giderdiği, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu. Araştırma kapsamında 6 hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80'inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyinin düştüğünü belirten Japon bilim adamları, yoğurdun içeriğindeki maddelerin bu rahatsızlıkları önlediğini vurguladı.
İngiliz Diş Sağlığı Vakfı yöneticileri de araştırma sonuçlarını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Vakıf yöneticileri, İngiltere'de her dört kişiden birinin nefes kokusu sorunu bulunduğunu ve her 20 kişiden 19'unun hayatlarının bir döneminde diş eti iltihaplarından çektiğini bildirdi.
YAĞ YAKMAYA DA YARDIMCI
ABD'de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.
"Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor"
Tennessee Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin ortalama 7 kg olan kilo verme seviyesinden daha fazla kilo vermekle kalmadıklarını, aynı zamanda kas kütlesini de diğerlerine oranla iki kat fazla koruduklarını belirtti. Dr. Zemel, kas kütlesini korumanın diyet yapanlarda önemli bir konu olduğunu belirterek, "Önemli olan yağ yakmak, kas değil. Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor, ancak kilo verirken kas kütlesi de kaybediliyor. Bu duruma karşı en iyi çözüm, kalsiyum ve protein ağırlıklı bir diyet, yani yoğurt seçeneği" diye konuştu.
Sonuçları Uluslararası Obezite Dergisi'nin Nisan sayısında yayınlanacak araştırmayla ilgili bilim adamları, düşük yağ oranlı süt ürünlerinden oluşan kalsiyum ve protein ağırlıklı diyetin, yağ yakma ve kilo vermek için ideal olduğunu vurguluyorlar.
buna ilave olarak profosyonel boksörlerin kendi kilolarında maçlara çıktıklarında eğer fazlalıkları varsa geceden bol limonlu yoğurt yediklerini duymuştum
Yaklaşık 200 kalori civarındaki bazı sihirli yiyecekler ile hem sindirim sisteminizi yormamış olursunuz, hem de kaslarınızı gevşetip, sakinleşirsiniz.
Serotonin ve melatonin hormonları sayesinde ise deliksiz bir uykuya kavuşursunuz. Aşağıdaki listeden 1 veya 2 adedi geçmeyecek şekilde dilediğiniz seçimi yapmakta özgürsünüz!
1: Muz
Açık olarak söylemek gerekirse sarı bir poşet içindeki uyku hapları olarak adlandırabiliriz. Seratonin ve melatonin dışında aynı zamanda magnezyum içeren bu meyve, kaslarınızı gevşetip sizi rahatlatır.
2: Papatya Çayı
Sizi yatağa huzurlu bir şekilde yatıracak bir çaydan bahsediyoruz. Sakinleştirici özelliği sayesinde papatya çayı , kaygılı ve sinirli bir bünyenin en iyi panzehiridir.
3: Ilık Süt
Evet çok duyduğunuzu biliyoruzFakat bu bir mit değil, gerçektir. Süt içeriğinde bulunan ve tripsin etkisiyle serbestlenen ve organizma için gerekli bir aminoasit olan triptofan sayesinde beyniniz yatışır ve daha sağlıklı bir uykuya dalarsınız. Elbette ki sıcak sütün yıllardır duyduğumuz birçok iyileştirici özelliği sayesinde psikolojik bir etkileşim de duyabilirsiniz.
4: Bal
Bitki çayınızın veya ılık sütünüzün içine atacağınız bir çay kaşığı kadar balın etkileri hiç de göründüğü kadar küçük değildir. İçeriğindeki şeker her ne kadar vücudu hareketlendirmeye niyetlense de, az miktarda glikoz oreksine dur işareti yapar. Oreksin son zamanlarda keşfedilmiş ve beyni hareketlinderen bir nörotransmiterdir.
5: Patates
Az miktarda fırında pişirlmiş patatesin iyi bir gece uykusuna yardımcı olabileceğini pek sık duymadığınızı biliyoruz. Midenizi yormayacağı gibi, içeriğindeki tripofan sayesinde asit seviyesini düşürür. Etkiyi daha da artırmak için sütle birlikte püre kıvamına getirip yiyebilirsiniz.
6: Yulaf Unu
Yulaf içeriğindeki melatonin sayesinde iyi bir uykunun en iyi ilaçlarındandır. Bir miktar Akçaağaç şerbetiyle karıştırsanız hem de lezzeti ile sizi büyüleyecektir.
7: Badem
Bir avuç kalp dostu bu yemişlerden yediğiniz takdirde, sizi tatlı bir şekerlemeye götüren yolculukta en büyük yardımcınızı bulmuş olacaksınız. Hem tripofan içeriği hem de uygun ölçüde içerdiği kalsiyum sayesinde kaslarınızın rahatlamasına yarar.
8: Keten Tohumu
Hayat bazen ters gittiğinde ve siz de kendinizi kötü hissettiğinizde, 2 kaşık keten tohumunun sizlere yardımcı olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Süt veya yoğurt içine katabileceğiniz keten tohumu, omega 3 yağ asitleri açısından zengindir ve doğal bir moral verici etkisi bulunmaktadır.
9: Kepek Ekmeği
Bal kattığınız çayınız ile birlikte yiyeceğiniz bir ince dilim kepek ekmeği, vücuttaki insülinin biraz serbest kalmasına ve tripofan ile seratonininize ''uyku vakti'' mesajını yollamasını sağlamaktadır.
10: Hindi
Yılbaşını unutun. Güzel bir uykunun 2-3 saat öncesi, bir ince dilim kepek ekmeği üzerine koyacağınız küçük bir parça haşlanmış hindi eti yararlı olacaktır. İçeriğindeki tripofan sayesinde midenizde çok miktarda protein olmadığı zamanlarda bile sizi rahatlatır.
Profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra Bugün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız dedi.
Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.
Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.
Öğrenciler hep bir ağızdan "Doldu" diye cevapladılar.
Profesör "Öyle mi?" dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova küçük çakıl taşı çıkarttı. Çakıl taşlarını kavanozuna yerleştirdi.. Sonra kavanozu sallayarak çakıl taşlarının büyük taşların arasına yerleşmesini sağladı.
Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.
Bir öğrenci "Dolmadı herhalde" diye cevap verdi.
Profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mucirlerin arasına nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve "Bu kavanoz doldu mu?" diye sordu.
Tüm sınıf bir ağızdan "Hayır" diye bağırdılar.
"Güzel" dedi Profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek
" Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız. Ve tabii, herkesin kendi kendisine sorması gereken soru şu olmalı:
Nedir hayatınızdaki büyük taşlar?
Aileniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek!
Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız. "
Aşağıdaki resimler psikologlar tarafından ortaya çıkarılmış, defalarca test edilmiş, şekiller ve renkler değişerek bugünkü halini almış. Hangi resim size yakın geliyorsa seçin, dokuz ana karakterden hangisi size uyuyor bulun. Aşağıdaki yazıyı seçtikten sonra okuyun...yoksa etkilenirsiniz doğru sonuç alamazsınız...önce karakterlerden size uyanı seçin!
1. İçedönük-Hassas-Kolay Etkilenen: Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafinızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstün körü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.
2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan: Kendinizi geliştirmenizi saglayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.
3. Dinamik-Aktif-Dışadönük: İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak. Aslında olayları başlatan kişi de siz oluyorsunuz.
4. Ayakları Yere Basan-Dengeli-Uyumlu: Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor, çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki, herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan herşeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.
5. Profesyonel-Pragmatik-Kendini Tanıyan: Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise, herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.
6. Barışçıl-Tedbirli-Agresif Olmayan: Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlügünüze düşkün oldugunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz. Ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız.
7. Dikkatsiz-Oyunsever-Neşeli: Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz.
8. Romantik-Hayalci-Duygusal: Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.
9. Analitik-Güvenilir-Kendinden Emin: Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz.
Bir Japon firması 'hediyelik fasulye' yapmış. Fasulye tanelerinin üzerine lazerle 'seni seviyorum' lafını kazıyorlarmış. Nemli toprağa gömülmüş fasulyeyi alıp uygun gördüğünüz kişiye hediye ediyormuşsunuz. Beş gün sonra fasulye filizlendiğinde de ortaya 'seni seviyorum' yazısı çıkıyormuş.
Bu haliyle de elbette haber değeri var ama bir malumatı eklersem sanırım daha da ilginç hale gelecek.
Böyle bir ürünü Fransız yahut Brezilyalı bir firma da üretebilirdi. Sonuçta, aşk meşk filan evrensel meseleler. Fakat 'seni seviyorum' diyen fasulyelerin Japonya'da satışa çıkması gayet anlamlı.
Çünkü orada çiftler birbirlerine asla 'seni seviyorum' demiyormuş!
Tabii ki de Japonya'da 'seni seviyorum' demeyi yasaklayan bir kanun yok. Hatta 'aşk'a karşılık gelen 'koi' diye bir sözcük de varmış. Ancak kimse bunu kullanmıyormuş! Bir Japon, aşkından ölse dahi en fazla 'suki desu' diyormuş. Yani, 'senden hoşlanıyorum'. Onlara göre bunun nedeni, 'sevginin kelimelerle değil,davranışlarla ifade edilmesi gerektiğine inanmaları' imiş. Hadi bunu çok güzel açıklamışlar. Kulağa bayağı hoşgeliyor. Peki Japonca'da 'canım, cicim, hayatım,tatlım, meleğim' gibisinden sevgi sözcüklerinin hiç olmamasına ne diyorsunuz?
'Seni seviyorum'u geçtik, kimse kimseye 'kınalı kuzum' da demiyormuş yani! Evli çiftler birbirlerine, çocukları olana kadar ''ano ne!'' (hey!), çocuklardan sonra, ''okaasan'' (anne) ve ''otoosan'' (baba), torun torba sahibi olduklarında ise, 'oi!' (hey sen!) diye hitap ediyorlarmış. Bu konular için deniyor ki, Japonlar kadın-erkek ilişkilerinde çok kör topal ilerliyor. Yeni nesil aşmak istese de gelenekler önlerinde Beton Bayram olarak dikiliyor. Onlar da çaresiz boyun eğiyor. Böyle gelmiş,böyle gidiyor.
Velhasılı kelam, Japonlar'ın 'seni seviyorum' diyen fasulyeleri aslında toplumsal bir ihtiyacın itelemesinin sonucu. Çok isteseler bile alışkın olmadıkları için 'seni seviyorum' demeyi tuhaf buluyorlar. Kültürleri bu cümleyi hayatlarına almaya izin vermiyor. Onlar da problemi fasulye desteğiyle çözmeye çalışıyorlar işte.
Lütfen şimdi yerinizden kalkın yahut telefona elinizi atın ve hak eden birine, 'Seni seviyorum' deyin.
Amerikan Discover dergisi ölüm ile ilgili ilginç bilgiler yayınladı. İşte ölüm hakkında merak edilenler :
* İlk ölüleri toprağa gömme işlemi, İspanya'nın Atapuerca bölgesinde 350 bin yıl öncesine kadar dayanıyor.
* Bütün ölümlerin temelinde oksijen eksikliği yatar.
* Ölümün ilk üç gününde enzimler yemeğe başladığınız gibi sindirilmeye devam ediyor. Parçalanan hücreler bağırsaklarda yaşayan bakterilerin yemeği oluyor.
* ABD'de gömülen cesetler, toprağa her yıl ortalama 3 milyon litre sıvı bırakıyor.
* Bir İsveç şirketi, cesetleri çeşitli kimyasal maddelerle donduruyor. Ceset, bir tüpün içinde 6 ila 12 ay arasında ayrışıyor ve tamamen yok oluyor. Böylece çevreye zarar verilmediğini iddia eden şirket, buna 'ekolojik defin' diyor.
* Hindistan'dakİ Zerdüştler, cesetleri akbabaların yemesi için açık alana atıyor.
* İNGİLİZ Kraliçesi Victoria'nın kocası Prens Albert, bornozu ve elinin alçısıyla gömülmek için ısrar etmişti.
* Madagaskar'da aileler akrabalarının kemiklerini çıkarıp törenle köyün etrafında dolaştırıyor. Daha sonra da kemikler yeni bir kefene koyulup yeniden gömülüyor. Eski kefen, yeni evlenene veriliyor veya çocuğu olmayanların yataklarına seriliyor.
* 19'uncu yüzyılda Mısır'da demiryolu inşaatı yapan şirket, mumyaları lokomotiflere yakıt olarak kullandı. Böyle büyük tasaruf yaptılar.
* İngİlİz filozof Francis Bacon, tavuğu dondurmak istedi. Tavuğun içini karla dolduran Bacon, soğuktan hastalığa yakalandı. 1926 yılında da zatürreeden hayatını kaybetti.
* Embrİyonİk gelişim döneminde organların oluşumunda bazı hücreler ihtihar ediyor. Eğer bazı hücreler ölmeseydi, ördekler gibi taraklı ayaklarla doğardık.
* 1907 yılında Massachussettsli bir doktor, özel bir ölüm döşeği tasarladı. Sonra da insan vücudunun ölüm anında 21 gram kaybettiğini rapor etti. Bu nedenle ruhun 21 gram tuttuğu varsayılıyor.
* ABD'de insanların yüzde 80'i hastanede ölüyor.
* ABD'NİN New York kentinde cinayet kurbanından çok intihar eden insan var.
* İnsanlığın başlangıçından beri 100 milyar insanın öldüğü sanılıyor.
bana göere cesedin değil ruhun akibeti...........