Kalbimin derinliklerinden gelen bir uğultu bu,bu bir iç titremedir.
Beynim aynı noktaya odaklanmış,düşün kıtlığında.Aklıma gelen hiç bir şey yok.Varsa sen,yoksa sen düşünmüyor musun?,Hiç sanmıyorum.İhtimal dahi vermiyorum.Kimbilir?Aklına gelecek son, benim belkide.Oysa düşsel dünyamda başka dünya kalmadı.Yanmadığım ateş yok.Arınmalıyım,senli dünyamdan.Çıkartıp atmalıyım,düğmesiz,iliksiz,yamalı bu gömleği.Tamirden bıktı gönlüm.
Kırgın tenefüslerdeyim.
Acımaz oldu canım.Küsemez oldum artık,kendime alışmışım.
Senli dünyamda unuttuğum bu beni hatırlama telaşındayım.
Çok yük istemiyorum artık.yaşım geçti ondan mı ?Bilmiyorum,zorsunuyorum.Her tuttuğumu kopartırken,ben kopuyorum şimdi kendimden ve sensizliğe muhtacım.
Yanlız bir dünya istiyorum.Ne olur girme rüyama bile.Kırgınlıklarımı yamalamaktan bıktım artık,korkuyorum.Dikiş tutmaz diyorum,yama yama üstüne.Çalma kapılarımı zilini bile iptal ettim kapının.Numarasını sildim,nosuz yazıyor.Sokağımda ben yokum.
Sensiz olan biri var,var yok arası yaşamaya çalışan biri..
Cüzzam 1876'da Armauer Hansen tarafından bulunan lepra basili tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır.
Gerhard Armauer Hansen
(1841-1914)
Cüzzam hastalığının ilk kez ne zaman ortaya çıktığını kesin olarak belirlemek halen mümkün olmasa da hastalığın tanısı ile ilgili ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 600'lü yıllara aittir. Hint, Mısır ve Çin uygarlıklarının bu tarihten daha önceleri M.Ö. 16-13. yüzyıllarda hastalığı tanıdıkları var sayılmaktadır. Bu zaman dilimine tarihlenen Mısır'da bulunan bazı kalıntılar varsayımı desteklemektedir. Eski Yunanlılar ve Araplar'ın da hastalığı tanıdıkları düşünülmektedir.
Bazı kaynaklar cüzzam'ın Avrupa'ya Hindistan'dan Büyük İskender'in ordusunun askerleri ile, bazıları da Roma askerleri tarafından taşındığını öne sürerler.
Cüzzam Haçlı seferleri sırasında oldukça yaygın bir hal almıştır. Hastalık yaygınlaşmaya başladıkça cüzzamlılar adeta lanetlenmiş kimseler olarak kabul edilip, toplumdan dışlanmışlardır. Tedavisinin bilinmediği dönemlerde cüzzamlılar yerleşim birimlerinden uzak yerlere hatta özel adalara sürülerek, buralarda kendi hallerine bırakılmaktaydılar.
Ülkemizde cüzzam hastalığı sosyal hastalıklar arasında sayılmaktadır.Bir zamanlar toplum dışına itilen hastalar artık tedavi edilebilmektedir.Hastalık eskiden bütün ülkelerde rastlanırdı. Günümüzde ise nemli, tropikal ve yarı tropikal bölgelerde genellikle çok çocuklu tek odada yaşayan, yeterli ve dengeli beslenemeyen insanlarda görülmektedir. 1983 yılından 2002 sonuna kadar ülkemizde toplam 561 yeni hasta kayda alınmıştır. 2002 yılı sonu verilerine göre Türkiye'de 2605 hasta bulunmakta ve bunlarda kontrol altında tutulmaktadır. Cüzzam, nadir olarak bulaşan. Salgınlar halinde görülmeyen bir hastalıktır.
NEDENİ VE BULAŞMA YOLLARI
Cüzzamın nedeni "mycobacterium leprae" adlı bakteridir. Ağız ve burundan yakın temas sonucu damlacık enfeksiyonu ile bulaşır. Bakteri çok yavaş çoğalır, inkibasyon periyodu 5 yıl kadardır. Semptomların görülmesi bazen 25 yılı bulabilmektedir.
HASTALIK BELİRTİLERİ
Bakteri deri ve sinirleri etkiler ağır vakalarda şekil bozukluğuna yol açar. Cüzzam hastalığının iki klinik tipi vardır.
1. Tüberküloit Cüzzam, hastalığın bu tipi vücut direnci sağlıklı kişilerde ortaya çıkar. Belirtiler nispeten lokaldir. Basil kol ve bacaklarda bulunan çevresel sinirlerin bir veya iki tanesine yerleşir, bu bölgelerde bulunan sinirlerde küçük ilhitab odakları oluşturur. Sinir fonksiyonunu bozar ve duyu kayıpları oluşmasına neden olur. Bazen de deriden kabarık keskin kenarlı ve duyu kaybı olan deri lezyonları (tüberküloid plak) gelişir. Tüberküloid Lepralı hastalarda basil sayısı az olduğu için hastalığı çevrelerine bulaştırmazlar.
2. Lepromatöz Cüzzam, bu tip vücut direnci zayıf veya hiç olmayan kişilerde görülür. İlk belirtisi burun tıkanıklığı, burun kanaması, saç dökülmesi, burun tabanında çökme, diz ve dirsekte lezyonlar, bu dönemde tedavi başlanılmazsa basiller hızla yayılabilir. Tedavi edilmezlerse basil sinirleri tutarak ellerde ve bacaklarda eldiven şeklinde duyu kayıpları ve motor işlev kayıpları görülür. Hastalarda felç hali görülebilinir. Bunlara bağlı olarak vücutta yaygın şekil bozuklukları ve sakatlıklar görülür.
TANI
Klinik verilerle ve ailesinde lepra hikayesi olan kişilerde kolaylıkla konulabilir. Dışarıya basil çıkaran aktif durumda bir hastaya yakın temas halinde olan kişiler mutlaka hastalık yönünden araştırılmalıdır.
Basil çıkaran tipte burun ve deriden yapılacak yaymalar, kuşkulu deri lezyonlarından alınan biopsilerin patolojik incelemesiyle tanı konulur.
TEDAVİ
Cüzzam erken tanı koyulduğunda tedavisi kesin olarak yapılabilen bir hastalıktır. Erken tanı ve tedaviden sonra hiçbir kalıcı sakatlık oluşmadan tedavi mümkündür.
Tedavisinde, Dünya Sağlık Örgütünün uyguladığı çok ilaçlı tedavi (Multi Drug Treatment=MDT) uygulanmaktadır. Kayıtlı hastaların tedavisini Dünya Sağlık Örgütü karşılamaktadır.
Ömer bin Abdülaziz'in bir hizmetçisi gündüz hizmet eder, geceleyin bir köşeye çekilir, dua eder, gözyaşları içinde Allahü teâlâdan bir şeyler isterdi. Ömer bin Abdülaziz hizmetçinin neler söylediğini merak etti. Bir gün dinledi.
Hizmetçi, "Ya Rabbi, bana olan sevgin hürmetine bana rahmet et" diyordu.
Buna hayret edip, "Ey hizmetçi, bu ne cüret" diye sordu.
Hizmetçi,
"Allahü teâlâ beni sevmeseydi, sen uykuda iken, beni uyanık tutar, kendisiyle birlikte olur muyduk? Kur'an-ı kerimde, "Allah onları sever, onlar da Allahı sever" buyuruyor. Önce kendi sevgisini bildiriyor. Sonra da sevdiğinin sevgisini bildiriyor. Sevmek için sevilmek gerekir" dedi.