Cemalettin_

Cemalettin_

Üye
25.04.2004
Er
372
Hakkında

#28.02.2006 23:40 0 0 0
#27.02.2006 23:09 0 0 0
#27.02.2006 23:05 0 0 0
#24.02.2006 23:48 0 0 0
#12.02.2006 12:30 0 0 0
  • aslinda bunlara icimden teker teker kursuna dizmek geliyor icimden, ama cani veren ALLAH mutlaka alanda odur! benim almanyada tanidigim, yani benim arab berberim bana bi anlatmisdiki, yani türkcesini tam bilimiyorum ama, yani kutsa(<-heilig)savasdan bahsetmisdi! belki böyle baslayabilirm, ama en dogrusunu allah bilir!

    ALLAHIM SEN BUNLARA BILDIGIN GIBI YAP VE MÜSLÜMANLARA, DENIZDE HAVADA VE KARADA SAVAS ANINDA HERZAMAN MUZAFFAR EYLE YARABIM!!!

    ...AMIN
#08.02.2006 21:38 0 0 0
  • bu programmi kendi cikarlari icin kullananlara; HAKKIMI HELAL ETMEM!! haram kilarim

    buyrun



    #include<stdio.h>
    #include<conio.h>

    int main()
    {
    int x,ant;
    start:
    printf("\n\t Gib eine Dezimalzahl ein: ");
    scanf("%i", &x);

    printf("\n\t\t Die Dezimalzahl %i ergibt im Hexadezimalzahlsystem: %x",x,x);

    printf("\n\n\t Moechtest du diesen Forgang nochmal wiederholen??\n");
    printf("\n\t\t -1- steht fuer JA \n\n\t\t -2- steht fuer NEIN\n");
    printf("\n\t\t\t\t\t Ihr Wahl: ");
    scanf("%d",&ant);


    if(ant==1){

    goto start;
    }

    else{
    printf("\n\n\tDruecken Sie bitte auf die Taste Enter!");
    }


    flushall();
    getchar();
    return 0;
    }

#27.01.2006 18:47 0 0 0
#22.01.2006 19:24 0 0 0
#22.01.2006 00:21 0 0 0
  • Sual: İyilerle beraber olmanın dindeki yeri nedir?
    CEVAP
    Salihlerle beraber olan, onlardan hiçbir şey öğrenemese bile, yedi ikrama kavuşur:
    1- İlim talebesinin faziletine kavuşur.
    2- Onlarla beraber iken günahtan uzak olur.
    3- Evinden çıkışından itibaren rahmete girer.
    4- Onlara inen rahmetten o da faydalanır.
    5- Onları dinlerken, kendine sevap yazılır.
    6- Melekler ondan memnun olup, dua eder.
    7- Attığı her adım, günahına kefaret olur.

    Allahü teâlâ da ona altı ikramda bulunur:
    1- İlim ehliyle bulunmayı ona sevdirir.
    2- Âlime uyanlar gibi sevaba kavuşur.
    3- O salihlerden birinin şefaatine kavuşur.
    4- Günahkârların gittiği yerlerden soğur.
    5- O da salihlerin yoluna girmiş olur.
    6- Dinimizin emirlerine uymuş olur.

    Bir kimse, Peygamber efendimize, (Kıyamet ne zaman kopacaktır?) diye sordu. Ona cevaben, (Kıyamet için ne hazırladın?) buyurdu. O kimse, (Fazla ibadetim yok. Fakat Allah ve Resulünü seviyorum) dedi. O kimseye, (Herkes sevdiği ile beraber olacaktır. Sen de, ahirette sevdiğinle beraber olacaksın) buyurdu. (Buhari)

    Hikmet ehli buyuruyor ki:
    1- Âlimlerle beraber olanın ilmi artar.
    2- Salihlerle beraber olanın, ibadete rağbeti ve günahlardan kaçma arzusu artar.
    3- Fasıklarla [açıktan günah işleyenlerle] düşüp kalkanın günah işleme cüreti artar.
    4- Zenginlerle düşüp kalkanın dünya sevgisi artar.
    5- Fakirlerle beraber olanın şükrü artar. Bir kimse, bir âlimle dünyayı dolaşsa, âlimden dinine ait bir mesele öğrense, birlikte yaptıkları seyahati boşa gitmiş olmaz. Bir kimse de, âlimlerle, salihlerle beraber olsa, hiçbir şey istifade edemese bile, onların yüzüne bakması, onun için büyük bir nimettir. Çünkü salih Müslümanın yüzüne bakmak ibadettir. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. Sana koku sürmese de, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) [Müslim]

    Kötü arkadaş, bir tane olsa da çoktur. İyi arkadaş bin tane olsa da azdır. İyilerle dost olmalı ve sayısını çoğaltmaya çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Çok dostunuz olsun; çünkü Rabbiniz kerimdir. Kıyamette dostları arasında bulunan kuluna azap etmekten haya eder.) [Şirıa]

    (Çok tanıdığınız olsun! Kıyamette hepsi de şefaat eder.) [Şirıa]
    (Allahü teâlâ, rıza-i ilahi için bir din kardeşi edinenin Cennetteki derecesini yükseltir.) [İ. Ebiddünya]

    (Allah için ahiret kardeşliği yapan, ahirette öz kardeşinden daha faydalı yardımları, o ahiret kardeşinden görür. Allahü teâlâ, ahiret kardeşini çok seveni, o nispette çok sever.) [Ey Oğul İlm.]

    İyilerle arkadaşlık, dostluk böyle kıymetli iken, kötülerle arkadaşlık daha kötüdür. İnsanın dünyasını da, ahiretini de yıkar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kişinin dini arkadaşının dini gibidir. Şu halde kiminle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin!) [Hakim]

    Akıllı, ilim sahibi, iyi ahlaklı, doğru sözlü, cömert ve günahlardan kaçan kimselerle arkadaşlık etmelidir. Kur'an-ı kerimde mealen, (Benim yolumda gidenlere uy) buyuruluyor. (Lokman 15)

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ev almadan önce komşu, yola çıkmadan önce arkadaş edinin! Yolculuktan önce de azık tedarikine çalışın!) [Taberani] (Ahiret yolcusunun azığı doğru iman ve arkadaşı da salih ise ne mutlu ona)

    Kötülerden uzak durmalı
    İmanımızın üç düşmanı vardır: Şeytan, nefs ve kötü arkadaş. En zararlısı kötü arkadaştır. O, nefsimizin ve şeytanın aracılığı ile bize zarar verir. Arkadaşların en kötüsü insanın dinini, imanını, edebini, hayasını, ahlakını bozmaya uğraşan, böylece dünya ve ahiretine, ebedi saadetine saldırandır. Salihler, iyiler anıldığı zaman rahmet, kötüler anıldığı zaman lanet yağar. Kötülerden uzak durmaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kötü arkadaş, demirci körüğü gibidir. Üflenildiği zaman ateş kıvılcımları seni yakmazsa, kokusu seni rahatsız eder.) [Buhari]

    Pis koku, farkında olmayarak elbiseye siner. Kötünün kötülüğü de farkında olmayarak insanın kalbine girer. Şu halde yapılacak iş, kötü arkadaşlardan uzak durmaktır. Namuslu, iffetli yaşamak isteyene cenab-ı Hak nasip eder. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İffet talep edeni, Allahü teâlâ iffetli kılar.) [Hakim]

    İffetli olan, aile efradının da iffetli olmasını ister. Onları da kötülükten korur. Kendisi kötü olursa, bir gün çoluk çocuğu da Allah saklasın kötü yollara düşebilir. Çocuklarının iffetsiz olmasını hangi ana-baba isteyebilir? Çocuklara iyi örnek olmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (İffetli olursanız, kadınlarınız da iffetli olur.) [Taberani]
    (Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşamak ve iffetli olmak gerekir.) [İbni Asakir]

    Kur'an-ı kerimde de namaz kılanın her kötülükten korunacağı bildiriliyor. Herkes ne ekerse onu biçer. Rüzgar eken, fırtına biçebilir. İyilik eden de iyilik biçer. Hem Allahü teâlâ çok merhametlidir. Bir tohuma, bire on ve daha fazla mahsul verir. İyilik yönünden bir adım atana çok şeyler ihsan eder. Günahlarına pişman olup özür dileyenin günahlarını affeder. Yeter ki insan hatasını bilip özür veya af dilemesini bilsin! "Ben artık mahvoldum, Allah beni affetmez" diye düşünmek çok yanlış ve çok tehlikelidir. Zararın neresinden dönülürse kârdır. (Allah artık beni affetmez) diyerek günahlara devam etmemeli, günahım çok diye tevbeden kaçmamalı. En büyük günahların da tevbesi olur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Ey günahı çok olan kullarım, Allahıın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah günahların hepsini affeder. O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) [Zümer 53]

    Gayrı meşru işler, dünyada da yüzkarasıdır. Ahirette ise, azabı çok şiddetlidir. "Ben ölmem" veya "Cehennem ateşi bana zarar vermez" diyen varsa, dilediği kötülüğü işlesin!
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Dünya için, dünyada kalacağın kadar, ahiret için, ahirette kalacağın kadar çalış! Allahıa, muhtaç olduğun kadar itaat et! Cehenneme dayanabileceğin kadar günah işle!) [Eyyühel veled]
    Öleceğine inanan ve öldükten sonra başına gelecekleri düşünen, nasıl kötülük işleyebilir?

    İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sadık dost, arkadaşını tehlikelerden koruyan kimsedir. Böyle bir arkadaş bulunursa, bunu büyük nimet bilmeli. Onun tavsiyelerine kızmamalı. Mesela gıybetin, zinadan kötü olduğu, sevapları ateşin kuru odunu yaktığı gibi yok ettiği hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Biz gıybet ederken, bir arkadaşımız, (Sus, sevapların yanacak, Cehenneme gideceksin!) derse, bize iyilik mi etmiş olur, kötülük mü? İyilik ettiğine göre, böyle arkadaşa kızmak mı, yoksa minnettar kalmak mı gerekir?

    Haramdan kurtulmanın en kısa yolu
    Her Müslümanın dinimizin emirlerine uyup, yasak ettiklerinden kaçması gerekir. Haramların hepsinden kaçmak çok zordur. Ama İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiği yol ile dinin emir ve yasaklarına uymak kolaylaşıyor. O da salihlerle, sadıklarla beraber olmaktır. Yani adam olmak için adam olanlarla beraber olmaktır. Kurıan-ı kerimde de mealen böyle buyuruluyor:
    (Allahıtan korkup sadıklarla [doğrularla] beraber olun!) [Tevbe 119]

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Haramdan sakınan kimse ile oturmak ibadettir.) [Deylemi]

    İyilerle beraber olan iyi, kötülerle beraber olan da kötü olur. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz.) [Nisa 140]

    Zaruret olmadıkça kâfirlerle, bidıat ehli ile oturmak uygun değildir. Allah adamları ile, evliya ile salih âlimlerle birlikte bulunmaya çalışmalıdır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Onlarla beraber olan şaki olmaz.) [Buhari]

    Peki salih ulema ve evliyayı bulamayan ne yapacak? Bunu da bildirmişler: (Onları bulamayan, kitaplarını okurlarsa, bunlar da şaki olmaz) buyurmuşlardır. O halde Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını büyük nimet bilip okumaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim evliyam şunlardır ki, ben anılırsam, onlar hatırlanır, onlar hatırlanınca ben anılırım.) [Ebu Nuaym]

    Salih bir zatın oğluna nasihati şöyledir:
    Oğlum, salihlerle beraber ol! Eğer ilim sahibi isen, ilmin onlara faydalı olur. İlim sahibi değilsen, onlardan bir şeyler öğrenirsin. Allahü teâlâyı hatırlamayanlarla beraber olma! İlim ehli de olsan, ilmin onlara faydası olmaz. İlim ehli değilsen, daha çok zarara girersin. Eğer Allahü teâlâ onlara gazap ederse, sen de helak olursun. İyilerle beraber iken, Allahü teâlâ onlara rahmet ederse, layık olmasan da, sen de o rahmetten faydalanırsın. Peygamber efendimize kimlerle beraber olmak gerektiği sual edildiğinde buyurdu ki:
    (Gördüğünüzde sizlere Allahü teâlâyı hatırlatan, konuşması ilminizi artıran, ilmi ahireti düşünmenize yarayanla beraber olun!) [Ebu Yaıla]

    Salih bir arkadaş bulunca, ona gerekli hürmeti göstermeli! Onun can ve malını, kendi can ve malından önce tutmalı! Ayıplarını araştırmamalı, aybı olsa bile görmemeli ve kimseye söylememeli, hatta unutmalı! Sözüne itiraz etmemeli, onunla tartışmamalı! Aleyhinde konuşan olursa, uygun şekilde susturmalı, alınacağı veya üzüleceği bir söz söylememeli! Suizanda bulunmamalı, uygunsuz hareketlerini dalgınlığa veya unutkanlığa yormalı! Yani bir mazeret arayıp suçsuz olduğunu kabul etmelidir! Çünkü güzel ahlak sahibi, insanları mazur görür. Onların kusurlarını meydana çıkarmaz, insafla hareket eder, fakat başkasından bu insafı beklemez. Böyle bir arkadaşın sevdiklerini sevmeli, sevmediklerinden uzak olmalı! Onu kendisine dost ve kardeş bilmeli! Ona hürmet göstermedikçe, ilminden istifade edemez.

    Kötülerle düşüp kalkmak
    Sual: Kötüleri düzeltmek niyetiyle, onlarla düşüp kalkmakta mahzur var mıdır?
    CEVAP
    İnsana çeşitli vesveseler gelir. Günaha, hatta Allah saklasın küfre de meyledebilir.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Müminin kalbi, kaynayan tencereden çok değişikliğe maruz kalır.) [Hakim]
    Bunun için kötü arkadaşlardan ve kötü işlerden uzak kalmalıdır. Kötü bir kimseyi düzeltmeye çalışacağım diye onunla arkadaşlık edilirse, kendisinin bozulma ihtimali daha fazladır.
    Kalb, kötü kimselerin yanında gaflete dalınca, şeytan da vesvese verir. Aydınlıkla karanlığın çarpışması gibi, Allahü teâlâyı anınca şeytan kaçar, unutunca şeytan gelir. Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
    (Şeytan onlara galebe çaldı ve onlara Allahıı anmayı unutturdu.) [Mücadele 19]

    Şeytanın galebe çalmaması için kötü arkadaşlardan uzak durmalıdır.
    Kötülere yaklaşanın, kötülüklerden uzak durması zordur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Uçurumun kenarında dolaşan, uçuruma yuvarlanabilir.) [Buhari]
    (Töhmete sebep olacak yerlerden kaçının!) [İ. Gazali]

    "Ben kötülerle gezerim ama, onların bana zararı dokunmaz" demek çok yanlıştır. İnsanın dini, arkadaşının dini gibidir. Farkında olmadan arkadaşının huylarına sahip olur. O halde iyilerle arkadaş olmaya çalışmalıdır!

    İyi insanlarla gezmek ve iyilerden bahsetmek de nimettir. Çünkü hadis-i şerifte, (Salihler, iyiler anıldığı zaman rahmet nazil olur) buyuruldu. (İ.Ahmed)

    Rahmet, Cennete girmek ve Allahıa kavuşmaktır. Salihler, iyiler anılınca, bu rahmetin sebebine kavuşulmuş olur. Salihlere uyma isteği başlar. Salihlere uyan da Cennete girer. (Kötünün bana ne zararı dokunur?) demek çok yanlıştır. Çürük bir meyve bütün meyvelerin çürümesine sebep olur.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Salihleri anmak günahlara kefarettir.) [Deylemi]
    (Fazilet ehlini ancak fazilet sahipleri tanır.) [Deylemi]
    (Fıkıh öğrenilen yerde bulunmak, bir senelik ibadetten daha hayırlıdır.) [Deylemi]

    (Kırk gün içinde, bir ilmi sohbette bulunmayanın kalbi kararır. Büyük günah işlemeye başlar. Çünkü ilim, kalbe hayat verir.) [Müjdeci Mek.]

    (Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha sevaptır.) [Deylemi]

    (Ya âlim, ya talebe veya bunları dinleyenlerden olun! Yahut ilim ehlini sevenlerden olun! Bunlardan gayrısı olan helak olur!) [Beyheki]

    (Evliyayı görünce, Allah hatırlanır.) [H.Tirmizi]
    (Her şeyin kaynağı vardır. Takvanın menbaı ariflerin kalbleridir.) [Taberani]
    (Büyüklerle oturun, âlimlere sorun ve hikmet ehli ile beraber olun!) [Taberani]

    Böyle salih kimseler bulunmazsa kötülerden uzak durmalıdır.
    Dağda yaşayan birisine, (Burada ne yapıyorsun) demişler. O da (Köpek çobanlığı yapıyorum) demiş. (Hani burada köpek yok) demişler. (Benim nefsim köpek gibi ısırıcıdır. Kimseye zararı dokunmasın diye onu insanların arasından çıkardım) demiş.

    Sual: Bidıat ehli ve fasıklarla, ıslah için onlarla görüşüp tartışmakta mahzur var mıdır?
    CEVAP
    Çok mahzuru vardır. Onları düzelteceğiz derken, kendimiz bozulabiliriz. İslamiyetıe uymayanlardan, günah işleyenlerden ve bid'at ehlinden uzlet etmeli, yani bunlardan uzak durmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Hikmet, on kısımdır. Dokuzu uzlette, biri de, az konuşmaktadır.) [Beyheki]
    Böyle insanlarla zaruret kadar görüşmelidir! "Halk bozuldu aşikâre, müdaradır tek çare" buyurulmuştur. Yani onlarla iyi geçinmek gerekir.

    Vakitleri, çalışmakla, Allahıı anmakla, tefekkürle ve ibadetle geçirmelidir! Eğlenecek zaman, öldükten sonradır. Salih, temiz müslümanlarla görüşmeli, onlara faydalı olmalı ve onlardan faydalanmalıdır! Lüzumsuz, faydasız sözlerle, zamanları zayi etmemelidir! Zararlı kitapları, gazeteleri okumamalı, böyle radyoları, televizyonları dinlememeli, seyretmemelidir. İslam düşmanlarının kitapları, gazeteleri, radyoları, tvleri; dini, İslamiyetıi yok etmek için sinsice çalışıyor. Gençleri, dinsiz, ahlaksız yapmak için, planlar kuruyorlar. Bunların tuzaklarına düşmemelidir!

    Az konuşmalı, az uyumalı ve az gülmelidir! Kahkaha ile gülmek, kalbi karartır. Çalışmalı, fakat karşılığını Allahü teâlâdan beklemelidir! Onun emirlerini yapmaktan zevk duymalıdır! Yalnız Ona güvenince, O, her dileği ihsan eder. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, yalnız Ona güvenenin her dilediğini verir ve bütün insanları buna yardımcı yapar) buyuruldu. Yahya bin Muaz-ı Razi hazretleri buyurdu ki:
    (Allahü teâlâyı sevdiğin kadar, herkes seni sever. Allahü teâlâdan korktuğun kadar herkes senden korkar. Allahü teâlâya kulluk ettiğin miktarda, herkes sana yardımcı olur.)

    Ebu Muhammed Abdullah Raşi hazretleri de buyurdu ki:
    (Allahü teâlâ ile insan arasında olan en büyük perde, kendi nefsini düşünmesidir ve kendisi gibi aciz olan bir kula güvenmesidir. İnsanların değil, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmayı düşünmelidir.)
    Aileye ve çocuklarına karşı tatlı dilli ve güler yüzlü olmalıdır! Onların haklarını yerine getirecek kadar aralarında bulunmalıdır! Onlara bağlanmak, Allahü teâlâdan yüz çevirecek kadar olmamalıdır! (Mektubat-ı Masumiyye c.2, m.110)

    Üç şey insanı harap eder: Kibir, öfke, şehvet. Müslüman, başkalarının yükünü çeker, başkalarına yük olmaz. Sıkıntı ne kadar artarsa, ibadet de o kadar kıymetli olur. Gönül kırıcı latife yapmamalıdır!
    Hadis-i şerifte, (İnsanların en kötüsü, zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayan kimsedir) buyurulmuştur. (Buhari)

    İyi insanlarla beraber olan kimse, bir müddet onlar gibi iyi iş yapmasa bile, onların yanında kötülük edemez. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini arkadaşının dini gibidir) buyuruluyor. (Tirmizi)

    Sevdiğini dil ile de söylemeli
    Sual: Takdir edip sevdiğimiz arkadaşa, onu sevdiğimizi hâl ve hareketlerle bildirmemiz kâfi midir?
    CEVAP
    Kâfi değildir. Dil ile de söylemek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Arkadaşını seven, onun yanına gidip "Seni Allah rızası için seviyorum" desin!) [İ.Ahmed]

    Böyle bir arkadaş bulunca, onu üzecek bir davranışta bulunmamak gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Arkadaşınla münakaşa etme! Ona sıkıntı verme! Ona buna arkadaşının hâlini sorma! Belki ona düşman birine rastlarsın da, arkadaşın hakkında yanlış bir şey söyleyip aranızın açılmasına sebep olabilir.) [Ebu Nuaym]

    Bir kimsenin iyi veya kötü olduğu yaptığı işlerden anlaşılır. Bir kimse, kötülüklerden kaçıyor, iyi işler yapıyorsa, o kişinin Cennete gitme ihtimali çoktur. Onun için iyi kimselerle beraber olmaya çalışmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, bir kula hayır murat ettiği zaman, dinini kayıran kimseler yanında çalışmayı nasip eder. Şerri murat edilen kul da, dinini kayırmayan kötü kimselerin yanında çalışır.) [Deylemi]
    (Allahü teâlâ bir kuluna hayır, murat edince rüyasında onu ikaz eder.) [Deylemi]


    Kişi sevdiği ile beraber olur
    Sual: Ahirette, kişi sevdikleri ile beraber olacağına göre, bir kimse, hem Cennete gidecek iyileri, hem de Cehenneme gidecek kötüleri severse, nereye gider?
    CEVAP
    İyi ile kötüyü sevmek, temiz ile pisliği karıştırmak demektir. Karışım pis olur. Bir kimse, hem Peygamber efendimizi, hem de Ebu Cehil'in itikadını sevse Cehenneme gider.
    (Allah ve Resulünü seviyorum) diyen bir zâta, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Kıyamette sevdiklerinle beraber olursun.) [Müslim]

    Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek, emirlerini yapıp, yasak ettiklerinden kaçmak demektir. Allahü teâlâyı sevmenin alameti, dostlarını sevmek, düşmanlarına düşmanlık etmektir. Hadis-i şerifte, (İbadetin efdali, müslümanı müslüman olduğu için sevmek, kâfiri kâfir olduğu için sevmemektir) buyuruldu. Allahü teâlânın düşmanını, mesela Ebu Cehil'i sevenin, (Allahıı da seviyorum) demesi yalan olur. Allahıın sevdiğini sevmeyen de, Allahü teâlâyı sevmiş olamaz. Mesela Hıristiyanlar, Peygamber efendimizi sevmedikleri için, (Allahıı ve Hz. İsa'yı seviyoruz) deseler de, faydası olmaz. Yahudiler de, Hz. İsa'yı sevmedikleri için, (Hz. Musa'yı seviyoruz) deseler de, kıymetsizdir.

    Âlimler, (Kişi sevdiği ile beraber olur) hadis-i şerifini şöyle açıklıyor:
    Bir kimse, salih bir mümini sever, onun gibi itikada sahip olup, onun gibi amel işlemeye gayret eder, Allah dostlarını dost, Allah düşmanlarını da düşman bilirse, ahirette sevdiği kimse ile birlikte Cennette olur.

    Bir kimse de hem müslümanları, hem de gayrı müslimleri sever, gayrı müslimlerin itikadlarını beğenirse, gayrı müslimlerle birlikte Cehenneme gider. (Kişi sevdiği ile birlikte olur) demek, sevdiği kimsenin derecesine kavuşur demek değildir. Fakat iyileri sevdiği için, Cennette onlarla birlikte olur. Herkes imanının parlaklığına, kuvvetine göre farklı derecelerde bulunur. (Mektubat-ı Rabbani, Hadika)

    Bu yazıdan anlaşılıyor ki, imansızları sevmek, onların itikadlarını beğenmek, insanı ebedi Cehenneme sürükler. Ahirette iyilerle beraber olabilmek için, dünyada da onlarla beraber olmak, onları sevmek, onların yolundan gitmek gerekir.

    Hiçbir menfaat beklemeden sırf müslüman olduğu için bir kimse ile dost olmak çok iyidir.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Cennette öyle güzel saraylar vardır ki, bunlar Allah rızası için birbirini sevenler içindir.) [Ebuşşeyh]

    Üç kişiyle evlense
    Sual: Kocası öldükten sonra, birisi ile evlenen, ondan da ayrılıp başka bir erkekle evlenen kadın, ahirette bu üç kişiden hangisi ile evlenecektir?
    CEVAP
    Ümm-i Habibe validemiz, böyle bir suali sorunca, Resulullah efendimiz buyurdu ki:
    (Böyle bir kadın, serbesttir. Hangi kocası güzel huylu ise ahirette onunla olur. Güzel ahlak sahibi olan, dünya ve ahiret iyiliğine kavuşur.) [B. Arifin]

    Demek ki, kadın, üç kişiden hangisini daha çok seviyorsa, onunla beraber olur. Üçünü de istemiyorsa, hiçbirisi ile beraber olmaz.

    Cennette üzüntü yoktur. Çocuk veya bekâr olarak ölenler de Cennette evlenecektir.
    Cennete gitmek için iyilerle beraber olmak gerekir. Peygamber efendimize, kimlerle beraber olmak gerektiği sual edilince buyurdu ki:
    (Gördüğünüzde sizlere Allahıı hatırlatan, konuşması ilminizi artıran, ilmi, ahireti düşünmenize yarayan zatlarla beraber olun!) [Ebu Ya'la]

    Kıyamet günü, dünya günlerinin uzunluğu ile mukayese edilmez. Çok uzundur ve çok sıkıntılıdır. Fakat salihlere çok kısa gelir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ istediği kula, kıyamet gününün uzunluğunu bir farz namazı vakti kadar kısa hissettirir.) [Beyheki]
    O halde, beş vakit namazı kılıp salihlerden olmaya çalışmalıdır!

    Salihlere dua etmeli
    Sual: Salih arkadaşlarımız var. Fakat ben onların çoğunu sevemiyorum. Her birisinin bir kusurunu görüyorum. Kimileri ile konuşmuyorum. Onları sevmemem günah olur mu?
    CEVAP
    Elbette günah olur. Çünkü hubb-i fillah, buğdi fillah imanın esasıdır. Salihleri sevmeli, fasık ve facirleri sevmemeli. Başkalarının kusurunu görüp onlardan kendini üstün görmek kibirdendir. Kibir her hayra manidir. Bu hastalıktan kurtulmaya çalışmalı. Bilhassa sevmediğimiz salihlere özel dua etmeliyiz. Kur'anı kerimde iyilerin ettiği dua şöyle bildiriliyor:
    (Rabbimiz, bizi ve bizden önce gelip geçmiş mümin kardeşlerimizi affet; kalblerimizde, mümin kardeşlerimize karşı hiçbir kin bırakma!) [Haşr 10]
    Bu âyet-i kerimede bildirildiği gibi, sevmediğimiz salih arkadaşlara böyle dua etmeliyiz.

    Salihleri anmak
    Sual: Salihleri anmak nasıl olur?
    CEVAP
    Enbiyayı, evliyayı ve salih kimseleri anmak, onların yüksek mertebelerini, hallerini, güzel ahlaklarını hatırlamak, söylemek demektir. Bunları böylece hatırlayıp sevmek, Allah sevgisindendir. Bunları işitenler, bunlar gibi olmaya çalışırlar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Salihleri anmak, günahları temizler.) [Deylemi]

    (Peygamberleri anmak, ibadettir, salihleri anmak günahlara kefarettir. Ölümü anmak sadaka vermek gibidir. Kabri hatırlamak sizi Cennete yaklaştırır. Cehennemi hatırlamak cihad etmek gibidir.) [Deylemi]

    (Her hastalığın şifası vardır, kalbin şifası, Allahü teâlâyı anmaktır.) [Deylemi]
    (Salihler anılınca rahmet iner.) [İ.Ahmed]
    [Hadis-i şerifteki rahmet, Cennetlik olmak demektir. Salihler anılınca, bu rahmetin sebebine kavuşulmuş olur. Salihlere uyma isteği başlar. Salihlere uyan da Cennete girer.]

    Tasavvuf, Cenab-ı Hakkı anmak, arifleri hatırlayıp sevmek ve Resulullahın yoluna yapışmaktır.

    Salihlerle beraber olmak
    Sual: Çok namaz kılmak, çok oruç tutmak, Allahıı çok zikretmek insanı kurtarmıyor da salihlerle beraber olmak mı insanı kurtarır? Böyle şeyler nasıl söylenebiliyor?
    CEVAP
    Bunları Allah söylüyor, Resulü söylüyor. Resulullahın vârisleri olan İslam âlimleri söylüyor. Doğru itikad ve ihlas olmadıkça, insanı hiçbir ibadeti kurtaramaz. Eshab-ı kiram niçin çok övülüyor? Bir hadis-i şerif meali: (Yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, eshabımdan birinin bir avuç arpa sevabına kavuşamaz.) [Buhari] Çünkü iyilerle beraber bulundukları içindir. Onlardan çok namaz kılanlar da var idi. Ama onların derecesine asla ulaşamazlar.

    Eshab-ı kehfin köpeği niye ibret-i âlem için Cennete girdi? Salihlere hizmet ettiği, onlarla beraber bulunduğu için girdi. Nuh aleyhisselamın oğlu niye imansız öldü? Salihlerle beraber olmayıp onları kabul etmediği için, gemiye binmeyip dağa çıktığı için. (Ebu Bekrin üstünlüğü, çok namaz kıldığı, çok oruç tuttuğu için değil, kalbindeki bir şey içindir) mealindeki hadis-i şerif niye varit oldu? Çünkü Hz. Ebu Bekrin kalbinde Resulullahın sevgisi vardı, hep onunla beraber idi. Demek ki sadıklarla [doğrularla] beraber olmak, kötülerden uzak durmak gerekir. Üç âyet-i kerime meali:
    (Allahıtan korkup sadıklarla beraber olun!) [Tevbe 119]
    (Kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz.) [Nisa 140]
    (Benim yolumda gidenlere uy.) [Lokman 15]

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (Âlimin yüzüne bakmak ibadettir.) [Ebu Davud]
    (Âlimle beraber bulunmak ibadettir.) [Deylemi]
    (Haramdan sakınan kimse ile oturmak ibadettir.) [Deylemi]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim evliyam şunlardır ki, ben anılırsam, onlar hatırlanır, onlar hatırlanınca ben anılırım.) [Ebu Nuaym]

    (Evliya görülünce, Allahü teâlâ hatırlanır.) [İbni Mace]

    (Gördüğünüzde sizlere Allahıı hatırlatan, konuşması ilminizi artıran, ilmi ahireti düşünmenize yarayanla beraber olun!) [Ebu Yaıla]

    (İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir. Sana koku sürmese de, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) [Müslim]

    (Kişinin dini arkadaşının dini gibidir. Kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin.) [Hakim]

    Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama şöyle vahyetti:
    (Beni sevmeyenlerle arkadaşlık etme! Bunlar senin düşmanındır. Kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırır.) [İ.Gazali]

    Bir kimse, Peygamber efendimize, (Kıyamet ne zaman kopacaktır?) diye sordu. Ona cevaben, (Kıyamet için ne hazırladın?) buyurdu. O kimse, (Fazla ibadetim yok. Fakat Allah ve Resulünü seviyorum) dedi. O kimseye, (Herkes sevdiği ile beraber olacaktır. Sen de, ahirette sevdiğinle beraber olacaksın) buyurdu. (Buhari)

    Melekler, Allahıı anan bir toplulukla karşılaşırlar. Allahü teâlâ meleklere, (Şahid olun ki ben bunların hepsini affettim) buyurur. Melekler, (Bunların içinde başka bir iş için gelen günahkârı da mı affettin?) diye sorarlar. Allahü teâlâ, (Evet onu da affettim. İyilerle beraber olan kötü olmaz) buyurdu. (Buhari, Müslim)

    Arşın altında şöyle yazılı:
    Bir kimse, salihler gibi amel işlese; ama günahkârlarla düşüp kalksa, iyi amelleri boşa gider, kıyamette kötülerle beraber haşrolur. Bir kişi de, kötüler gibi amel işlese; ama salihleri sevse, onlarla beraber olsa, günahları iyiliğe çevrilir, iyilerle beraber haşrolur. (Kaıb-ül-Ahbar)

    İslam gemisine binmek
    Sual: (İslam gemisi içinde bulunanlar yani gemiye alınan kurtulmuş sayılır. Çünkü gemiden atılacak olanı baştan gemiye hiç almazlar) deniyor. Gemide olmanın alameti nedir?
    CEVAP
    Gemi tabiri bir benzetmedir, Resulullah efendimizin vârisleri olan, mezhep imamlarımızın, ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda olmayı, onlara tâbi olmayı, bu istikamet üzere devam etmeyi anlatmak için söylenmiştir. Gemide olmanın alameti, doğru imandır; yani Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği şekilde iman etmek ve onları çok sevmektir. Bu ikisi olan gemide demektir. Bu nimet güneş gibi, sıkıntılar ise yıldızlar gibidir. Güneş olunca yıldızların görünmediği gibi, bu nimet olunca da sıkıntılardan dolayı aşırı üzülmemek gerekir.

    Çünkü İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kardeşim mir Muhibbullahın şerefli mektubu geldi. Sıkıntılardan dolayı ümitsiz olduğunu bildiriyor. Allahıtan ümit kesmek küfürdür. Ümitli olun! İki şey sizde varsa, hiç üzülmeyin! Biri, bu parlak dinin sahibine uymak ıaleyhi ve ala alihissalatü vesselamı, ikincisi, dini öğrendiğiniz zatın büyüklüğüne inanmak ve onu sevmek. Allahü teâlâya sığının ve Ona yalvarın ki, bu iki büyük nimette gevşeklik olmasın. Bu ikisi olunca, başka şeylerin düzelmesi kolaydır. (3/13)

    Kestirme yol
    Sual: Allah adamları ile beraber olmanın veya onların eserlerini okumanın önemi nedir?
    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Doğru yolda gidenleri sevmek, onlarla tanışmak ve görüşmek ve onlar gibi olmaya özenmek ve o büyüklerin sözlerini işitmek ve kitaplarını okumak, Allahü teâlânın nimetlerinin en büyüklerindendir ve Onun ihsanlarının en kıymetlilerindendir. Muhbiri sadık, yani hep doğru söyleyici olan Muhammed aleyhisselam, (El merü mea men ehabbe) buyurdu. Yani, kişi, dünyada kimi seviyorsa, ahirette sevdiği ile beraber olur. Bunun için din büyüklerini seven kimse, onlar ile beraber olur. Onların Allahü teâlâya manevi olan yakınlığında, onlar gibi olur.

    Allahü teâlâ, bu yolun büyüklerine olan sevginizi arttırsın! Onlara bağlılık arzusunu, ömrünüzün sermayesi yapsın! Bu büyükleri seven, onlarla beraber olur. Onlarla beraber olan, şaki olmaktan [küfürden ve günah işlemekten] korunmuş olur

    (El merü mea men ehabbe) hadis-i şerifinden ümitli olmalı! Bu hadis-i şerifi, hicran [ayrılık] ateşi ile yananlara teselli vermektedir.

    Not: Bu saadete kavuşmanın en kestirme yolu, bu büyüklerden birini mesela ikinci binin müceddidi İmam-ı Rabbani hazretlerini sevmek, kıymetli eserlerini severek okumaktır. Eshab-ı kiram ve Müjdeci Mektublar isimli eserleri, xxx adresinden okunabilir.
#21.01.2006 21:08 0 0 0
  • ben mail attim bile ve bana bunu cevapladilar siznen paylasiyim:

    Sayın İzleyicimiz,



    South Park adlı çizgi dizinin www.haberalemi.net sitesindeki haberde bahsi geçen kısmı, kanalımızda ne 31 Aralık gecesi, ne de daha önce herhangi bir tarihte YAYINLANMAMIŞTIR. Tepkilere neden olan bir şarkının sözlerinin yer aldığı ve CNBC-e'nin hedef gösterildiği bu yanıltıcı haber, daha önceki yıllarda da internette dolaşmıştı.



    CNBC-e, South Park adlı çizgi filmin her bölümünü dikkatli bir incelemenin ardından ekrana getirmektedir.

    Bir kez daha belirtelim ki bu şarkı, ne şimdi ne de daha önce CNBC-e'de kesinlikle YAYINLANMAMIŞTIR.



    Saygılarımızla,



    CNBC-e Halkla İlişkiler
#15.01.2006 23:16 0 0 0
  • Sual: Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?
    CEVAP
    Lakap, ya yermek, alay etmek veya övmek, takdir etmek için kullanılır.
    İnsanları beğenmediği, üzüleceği lakaplarla çağırmak günahtır. Böyle bir lakapla arkasından konuşmak da gıybettir, haramdır.

    Kurıan-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (Ey müminler, bir kısmınız, diğer kısmınızı alaya almasın! Belki de alay edilenler, kendilerinden daha iyidir. Birbirinizi ayıplamayın, kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra fasıklık ne kötüdür! [Allahıın yasak ettiği şeylerden] tevbe etmeyenler ise, zalimlerdir.) [Hucurat 11]

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, ıhaydi girı denir. O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider. Kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez.) [Ebu Davud]

    Demek ki, bir kimsenin üzüleceği bir lakapla yüzüne karşı da, arkasından da konuşmak yanlıştır. Mesela Şişko Tekin, Bücür Kaya gibi lakaplarla çağırmak veya arkasından konuşmak günahtır. Hadis-i şerifte (Bir kimseyi, sevmediği bir lakapla çağırana, melekler lanet eder) buyuruldu. (İbni Sünni)

    Bir kimse, bir kusuru ile meşhur olup da, o lakap ile onu çağırınca üzülmezse, bu lakap ile onu çağırmak veya ondan bahsetmek de günah olmaz. Mesela, Uzun Cenk, Kara Yeşim demek gibi.
    İnsanları beğendiği lakaplarla çağırmak günah değildir. Mesela, Yiğit Hüseyin, Hasan onbaşı gibi lakaplarla insanları çağırmak günah olmaz.

    Peygamber efendimize Emin, Hz.Ebu Bekirıe Sıddık, Hz.Ömerıe Faruk, Hz.Osmanıa Zinnureyn, Hz.Aliıye Ebu Turab denmesi böyledir.

    Araplar, en büyük çocuğun ismi ile künyelenirdi. Mesela Peygamber efendimize Ebul Kasım, Hz.Aliıye de Ebul Hasen denirdi. İmam-ı Ebu Yusufıun adı Yakub idi. Fakat çocuğunun ismi ile Ebu Yusuf olarak tanınmıştır.

    Hadis-i şerifte, (Çocuklarınıza çeşitli lakap takılmadan, onlarla künyelenin) buyuruldu. Demek ki insanları beğendikleri lakap ve künye ile çağırmakta mahzur yoktur. (Şirıa)
#15.01.2006 14:14 0 0 0
  • Sual: Her işte, her zaman çoğunluğa uymak veya doğruyu bulmak için çoğunluğa uymak gerekir mi?
    CEVAP
    Kimisi, (Çok kimse, bir dine inanmadığı için ben de inanmıyorum) diyor. Kimisi de, (Çok kimse namaz kılmadığı için ben de kılmıyorum, hemen herkes açık gezdiği için ben de açık geziyorum) diyor. Genel olarak çoğunluk örnek gösteriliyor. (Herkes böyle yapıyor, ben de yapsam ne çıkar?) deniyor.

    İyilik, doğruluk, güzellik, hak gibi hususlar, her zaman çoğunluğun bulunduğu yerde olmaz. Mesela Çinıin, Japonyaının nüfusu çoktur. Dinleri budizmdir. İnsanların çoğu budist diye, budizmin doğru olduğu söylenemez. Dünyada müslüman olmayanlar, müslümanlardan daha fazladır. Buradan müslümanlığın hak din olmadığı söylenemez. Allahü teâlâ, insanların çoğuna uyanın sapıtacağını bildiriyor. (Enam 116)

    Kur'an-ı kerimde bir çok hususta çoğunluğun, "insanların çoğu" veya "onların çoğu" ifadesi kullanılarak yanlış yolda olduğu bildiriliyor. Birkaç misal:
    Doğru olan dinin müslümanlık olduğunu çoğu bilmez. (Rum 30, Yusuf 40)
    Allahıın mucize yaratabileceğini çoğu bilmez. (Enam 37)

    Rızkı Allahıın verdiğini çoğu bilmez. (Sebe 36)
    İnsanların çoğu kâfirdir. (Nahl 83)

    Çoğu fasıktır. (Maide 49, 81,Tevbe 8, Hadid 16, 27)
    Çoğu müşriktir. (Rum 42)

    Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bekara 100, Hud 17, Rad 1)
    Çoğu inkârcıdır. (İsra 89)

    Çoğu gafildir. (Yunus 92)
    Kâfirlerin çoğu akletmez, kafası çalışmaz. (Maide 103)

    Ölüleri Allahıın dirilteceğini çoğu bilmez. (Nahl 38)
    Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (Mümin 59)

    Azlar kıymetli mi?
    Genelde kıymetli şeyler azdır. Mesela verilen nimetlere şükretmek çok iyidir, fakat şükreden azdır. (Sebe 13, Araf 10, Müminun 78, Secde 9, Mülk 23, Bekara 243, Yunus 60 Yusuf 38, Mümin 61, Neml 73) [Şükür, İslamiyetıe uymak demektir. (Mek.Rabbani)]

    Hz.Nuhıa inanıp gemisine binenler çok azdı. (Hud 40)
    Salihler, geceleri az uyur. (Zariyat 17)

    Az gülmek iyidir. (Tevbe 82)

    İman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar zarardadır. Böyle kimseler ise azdır. (Asr, Sad 24)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (İyilik çoktur; yapan azdır.) [Hatib]
    (Susmak, hikmettir; susan azdır.) [Deylemi]

    (Malını hayra harcayıp kurtulacak olan zenginler azdır.) [İbni Mace]
    (Akıllı, kibrit-i ahmerden daha azdır.) [Hakim]
    [Kibrit-i ahmer, altın gibi az bulunan madde.]

    Hikmet ehli buyuruyor ki:
    1- Halk, çok amelle meşgul olurken sen az da olsa iyi, güzel amelle meşgul ol!
    2- Halk, nafile ibadetlerle oyalanırken sen farzları tam yapmaya çalış!
    3- Herkes, dışını süslerken sen, içini, kalbini süsle!
    4- Herkes, başkasının aybını araştırırken, sen kendi ayıplarınla meşgul ol!
    5- Herkes, dünyadaki faydasız şeyleri imar ederken, sen ahiretini imar et!
    6- Herkes, insanlara yaranmaya çalışırken, sen Allahıın rızasını kazanmaya çalış!
    7- Herkes, fanilerle dost olurken, sen baki olan Allah ile dost ol!
    8- Herkes, bir şeye güvenirken, sen yalnız Allahıa güven!
    9- Herkes, nefsini beğenirken sen kötülemeye çalış!
    10- Herkes, mal toplarken, sen cömert ol.

    Kötüler çok olsa da onlara uymak doğru değildir. Dinimizin emrine uyan kimse, iyiyi, güzeli, doğruyu bulmuş olur.
#14.01.2006 19:57 0 0 0
#13.01.2006 17:55 0 0 0
  • Sual: Çalışmak ibadet midir?
    CEVAP
    Müminin çalışması ibadettir. Fakat imansızın çalışması ibadet olamaz. Ben namaz kılmam ama bak çalışıyorum, bu da ibadettir demek yanlıştır. Namaz kılmayanın da çalışması ibadet olmaz.
    Kimseye muhtaç olmamak için çalışmak çok kıymetlidir. Peygamber efendimiz, Hz. Muaz ile müsafeha edince buyurdu ki:
    - Ya Muaz, ellerin nasırlaşmış.
    - Evet ya Resulallah, kazma elimde toprakla meşgul oluyor ve bu sayede çoluk çocuğumun nafakasını kazanıyorum.
    Fahr-i kâinat efendimiz, Hz. Muazıı öpüp buyurdu ki:
    - Bu eli Cehennem yakmaz. (Tibyan)

    Yine bir gün bir genç, sabah erkenden işine gidiyordu. Eshab-ı kiramdan bazıları, bunu uygun görmediler. Orada bulunan Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Öyle söylemeyiniz! Eğer kimseye muhtaç olmamak, ana babasını ve aile efradını muhtaç etmemek için işine gidiyorsa, her adımı ibadettir. Eğer kazanacağı para ile öğünmek, keyf sürmek niyetinde ise, şeytanla beraberdir.) [Taberani]

    Görüldüğü gibi bir müslümanın iyi niyetle çalışması ibadettir. Fakat kâfirin ve her haramı işleyen kimsenin çalışması ibadet olmaz. Namaza ne lüzum var, çalışmak da ibadettir demek çok yanlıştır. Böyle söyleyen kâfir olur. Namaz kılan, haramlardan kaçan kimsenin iyi niyetle çalışması ibadettir. (K. Saadet)

    Rızk için çalışmak
    Allahü teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır. İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın rızkı da bellidir. Rızk hiç değişmez. Azalmaz ve çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yiyip bitirmeden ölmez. Bu konudaki âyet-i kerimelerden birkaçının meali şöyle:
    (Allahü teâlânın rızk vermediği, bir canlı yoktur.) [Hud 6]
    (Birçok canlı, rızkını kendi elde edemez. Sizin de, onların da rızkını Allah verir.) [Ankebut 60]
    (Rabbin, rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır.) [İsra 30]
    Allahıın kimine çok, kimine az rızk verdiğini çok kimse bilmez. (Sebe 36)
    Allahıtan korkana ummadığı yerden rızk gelir. (Talak 2,3)

    Herkesin rızkı ayrılmıştır
    İnsan, rızkını aradığı gibi, rızk da, sahibini arar. Çok fakirler vardır ki, zenginlerden daha iyi, daha mutlu yaşar. Allahü teâlâ kendisinden korkanlara, dinine sarılanlara, ummadıkları yerden rızk gönderir. Allahü teâlâ, insanları yaratırken, ömürleri gibi, rızklarını da takdir etmiştir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:
    (Allahü teâlâ, müminin rızkını ummadığı yerden verir.) [İ.Hibban]

    (Allahıtan korkun, istediğiniz şeylere kavuşmak için, iyi sebeplere yapışın. Kötü sebeplere yanaşmayın! Hiç kimse, takdir edilen rızkına kavuşmadıkça ölmez.) [Hakim]

    (Eceliniz sizi nasıl takip ederse, rızkınız da öylece takip eder. Rızk için sıkıntı çekerseniz, Allahü teâlânın emrine uygun hareket edin.) [Taberani]

    (Allah korkusunu sermaye edinen, rızkına ticaretsiz ve sermayesiz kavuşur.) [Taberani]

    (Allahü teâlâya tam tevekkül etseydiniz, sabah aç gidip, akşam tok dönen kuşlar gibi rızka kavuşurdunuz.) [Tirmizi]

    Helal rızka kavuşmak isteyen sebeplerine yapışmalıdır! Para kazanmak, malı arttırır. Fakat, rızkı arttırmaz. Rızk, mukadderdir. Yani ezelde ayrılmıştır. Rızk, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Fakat Allah emrettiği için çalışmak gerekir. Çünkü, Allahü teâlânın işleri, sebepler altında tecelli eder. Âdet-i İlahiye böyledir. Fakat, bazen, sebebe yapışıldığı halde, iş hasıl olmayabilir. Yahut, sebepsiz de, hasıl olabilir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:
    (Rızkının bol olmasını isteyen, sıla-i rahm etsin!) [Buhari]
    (Sadaka vermeye devam edenin rızkı artar!) [İbni Mace]
    (Cömerdin evine rızk, devenin göğsüne vurulan bıçaktan daha tez gelir.) [İbni Mace]

    (İstiğfara devam eden, ummadığı yerden rızıklanır.) [İ.Mace]
    (Namaz kılmak rızkın bereketine sebep olur.) [Miftah-ül cenne]
    (Hanımı ile [iyi geçinip] şakalaşanın, rızkı artar.) [İ.Lal]

    Fakirliğe sebep olan şeyler
    Bazı şeyler fakirliğe yol açar, rızkın güçlükle gelmesine sebep olur. Mesela tırnağı uzun olanın rızkı meşakkat ile, sıkıntı ile hasıl olur. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyle:
    (Günah işlemek, rızktan mahrumiyete sebep olur.) [İbni Mace]
    (Yalan söylemek rızkı azaltır.) [İsfehani]

    (Zina fakirliğe yol açar.) [Beyheki]
    (Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]
    [Rızkların dağılması sabah namazından sonra olur. Manevi rızkların dağılması ise ikindi namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir! (El-Envar)]

    (Sabah namazını kıldıktan sonra uyumayın, rızkınızı aramaya çalışın!) [Taberani]
    (Hak teâlâ rızkları, fecr ile güneşin doğacağı vakitler arasında verir.) [Beyheki]
    (Rızka kavuşan çok hamd etsin!) [Hatib]

    Hamd etmek, Allahü teâlâya şükretmek demektir. Her nimetin Allahü teâlâdan geldiğine inanmak gerekir. Allahü teâlâ, Hz.Musaıya buyurdu ki:
    (Kendine verdiğim nimeti, benden bilip kendinden bilmeyen, nimetlerin şükrünü eda etmiş olur. Rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmeyen ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.) [İ.Gazali]

    Zarardan dönmek gerekir
    Zararın neresinden dönülürse kârdır. Rızk endişesiyle, harama el uzatmamalı ve şu hadis-i şeriflerin muhatabı olmamalıdır:
    (Bir zaman gelir ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünür, helalini ve haramını düşünmezler.) [Buhari]

    (Bir zaman gelir, insanın bütün kaygısı midesi olur, şerefi mal, kıblesi kadın, dini para olur. Böyle kimseler, halkın kötüleridir.) [Sülemi]

    Allahü teâlâ, herkesin rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır. Rızk değişmez, azalıp çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Allahü teâlânın 99 isminden biri Rezzak'tır, her varlığın rızkını vericidir. Allahü teâlâ, (Herkesin rızkı bana aittir) buyuruyor. Rızk için Allahü teâlânın verdiği söze güvenmelidir! Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Yeryüzündeki her canlının rızkı, Allahıa aittir.) [Hud 6]

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (Rızk için üzülme, takdir edilen [ezelde ayrılmış olan] rızk seni bulur.) [İsfehani]
    (Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Allahü teâlâdır.) [R.Muhtar]

    (Allahıtan kork, rızkını güzel yoldan ara, helali al, haramı terk et!) [İbni Mace]
    (Rızkını gecikmiş sayma! Hiç kimse, rızkına kavuşmadıkça ölmez.) [Hakim]

    (Hiç kimse, nasibinden fazla rızka kavuşamaz. Rızkına kavuşup yemedikçe de ölmez. İstemese de rızkı kendisine verilir.) [Hakim]

    (Hak teâlâ, Hz.Adem'e bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını arasın! Sakın dini geçim vasıtası yapmasın!) [Hakim]

    (Zikrin hayırlısı hafi [gizli] olanı, rızkın hayırlısı ise kâfi olanıdır.) [Beyheki]
    (Allahü teâlâ sevdiğine, rızkını kâfi [yetecek kadar] verir.) [Ebuşşeyh]

    (Allahü teâlânın verdiği rızka kanaat eden mümin kurtulmuştur.) [Müslim]
    (Helal kazanmak için sıkıntı çekene, Cennet vacip olur.) [İ.Gazali]
    (En güzel rızk, helale, harama dikkat edilerek kazanılandır.) [Nesai]

    Peygamber efendimiz, (Eğer Allah korkusunu kendinize sermaye edinirseniz, rızkınız, ticaretsiz ve sermayesiz gelir) buyurup şu mealdeki âyeti okudu:
    (Kim Allahıtan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve rızkını ummadığı yerden gönderir.) [Taberani-Talak 2,3]

    Allahü teâlâ emrettiği için çalışan, rızkını helal yoldan arayan, ezeldeki rızkına kavuşur. Rızkı da bereketli olur. Bu çalışmaları için de sevap kazanır. Eğer, rızkını haram yoldan ararsa, yine ezelde ayrılmış olan rızka kavuşur. Fakat, bu rızk ona hayırsız, bereketsiz olur, kazandığı günahlar da, onu felaketlere sürükler.
    Hz.Hızır'ın tamir ettiği binanın altındaki altın levhada şunlar yazılı idi:
    (Ölüm hak iken gülüp eğlenen, kadere inandığı halde üzülen, rızka Allahü teâlâ kefil iken zahmetlere giren, Kıyamette sorgu-sual varken gaflete dalan, fâniliğini bildiği dünyaya bel bağlayan kimseye nasıl hayret edilmez?)

    Dünya için çalışmak
    Sual: Bir hadis-i şerifte, "Dünyaya, burada kalacağınız kadar, ahirete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!" buyuruluyor. Ne kadar büyük olursa olsun, bir sayının sonsuzun yanındaki değeri sıfır kabul edildiğine göre, dünya için hiç çalışmamak gerekmez mi?
    CEVAP
    Dinimiz, dünyaya da, ahirete de çalışmayı emretmektedir. Kur'an-ı kerimde mealen (Dünyadan da nasibini unutma!) buyuruluyor. [Kasas 77]

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (Dünyanızı ıslaha, düzeltmeye çalışınız! Yarın ölecekmiş gibi de ahiret için amel ediniz!) [Deylemi]

    (Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışınız!) [İbni Asakir]

    (Sizin hayırlınız, ahireti için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayandır.) [Deylemi]

    (Dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak, insanı Cehenneme götürür.) [Tirmizi]

    (Dünyayı seven, ahiretine zarar verir. Ahireti seven, dünyasına zarar verir. O halde, devamlı olanı, geçici olana tercih etmelidir.) [Beyheki]

    (İlim, Allah rızası için değil, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur edecektir.) [A.Rezzak]

    Kur'an-ı kerimde de mealen buyuruluyor ki:
    (Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür. Baki olan, salih ameller, Rabbinin katında, mal ve evlatlardan ve dünyalıklardan iyidir.) [Kehf 46]

    İmam-ı Maverdi hazretleri buyuruyor ki:
    Dünya çalışma yeridir. Hadis-i şerifte, (Dünya ne güzel binektir. Ona binin ki, sizi ahirete kavuştursun!) buyuruluyor. Dünya mutlak manada kötü değildir. Ahiret azığını hazırlayanlar için servet yurdudur. İbrahim aleyhisselam, (Ya Rabbi ne zamana kadar daha dünyayı takip edeceğim) dediği zaman Allahü teâlâ buyurdu ki:
    (Ya İbrahim, böyle konuşma! Çoluk çocuğunun nafakası için çalışmak dünya talebi değil ki ondan şikayet edilsin!) [Edeb-üd-dünya]

    Dünya bir alet, bir vasıtadır. Bu vasıtayı iyi yolda kullanan kazanır, kötü yolda kullanan kaybeder. Mesela size yeni, güzel bir araba veriyorlar. (Bu araba ile, şu kadar zamanda şu karşıdaki köprüyü geçerseniz, kurtuluşa ereceksiniz) deniyor. Siz de, arabaya bakıp (Ne kadar da güzelmiş) diyerek onu sevmekle meşgul olur, verilen zaman içinde karşıya geçmezseniz, düşman gelir, sizi kıskıvrak yakalar, köprüyü geçemezsiniz. Bu vasıta, yolcuları sahile çıkaran bir gemi de olabilir. Bu vasıtaya zamanında binip gitmeyen kurtulamaz. Dinimiz bu vasıtayı, kötülememiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Dünya, ahiretin tarlasıdır.) [Deylemi]
    (Dünya, ahiretin köprüsüdür.) [Deylemi]

    (Allah rızasını kazanmak, ahiret azığını temin etmek için, dünya ne güzel yerdir. Allah rızasını kazanmayan, ahiret azığını temin etmeyen için de, dünya ne kötü yerdir. Bir kimse, "Allah dünyayı rezil etsin!" derse, dünya da ona, "Hangimiz Rabbimize asi oluyorsa, Allah onu rezil etsin!" der.) [Hakim, İbni Lal]

    (Dünyaya sövmeyin; çünkü mümin için ne güzel bir binektir. Hayra onunla erişilir, şerden onunla kurtulunur.) [Deylemi, İbni Neccar]

    Dinimiz, bu bineğin sevgisini kötülemiştir. Yani "Binek ne güzelmiş" diyerek, onunla meşgul olup hedefe varmamak kötülenmiştir. Nitekim, hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Dünya sevgisi bütün günahların başıdır.) [Beyheki, İbni Ebiddünya]

    Demek ki, bineği sevmekle meşgul olmayıp, binip bir an önce saadet diyarına gitmeye çalışmalıdır!
    Bizi maksadımıza ulaştıran bineğin iyi, sağlam olması istenir. Onun için Allahü teâlânın bize verdiği akıl, sağlık, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalıdır! Cenab-ı Hak, dünya saadetini de istememizi emrediyor. (Ey Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de iyilik, güzellik ver!) diye dua etmemizi istiyor. (Bekara 201)

    Haksız kazanç
    Muhammed aleyhisselam Peygamber olarak gönderilince, şeytanlar İblisin başında toplanıp üzüntülerini bildirdiler. Bunun üzerine İblis onlara, (Bunlar dünyayı sever mi?) dedi. Onlar, evet deyince, (Öyleyse üzülecek bir şey yok. Onlara haksız kazanç sağlatırım. Lüzumsuz masraf yaptırır, lüzumlu yere de harcatmam. Zaten her kötülük bu üç şeyden meydana gelir) dedi.

    Dünyalık için ne kadar üzülürsen o nispette ahiret sevgisi kalbden çıkar. Ahiret için ne kadar üzülürsen, o nispette dünya sıkıntısı kalbden çıkar. Dünyada herkes misafirdir. Yanındaki şeyler emanettir. Misafirin gitmekten, emanetin ise geri alınmaktan başka çaresi yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Dünya mümine zindan, kâfire Cennettir.) [Müslim]

    Mümine dünyanın zindan olması, Cennete nispetledir. Cennette Müminler, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, akla ve hayale gelmeyen büyük nimetlere kavuşacaklardır. Hiçbir sıkıntı görmeyeceklerdir. Cennetin sonsuz nimetleri karşısında dünya hayatı, müminler için bir zindan, bir Cehennem azabı gibi gelecektir. Kâfirler için Cehennem azabı o kadar şiddetli olacaktır ki, dünyadaki en şiddetli işkence bile onlar için çok hafiftir.

    Çok kazanmak için çok çalışmak
    Sual: Çok kazanmak için çok çalışmak dine aykırı mıdır?
    CEVAP
    Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalışıp kazanmak farzdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Çalışıp kazanmak farzdır.) [Taberani]

    Çoluk çocuğunun bir yıllık nafakasını toplayacak kadar çalışmak mubahtır. Müslümanlara yardım için, cihad etmek için fazla çalışıp kazanmak müstehaptır, iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İnsanların en iyisi, insanlara faydalı olandır.) [Kudai]

    Gösteriş için, övünmek için kazanmak tahrimen mekruhtur. Çalışmak rızkı artırmaz. Çalışmak takdir edilen rızka kavuşturmaya vesiledir. Rızkı veren Allahü teâlâdır. Çalışmak sebebe yapışmaktır. Sebeplere yapışmak sünnettir. (El-İhtiyar)

    Ahiret sevabı için, (çok kazanmak için, çok kazanmak gerekir) sözü elbette pek hoştur.
    Kur'an-ı kerimde mal için hayır adı verilmiş ve mal övülmüştür. Hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
    (Bir zaman gelir ki, kişi dinini ve dünyasını ancak para ile ayakta tutabilir.) [Taberani]
    Dinimiz, parayı değil, paranın sevgisini kötülemiştir.

    İbrahim aleyhisselam, Peygamber olup puta tapmaktan çok uzak olduğu halde, (Ya Rabbi, beni ve çocuklarımı puta tapmaktan koru!) diye dua etmiştir. Puttan maksat para sevgisidir.
    Demek ki, parayı sevmek, puta tapmaya benzetilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Paraya tapan helak olur.) [Tirmizi]
    (Altın ve gümüşün [paranın] kuluna lanet olsun!) [Tirmizi]
    (Paraya gönül vermek, sizden öncekileri mahvettiği gibi sizi de mahvedebilir.) [Taberani]

    (Bir zaman gelir ki, kaygısı mide, şerefi mal, kıblesi kadın, dini para olan kimseler çıkar. Bunlar halkın şerlileridir.) [Sülemi]

    Hadis-i kudside de buyuruldu ki:
    (Hak teâlâ buyurdu ki, "Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun.") [Ebu Nuaym]

    Dünya kötü mü?
    Sual: Dinimizde dünya ne demektir?
    CEVAP
    Dünya, haram ve mekruhlardır. Dünya, mal, servet, dünyalık, rızk gibi manalara da gelir.
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    Dünya, seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler, demektir. Kadın, çocuk, mal, rütbe, mevki düşüncesi Allahü teâlâyı unutturacak kadar aşırı olursa, dünya olur. Çalgılar, oyunlar, faydasız, boş şeylerle vakit geçirmek (Kumar, kötü arkadaş, kötü filimler, mecmua ve romanlar) hep bunun için dünya demektir. Din ile dünyayı birlikte kazanmak imkansızdır. Ahireti kazanmak isteyenin dünyadan vazgeçmesi gerekir.

    Bu zamanda dünyayı tamamen terk etmek kolay değildir. Hiç olmazsa hükmen terk etmek yani terk etmiş sayılmak gerekir. Bu da her işte İslamiyetıe uymak demektir. Yiyecekte, içecekte, giyecekte ve ev kurmakta İslamiyetıe uymak gerekir.

    Dünya ahiretin kazanç yeridir. Kazanç yeri kötülenmez. Haram kazanç kötülenir. Dünyayı kötüleyen hadis-i şeriflere bu açıdan bakmak gerekir.
    Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki.
    (Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.) [Hakim]
    (Dünya melundur. Yalnız Allah için olanlar müstesnadır.) [İbni Mace]

    (Dünya peşinde koşan, açgözlü olur, hep yokluk içinde kıvranır, işleri zorlaşır, nasibinden de fazla bir şeye kavuşamaz. Ahiret için çalışanın da, işleri kolaylaşır, gönlü zenginleşir, yüz çevirdiği dünyalık da kendisine teveccüh eder.) [Tirmizi]

    (Emeli hep dünya olanın, Hak indinde değeri yoktur. Bunun meşgalesi tükenmez, fakirlikten kurtulamaz, zenginliğe kavuşamaz, sonu gelmeyen boş kuruntularla oyalanır.) [Taberani]

    (Ateşin odunu yediği gibi, dünya sevgisi de imanınızı yer.) [İ.Gazali]
    (Kalbinizi, dünyadan bahsederek meşgul etmeyin!) [Beyheki]
    (Dünyanın yükselttiği her şeyi Allahü teâlâ alçaltır.) [Buhari]

    (Allahü teâlâ, bir kimseye ahireti kazanması için dünyayı verir, ama dünya için ahireti vermek istemez.) [Deylemi]

    (Allahü teâlâ, dünyanın akıbetini, yenilen yemeğin akıbetine benzetmiştir.) [Taberani]

    (Dünyadan yüz çevir ki, Allahü teâlâ seni sevsin! Halkın eline bakma ki seni sevsinler.) [İbni Mace]

    (Dünyayı ahirete tercih eden, üç şeye maruz kalır. Sıkıntısı hiç eksilmez, yokluktan kurtulmaz ve doymak bilmeyen bir hırsa kapılır ki, hiç bir zaman boş vakit bulamaz.) [Taberani]

    (Cenneti isteyen hayra koşar, Cehennemden korkan, haramlardan kaçar. Ölümü bekleyen dünya lezzetlerini terk eder. Dünyaya meyledene musibetler yağar.) [İbni Hibban]

    (Allahü teâlâ bir kuluna hayır murat edince, onu dünyadan uzaklaştırır, ahirete teşvik eder ve kusurlarını kendine gösterir.) [Deylemi]

    (Tahsilsiz ilme, rehbersiz hidayete kavuşmak isteyen, dünyadan yüz çevirsin!) [İ.Gazali]

    Zenginlik ve saltanat
    Mal ve makam sahibi olmak başka, mal ve makam sevgisi başkadır. Dünya ve ahiret saadetine kavuşmak ve insanlara hizmet edebilmek için mal ve makam sahibi olmak çok iyidir. Bütün dünya bir kimsenin olsa, mala mağrur olmadan dine uygun harcasa, çok büyük sevap kazanır. Süleyman aleyhisselam, büyük bir zenginlik ve saltanat içinde yüzdüğü halde, Cenab-ı Hak, Kur'an-ı kerimde, (O ne iyi kuldur) diye övmektedir. (Sad 30)

    Peygamber efendimizden sonra insanların en üstünü olan Hz. İbrahimıin ovaları dolduran davarları yanında yalnız yarım milyon sığırı vardı. Mal ve makamı kötüye kullanmak zararlıdır.
    İnsanı iyilik etmekten alıkoyan her şey dünyadır. Kur'an-ı kerimde, Cennetin, makam hırsıyla büyüklük taslamayan kimselere verileceği bildirilmektedir.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    ("La ilahe illallah" diyen, dünyayı dinden üstün tutmadıkça, Allahü teâlânın gazabından ve azabından kurtulur. Dini bırakıp dünyaya [haramlara] sarılırsa, Allahü teâlâ, ona; "Yalan söylüyorsun" buyurur.) [Hakim]

    (Dünya işi için üzülen Allahü teâlâya karşı öfkelenmiş olur.) [Taberani]

    (Din işlerinde kendinden üstün olanı görüp ona uyan, dünya işlerinde ise kendinden aşağısına bakıp Allahü teâlâya hamd eden şükretmiş olur.) [T.Gafilin]

    Çalışmadan rızk beklemeyin
    Sual: Fakirlikten kurtuluş için dua var mıdır?
    CEVAP
    Dinimiz çalışarak kazanmayı emretmektedir. Hz.Ömer, (Çalışın, kazanın! Çalışmadan rızk beklemeyin! Allahü teâlâ gökten para yağdırmaz) buyurdu. Hz.Lokman Hakim de, (Çalış, kazan! Çalışmayıp muhtaç olanın dini ve aklı noksandır) buyurdu. Rızk için endişe etmemelidir!
    Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Her canlının rızkı Allahıa aittir.) [Hud 6]

    (Şeytan, sizi fakirlikle korkutup, fahşaya sürükler [cimriliğe, her türlü kötülüğe teşvik eder.]) [Bekara 268]

    (Yeryüzüne dağılın, Allahıın fazlından rızkınızı arayın!) [Cuma 10]

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Rızk için üzülme, takdir edilen rızk seni bulur.) [İsfehani]
    (En güzel rızk, helale, harama dikkat edilerek alın teri ile kazanılandır.) [Nesai]

    (Çalışıp kazanmak her müslümana farzdır.) [Taberani]
    (İbadet on kısımdır, dokuzu çalışıp helal kazanmaktır.) [Deylemi]

    (Kimseye muhtaç olmamak ve ana-baba, çoluk-çocuğunu da muhtaç etmemek için işe gidenin her adımı ibadettir.) [Taberani]

    (Allahü teâlâ sanat sahibi mümini sever.) [Taberani]
    (Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizi]
    (Geçimini helalinden kazanmak, Allah yolundaki cihad gibidir.) [Deylemi]

    (Cihad, sadece kılıç sallamak değildir. Ana-babaya, evlada bakmak, kimseye muhtaç olmamak için çalışmak da cihaddır. Çalışıp kimseye yük olmayan mücahiddir.) [İ.Asakir]

    Çalışmak farzdır
    Nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalışıp kazanmak farzdır. Cafer Huldi hazretleri, (Büyüklerimiz, kendi için değil, din kardeşlerine yardım için, çalışıp kazanmıştır) buyuruyor. Müslümanlara yardım için, cihad etmek için fazla çalışıp kazanmak müstehaptır, iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İnsanların en iyisi, insanlara faydalı olandır.) [Kudai]

    Şu duayı okuyan fakirlikten kurtulur demek, o dua kabul olmuşsa, ona bir çalışma kapısı açılır veya ummadığı yerden rızka kavuşur demektir. Hastalığı için dua eden de şifaya sebep olan ilaca veya başka bir sebeple sıhhate kavuşur. Çalışmak rızkı artırmaz. Rızkı veren Allahü teâlâdır. Çalışmak sebebe yapışmaktır. Sebeplere yapışmak sünnettir. (El-İhtiyar)

    İhtiyaçtan kurtulmak, bereketli rızka kavuşmak için sebeplere yapışmalıdır!
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Ömrüm uzun, rızkım bol olsun diyen, akrabasını ziyaret etsin, görüp gözetsin!) [İ. Ahmed]
    (Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]

    (İhtiyaçlarını insanlara açan, ihtiyaçtan kurtulamaz. Allahü teâlâya arz eden ise, ihtiyaçtan kurtulur.) [Hakim]

    (Allah korkusunu sermaye edinen, rızka ticaretsiz ve sermayesiz kavuşur. Kur'an-ı kerimde, "Kim Allahıtan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve rızkını ummadığı yerden gönderir" buyuruldu.) [Talak 2, 3 - Taberani]

    (Rızka kavuşan çok hamd etsin! Rızkı azalırsa istiğfar etsin!) [Hatib]
    [Hamd, "Elhamdülillah", İstiğfar, "Estağfirullah" demektir. İstiğfar etmek, günahların affına sebep olan iyilikleri yapmaktır.]

    (Eve girerken "İhlas" suresini okuyan, fakirlik görmez.) [T.Kurtubi]

    (Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kere "La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.) [Şirıa]

    [Duaların kabul olması için Ehl-i sünnet itikadında olmak, Allahü teâlânın emirlerini yapıp yasaklarından kaçmak gerekir.]
#11.01.2006 16:50 0 0 0
  • Konu: ALAY ETMEK
    dinimizde alay etmek hakkında - alay etmek nedir - alay etmek ne demektir

    Bir şeyle veya bir kişiyle eğlenmek, insanları hafife almak, tahkîr etmek, başkasının kusur ve noksanlarını söz, işaret veya yazı ile teşhîr etmek, toplumda küçük düşürme hareketleri.

    Alay etme duygusu insanlarda, kendini büyük görmeyle başlar; daha sonra karşısındaki insanı hiçe sayıp, ona tepeden bakmaya kadar gider. Neticede bu duygu insanları alaya aldırır, şeytanı Rabb'ine isyan ettiren böbürlenerek Hakkı kabûl etmemek ve insanları hor görmek şeklinde tezahür eden kibir ve gurur hastalığını ortaya çıkarır .

    Alay eden kimsenin gururlanıp kibirlenmesi yanında, alay etme hareketiyle mümin kardeşini incitmesi ve rahatsız etmesi de söz konusudur. Kibirlenmek haram olduğu gibi mümine eziyet de haramdır. Her iki kötülüğün netîcesi olarak İslâm toplumunda kardeşlik bağlarının gevşemesi söz konusu olmaktadır. Zîrâ alay ile beraber fertler arasına düşmanlık ve nefret duygusu girer. Böylece de bir bina hâlinde tarif edilen İslâm toplumu dağılmış, parçalanmış olur.

    İslâm toplumu bir bütündür. İslâm'da her ferdin haysiyet ve şerefinin dokunulmazlığı vardır. Ferdin manevî hayatının temelini oluşturan ırz, şeref, haysiyet, namus duyguları lekelenemez. İnsan haysiyetini lekeleyecek olan kötü hareketlerin başında alay etmek gelir. İslâm, insan hak ve hürriyetini, insan haysiyet ve şerefini koruma esası üzerinde durur; bu sebeple, müslümanların duygu ve düşüncelerini Kur'an-ı Kerîm vasıtasıyla garanti altına alır: "Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lâkablarla atışmayın. İmandan sonra fâsıklıkla adlanmak ne kötü isimdir!. Kim de tövbe etmezse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir. " (el-Hucurât, 49/11)

    İslâm, kardeşlik bağlarını korumak için alay etmeyi kesinlikle yasaklamıştır. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir müminin, insanları alaya alması, eğlence ve nükte konusu yapması caiz değildir. Her ne şekilde olursa olsun, başkalarıyla eğlenmek, onu kötü ve sevmeyeceği lâkablarla çağırmak ahlâk bakımından da çok kötü bir şeydir. Çünkü bu hareket, insanın kolayca unutamayacağı ızdırap veren bir yaradır.

    Toplum hayatındaki ilişkiler samimiyet üzerine kurulur. Bu samimiyetin derecesini ölçen alet de kalptir. Hz. Peygamber: (s.a.s.) "Allah sizin şeklinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat kalplerinize bakar." (Müslim, Birr, 32) buyurmuştur. İnsanlar, daima dış görünüşe vakıftırlar iç alem bilinmez. Allah katında tartılacak olan dış görünüş değil, kalplerin takvâsıdır. İnsanın ilmi ise bunu bilmeye ve anlamaya yeterli değildir. Bu sebeple bir kimse önüne geleni horlayamaz, nazargâh-ı ilâhî olan kalbi alaya alarak kıramaz.

    Dünyada tek yüce değeri maldan ibaret sanıp, malıyla güçlü olduğunu zanneden ve karşısındaki bütün değerlerle alay edenleri Kur'an-l Kerîm kınamaktadır: "Vay haline! Diliyle çekiştirip, yüzünden de alay eden kimsenin." (Hümeze, 104/1) .

    İslâm'a göre, yaratılan her insanın Allah katında bir değeri vardır. insanı ahsen-i takvim üzere yaratan Allah, onu en güzel hasletlerle bezemiş ve yeryüzünde halife kılmıştır. (el-Bakara,2/30). Böyle bir varlığın dış görünüşü ile ilgilenip alaya almak; insanı yaratan Rabb'i ile karşı karşıya getirebilir. Oysa ki insanın alay konusu olmasına Rabb'i ve eşsiz yaratıcısı olan Allah razı olmaz.

    Kur'an-ı Kerîm'de bir de inançla, (el-Bakara, 2/206; Münafıkûn, 63/5-6) Kur'an ayetleriyle, (et-Tevbe, 9/124- 125, 127) Peygamberlerle (Muhammed, 47/16) ve müminlerle (et-Tevbe, 9/79) alay edenlerden bahsedilir. Sözü edilen kişiler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenlerdir. (en Nisâ, 4/139; el-Mâide, 5/52; el-Mücâdele, 58/14) Sözü edilen kişiler bu hareketleriyle Allah'ı ve müminleri aldattıklarını zannederler. (el-Bakara, 2/9; en-Nisâ, 4/143; Hûd, 11/5), İslâm'a göre inanç mukaddestir, alay konusu olamaz. Ayetlerde, inançlarla alay edenler olarak bildirilenler, İslâm toplumu içinde türeyen münâfıklardır .
#11.01.2006 16:47 0 0 0
#07.01.2006 21:06 0 0 0
#07.01.2006 20:59 0 0 0