chaster

chaster

Üye
10.01.2008
Er
281
Hakkında

  • kimse bulamadı mııııııı?
    o halde cavabı vereyim ben madem..
    Yanlışlık hesapta yapılan yönlendirmeden kaynaklanıyor yani belboy a verilen 2 lira aslında 27 liranın içindedir, adamlarımız 3 lira daha alınca toplam 30 lira olmaktadır
#26.02.2008 08:20 0 0 0
  • Affetmem..
    Bir kere "affetmek" zor bir kelime benim dilime yakışmıyor, bu yüzden kolay affetmem..
    Bazı şeylerin geri dönüşü yoktur..
#16.02.2008 17:46 0 0 0
  • işte size bir kaç mantık sorusu..

    3 adam bir otele gider, her biri 10 lira vererek toplam 30 lira ödeyerek oda tutarlar ve eşyalarını alıp odalarına çıkarlar. Fakat otel müdürü bugünün çarşamba olduğunu hatırlar ve özel bir fiat uygular. Bellboy u çağırır fazladan kestiği 5 lirayı 3 adama vermelerini ister.Bellboy adamların odasına çıkar ve 5 lirayı geri verir, bunun üzerine adamlar 2 lirayı bahşiş olarak bellboya verir geri kalan 3 lirayı paylaşırlar.
    Bu durumda adamların otel için ödedikleri miktar 9 liradır (daha evvel 10 lira vermişlerdi, sonra da 1 lira geri paylaştılar). Sonuçta toplam ödedikleri miktar 3x9 = 27 lira dır, 2 lira da bellboy a bahşiş vermişlerdi ve sonuçta harcadıkları toplam miktar= 27 + 2= 29 lira dır. Fakat otele girerken verdikleri para 30lira idi o halde 1 lira nereye gitti?
#14.02.2008 14:37 0 0 0
#13.02.2008 21:48 0 0 0
  • 2 yıl: Bağlılık ve sevginin gücü

    Artık ilişkiniz kendini kanıtladı ve geleceğe yönelik daha ciddi planlar yapabilirsiniz. Zaten çoğu birliktelikte evlilik ya da aynı eve taşınma gibi konuların gündeme gelmesi bu döneme denk düşer. İlişkide her günün balayı gibi yaşanmadığını gördünüz, birlikte bir yığın zorluğa göğüs gerdiniz ve sonunda fırtınalı bir aşkın yerini sağlam bir dostluk, bağlılık ve sevgiyle doldurmayı başardınız.

    Sanırım tam olarak buradayım ama 2 değil de 1,5 yıl oldu..
    Bana resmen taşınmadı ama evinden çok burada..
    Durulduk, sakinleştik..
    Birlikte yapılacaklar listesi hazırlamaya başladık..
    Evet evet bu dönemdeyiz..
#09.02.2008 12:12 0 0 0
  • Bir kere arkadaşımdan bir oyun cd'si almıştım fakat kurarken problem çıktı bende arkadaşımı aradım, telefona küçük kardeşi çıktı konuşma şu şekilde gelişti :
    Ben: Ece abin evdemi canım?
    Ece: Evde
    (tam bu esnada sorunu çözdüm)
    Ben: tamam canım çok sevindim, görüşürüz..
    Ve telefon kapatılır..!!
#09.02.2008 09:13 0 0 0
#08.02.2008 22:13 0 0 0
  • Ela Gözler: Sezgisel Güçleri Yüksektir.Oldukça Hassas Bir Kalbe Sahip İnsanlardır.Gururlarına Olabildiğince Çok Düşkün Kişilerdir.Gururları Kırıldıgı Zaman Asla Ve Asla Afları Yoktur...
#08.02.2008 21:53 0 0 0
  • yumurta tavuktan çıkar zira yumurtadan çıkana "civciv" denmesinin yanısıra bir de bu "civciv"in "tavuk" sıfatı kazanabilmesi için "piliç"lik evresinden geçmesi gerekmektedir..

    çok ciddi oldu bu yaaa..
#07.02.2008 18:13 0 0 0
#07.02.2008 17:41 0 0 0
  • Bence bazen çok eğlenceli olabiliyor.. mesela şımarabileceğim bir yalan..
    yada daha komiği yalan olduğunu hem onun hem de benim bildiğim zamanlardaki tepkisizlik çook komik..
#06.02.2008 18:53 0 0 0
  • Kadınların korkulu rüyası selülit ve beslenme...

    Kilolu veya değil, kadınların yüzde 99'u, 30 yaşına gelinceye kadar selülit sorunuyla karşılaşıyor. Eğer annenizde selülit varsa, büyük ihtimalle sıradaki sizsiniz. Yoksa selülitle başı dertte olanlardan biri misiniz? Yaz gelmeden cildinizdeki pütürlü görünümü yok etmek istiyorsanız, anti-selülit beslenme planı uygulamalısınız.

    Selülit, derinin alt tabakasında, yağ dokusunun hemen çevresinde oluşan ve derinin üst bölümünde pütür pütür görüntü bırakan bir hastalık. Temel olarak, aslında vücudun diğer yerlerinde bulunan yağlardan bir farkı yok. Pütürlü bir görünüm vermesinin sebebi ise, kişinin derisinin esnekliği ve kalınlığıdır. Kaba etleriniz, yüzünüzden çok daha fazla yağ barındırır ve yağlar, deriyi kaslara bağlayan liflerin arasında birikerek bu pütürlü görünümü oluşturur. Diğer bir faktör ise yaştır. Yaşlandıkça derinin esnekliği azaldığı için, bu etki daha fazla olur.

    Selülit hakkında en sık akla gelen sorulardan biri, neden kadınlarda görüldüğüdür. Erkeklerde, deri altındaki bağlayıcı liflerin düzeni daha farklıdır. Kadınlarda deriye tutunan lifler yağ tabakasını dikey keserek, küçük yağ kesecikleri oluşturur. Erkeklerde ise bu yapı yataydır. Ayrıca, hormonların da belirleyici bir rolü vardır. Hormonlar, kadınlarda kalça bölgesindeki yağ hücrelerinin hacmini büyütürken, erkeklerde küçültür. Son olarak, erkeklerin derisi kadınlarınkinden hafifçe daha kalındır, böylece pütür oluşması daha zorlaşır.

    Peki, selülitten nasıl kurtulunur? Selülitten korunmanın en etkili yolu, beslenmeye ve düzenli egzersiz yapmaya özen göstermek. Özellikle kalça egzersizi, selülitten kurtulmak için faydalı olacaktır. Beslenme konusunda ise, selüoit uzmanları, bolca taze meyve, sebze ve tahıl içeren, kafeini, asitli ve alkollü içecekleri kesen diyetler öneriyor. Lif ve karbonhidrat bakımından zengin, az yağ içeren diyetler yapmak çok önemli; çünkü vücudumuzun yağdan fakir, liften zengin gıdaları parçalayıp kullanması, işlenmiş fast-food yiyeceklere oranla çok daha kolay.

    ANTİ-SELÜLİT BESLENME PLANI

    Sabah: Greyfurt suyunun yağ parçalama özelliği bulunuyor. Sabah ilk iş olarak bir bardak greyfurt suyu içerseniz, bir önceki gece depolanan yağlar üzerinde hemen çalışmaya başlar. Hemen arkasından bir bardak ılık su içmelisiniz. Bol miktarda, tercihen günde 2 litre su, lenf drenaj sistemini temizler ve dolaşımı sınırlayıp selülit yapılanmasına yol açan toksinlerin oluşumunu durdurur.

    Bir kase dolusu müsli ve süt ise, içeriğindeki kuru üzüm, elma, ayçiçeği çekirdeği ve yulaf ile günlük lif ihtiyacınızı büyük oranda karşılar. Düşük-yağ diyetinin metabolizmanızı hafifçe yavaşlatma eğilimi vardır. Bol miktarda lifli besin tüketilmesi, olası bir kabızlığı engeller. Bol miktarda su içilmesi ise bağırsakların rahatça çalışmasını sağlar.

    Öğle: Öğle yemeğiniz, yağsız et veya vejetaryen mönü yanında mutlaka karbonhidratlardan oluşmalıdır. Kilo vermek için karbonhidratları kesmek gerektiği düşüncesi yanlıştır. Enerji ihtiyacımızı karşılamak için karbonhidrat tüketmeliyiz. Üstelik yağın tersine, karbonhidrat egzersiz yaparak kolayca yakılır. Önemli olan, tükettiğimiz karbonhidrat yelpazesini olabildiğince geniş tutmaktır. Eğer tek tipe bağlanıp kalırsanız, vücudunuz onu parçalarken giderek daha çok zorlanır. Patates, pirinç, makarna, mercimek ve ekmek önemli kaynaklardır.

    Öğle yemeğinde, içine az yağlı ton balığı, mısır, yağsız peynir veya haşlanmış fasulye koyduracağınız bir kumpir ya da mayonezsiz tavuklu veya balıklı bir sandviç yiyebilirsiniz.

    Öğleden sonra: Kuru meyve yiyebilirsiniz. Tatlı ihtiyacınızı, kayısı veya vişne kurusu gibi seçeneklerle giderebilirsiniz.

    Akşam: Biber, domates ve salatalıkla karışık pirinç veya kuskus salatası deneyin ya da haşlanmış patates ve yağsız peynir, o da olmazsa yağsız yoğurt ve yanında soğuk patates salatasını tercih edin.

    Etinizi her zaman haşlanmış, ızgara veya fırında pişmiş yiyin. Derisi alınmış tavuk göğüs eti ve balık, en çok yediğiniz etler olsun. Özellikle balıkta, düşük-yağ diyetini desteklemek için ihtiyacınız olan yağlar bulunur. Eğer kırmızı etten vazgeçemiyorsanız, yanında sadece yeşil sebzelerle sade olarak ızgara edilmiş bir parça biftek öneririz. Kırmızı et ile en büyük problemimiz, genetik olarak onu tamamen sindirecek şekilde dizayn edilmemiş olmamızdan kaynaklanıyor. Bu iş için bağırsaklarımız çok uzun. Eğer etin yanında patates gibi bir karbonhidrat yerine yeşil sebzeler tüketirsek, vücudumuz tarafından daha kolay sindirilir. Unutmayın; uzmanlar, kırmızı etin en fazla on günde bir yenilmesini tavsiye ediyor.
#12.01.2008 17:07 0 0 0
  • @Sindy adlı üyeden alıntı:
    Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Gürçınar

    Ev dekarosyonunda kırmızı ve yakın tonlardaki renklerden uzak durulması tavsiyesinde bulundu.Ev dekorasyonunda kırmızı ve tonlarında renk seçiminin çiftlerde gerilime yol açabileceği bildirildi.
    Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Gürçınar, havaların ısınmasıyla boya-badana işlerinin arttığını ifade ederek, renk seçiminde dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
    Dekorasyonda kullanılan renklerin kişinin psikolojisini etkilediğini kaydeden Gürçınar, kırmızının, olumsuz etkiler yarattığını ve saldırganlığı ortaya çıkardığını söyledi.
    Gürçınar, şöyle devam etti:
    Kırmızı bilinç altında kanı simgeler, kırmızı ve tonlarının hakim olduğu alanlarda kişiler daha sinirli olur. Duvarlarda kırmızı ve tonlarında renk seçimi çiftlerde gerilime yol açabilir. Bu nedenle çiftlerin evlerini boyatırken kırmızı ve onlarından kaçınması gerekir. Evde huzur için mavi, sarı ve yeşil tonlarını öneriyoruz. Açık renklerin daha sakinleştirici ve rahatlatıcı özellik taşıdığını bildiren Gürçınar, Yorucu bir işte çalışanlar, evlerini mavi, sarı, yeşil
    tonlarına boyatırlarsa evlerine döndüklerinde günün yorgunluğunu ve stresini daha kolay atabilirler dedi. Gürçınar, sarı tonlarının dikkati toplamaya yardımcı olduğunu belirterek, çalışma odalarında bu rengin kullanılabileceğini söyledi. Siyah tonların yoğun olduğu ortamın karamsarlığı ve kasveti artırdığını Gürçınar, morun da kişide melankolik, içine kapanık bir ruh durumu oluştuğunu kaydetti.
    Orijinali Göster...


    benim yatak odam kırmızı.. Ama değil sinirli olmak uzanıp duvarları seyredince kendimi mutlu hissediyorum.. Genel geçer kurallara uymuyorum sanırım..
#11.01.2008 22:50 0 0 0
#11.01.2008 14:34 0 0 0