Deniz.Gozlum

Deniz.Gozlum

Üye
04.12.2006
Acemi Er
52
Hakkında

#08.03.2007 21:15 0 0 0
#08.03.2007 20:55 0 0 0
  • Pazı Sarması
    Malzemeler
    Mutfak
    Zorluk 2
    Süre 40 dk.
    Kaç Kişilik 8
    Yöntem
    1 Kilo pazı yaprağı
    1 Adet soğan
    Yarım su bardağı bulgur
    300 gr kıyma
    1 Çorba kaşığı salça
    Yarım demet maydanoz
    Yarım demet dereotu
    2 Çorba kaşığı margarin
    Tuz, karabiber, kırmızı biber, kimyon

    Hazırlanışı

    * Ön hazırlık olarak bulgurlara sıcak su dökün ve ağzını kapatıp, bulgurların şişmesini sağlayın.
    * Pazı yapraklarını sıcak suya batırıp, 1-2 dakika bekletin ve çıkarın.
    * Suyunu süzün.
    * Soğanı küçük küçük doğrayıp, yağda hafifçe pembeleştirin.
    * Büyükçe bir kap içine küçük doğranmış soğanı, kıymayı, bulguru, salçayı, kıyılmış maydanozu, dereotunu, tuzu, karabiberi, kırmızı biberi ve kimyonu ekleyip yoğurun.
    * Pazı yapraklarına bu malzemeyi yerleştirip, sarın ve tencereye aralıksız dizin.
    * Pazı sarmalarının üzerini hafifçe aşacak kadar sıcak su ekleyin.
    * Porselen bir tabağı ters çevirip, sarmaların üzerine kapatın.
    * Tencerenin ağzını örtüp kısık ateşte pişirin.
    * Arzuya göre yoğurt ile birlikte servis yapın.
#05.03.2007 20:44 0 0 0
  • MALZEMELER

    225 gr bitter çikolata
    8 çorbakaşığı tuzsuz yağ
    10 çorbakaşığı toz şeker
    400 gr beyaz çıkolata
    9 adet yumurta
    1 yaprak jelatin
    300 gr çiğ krema

    16 Kişilik


    HAZIRLANIŞI

    Bir sos kabında bitter çikolatayı eritip, soğumaya bırakın. Kek kalıbını iyice yağlayın. 5 ymurtanın sarısıyla şeker ve tuzsuz yağı benmari usulü eritip karıştırın. Krema kıvamına çikolata karışımının içine boşaltın.
    İyice çırptığınız beş yumurtanın akını da karışıma katıp kek kalıbına boşaltın. Üzerinde küçük kabarcıklar olmamasına özen gösterin. 190 derecelik fırında 50-55 dakika kadar pişirin. İyice kabardıktan sonra kalıbın içinde soğumaya bırakın.
    İki çorbakaşığı suyun icinde jelptini eritin. 225 gr beyaz çikolatayı eritip, içine çırpılmış 4 yumurta sarısını ve 150 gr kremayı ilave edin. Jelatini ve iyice çırpılmış 4 yumurta akını çikolata karışımına katın, iyice karıştırın.
    Soğumaya bıraktığınız keki eninine ikiye kesin ve beyaz çikolatalı karışımı iki katın arasına sürün. Yavaşça bastırdıktan sonra bir gece buzdolabında dinlendirin.
    Üst kreması için, kalan beyaz çikolata ve 150 gr kremayı bir kapta eritip, karışımı iyice soğuyan kekin üstüne ve çevresine sürün. Üzerini parça çikolatayla süsledikten sonra, bir süre dha buzdolabında bekletip servis yapın.
#05.03.2007 20:41 0 0 0
  • Konu: Alaska
    ALASKA

    MALZEMELER

    ½ kg süt
    3 çorba kaşığı un
    1 yumurta
    1 vanilya
    3 kaşık kakao
    12 çorba kaşığı şeker
    1 yemek kaşığı margarin


    HAZIRLANIŞI

    Tüm malzemeyi karıştırın, muhallebi gibi pişirin. Piştikten sonra margarinini ekleyin ve tekrar pişirin. Borcama döküp buzluğa koyun.
#05.03.2007 20:40 0 0 0
#05.03.2007 20:26 0 0 0
  • Canımın içi
    Biliyorum, gidişimle çok üzdüm seni
    Bu benim için hiç kolay olmadı
    Sende biliyorsun ki!
    Korktum sevgili,sana bağlanmaktan
    Korktum sevgili,bana bağlanmandan
    Bitmeliydi bu sevda başlamadan
    Üzgünüm sevgili..üzgünüm
    Ben şimdi senden de perişan
    offf ya off
    Yanlış zaman,yanlış mekan,
    Biliyor musun?
    İçimi yaktı, o son sözlerin
    Gitme,yalvarırım gitme!
    Zamana bırakalım gitme deyişin
    Mecburdum sevgili, gitmeliydim
    Yoksa! Böyle sevgiyi bırakıp gider miydim
    AŞK yine imkansızı seçti
    Üzgünüm ,çok üzgünüm sevgili
    Kıyamam gözünden akan yaşlara
    Yüreğimi yaktın,
    İçimi yaktın,
    Akmasın gözyaşların
    Kıyamam sana
    Beni de ağlattın sevgili,beni de ağlattın
    Sevdiğimmm,bitanemmm,canımsın
    Ben şimdiden seni özledim biliyor musun?
    O kaşlarını çatmanı,
    O güzel bakışlarını,
    Sıkılmanı,utanmanı
    Ne bileyim işte,her halini özledim
    Şunu bil ki!
    Özlemin büyük olacak!
    Seni uzaktan seveceğim
    Sana uzaktan bakacak gözlerim
    Biliyorum yanacak yüreğim
    Ama olsun.
    Seni uzaktan sevmek bile
    Uzaktan görmek bile yeter bana
    AŞK! İmkansızı seçti
    Ayrıldığımız için üzülme sevgili
    Kıyamam sana bilirsin
    Sen canımmmm,sevdiğimmm,bitanemsinnn
#05.03.2007 20:20 0 0 0
  • Konu: MEKTUPLAR
    Paylaştığın için teşekkürler
#05.03.2007 20:17 0 0 0
  • APANDISIT (KRONIK)


    Kronik apandisit, apandisin uzun süren ve tedavi edilmeden iyileşme olasılığı bulunmayan iltihabıdır. Ama önceden kısaca değinildiği gibi kronik apandisit tanısı çoğu zaman yanlış konur ve bu tanı konan hastaların apandislerinin ameliyat sırasında tümüyle sağlıklı olduğu görülür.


    Kronik apandisit kadınlarda, ergenlik ve gençlik çağlarında daha çok görülür. Ayrıca kentlerde kırsal kesimdekinden daha yaygındır.


    Apandisit başından beri kronik olabileceği gibi akut apandisit sonrasında kronikleşmiş de olabilir. Ama her ikisinin de tedavisi apandisin çıkarılmasını gerektirdiğinden bu ayrımın uygulamada pek bir önemi yoktur.


    Belirtileri


    Hastalık belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterir. Belirtilerin kaynağı apandisin iltihaplanması, bu iltihabın yakın çevredeki organları da etkilemesi ve organizmanın bu olaylara tepkisidir. Kronik apandisit olgularında aralıklarla gelen ve akut apandisit krizlerindeki gibi şiddetli olmayan bir ağrı duyulur. Sağ kasıkta duyulan bu ağrılar şiddetli olmasa da, hastayı işinden alıkoyacak kadar sıkıntı verebilir. Ağrı genellikle aşırı güç harcama, ağır ya da bağırsaklara dokunabilecek bir yemek, rahatsız edici uzun bir yolculuk ya da inatçı kabızlık gibi durumlardan sonra görülür. Ağrıya bulantı, öğürme, bazen kusma, iştahsızlık, genel kırıklık ve kabızlık eşlik edebilir. Eğer iltihap yakın organlara da yayılmışsa ateş hafifçe yükselebilir.


    Bazen ağrı sağ alt karın bölgesi yerine safrakesesi hizasında duyulur. Bu durum apandisin normal yeri dışında, karaciğerin hemen altında bulunmasından kaynaklanabilir.


    Daha sık olarak ağrının kaynağı safra kanallarının refleks kasılmalarıdır. Kadınlarda kronik apandisit ile dölyatağının sağ yan ekleri iltihabı (adneksit) arasında bir ilişki vardır. Sağ yumurtalık ve yumurtalıkla dölyatağı arasındaki fallop borusunu içeren bu ekler apandisin yakınında olduğundan iltihaplanma olasılıkları yüksektir.


    Kronik apandisit bazen mide hastalığını andıran belirtiler verir. Bunlar arasında mide ağrısı, sindirim güçlüğü, yemek sonrasında doluluk duygusu, bulantı, mide yanması ve mide ekşimesi sayılabilir. Bu belirtilerin ilk düşündürdüğü hastalık mide ülseri olduğundan radyolojik incelemeyle bu olasılık dışlanır. Apandis bölgesine derinlemesine bastırılınca burada ve mide bölgesinde ağrı duyulur. Bu belirtiler büyük olasılıkla iltihaplı apandisten kaynaklanan ve mideyi de etkileyen reflekslere bağlıdır. Bu refleksler mide hareketlerini hızlandırarak ağrıya ve mide salgılarının artmasına yol açar.


    Tanı


    Yukarıda açıklandığı gibi kronik apandisit zor tanınan ve değişken belirtileriyle safrakesesi iltihabı, mide onikiparmakbağırsağı ülseri ya da adneksit gibi hastalıkları andırabilir. Uste1k bu hastalıkların kronik apandisitle eşzamanlı olarak görülebileceği çeşitli araştırmacılar tarafından bildirilmiştir. Yalnız klinik verilere dayanarak tanı koymak kolay değildir. Ama iyileşmiş akut apandisit olgularında apandisle ilgili yakınmaların yinelenmesi, kronik apandisit tanısını kolaylaştırır.


    Başlangıcından beri kronik olan apandisitlerde tanı koymak oldukça güçtür. Yapılan radyolojik incelemeyle apandisteki yapı değişiklikleri, çevre dokulara yapışmalar ve iç boşluğun kontrast (radyoopak) madde verilerek ortaya çıkarılan düzensizlikleri saptanır. Ayrıca öbür organlar da bu yöntemle incelenerek belirtilerin düşündürdüğü başka hastalık olasılıkları dışlanır. Bu veriler kesin kronik apandisit tanısı koymaya yetmez. Tanıda daha değerli olan ve radyoskopik incelemenin de destekleyebildiği temel belirti apandis bölgesine basılınca duyulan ağrıdır.


    Bu arada tıpta kronik apandisit tanısına hiç yer vermeyen bir görüş de vardır.


    TEDAVİ


    Hastalığın belirtileri ortaya çıktıktan sonraki ilk sekiz saat içinde akut apandisit tanısı koymak çoğu kez zordur. Bu nedenle gözetim altına alınan hastaya ağız yoluyla besin vermekten kaçınmalı ve ishal yapıcı ilaçlar verilmemelidir. Hasta huzursuzsa yatıştırıcı bir ilaç verilebilir. Tanı kesinleştikten hemen sonra cerrahi girişim yapılır.


    Cerrahi girişimde oldukça sık karşılaşılan bir durum apandisit tanısıyla açılan hastada apandisin sağlam çıkmasıdır. Bu durumda apandisin gene de alınması uygundur. Apandisit olgularında yanlış tanıyla sık karşılaşılması. kuşkulu durumlarda belirtilerin ağırlaşmasını beklemeden cerrahi girişim yapma eğiliminden kaynaklanır. Gecikmenin hastanın yaşamı için büyük tehlike yaratması uzmanları hızlı karar vermeye iter. Komplikasyonsuz apandisitten ölme riski binde 1 dir; bu oran hastalığın kangrenli tipinde binde 6 ya, patlamış apandisitte ise binde 50 ye çıkabilmektedir. Akut apandisiti antibiyotiklerle denetim altında tutmak da doğru bir uygulama değildir. Çünkü bu hastalık, tıkanmış apandisin içinde antibiyotiklerin erişemeyeceği bir enfeksiyondur. Ama gene de cerrahi girişimin gereksiz olduğu ya da uygulanamayacağı olgular vardır. Örneğin, krizden 3-4 gün sonra geçici iyileşme evresinde hekime başvuran hastaya ilk aşamada cerrahi girişim yerine daha yatıştırıcı yöntemler uygulanır.


    Yayılmış karın zarı iltihabında ise hastanın genel durumu denetim altına alınmadan cerrahi girişime başvurulmaz. Buna karşılık yaygın karın zarı iltihabının çocuklarda cerrahi olmayan yöntemlerle tedavisi çok daha yüksek ölüm riski yarattığından çocuk peritonitinde aynı yaklaşım geçerli değildir.


    Uzmanlar sık sık karın ağrılarından yakınan, ama kronik apandisit tanısı kesinleştirilemeyen hastalara cerrahi girişimde bulunma konusunda artık çok daha dikkatli davranmaktadırlar. Bu yeni yaklaşım, sürekli karın ağrılarından yakınan çocuklarını kronik apandisit kuşkusuyla doktora götüren anne babaları endişeye sokmaktadır. Oysa halk arasında genellikle kronik apandisit olarak yorumlanan bu belirtinin nedenleri çoğu kez başka hastalıklardır. Yineleyen apandisit nöbeti oldukça kolay tanınır. Hastanın özgeçmişinde gerçek bir apandisit krizinin bulunması uzmanı tanıya yaklaştırır. Apandisit krizi geçirmiş bir hasta karın ağrısı dönemlerinden, iştahsızlıktan, sağ alt karın bölgesinde dokunmayla uyarılan ağrıdan ve genel olarak kendini kötü hissetmekten yakınıyorsa apandisin ameliyatla çıkarılması doğru olur. Buna karşılık daha önce akut apandisit krizi geçirmemiş, ama karın ağrılarından yakınan bir hastada apandisin alınması çok daha zor verilebilecek bir karardır.


    Özellikle ergenlik çağındaki ve genç kadınlarda uzmanı yanıltabilecek üreme organı hastalıkları sık görüldüğünden apandisit ameliyatı kararının dikkatle verilmesi ayrı bir önem kazanır.
#05.03.2007 20:06 0 0 0
  • Kokulu silgi ve kalemlere dikkat!

    KOCAELİ (İHA) - Yeşilay Gebze Şubesi Başkan Yardımcısı Bilal Başkonuş, kokulu kırtasiye malzemeleri ve inşaat malzemeleri hakkında uyarıda bulunarak, çocukların çantalarında ve evlerde adeta birer bomba bulunduğunu söyledi.
    .
    Uyuşturucu maddeler konusunda vatandaşların fazla bilgisi olmadığını vurgulayan Başkonuş, "Uyuşturucu maddeleri az buçuk hepimiz biliyoruz. Ancak bir de günlük yaşamda sürekli kullandıklarımız var. Son yıllarda, 'volatile solvent' veya 'inhalants' olarak ifade edilen benzin, çeşitli yapıştırıcılar, tiner, butan, naftalin, azot oksit gibi uçucu maddeleri, işimiz gereği sürekli kullanmamız gerekebilir. Ama bu maddeleri havadar bir yerde kullanılmalıyız. Bu maddelerin kısa süreli kullanımlarda solunum yoluyla geçmesi halinde ise, muhakeme yeteneğinin azalması, koordinasyon bozukluğu, öksürük, burun ve gözlerde tahriş, kalp atışında artış ve düzensizlik, solunum bozukluğu, boğulma ve sarhoşluk halleri. Uzun süreli kullanımlarda da kilo kaybı, ruhi çöküntü, paranoya, hafıza zayıflığı, beyin, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasarlara ve hatta ölümlere bile yol açtığı bilinmektedir. Bu yüzden bu maddeler, göründüğü kadar çok masum değillerdir. Bu maddeleri kesinlikle evlerimizde bulundurmamalıyız" dedi.

    Sağlığa zararlı kimyasal maddelerle üretilen kırtasiye malzemelerinin kullanılmamasının da gerektiğinin altını çizen Başkonuş, "Öğretmen ve öğrencilerimizin sağlıklarının korunması ve çocuklarda daha sonra madde bağımlılığına dönüşebilecek, koklama alışkanlığının önlenmesi için, bütün eğitim kurumlarında, içinde çözücü olarak etilasetat bulunan, beyaz tahta kalemlerinin kullanılmaması gerekmektedir. Ayrıca ithal kalemleri alırken, içinde bu tür uçucu maddelerin bulunup bulunmadığına dikkat edilmelidir. Organik solvenlerle yapılan kırtasiye tipi yapıştırıcıların da kullanılmaması gerekir. Bunun yerine, su bazlı olarak üretilen yapıştırıcıların kullanılması daha sağlıklı olur. Kokulu silgi ve kalem gibi kırtasiye malzemeleri kullanmamaları konusunda, öğretmen ve öğrencilerin daha bilinçli olmaları lazım. Bu nedenle bağımlılığın her türlüsüne çok dikkat etmeliyiz" şeklinde konuştu.
#05.03.2007 20:05 0 0 0
#04.12.2006 19:40 0 0 0