DeNiZKiZi

DeNiZKiZi

Üye
04.03.2004
Astsubay
8.376
Hakkında

#18.10.2006 22:29 0 0 0
  • noimage


    Gözyaşı Çetesi

    Güzin, Berrin ve Seda başlarına gelen kötü tecrübeler nedeniyle aşktan ve evlenmekten umudu kesmiş, kendilerini bütünüyle işlerine vermiş üç arkadaştırlar. Evleri birbirine yakın, işleri birbirinin dibinde, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen bu üç kadın etle tırnak gibi, dostluğun en güzelini yaşamaktadırlar. Erkeklerden ellerini eteklerini çekmiş bir halde yaşayıp giderlerken her geçen gün biraz daha birbirlerine bağlanırlar. Kardeşten de ileridirler artık. Kadın dostluğunun zirvesinde, güven içinde yaşamaktadırlar. Güzin kadın terzisidir. Elinin marifetiyle evini arabasını almış, bir miktar da kenara atmıştır. Berrin spor salonu işletmektedir. Seda ise babasından kalan mandırayı çevrenin en özenli mekanına çevirmiştir. Yoğurdu, peyniri, loru taa uzak semtlerden müşteriler çekmektedir. Can ciğer kuzu sarması arkadaşlar dükkanlarını kapatıp, hızlı adımlarla birbirlerine koşarlar.Günlerin telaşı dostluklarını pekiştirir, perçinler. Ta ki... mahalleye o gelinceye kadar!
    Yıllardır boş duran, market bozması kocaman dükkana yerleşen seramik sanatçısı Serdar bir anda kadınların akıllarını başlarından alır. Sanatçı dediysek adı öyle.Yoksa fason çanak çömleklerden, bazı tanrıça heykellerinden fazlası değildir elinden gelen.Yine de erkek güzeli olarak düşmüştür mahalleye ve kadınların gönüllerine. Üç arkadaş da abayı Serdar'a yakarlar. O şahane dostluk giderek bozulur
    Mahallede dördüncü bir kadın daha vardır Deniz... Deniz, diğerlerinin bu sıkı dostluğunu küçümseyen ve patronuyla nişanlanma arifesinde olan, genç ve çekici bir kadındır. Ona göre, aşkı yakalamış ve mutluluğu sonuna kadar yaşamayı hak eden odur. Bu mutluluğu diğerlerinin gözüne sokmayı ihmal etmez .Ancak, hayat sürprizlerle doludur en büyük darbeyi Deniz yer aşktan Ve bu çırpınışların içinden onu tutup çıkartan, Cevahir olur. Bambaşka hayatlar yaşayan bu iki insanın yolu hiç ummadıkları bir anda çakışır.Cevahir, karanlık dünyasının içine düşen Deniz'i hiç ummadığı bir şekilde karşısında görünce, katılığı ve duygusuzluğu çatırdamaya başlar. Gözü kara gireceği bu macera, onun için tehlikeli bir oyun haline gelecektir.
#18.10.2006 22:09 1 0 0
  • Konu: Gülpare
    noimage

    Gülpare

    Gülbahar, Isparta'da yüzlerce dönümlük arazilerde gül yetiştiren büyük ve zengin bir ailenin; Güldemirlerin, yıllar önce himayesine aldığı güzel bir genç kızdır. Eğitimini tamamlamak üzere bulunduğu İtalya'da, iş gezisi için Venedik'te bulunan Aslan'la tanışır.

    Gülbahar'ın bir tatlı yüzünden çıkardığı sevimli kavga Aslan'ın dikkatini çeker. Tatlı bir süprizle başlayan bu aşk kısa zamanda büyür.

    Gülbahar'ın yıllardır gizlice ona aşık olan, en yakın arkadaşı Serdar'ın Venedik'e dönüp, Aslan ve Gülbahar arasında hızla alevlenen aşkı hissetmesiyle işler karışmaya başlar.

    Serdar'ın kötü bir planıyla yolları ayrılır... Gülbahar Aslan'ın onu bir başka kadın için terk ettiğini sanarak Roma'ya okuluna döner. Aslan evlenme teklif etmek için döndüğünde; günlerce aramasına, gece gündüz dolaşıp çalmadık kapı bırakmamasına rağmen Gülbahar'ı bulamaz.
#18.10.2006 21:55 1 0 0
  • noimage

    Uğur Aslanın çok beğenilen şiiri ve herkeste defalarca yeniden izleme isteği uyandıran klibinden yola çıkan Karagümrük Yanıyor, sadece tüm hedef kitlelerde zirveye talip olmaya geliyor. Eski İstanbulun ünlü semti, benzersiz dokusu, efsane olacak karakterleri ve sıcacık aşklarıyla Star ekranlarından izleyiciye ulaşacak. Bakla sofa nohut oda evlerden, Etilerin lüks dairelerine adım adım uzanan her bölümünde tadı damaklarda kalacak bir hikayedir anlatılacak olan... Zaman zaman ünlülerin de konuk olup feyz alacakları racon kahvesi, İstanbulu bir uçtan bir uca dolaşıp zor bulunan hayat derslerine talim taksi şoförleri, sardunyalı pencerelerin cam güzelleri, sınıf atlama hevesiyle olmadık işlere karışan mahallelisiyle Karagümrük, bu dizide yaşayacak. Delikanlı bir aşk, varlıktan yokluğa gidip gelen ilişkiler, geçmişte kalan bir sır ve küçük insanların kocaman hayalleri... Koca bir semti yakacak kadar bol malzeme, Karagümrük Yanıyor dizisiyle yeni sezonda Starda...

    İstanbulun eski ve yoksul bir mahallesinde, fakirin ekmeği olan umuda acılarını katık yaparak yiyen insanların, her şeye rağmen sürdürdükleri onurlu bir yaşam mücadelesini anlatan Karagümrük Yanıyor, Ramazan ve Aslının Karagümrük te yan yana gelmeleriyle alevlenen ve bir ucu da Etilere uzanan aşk yangınının hikayesini anlatıyor


    Ramazan(Uğur Arslan); efendi, kibar, namuslu, sakin görünüşlü ama konu yiğitliğe gelince gözünü budaktan sakınmayan bir Karagümrük delikanlısı. Bunca yıldır kimsenin değmediği kalbine düşen aşk ateşiyle yanıp kavrulacak, ağlamayı da gülmeyi de çok iyi bilen bir adam

    Ramazanı hem ağlatacak hem de güldürecek aşk ateşini yakan kadın ise Aslı

    (Sinem Öztufan). Büyük zorlukların içinde yaşamış, hayatın acısını görmüş, hatalar yapmış ama ayakta kalmayı başarmış onurlu bir kadın Hasta babası için kendini feda eden,

    büyük bir sırla küçük bir çocuğu büyütmeye çalışan bir kadın


    Karagümrük Yanıyor, taş olmuş kalplerin, sahte ilişkilerin, kirli paranın tam göbeğine, yiğitlikle, dürüstlükle, gerçek sevgiyle ve alev alev bir aşkla sürülen bir sarı taksinin hikayesi
#18.10.2006 18:33 1 0 0
  • noimage


    Karınca Yuvası

    Kerem evini dağıtmak, çocuklarından ayrı kalmak istemez!

    Kerem eşini yeni kaybetmiştir. 5 ve 6 yaşlarında Selen ve Berk adında iki çocuğu vardır. Kerem eşini kaybettikten sonra, bir ay kadar çocuklarına ailelerinin de yardımıyla bakar. Ailesi çocukları alıp, bakma teklifinde bulunsa da, Kerem evini dağıtmak, çocuklarından ayrı kalmak istemez...


    Yapım : Yağmur Ajans
    Yapımcı : Osman Yağmurdereli
    Yönetmen : Raşit Çelikezer
    Senaryo : Çetin Büyükakın

    Oyuncular : Mehmet Ali Alabora (Kerem), Emel Sayın (Melek), Bülent Şakrak (İzzet), İlker Ayrık (Mazlum), Settar Tanrıöver (Şeref)
#18.10.2006 18:12 1 0 0
  • İyi ki varsın

    Güçlü bir iş adamı olan Ali Kemal Özdemir, karısı ve çocuklarıyla İstanbul'da sakin bir hayat sürer. Evliliğinde ciddi sorunları olsa da boşanmayı asla düşünmeyen Ali Kemal kendini işine ve çocuklarına adamıştır. Bir gece, evine dönerken kötü bir sürprizle karşılaşır ve hayatı değişir.

    Bahar kendisine tecavüze yeltenen belalısından kaçarken Ali Kemal'in arabasının önüne atlar. Kemal aniden önüne çıkan Bahar'a çarpar neyse ki hafif bir kazadır ve Bahar'a bir şey olmaz. Ali Kemal Bahar'ı evine bırakır... Bu tanışma çaresiz bir aşk hikayesinin başlangıcı olur. Ali Kemal ve Bahar arasındaki etkileşim büyük bir aşka dönüşmeye başlar. Fakat bu aşk hiç de kolay olamayacaktır... Çünkü Ali Kemal evlidir ve Bahar bunu bilmemektedir...
#18.10.2006 18:02 1 0 0
  • Konu: İki Aile
    noimage


    İki Aile

    Oğuz ve kızları güle oynaya yeni evlerine yerleşir.Ancak bu huzur Eda ve çocuklarının da aynı eve taşınmasıyla kabusa döner. Oğuzun karşı çıkmalarına aldırmadan taşınmaya başlar Eda ve çocukları. Kavga kıyamet bir sürü gürültü. Eda cebindeki bütün parayı bu eve yatırmıştır ve gidecek başka bir yeri yoktur.Oğuz ise yıllar sonra satın aldığı ve çocukluğunun geçtiği evi tanımadığı bu kadına kaptırmamaya kararlıdır. Ortadan sıvışan Feriti bulup durumu düzeltinceye kadar aynı evde yaşamaktan başka çareleri yoktur. Oğuz ve Eda birbiriyle didişirken, çocukları da kendi aralarında itişirler. Hem bu yeni taşındıkları mahalleye, hem de birbirlerine uyum süreçleri komediler oluşturur. Tabii en önemlisi ise, Oğuzun Edadan, hoşlanmaya başlamasıdır. Bir süre sonra huysuz ve inatçı Eda da hoşlanmaya başlar Oğuzdan. Bunu asla kabul etmez ama. Aralarındaki didişme bir aşk didişmesi haline dönüşür.
#18.10.2006 17:54 1 0 0
  • Konu: Yanik Koza
    noimage


    Yanık Koza

    Bursa'nın köklü, iyi tanınan ve başarılı bir ailesi Çelebiler... Aile, dışarıdan bakıldığında adeta mükemmel. Onlar zengin... Birbirlerine bağlı ve mutlular... Muhafazakar, haysiyetli ve takdir edilen bir Bursalı aile...

    Baba Asaf Çelebi'nin, yıllar evvel iki ilkel tezgahla kurduğu tekstil atölyesi, günümüzde Türkiye'nin en gelişmiş tekstil fabrikalarına dönüşmüş ve Amerika'ya, Avrupa'nın hatırı sayılır firmalarına hatta iç pazara kumaş ve giyim üreten bir holding halini almıştır. Tüm bunların arkasında, İstanbul Teknik Üniversitesi'ni bitirir bitirmez, Bursa'ya baba ocağına dönen ailenin büyük oğlu Galip Çelebi vardır. Doğal, iyi niyetli, karizmatik ve çalışkan bir adam olan Galip, hep hayırlı bir evlat olmuştur. Çelebi ailesinin en büyük şansı olan Galip, Hanzade Birkol ile evlenmiş ve evliliğinin üçüncü yılında bir de oğlu olmuştur: Ömerasaf...

    Galip ve kardeşi Akın Çelebi, hem iş dünyasında hem de çevrelerinde hasetle ve takdirle bakılan iki varisidir bu imparatorluğun. Anneleri Esmanur Hanım, Bursa eşrafının en güçlü kadınlarındandır, Galip'in eşi Hanzade ise Bursa'nın en şanslı gelini... Galip ile Hanzade arasında, yıllar evvel giderek büyüyen uyuşmazlık, oğullarının doğumu ile sanki rafa kalkmıştır. Galip için prensipler ve aile herşeyin önünde geldiğinden, Hanzade'nin hamile kalışıyla evlilik kurumu devam etmiştir. Oğlu Ömer Asaf'a aşırı düşkün olan Galip için, evlilikten ve aşktan bekledikleri, yerini, aile babalığına ve iş hayatındaki başarı hedefine dönüşmüştür...

    Herşeyin normal hatta mükemmel göründüğü bu ailenin içi aslında bir Yanık Koza'dır. Galip Çelebi'nin ve tüm ailenin kaderi bir anda, korkunç bir trajediyle allak bullak olur... Yani, alınyazısı değişmez ve kader asla kendisi ile oyun oynanmasından hoşlanmaz: 10 yıl evvel yaşanan ve Galip'ten saklanan büyük sır, 2005 sonbaharında ortaya çıkar ve çözülmeler başlar. O büyük aile; gerçek bir aile bile değildir aslında!!!
#18.10.2006 17:51 1 0 0
  • noimage

    Erkekler Ağlamaz

    Murat yıllar önce motokros yarışcısıyken Zeynep'le İstanbul'da tanışmış, deli gibi bir aşkla birbirlerine bağlanarak evlenmişler. Ancak sevgilerinin meyvesi olan, Emre (Boncuk) doğduktan sonra herşey değişmeye başlamıştır. Mutlu halleri zamanla bozulmuş, olaylar Zeynep'in evi terk etmesine kadar varmıştır. Boncuk ve Murat o günden sonre bir daha Zeynep'i görmemiştir. Boncuk annesinin öldüğünü bilmektedir. Zeynep ise yıllardır Murat'la oğlunu aramaktadır. Murat için İstanbul'a gitmek anılarıyla ve acılarıyla yüzleşmek demektir. Üstelik karısından sakladığı oğlunun elinden alınmasından korkmaktadır. Ancak Murat'ın hesaba katmadığı bir şey vardır. Kim bilir belki de Zeynep onlara gittikçe yaklaşmaktadır! Zeynep bir iş için geldiği Safranbolu'da yıllardır özlemini çektiği oğluna kavuşur. Oğlunu yanına almak ister. Boncuk iki arada bir derede kalır. Bir tarafta yıllardır görmediği güzel annesi, diğer yanda kendisine hem anne hem baba olmaya çalışan, kendi canı gibi sevdiği babası Şampiyon! Motokros yarışcısı bir baba, idealist mimar bir anne, paylaşılamayan 4 yıldır annesinden kaçırılan bir çocuk ve unutulan değerlerimizden biri olan panayırda hayata tutunmaya çalışan insanları anlatan 'Erkekler Ağlamaz' Eylül ayında atv ekranlarında izleyicisiyle buluşuyor.
#18.10.2006 17:39 1 0 0
  • Geceleyin uyanıp kılınan namaz.

    Teheccüd sözlükte, uyumak ve uyanmak manasında olup, zıt anlamlı kelimelerdendir. Daha sonra gece uyanıp namaz kılan kimseye, bu kökten türetilmiş "hecûd" denilmiş ve böylece teheccüd, terim olarak namaz ve Allah'ı zikir için gece uyanmak manasında kullanılmıştır. Genellikle yatsı namazından sonra, daha uyumadan veya bir miktar uyuduktan sonra kılınan namaza gece namazı (salatü'l-leyl) denir. Gece uykusu bölünerek kalkıp kılınan namazlara ise teheccüd namazı denir.

    Tabiinin büyüklerinden Esved ile Alkame: "Teheccüd uykudan sonradır" demişlerdir. Hatta hiç uyumaksızın bütün geceyi ibadetle geçirmeyi adet edinmek mekruh sayılmıştır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 13). Buhârî'nin Amr b. el-As (r.a)'dan rivâyetine göre bir kere Resulullah (s.a.s) Abdullah b. Amr'e "Ey Abdullah! Senin her gün oruç tuttuğun ve her gece baştan başa namaz kıldığın haberi bana ulaşmadı mı sanırsın " buyurmuşlardır. Abdullah da, "Evet öyledir, ya Resulullah! Bütün gece namaz kılarım" demiştir. Rasûl-i Ekrem, "Sakın öyle yapma. Kâh oruç tut, kâh iftar et, gecenin bir kısmında namaz kıl, bir kısmında uyu" buyurmuştur (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 13).

    Kur'an-ı Kerim'de Peygamber Efendimize hitaben: "Gecenin bir kısmında sadece sana mahsus, fazla (bir ibadet) olmak üzere namaz kıl. Muhakkak Rabbin seni öğülmüş bir makama erdirecektir" (el-İsra, 17/79) buyurulmuştur. Ayet-i kerimenin tefsirinde teheccüd namazının Hz. Peygamber için farz veya fazilet olduğu ümmeti için nafile olduğu belirtilmiştir. Peygamber Efendimiz teheccüd namazını kılmağa devam eder, bu namaz için kalktığında da şöyle dua ederdi: "Ya Rab! Her hamd Senin içindir. Sen, göklerin ve her yerin ve bunlardaki her şeyin daimi müdebbirisin. Yine her hamd senin içindir. Sen, göklerin ve her yerin ve bunlardaki her şeyin nurusun, (bunları aydınlatırsın). Yine her hamd senin içindir. Sen göklerin ve her yerin ve bunlarda bulunan her şeyin sahibisin. Yine her hamd senin içindir. Sen haksın, senin vaadin de haktır. (Ahirette) seni görmek de haktır. Sözün haktır. Cennetin de haktır, Cehennemin de haktır. Peygamberinde haktır, Muhammed (s.a.s) de haktır. Kıyamet günü de haktır. Ya Râb! Ancak sana itaat ettim. Sana inandım, sana güvendim, sana yöneldim, yalnız senin (burhanlarına) dayanarak (düşmanlarla) mücadele ettim. Aramızda yalnız seni hakem kıldım. Ya Râb! Önce işlediğim ve sonra işlerim sandığım, gizli yaptığım ve aşikâra işlediğim (bütün) günahlarımı bağışla! (Ahiret hayatımda beni) takdim eden, (dünya tarihinde nübüvvetimi) tehir eden ancak sensin. (Allahım!) ibadete layık ilah yoktur, yalnız sen varsın, yahut, senden başka ibadete layık ilah yoktur. Hakîmâne tasarruf da, tam kuvvet de Allah ile kaimdir" (Tecrid-i Sarih Tercemesi, IV, 12).

    Teheccüd namazı menduptur. İki ilâ oniki rekat arasında kılınabilir. En azı iki rekat, en çoğu oniki, ortası ise sekiz rekattır. Her iki rekatta selam verilmesi daha faziletlidir.

    Teheccüdün en faziletli vakti:

    Peygamber Efendimiz (s.a.s), Sahih-i Müslim'de Ebû Hureyre (r.a)'dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte teheccüd namazının en faziletli vaktini şöyle belirtmiştir: "Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır. Geceyi iki kısma bölersen son kısmı namaz için en faziletli vakittir. Eğer geceyi üçe bölersen ortası en faziletli vakittir" (Tecrid-i Sarih Terc. IV, 16).

    Teheccüd namazı çok faziletli bir namazdır. Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde teheccüd namazı kılmaya teşvik edilmiş ve bu namazı kılanlar övülmüştür. Yüce Rabbimiz geceleyin kalkıp teheccüd namazı kılanlar hakkında şöyle buyurur: "Onların yanları yataklarından uzaklaşır (teheccüd namazı kılmak için yataklarından kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (hayır için) harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için gözlerini aydınlatıcı ne güzel (nimetlerin) saklandığını hiç kimse bilmez" (es-Secde, 32/16-17).

    Ebû Hureyre (r.a)'dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Geceleyin kalkıp namaz kılan ve karısını uyandırarak ona da kıldıran, şayet kalkmak istemezse yüzüne su serpen erkeğe Allah rahmet eder, (günahlarını bağışlar). Yine geceleyin kalkıp namaz kılan ve kocasını uyandıran, kalkmak istemezse yüzüne su serpen kadına da Allah rahmet eder (günahını bağışlar)" (Ebû Davûd, Salâtü'tTatavvu', 18).

    Hadis-i şerif insanı teheccüd namazı kılmaya teşvik ettiği gibi, aile fertlerini kaldırıp onlara da bu faziletli namazı kıldırmaya teşvik etmektedir.

    Yine Ebû Hureyre ve Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in şöyle buyurduğunu rivâyet etmişlerdir: "Kim geceleyin uyanır ve karısını da uyandırarak beraberce iki rekat namaz kılarlarsa, Allah'ı çok zikreden erkek ve kadınlardan yazılırlar" (Ebû Davûd, Vitr, 13). Allah'ı çok zikreden erkek ve kadınlar ise Allah'ın mağfiret ve mükâfatına nail olacaklardır. Kur'an-ı Kerimde onlar hakkında "Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar, işte Allah bunlar için bağış ve büyük mükâfat hazırlamıştır" (el-Ahzab, 33/35) buyurulmuştur.

    Bir kimse itiyat haline getirdiği teheccüd namazını özürsüz yere terketmemelidir. Hz. Âişe validemizin şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Gece namazını terketme. Çünkü Resulullah (s.a.s) onu terketmezdi. Hasta ve yorgun olduğun zaman oturarak kılardı" (Ebû Davûd, Salatu't-Tatavvu', 18) Yine Hz. Âişe validemiz, "Resulullah (s.a.s)'e namazın en sevimlisi az da olsa devam edileni idi. Resulullah (s.a.s) bir namazı kılmaya başladığı zaman ona devam ederdi" demiştir (Buhar, Savm, 52).

    Durak PUSMAZ
#17.10.2006 04:13 0 0 0
#15.10.2006 05:01 0 0 0

  • Arkadaslar İsmail Coşar , Hafiz İlhan Tok , Burhan Çaçan , İsmail Bülbül , Mehmet Yetkin yorumuyla hepsi bir dosyada , hem istek uzerine hemde sizlerle paylasmak istedim umarim begenirsiniz .



    MEVLiD-i SERiF


    noimage







    YÜKLE

    Sifresi :www.main-board.de.tc

#15.10.2006 04:59 0 0 0
#15.10.2006 01:05 0 0 0
#15.10.2006 00:51 0 0 0
  • Konu: HaT SaNaTı
    Ellerine saglik zealotchap cok guzel gercekten , bende bikac tane bende olanlardan sunayim ..


    noimage


    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#06.10.2006 02:19 0 0 0
  • Konu: Al Beni
    Gercekten muhtesem olmus ellerine yuregine saglik guzel insan
#05.10.2006 02:05 0 0 0
#04.10.2006 22:53 0 0 0
  • Seninde ellerine saglik Allah razi olsun fiber_optic guzel walpaperlar sunmussun sende
#04.10.2006 18:50 0 0 0
#04.10.2006 03:29 0 0 0