DeNiZKiZi

DeNiZKiZi

Üye
04.03.2004
Astsubay
8.376
Hakkında

  • İlk halife Hz. Ebu Bekir'in ilan ettiği savaş hukuku!..



    Hicretin on birinci senesinin başlarında Resulü Ekrem Efendimiz'in ateşli rahatsızlığı ilerlemiş, 13 gün gibi kısa bir zaman içinde İlahî takdir hükmünü icra ederek, 12 Rebiulevvel'de vefat-ı nebi vâki olmuş, yerine hemen Hazreti Ebu Bekir halife seçilmişti.

    O sıralarda Efendimiz, cihad için bir ordu da hazırlamış, tam göndereceği sırada vefat vâki olduğundan hazır bekleyen ordu yola çıkamamıştı. Yeni Halife'nin ilk işi Resulüllah'ın (sas) hazırladığı bu orduyu hemen yola çıkarmak oldu.

    Savaş ordusu Medine dışında toplanarak Şam taraflarına doğru yola dizilirken Müslümanların ilk Halifesi de bu orduyu uğurlamak üzere aralarında bulunuyordu. Kendisi yolda yürürken ordu kumandanlığına tayin edilmiş bulunan on sekiz yaşındaki genç Üsame de at üstünde gidiyordu. Üsame defalarca attan inmeyi istemiş; ama Halife, ''Benim de ayaklarım Allah yolunda tozlansın.'' diyerek onun atının yanında yürümeyi tercih etmiş, genç kumandana itaatte tereddüt edenlere de böylece itaat mesajı vermeyi ihmal etmemişti. Hatta bir ara askerlerin içinde bulunan Hazreti Ömer'i genç kumandan Üsame'den isteyen Halife, ''Ömer'i benim yanımda Medine'de bıraksan da acil işlerimde bana yardımcı olsa!'' teklifinde bulunmuş, Üsame de isteğe uyarak Hazreti Ömer'i Halife'nin hizmetine vermekte tereddüt göstermemişti.

    İşte bu savaş ordusunu uğurlaması sırasında Ceref'teki bir kum tepesi üzerine çıkan Halife Hz. Ebu Bekir, tarihe altın harflerle yazılacak mühim bir konuşma yaptı. Düşman topraklarına girdiklerinde nelerin helal, nelerin haram olduğunu anlattığı bu savaş kuralları konuşmasında, savaşa iştirak etmeyen sivillerin hayatlarının koruma altında olduğunu hatırlattığı askerlerine şu savaş kurallarını sıraladı:

    ***

    - Aziz mücahidler! Hedefinizdeki düşman topraklarına girince sakın her türlü vurup kırmanın, yakıp yıkmanın serbest olduğunu düşünmeyesiniz. Sayacağım şu kurallara savaş ortamında da dikkat etmeniz gerekmektedir. Biliniz ki, Allah ve Resulü şu on maddeyi savaş ortamında da yasaklamıştır:

    1- Girdiğiniz düşman topraklarında henüz savaş nedir bilmeyen masum çocuklara asla dokunmayın, çocuk öldürmek gibi bir büyük günah, geçmişteki cehalet devrinde kalmış olsun, günümüze taşıma vebalini yüklenmeyin...

    2- Kadınları asla katletmeyin. Savaşta karşınıza çıkmayan kadınlar sizin muhatabınız değildir; onları korumanız altında tutun...

    3- Size karşı koymaya gücü yetmeyen yaşlılara, hastalara, felçlilere, baktığı hedefi göremeyen körlere dokunmayın...

    4- Kiliselerde kendilerini ibadete vermiş din adamlarına da dokunmayın...

    5- Düşman arazilerindeki meyveli meyvesiz ağaçları kesmeyin, sebze ve meyve yeşilliklerini tepelemeyin, ekinleri ateşe vermeyin...

    6- Düşmanın koyun ve keçilerinden ihtiyacınızdan fazlasını kesmeyin...

    7- Elinize geçecek ganimet malından şahsınıza hiçbir şey almayın.

    8- Kadınların iffetini ihlal edecek zina fiilinin her yerde haram olduğunu hatırlayın; namus ve iffetin her zeminde koruma altında bulunduğunu unutmayın...

    9- Düşmanın savaşamayacak hale gelmiş yaralı askerlerini öldürmeyin, silahını bırakıp kaçanlarını kovalayıp da arkadan vurmayın...

    1O- Elinize düşen esirleri koruyun, işkence ve zulüm gibi eziyetlere maruz bırakmayın!..

    ***

    Müslümanların ilk halifesi Hz. Ebu Bekir'in savaşa giden askerlerine yaptığı bu tarihi savaş konuşmasından anlaşılıyor ki, 21. asırda İsrail'in çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeyip topyekun katletmekten çekinmediği insanlık dışı savaş anlayışını İslam, altıncı asırda yasaklamış, insanlığa layık bir savaş hukukunu daha o asırda dünyaya böyle ilan etmiştir...

    Demek insanlık bugün, İslam'ın baştan koyduğu bu savaş hukukuna muhtaç durumdadır. Varabilirse ona varacak, uygulayabilirse onu uygulayacaktır ki, dengesini yitirmiş bir savaş katliamından çocukları, kadınları, hastaları, yaşlıları, sivilleri kurtarabilsin... Cephede çarpışan askerler arasında yapılacak savaş, savunmasız sivilleri imha vahşetine dönüşmesin...


    AHMED ŞAHİN
    Zaman Gazetesi
#15.08.2006 06:52 0 0 0
#15.08.2006 06:41 0 0 0
#15.08.2006 06:23 0 0 0
#15.08.2006 06:20 0 0 0
  • Ilgili bolume aktarildi ellerine saglik ufuk kardesim
#15.08.2006 06:17 0 0 0
  • Bilgiler icin cok tesekkurler ozlem faydali bilgiler paylasmissin gerci biz buyuttuk artik ama yinede saol
#14.08.2006 12:59 0 0 0
#14.08.2006 12:58 0 0 0
  • Konu: Huzur Sokagi
    Bu kitap bendede var ve okudum gercektende harika bir hikaye cok surukleyici bir o kadarda etkileyici ahh feyza ahhh
    Birde bu hikayenin filminide cevirmisler Turkan Soray ve Izzet Gunay oyunculari sanirim
#11.08.2006 02:02 0 0 0
  • Konu: MÜJDE
    o kadar strese girmisler yani
#11.08.2006 01:20 0 0 0
#08.08.2006 15:25 0 0 0
#07.08.2006 13:20 0 0 0
#07.08.2006 13:14 0 0 0
#07.08.2006 13:03 0 0 0
  • Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarini birbirine geçirerek ve
    onlari
    gererek ses çikartirlar, yani çitlatirlar.

    Çogumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldigini saniriz, hatta
    rahatsiz oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarindan memnun görünürler.
    En çok ve kolaylikla çitlattigimiz yerler vücudumuzda en çok
    bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde,
    örnegin, parmaklarinizda, iki kemigin birlestigi yerde bir
    baglanti kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin
    hareketleri sirasinda, buralari yaglayan bir sivi bulunmaktadir.

    Bu sivinin içinde erimis durumda oksijen, nitrojen ve
    karbondioksit gazlari bulunur. Vücudumuzda en kolay çitlatabilecegimiz eklem yerlerimiz
    parmaklarimizdir. Parmaklarimiz gerilince ve eklem yerlerimiz düzlesince bu kapsül de gerilir.
    Içindeki sivinin basinci azalir ve gaz kabarciklari patlamaya
    baslar. Iste duydugumuz bu seslerdir.

    Patlayan kabarciklar sonucunda gazlar bu siviyi terk eder, sivi
    daha da
    genlesir ve eklem yerinin hareket yetenegini artirir.

    Kuskusuz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile
    sinirlidir.

    Eger parmaklarinizi çitlattiginiz anda röntgenini de
    çekmis olsaniz, eklem
    içinde olusan gaz kabarciklarini görebilirsiniz.

    Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklasik yüzde 15-20 artirir. Ayni
    parmaginizi arka arkaya çitlatamazsiniz.

    Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarciklarinin sivi
    içerisinde
    tekrar olusmasi biraz zaman alir. Tüm bu açiklamalar,
    deneylerle kanitlanmasina karsin, yine de bu kadar küçük gazin,
    bu denli
    büyük bir ses çikartabilmesinin nedeni hâlâ anlasilmis
    degildir.

    Ayrica detayli çalismalar göstermistir ki, çitirdama
    sirasinda iki ayri ses
    duyulmaktadir. Birincisinin gaz kabarciklarinin patlamasi
    oldugu biliniyor. Ikinci sesin ise kapsülün uzama sinirina
    vardiginda
    çiktigi saniliyor.

    Peki, parmaklarimizi çitlatmak vücudumuz için zararli midir?
    Bunu
    aliskanlik biçimini getirenlerde, eklemler çevresindeki yumusak
    doku zarar görmekte, parmaklar sismekte, dolayisiyla elin kavrama
    gücü azalmaktadir.


    Ben ileride yanmisim desene

#03.08.2006 15:21 0 0 0
  • Ellerine kollarina yuregine saglik agbim cok guzel
#03.08.2006 10:54 0 0 0
#03.08.2006 03:42 0 0 0
  • Ne ilginc ismi var dir dir kebabi

    Ellerine saglik SU-PERISI
#02.08.2006 00:45 0 0 0
#02.08.2006 00:34 0 0 0
  • O kadar dogruki :

    Allah herkese layık olduğu şeyi vermiştir.
    Öküzdeki iki boynuz eğer eşekte olsaydı,kimseyi yanına sokmazdı
    .Bazı acizler olur ki kuvvet kazanır kazanmaz,kalkar acizlerin elini büker

    Allah razi olsun kardesim
#02.08.2006 00:33 0 0 0