DİDEM

DİDEM

Üye
02.11.2005
Yarbay
48.540
Hakkında

#18.01.2006 22:39 0 0 0
#18.01.2006 22:34 0 0 0
  • Klimalar yoluyla bulaşan hastalıklar

    Memorial Hastanesinden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Soysal klimalar yoluyla bulaşan hastalıklarla ilgili şu bilgileri verdi:

    'Akciğer dokusunun iltihaplanması olarak tanımladığımız zatürrenin,havalandırma sistemleri yoluyla bulaşan şeklini Legionella Pnömonisi olarak adlandırıyoruz.

    Bu hastalık ilk kez,1976 senesinde Pensilvanya lejyonerlerinin yaptıkları bir toplantıda bulunan kişilerde görülmüş ve toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.Hastalığın tanınması ile birlikte, bu zatürre tipinin, alışılagelmiş yüksek ateş, öksürük, balgam gibi bulguların görüldüğü tipik zatürreden farklı olduğu anlaşılmıştır.

    Hastalığa neden olan, Legionella Pneumophilia denen bir bakteridir. Bu bakteri,klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda kolonize olmakta ve buradan ortam havasına dağılmaktadır. Sıklıkla otel ve hastanelerden kaynaklanan salgınlar yapa,ancak tek tek vakalar da nadir değildir. İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanmış en önemli yollar, solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimatize büyük otel ve iş yerlerinde çalışanlar, havalandırma işçileri ve sağlık personeli riskli gruplardır. Bu arada bakteriyi alan kişinin vücut direnci de çok önemlidir. Şeker hastaları, alkolikler, yaşlılar ve bebekler, kortizen tedavisi altında olanlar, kemoterapi görenler, böbrek yetersizliği ve kronik akciğer hastalıklarına sahip kişilerde hastalığın oluşumu daha yüksek orandadır. En yaygın, kolaylaştırıcı faktör ise sigara içimidir.

    Hastalarda, tipik zatürreden farklı olarak, akciğere ait şikayetler ön planda değildir. Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, ateş, huzursuzluk vardır. İlk iki günde yoğun olmak üzere kuru öksürük görülür. Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi sindirim sistemi bulguları olabilir. Hastaların %20 sinde sinir sistemi bulguları, ajitasyon, konsantrasyon bozuklukları, hatta koma görülebilir. Bu belirtiler arasında solunum sistemini aklımıza getirecek en önemli bulgu, kuru öksürüktür.

    Hastanın muayenesi ve akciğer filminde, kesin tanıyı koydurabilecek özel bulgular yoktur. Grafide akciğerlerin alt kısımlarında iltihaplı alan görülebilir, akciğer zarında sıvı birikimi olabilir. Hastalık genellikle tek taraflıdır. Akciğerlerin bilgisayarlı tomografisi, daha detaylı incelemeye olanak verir. Laboratuar olarak, serolojik birtakım testler tanıya yardımcıdır.

    Hastalığın tedevisinde, 15-21 gün süreyle, bu bakterilere yönelik antibiotiklerin kullanımı önemlidir. Uygun zamanda ve dozda kullanılan antibiotiklerle hastalığın iyileşmesi tamdır.

    Klimaları yoğun olarak kullandığımız şu günlerde ateş ve öksürük şikayeti olan kişiler, bu bulguların basit bir gripal enfeksiyon olmayıp, zatürre başlangıcı da olabileceğini akılda bulundurmalı ve hastaneye başvurarak tetkiklerini yaptırmalıdır.
#18.01.2006 20:44 2 0 0
  • İlaçla etkileşmeyen bitki çayı için

    Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bijen Kıvçak, yaptığı açıklamada, ilaç kullanan kimselerin, bitki çayı içerken hekime danışmalarının son derece önemli olduğunu vurguladı.

    Hastaların, kullandıkları ilaçlarla etkileşmeyen bitki çayı içmeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Kıvçak, şunları kaydetti:
    En fazla tüketilen papatya ve ıhlamur gibi çayların bile çeşitli ilaçlarla etkileşimi vardır. Bitkinin içindeki etken madde ve kullanılan ilacın etkileşimi mutlaka hekime sorulmalı, hekim de eczacıya danışmalıdır. Örneğin, ısırgan tohumunun yararları kadar gizli kalp yetmezliği olan kimselerde kalp krizini tetikleyici bir yanetkisi vardır. Bu gibi durumların önüne geçmek için hasta, hekim ve eczacının işbirliği şarttır.

    BAKANLIĞIN ONAYI ARANMALI
    Prof. Dr. Kıvçak, bitki çaylarının Sağlık Bakanlığının denetiminde üretilmesi gerektiğini de ifade ederek, Bitkiyi toplayan kişinin ne kadar ehil olduğu, bitkinin nereden toplandığı ve hangi koşullarda kurutulduğu önemlidir. Başta egzoz gazı olmak üzere çeşitlidış faktörler nedeniyle bitki, şehir merkezinden toplanmamalıdır. Bitki, egzozun yaydığı ağır metalleri çektiği için bu durum çok tehlikelidir dedi.

    Bu kriterlere dikkat edilmeden üretilen ve Sağlık Bakanlığının onayı olmayan bitki çaylarının tüketilmemesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Kıvçak, özellikle son dönemde oldukça popüler bir bitki olanketen tohumunun yaygın kullanımında da yanlışlıklar bulunduğuna dikkatçekti. Prof. Dr. Kıvçak, şunları kaydetti:
    Keten tohumu genellikle dövülmüş şekilde satılıyor. İçeriğinde sabit yağ, değişik asitler ve omega yağları içerdiği için bu bitkinin ezildikten sonraki iki günde tüketilmesi gerekir. Aksi takdirde mide ülseri ve kanser gibi tehlikeli hastalıklara yol açar. Bu yüzden ezilmemiş olarak alınıp tüketileceği zaman ezilmelidir. Ayrıca keten tohumu bitkisinin, halk arasında sanılanın aksine zayıflatıcı özelliği yoktur. Sadece bağırsak mekanizmasını harekete geçirerek metabolizmayıhızlandırır.




    --------------------------------------------------------------------------------
#18.01.2006 20:37 2 0 0
#18.01.2006 20:33 0 0 0
#18.01.2006 19:53 0 0 0
#18.01.2006 19:22 0 0 0
#18.01.2006 19:18 0 0 0
#18.01.2006 19:12 0 0 0
#18.01.2006 19:08 0 0 0
#18.01.2006 19:06 0 0 0
#18.01.2006 19:05 0 0 0
  • Konu: Uçurum
    zavallı agaç direniyor, ama nezamana kadar.
#18.01.2006 19:03 0 0 0
#18.01.2006 18:33 0 0 0
#18.01.2006 18:29 0 0 0
#18.01.2006 16:13 0 0 0
#18.01.2006 16:12 0 0 0
#18.01.2006 16:10 0 0 0
#18.01.2006 16:09 0 0 0