DMNG

DMNG

Üye
11.07.2008
Er
435
Hakkında

  • 1957'de 54 çocuklu bir babanın oğlu olarak doğan Usame bin Ladin'in kökü Güney Yemen'de Hadramut. Babası Muhammed 1930'da geldiği Suudi Arabistan'da hızla yükseldi ve zamanla Ortadoğu'nun en büyük müteahhitlerinden biri oldu. 1968'de kaza sonucu öldüğünde mirası 11 milyar dolardı. Oğulları hep Suud prensleriyle birlikte büyümüş ve okumuştu.


    Genç yaşta Müslüman Kardeşler teşkilatının fikirlerinden etkilenen Usame bin Ladin, 1979 Aralık ayında, arkadaşı, Suudi Gizli Servisi Şefi Prens Turki bin Faysal tarafından Pakistan Peşaver'e yollandı. Buradaki kamplarda, başta Arap ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki İslamcı gençler birer profesyonel savaşçıya çevriliyordu. Beş ülkenin birlikte üstlendiği bu projenin sorumluluğu Pakistan Gizli Servisi ISI'deydi, yürütücüsüyse Filistin asıllı Abdullah Azzam'dı.


    Azzam'a asistanlık yapan Usame bin Ladin, bizzat savaştı, hatta Celalabad yakınlarında yaralandı. 1986'da kendi kamplarını kurdu. Serveti, cömertliği, sade yaşantısı, karizması, savaştaki cesareti nedeniyle efsaneleşti. Kurumsallaşmasının temelini 1988'e doğru gönüllüler hakkında bilgileri içeren bir veritabanı kurarak attı. Bu bilgisayar kayıtlarından hareketle 'El Kayda' adlı bir yapılanma ortaya çıktı. Suud rejimi, cihadı her yere yaymak isteyen bu kişiden korkmaya başladı ve 1989'da pasaportuna el konuldu


    Haziran 1990'da Saddam Kuveyt'e girince Usame bin Ladin, Suudi sınırlarının korunması görevinin kendisi ve tabanına verilmesini istedi. Kral Fahd Amerikan askerlerini çağırınca çok öfkelendi; önce Pakistan'a, ardından Afganistan ve nihayet Sudan'a gitti. Artık Pakistan'da istenmeyen ve kendilerine yer arayan binlerce 'cihadcı'yı Sudan ve Yemen'e yerleştirdi, onlara birçok ülkede iş buldu


    ABD'ye karşı ilk cepheyi Somali'de açan ve 1994'te Suud vatandaşlığından çıkarılan Usame bin Ladin, uzun bir süredir, iktidarı almalarına epey yardımcı olduğu Taliban'ın himayesinde Afganistan'da yaşıyor. ABD'nin, yakalanması için 5 milyon dolar ödül koyduğu Usame bin Ladin, hiçbir eylemi açıkça üstlenmiş değil, ama hiçbirini kınamış da değil. Zaten Usame bin Ladin'in adı yapılandan çok, yapılacağı iddia edilen eylemlerle anılıyor.


    LADİN'İN ÜNLÜ FETVASI:

    'SİVİL YA DA ASKER AMERİKALILARI VURMAK HER MÜSLÜMAN'A FARZDIR'


    23 Şubat 1998'de Londra'da Arapça yayınlanan El Kudüs el Arabi gazetesinde Şeyh Usame bin Muhammed Bin Ladin, Mısır Cihad örgütü lideri Ayman el Zevahiri, Mısır İslami Cihad örgütü lideri Ebu Yasir Rifa'i Ahmed Taha, Pakistan Cemiyet-ül Ulema yöneticisi Şeyh Mir Hamza ve Bangladeş Cihad Hareketi lideri Fazlul Rahman'ın, 'Dünya İslam Cephesi' adı altında kaleme almış oldukları fetva yayınlandı. 'Haçlılara ve Yahudilere karşı cihad' çağrısı yapan fetvanın önemli bölümleri şöyle:


    "Yedi yıldır ABD, İslam'ın en mukaddes topraklarının bulunduğu Arap Yarımadası'nı işgal ediyor, zenginliklerini sömürüyor, yöneticileri elinde oynatıyor, halkını tehdit ediyor, komşuları terörize ediyor ve buradaki üslerini komşu Müslüman ülkelere saldırı amacıyla kullanıyor.


    Amerikalılar yalnızca ekonomik ve dini nedenlerle Müslümanlara savaş açmış değiller, aynı zamanda küçük Yahudi devletine hizmet ediyor ve Kudüs'ün işgali ile orada Müslümanların katlini de gizlemeye çalışıyorlar.


    Amerikalıların işlediği tüm bu suç ve günahlar Allah'a, onun Peygamberine ve Müslümanlara karşı açık bir savaş ilanıdır. Ve İslam tarihi boyunca ulema, düşmanın Müslüman ülkeleri yok etmeye çalışması durumunda cihadın kişisel bir farz olduğunda birleşmişlerdir.


    Bundan hareketle ve Allah'ın emrine uygun olarak tüm Müslümanlar için geçerli olmak üzere şu fetvayı çıkartmış bulunuyoruz: El Aksa Camii ve Mekke'yi işgalden kurtarmak ve ordularını İslam topraklarından söküp atmak için, -ister sivil, ister asker olsunlar-Amerikalıları ve onların müttefiklerini, hangi ülkede mümkünse orada öldürmek, her Müslüman için farzdır.


    Biz Allah'ın rızasıyla, Allah'a inanan ve onun tarafından ödüllendirilmek isteyen her Müslümanı, ele geçirdikleri her yerde ve her zaman Amerikalıları öldürmeye ve paralarına el koymaya çağırıyoruz. Aynı zamanda Müslüman alimleri, liderleri, gençleri ve askerleri, ABD şeytanının ordularına ve şeytanın işbirlikçilerine saldırılar düzenlemeye; bunların arkalarındaki güçleri ortaya çıkarmaya ve onlara unutamayacakları bir ders vermeye çağırıyoruz."


    USAME BİN LADİN'İN KRONOLOJİSİ

    Aralık 1992: Yemen'deki ABD'li askerleri hedef alan otel bombalama olayları.

    1993: Somali'de Batılı güçlere karşı Aidid'e destek verip Mogadişu'da 18 Amerikalı'nın öldürülmesi.

    Şubat 1993: New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'nin bombalanması.

    Ocak 1995: Filipinler'de Papa'ya suikast girişimi.

    1995: Cezayirli Silahlı İslami Grubun (GIA) Fransa'ya karşı yürüttüğü savaş.

    Haziran 1995: Etiopya'nın başkenti Adis Ababa'da Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e yönelik suikast girişimi.

    Kasım 1995: Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da beş ABD'li askerin ölümüne yol açan kamyonla bombalama olayı.

    Kasım 1995: 17 kişinin öldüğü Pakistan'daki Mısır Büyükelçiliği'nin bombalanması

    Haziran 1996: Suudi Arabistan'ın Hobar kentinde 19 Amerikan askerinin ölümüne yol açan patlama.

    23 Ağustos 1996: 'Kafirleri kutsal topraklardan kovun' çağrısıyla ABD'ye cihad ilan etti

    Şubat 1998: Mısır, Bangladeş ve Pakistanlı birkaç küçük grupla birlikte 'Yahudilere ve Haçlılara' karşı Uluslararası İslami Cephe'yi kurdu. Kuruluş bildirgesinde "Her Müslümana, dünyanın her köşesinde, sivil veya asker Amerikalı öldürmek farzdır" dendi.

    7 Ağustos 1998: Amerikan askerlerinin Kutsal Topraklar'a girişinin sekizinci yıldönümünde Kenya ve Tanzanya'daki ABD büyükelçilikleri havaya uçuruldu ve toplam 257 kişi öldü, 5 bin 500 kişi yaralandı.

    20 Ağustos 1998: ABD misilleme olarak Sudan'da bir fabrikayı ve Afganistan'daki eğitim kamplarını bombaladı. Usame bin Ladin'in yakalanması için 5 milyon dolar ödül kondu.

    12 Ekim 2000: Yemen'in Aden limanında USS Cole destroyerine yönelik intihar saldırısında 17 Amerikan denizcisi öldü.

    11 Eylül 2001 İkiz kulelerin bombalanması.
#14.07.2008 09:36 0 0 0
  • 1962 yılında Trabzon'da doğdu.


    1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro-Oyunculuk Bölümü'nden mezun oldu. Bir süre Ankara Devlet Tiyatrosu'nda görev aldı. 1988-94 yılları arasında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda görev aldı. 2001 yılında Sanat Kurumu En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü aldı.


    Oynadığı Bazı Oyunlar


    Azizname
    Getto
    Çılgın Dünya
    Kadıncıklar
    Kör Döğüşü
    Benimle Oynarmısınız
    Kafkas Tebeşir Dairesi
    Savaş Baba
    Hayvanat Bahçesi


    Oynadığı Dizi ve Filmler


    Kurtlar Vadisi Pusu-Yalçın Bulut-2007
    Çinliler Geliyor-Hayri-2006
    Hatırla Sevgili-Adnan Menderes-2006
    Fırtına-Besim-2006
    Aşka Sürgün-Nizar Azizoğlu-2005
    Tam Pansiyon-Şahin-2004
    Çalınan Ceset-2004
    Ablam Böyle İstedi-Azmi-2004
    Hayalet-Yalçın-2004
    Çemberimde Gül Oya-Kenan-2004
    Bir Aşk Hikayesi-2004
    Hürrem Sultan-Ahmet Paşa-2003
    Kurşun Yarası-Binbaşı Kenan-2003
    Şarkılar Seni Söyler-2003
    Esir Şehrin İnsanları-Ramiz-2003
    Pembe Patikler-Niyazi-2002
    Ferhunde Hanımlar-1993
    Dost Eller-1982
#14.07.2008 09:34 0 0 0
  • Kayseri Kadir Has Stadı
    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Git ve: kullan, ara
    Kayseri Kadir Has Stadyumu
    Resim:Sia7.jpg
    Tam isim Kayseri Kadir Has Şehir Stadyumu
    Yer Kayseri, Türkiye
    Açılış 2008
    Yenileme -
    Ev Sahibi Kulüpler
    Kayserispor
    Kayseri Erciyesspor
    Kapasite
    32.864
    Boyutlar
    105 x 65 m2
    Konu başlıkları [gizle]
    1 Kadir Has Stadı
    2 Proje Bilgileri
    3 Toplantı Salonları
    4 Projenin Kayseri Şehrine Faydaları



    Kadir Has Stadı [değiştir]Kayseri'de spor aktivitelerinin daha yüksek standartlarda gerçekleştirilebilmesi için Kayseri Atatürk Spor Kompleksi ve Kadir Has Şehir Stadyumu projesi hazırlanmıştır. Diğer tesislerin daha sonra ihale edilmesi kaydıyla 32.864 kişilik Stadyum yapım ihalesi anahtar teslimi olarak 56.938.000 YTL gerçekleştirilmiştir. 450 Takvim günü olarak sürelendirilen yapım işinin 31.12.2007 tarihinde tamamlanması planlanmaktadır.





    Proje Bilgileri [değiştir]Toplam Alan : 196.000 m²
    Toplam İnşaat Alanı : 90.000 m² (63.517 m²)
    Toplam Seyirci Sayısı : 32.864 kişi
    24 Adet 16 Kişilik Loca
    2 Adet 23 Kişilik Loca
    1 Adet 80 Kişilik Cafe
    1 Adet 100 Kişilik Restoran
    26.867 m² Yeşil Alan
    5.000 m² AVM
    1.000 m² Alışveriş Merkezi FUN CLUB
    5.000 m² İdari Büro VE UEFA Büroları
    52.317 m² 1785 ARAÇLIK OTOPARK

    Toplantı Salonları [değiştir]4 Ayrı takımın aynı anda kullanabilecegi soyunma bloğu,naklen yayın ve basın odaları bulunmaktadır




    Projenin Kayseri Şehrine Faydaları [değiştir]1- UEFA Kriterlerine uygun en az 30.000 kişilik stadyum,
    2- 7200 Kişilik Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi,
    3- IAAF (Uluslar arası Atletizm Federasyonu) standartlarına uygun A1 tipi (1500 seyircili Genel Müdürlük tribün projesi) tribünü olan sentetik yüzeyli müstakil atletizm pisti
    4- Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde 1 adet en az 3 katlı idari bina,
    5- 1 Adet 1000 seyircili Hentbol, Basketbol ve Voleybol sporlarının uluslar arası standartlarda yapılmasına uygun spor salonu,
    6- 1 Adet 500 seyircili Hentbol, Basketbol ve Voleybol sporlarının ulusal müsabakalarda kullanılmasına uygun spor salonu,
    7- 1 Adet uluslar arası standartlara uygun, seyircili, olimpik kapalı yüzme havuzu,
    8- Tribün ve soyunma odası olan uluslar arası ölçülerde çim yüzeyli futbol sahası,
    9- 2 Adet uluslar arası ölçülerde toprak yüzeyli (Tribünü ve soyunma odaları olan) futbol sahası



    Turkcell Süper Lig Stadyumları g • d
    Ali Sami Yen Stadyumu • Antalya Atatürk Stadyumu • Aslantepe Ali Sami Yen Stadyumu • Atatürk Olimpiyat Stadyumu • Ankara 19 Mayıs Stadyumu • BJK İnönü Stadyumu • Bursa Atatürk Stadyumu • Denizli Atatürk Stadyumu • Eskişehir Atatürk Stadyumu • Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu • Hüseyin Avni Aker Stadyumu • İzmit İsmetpaşa Stadı • Kamil Ocak Stadyumu • Kayseri Atatürk Stadyumu • Konya Atatürk Stadyumu • Sivas 4 Eylül Stadyumu • Yenikent ASAŞ Stadyumu
#11.07.2008 13:03 0 0 0
  • Prş 19 May 2005, 09:53 Kayseri'ye modern bir meydan ve yeni bir stad!

    --------------------------------------------------------------------------------

    Cumhuriyet Meydanı'nda yayalar için yeni yaşam alanları oluşturulacak

    Kayseri kamuoyunda yıllardır tartışılan ancak hayata geçirilemeyen Cumhuriyet Meydanı Projesi adım adım sona yaklaşıyor. Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Cumhuriyet Meydanı düzenleme çalışmalarına onay verdi.

    Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yaz çalışmalarına başlanacak proje çerçevesinde Cumhuriyet Meydanı, sadece araçların trafik kavşağı olmaktan çıkartılıp yayaların da kullanımına sunulacak.

    Konunun uzmanı mimarlık firmaları tarafından hazırlanan ve Kayseri kamuoyuna sunularak tartışmaya açılan dört projeden, uygulanmasına karar verilen yeni projeye göre Cumhuriyet Meydanı'na yeşil doku hakim olacak ve insanlar için yaşam alanları ile açık hava kafeleri inşa oluşturulacak.

    Her törende araç trafiğine kapatılan Cumhuriyet Meydanı'nda yeni tören alanının düzenlenmesi ile bu sorunun önüne geçilmiş olacak. Proje kapsamında ayrıca yaya geçişini kolaylaştırmak amacıyla Orduevi ile Okburcu arasına pasajlı yaya altgeçidi yapılacak.

    Önümüzdeki günlerde yapılacak ihalenin ardından başlatılacak yapım çalışmaları esnasında Sivas Caddesi araç trafiğine kapatılacak. Meydan Düzenleme çalışmaları ile eşzamanlı olarak MKP Bulvarı-Sivas Caddesi Kavşağı'na, Fuzuli Kavşağı'na ve Melikgazi Belediyesi Kavşağı'na yapılması planlanan üç adet köprülü kavşağın da inşasına başlanacak. Böylece Sivas Caddesi'nin trafiğe kapalı kaldığı zaman dilimi en aza indilirecek ve kısa zamanda yeniden araç trafiğine açılması sağlanacak.








    Kayseri Atatürk Stadyumunun yeni şekli ve görünümü Seul Olimpiyat Stadyumunun aynısı olacak. Stad Kapasitesi 35 Bin olması planlanıyor.
    Stadyumun yeni yeri ise Yeni Sanayi ve Yeni Belsin Yolu arasında olacak.
    Yağışlı Havalarda stadyumun üstü tamamen kapanacak.
    Ve Kapasiteyi daha artırmak için proje üretiliyor. Kayseri Kamuoyu ise kapasitenin 50 Bin civarında olmasını istiyor.
    Stadyumun 2 yıl içerisinde bitirilmesi planlanıyor. Ayrıca Kayseri Büyük Şehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin açıklamasına göre İstanbul'dan sonra Kayseri'ninde Olimpiyatlara aday olacağını beyan etmesi şehirde destek gördü. Kazanamazsak bile bizim için reklam olur dendi
#11.07.2008 12:59 0 0 0
  • Çrş 09 Şub 2005, 14:34 Kayseri Kadir Has Stadyumu - İnşaat Fotoğrafları

    --------------------------------------------------------------------------------
    Kayseri Büyükşehir Belediyesi, 30 bin kişi kapasiteli yeni bir stat yapmak için çalışmalara başladı.. Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, artık yeni bir stadyum yapmanın mecburi bir hale geldiğini söyledi..



    Japonyadaki Miyagi stadyumuna ve Hrvatistandaki Poljud benziyor


    --------------------------------------------------------------------------------

    Kayseri Kadir Has Stadyumu - İnşaat Fotoğrafları

    Kayseri Kadir Has Stadyumu - Haberler ve Sohbet

    mesajı beğendiniz mi?


    Seyfo







    Cmt 04 Ksm 2006, 20:36 Kadir Has stadyumu temel atma töreni

    --------------------------------------------------------------------------------













    mesajı beğendiniz mi?


    Serkan Erdoğan







    Pzr 21 Oca 2007, 19:19

    --------------------------------------------------------------------------------
    Sevgili arkadaşlar, daha iyi anlamanız açısından ; Terminal, Stadyum ve Raylı Sistemin yerlerini tam olarak gösterdim.Saygılarımla...



    (+)

    mesajı beğendiniz mi?:


    Gökhan Erdoğan







    Çrş 24 Oca 2007, 16:22 resimler son baskı sıcak sıcak daha

    --------------------------------------------------------------------------------
    Hemşerilerim istedi bende işi gücü bıraktım,inşaata yaklaşabildiğim kadarıyla çektim...Buyrun



    (+)




    (+)




    (+)





    (+)




    (+)




    (+)




    (+)




    (+)

    mesajı beğendiniz mi?:


    mehmetgazi







    Prş 25 Oca 2007, 22:54

    --------------------------------------------------------------------------------
    Bunlarda Benden Arkadaşlar İçeri Almadılar Ama Çekebildiğim ve Güzel Çıkanları Ekliyorum.Ayrıca Resimler Üzerindeki İsmim İçin Kusura Bakmayın Kayserispor Taraftar Sitesinede Gönderiyorum Bu Fotoğrafları O Yüzden Koymak Zorunda Kaldım






    Son İki Fotoğrafta Çevreyoldan Stadın Tabelası ve Vinçlerin Görünümü



    mesajı beğendiniz mi?:
#11.07.2008 12:57 0 0 0
#11.07.2008 12:55 0 0 0
  • Kayserispor 3- Ç.Rizespor 0
    Kayserispor Ç.Rizepor'u 12.Dakikada Mehmet Eren Boyraz, 45.Dakikada Iglasias ve 75.Dakikada Mehmet Topuz'un attığı goller ile 3-0 yenerek kupa için büyük bir moral sağladı.
    Manşet

    Sakaryaspor 0 - Erciyesspor 1

    Kayserispor 0 - MKE Ankaragücü 2

    FİNAL: KAYSERİSPOR 0- GENÇLERBİRLİĞİ 0 (Penaltılar ile 11-10 Kupa Bizim

    Bursaspor 0- Kayserispor 1

    Erciyesspor 1 - Altay 2

    PAF: Kayserispor 4 - Ç.Rizespor 0

    Giresunspor 2 - Erciyesspor 1

    Kayserispor 3- Ç.Rizespor 0

    G.Birliği Oftaş 1 - Kayserispor 1

    Erciyesspor 4 - Kartalspor 0



    Sakaryaspor 0 - Erciyesspor 1
    Erciyesspor deplasmanda 36.dakikada Köksal Yedek''in attığı gol ile 1-0 galip glemesine rağmen play-off maçlarına yükselemedi...



    Kayserispor 0 - MKE Ankaragücü 2
    Gol Dakika 24.Dk.Bebbe, 38 Dk. Cenk



    FİNAL: KAYSERİSPOR 0- GENÇLERBİRLİĞİ 0 (Penaltılar ile 11-10 Kupa Bizim
    KUPA BİZİİİİİİİİİİİİİİİİİİMmmm



    Bursaspor 0- Kayserispor 1
    Kayserispor''''un yedek ağırlıklı çıktığı maçta 11.Dakikada Kemal Okyay''''ın attığı gol ile sahadan 1-0 galip ayrıldı.



    Erciyesspor 1 - Altay 2
    Erciyesspor Burhan''''ın penaltıdan attığı gol ile 1-0 öne geçti. Adem ile skor 1-1 oldu. Emirhan 90+ 1-2 yaptı ve maç sona erdi..



    PAF: Kayserispor 4 - Ç.Rizespor 0
    Kayserispor PAF geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği OFTAŞ yenilgisini telafi etti...PAF Liginde Atatürk Dış Saha'da şiddetli rüzgâr ve toz altında oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılı temsilcimiz , rakibi Çaykur Rizespor'u çok rahat geçti : 4-0



    Giresunspor 2 - Erciyesspor 1
    Erciyesspor ilk yarısını 1-0 önde kapadığı maçta sahadn 2-1 mağlup ayrıldı. Erciyesspor'un golünü 44.Dakikada Adem Dursun atarken, Giresunspor'un gollerini 52.Dakika Cem Karahan ve 55.Dakika Emrah Kol attı.



    Kayserispor 3- Ç.Rizespor 0
    Kayserispor Ç.Rizepor'u 12.Dakikada Mehmet Eren Boyraz, 45.Dakikada Iglasias ve 75.Dakikada Mehmet Topuz'un attığı goller ile 3-0 yenerek kupa için büyük bir moral sağladı.



    G.Birliği Oftaş 1 - Kayserispor 1
    G.Birliği Oftaşspor Kayserispor 1-1 berabere bitti. Kayserispor ilk yarısını 18.Dakikada Serkan Atak'ın attığı gol ile 1-0 yenik kapadı. Kayserispor Mehmet Topuz ile 66.Dakikada beraberlik golünü atarak sahadan 1 puan ile ayrıldı...



    Erciyesspor 4 - Kartalspor 0
    32.Haftada Erciyesspor - Kartalspor 4-0 yendi. Erciyesspor'un golleri 58.Dk. Ali Aliyev, 80.Dk. Evren Avşar, 85.Dk. Alaattin Öztekin ve 90.Dk. Ramazan Durdu attı.


    Sakaryaspor 0 - Erciyesspor 1

    Erciyesspor deplasmanda 36.dakikada Köksal Yedek''in attığı gol ile 1-0 galip glemesine rağmen play-off maçlarına yükselemedi......
    Devamı

    Maçlar

    Kayserispor 0 - MKE Ankaragücü 2

    Gol Dakika 24.Dk.Bebbe, 38 Dk. Cenk...
    Devamı

    Güncel Haberler


    FİNAL: KAYSERİSPOR 0- GENÇLERBİRLİĞİ 0 (Penaltılar ile 11-10 Kupa Bizim

    KUPA BİZİİİİİİİİİİİİİİİİİİMmmm...
    Devamı

    Güncel Haberler

    Bursaspor 0- Kayserispor 1

    Kayserispor''''un yedek ağırlıklı çıktığı maçta 11.Dakikada Kemal Okyay''''ın attığı gol ile sahadan 1-0 galip ayrıldı....
    Devamı

    Güncel Haberler


    Erciyesspor 1 - Altay 2

    Erciyesspor Burhan''''ın penaltıdan attığı gol ile 1-0 öne geçti. Adem ile skor 1-1 oldu. Emirhan 90+ 1-2 yaptı ve maç sona erdi.....
    Devamı

    Maçlar

    PAF: Kayserispor 4 - Ç.Rizespor 0

    Kayserispor PAF geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği OFTAŞ yenilgisini telafi etti...PAF Liginde Atatürk Dış Saha'da şiddetli rüzgâr ve toz altında oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılı temsilcimiz , rakibi Çaykur Rizespor'u çok rahat geçti : 4-0...
    Devamı

    Güncel Haberler


    Giresunspor 2 - Erciyesspor 1

    Erciyesspor ilk yarısını 1-0 önde kapadığı maçta sahadn 2-1 mağlup ayrıldı. Erciyesspor'un golünü 44.Dakikada Adem Dursun atarken, Giresunspor'un gollerini 52.Dakika Cem Karahan ve 55.Dakika Emrah Kol attı....
    Devamı

    Güncel Haberler

    Kayserispor 3- Ç.Rizespor 0

    Kayserispor Ç.Rizepor'u 12.Dakikada Mehmet Eren Boyraz, 45.Dakikada Iglasias ve 75.Dakikada Mehmet Topuz'un attığı goller ile 3-0 yenerek kupa için büyük bir moral sağladı....
    Devamı

    Güncel Haberler







    Güncel Haberler ¬
    Süleymanou Kayseri den İzinli Olarak Ayrıldı.
    Kayserispor'un siyahi kalecisi Süleymanou Hamidou Kayseri''den ayrıldı.. Teknik heyet ile bir görüşme yapan Süleymanou, teknik heyetin de onayı ile Kayseri''den ayrıldı.. ...


    Süperligde Bu Sezon Kayseri Bölgesinden hakem yok
    Türkiye Liglerinin 2008-09 Sezonu Düzenlemesi
    Stadyumun İhalesi İptal Ediliyor.
    Nostalji ¬
    Kayseri de 1970-80
    Halit taner Turan''''''''ın 1970-80 arasında Kayseri''''''''de hayatı anlatan güzel bir nostaljik yazı. Bizleri, Annelerimizi, Babalarımızı ve hatta dedelerimizi o günlere götüren harika bir yazı. O dönemleri merak ediyorsanız bu yazıyı mutlaka okumalısınız.....


    Emerich Jenei (1969-71)
    Kayserispor Şampiyonluk Plagı (1973)
    18.12.1991: Gaziantepspor 4 -Kayserispor 5 (T.Kupası)

    Röportaj ¬
    Tolunay Kafkas: "Hırslıyım, inatçıyım, savaşçıyım"
    Parlak bir oyunculuk döneminin ardından Avusturya'da oynarken başladığı teknik adamlık kariyerini Milli Takımlarda sürdürdü. İlk kulüp tecrübesini Süper Lig'in kalburüstü takımlarından Kayserispor'da yaşıyor ve hem oynattığı futbol hem de elde .......


    Menduh Büyükkılıç "Abdullah Gül, Bize Maç Kazandırdı"
    Kemal Okyay Röportajı- Sprortif
    Ali Turan Röportajı
    Araştırma Yazıları ¬
    Kayserispor ve Kuruluş Tarihi ?
    Bilindiği gibi uzun süredir Kütüphanede eski gazeteler üzerinde arşiv çalışması yapıyorum. Bazı dikkat çekici haberleri ise güncelliği ile ilgili yayınlamaya çalışıyorum....


    Son 4 Sezonda Gökhan Ünal İstatistikleri
    TSL ve Kayserisporun Dünya Futbol Piyasındaki Değeri
    2007-2008 Sezonu Futbolcu İstatistiklerimiz

    Video ¬
    İşte Milli Takımın Son 120+2 deki golü ve Penaltılar (Video)
    Semih Şentürk golü ve Penaltıların Videosu.......


    Arab Spikerden İsviçre Çek C.Maçı
    Kupa Belgeseli - Video
    Türkiye Kupası Finali ve Penaltılar ( Video) Güncellendi.
    Maçlar ¬
    Sakaryaspor 0 - Erciyesspor 1
    Erciyesspor deplasmanda 36.dakikada Köksal Yedek''in attığı gol ile 1-0 galip glemesine rağmen play-off maçlarına yükselemedi......


    Kayserispor 0 - MKE Ankaragücü 2
    Erciyesspor 1 - Altay 2
    Bursaspor 0- Kayserispor 1
#11.07.2008 12:54 0 0 0
  • Konu: kayseri spor
    cel Haberler
    Nostalji
    Röportaj
    Araştırma Yazıları
    Video
    Maçlar



    Gol Krallığı
    FUTBOLCU MAÇ GOL
    Gökhan Ünal 24 11
    Mehmet Topuz 32 9
    Leonardo Andres Iglesıas 26 6
    Franco Dario Cangele 25 4
    Kemal Okyay 29 4
    Mehmet Eren Boyraz 30 4
    Alioum Saido 25 3
    Dimitar Ivankov 30 3
    Koray Çölgeçen 22 3
    Aydın Toscalı 31 2
    Delio Cesar Toledo Rodas 27 1
    Kamber Arslan 23 1

    Diğerleri



    Oyunda Kalma Süreleri
    FUTBOLCU MAÇ DK
    Mehmet Topuz 32 2735
    Aydın Toscalı 31 2745
    Dimitar Ivankov 30 2655
    Ragıp Başdağ 31 2651
    Ali Turan 31 2790
    Delio Cesar Toledo Rodas 27 2412
    Alioum Saido 25 2210
    Mehmet Eren Boyraz 30 2495
    Koray Çölgeçen 22 1946
    Gökhan Ünal 24 2059

    Diğerleri



    Futbolcu Haberleri

    Juan Pablo Avendano
    07.07.2008
    Sözleşmesi Fesh Edilecek.
    Kamber Arslan
    07.07.2008
    İsterse Kulüpten Ayrılabileceği söylendi.
    Kemal Okyay
    07.07.2008
    İsterse Kulüpten Ayrılabileceği söylendi.
    Turgay Bahadır
    07.07.2008
    İsterse Kulüpten Ayrılabileceği söylendi.
    Hasan Sönmez
    04.07.2008
    Kayserispor dan ayrıldı.




    Son Haberler
    Süleymanou Kayseri den İzinli Olarak Ayrıldı.

    Kayserispor'un siyahi kalecisi Süleymanou Hamidou Kayseri''den ayrıldı.. Teknik heyet ile bir görüşme yapan Süleymanou, teknik heyetin de onayı ile Kayseri''den ayrıldı..
    Süperligde Bu Sezon Kayseri Bölgesinden hakem yok

    Süper ligde Kayseri Bölgesinden hakem bulunmaması dikkat çekici. Merkez Hakem Kurulu (MHK) 2008 -2009 Futbol Sezonu nda Türkiye profesyonel liglerinde görev yapacak olan hakemleri açıkladı.
    Türkiye Liglerinin 2008-09 Sezonu Düzenlemesi

    Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu''nun 01.07.2008 tarih ve 18 sayılı toplantısında alınan kararlar...
    Stadyumun İhalesi İptal Ediliyor.

    Kadir Has Şehir Stadyumun tüm hızı ile devam ederken, İhalenin iptali gündeme geldi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını yetiştirilmeye çalışılan stad için Tüm Kayseri seferber oldu...
    Yeni Forvet Sasa Bjelanovic mi?

    İtalyan sitesinin haberine göre Torino takımında oynayan forvet sasa bjelanovic in Kayserisporumuza transfer olduğu belirtiliyor.


    Popüler Haberler
    Kadir Has Şehir Stadı (Haziran-2008)

    Yapımına 2006 Kasım ayında atılan Kadir Has Şehir Stadyumu sezon başına açılış yapılacak. Stadyumun son hali ve aşamalarını gösterir resimler. Ayrıca Staduyum Videosu ve oturma planları..
    Kayserispor Tarihi

    Kayserispor 1 Temmuz 1966 tarihinde kuruldu. Bir çok defa 1.lig ile 2.lig arasında mekik dokudu. 07 Mayıs 2008 tarihinde Gençlerbirliği ile Türkiye Kupası Finalini oynadı ve penaltılar ile 11-10 yenerek kupayı ilk defa kazandı. UEFA kupasında katıldı
    Kayserispor Transfer Dosyası

    Kayserispor 2008-2009 sezonu Tranfser dosyası. Gelenler- Gidenler-Sözleşme Uzatanlar
    Türkiye Kupası Finali ve Penaltılar ( Video) Güncellendi.

    Kupa finali uzun yıllar unutulmayacak. Golsüz eşitlikle sonuçlanan maçta uzatma devrelerinde de sonuç değişmeyince 28 seri penaltı vuruşu yapıldı. İşte o seri penaltılar ve Kupa Töreni
    Kadir Has Stadı'na milli maç verilecek

    Temeli atıldıktan sadece 12 ay sonra yapımı tamamlanma aşamasına gelen Kayseri Kadir Has Stadı'nda milli maçlar da yapılacak. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Kayseri'deki muhteşem futbol kompleksine şubat ya da mart ayında bir tane milli maç vermeyi düşündüklerini söyledi.


    Dergiler



    Kitaplar



    Reklam



    Hava Durumu




    KAYSERI ADANA ADIYAMAN AFYON AĞRI AKSARAY AMASYA ANKARA ANTALYA ARTVİN AYDIN BALIKESİR BARTIN BATMAN BİLECIK BİNGÖL BOLU BURDUR BURSA ÇANAKKALE ÇANKIRI ÇORUM DENİZLİ DİYARBAKIR DÜZCE EDİRNE ELAZIĞ ERZİNCAN ERZURUM ESKİŞEHİR GAZIANTEP GİRESUN GÜMÜŞHANE HAKKARİ IĞDIR ISPARTA İSTANBUL İZMIR KAHRAMANMARAŞ KARABÜK KARAMAN KARS KASTAMONU KAYSERİ KIRIKKALE KIRKLARELİ KIRŞEHİR KİLİS KOCAELİ KONYA KÜTAHYA MALATYA MANİSA MARDİN MERSİN MUĞLA MUŞ NEVŞEHİR NİĞDE ORDU OSMANİYE RİZE SAKARYA SAMSUN SİİRT SİNOP SİVAS ŞANLIURFA TEKİRDAĞ TOKAT TRABZON TUNCELİ UŞAK VAN YALOVA YOZGAT ZONGULDAK
#11.07.2008 12:51 0 0 0
  • FELEK, HER NE KADAR "dünya, kader, talih, dehr, asr ve zaman" anlamına gelse de, öteden beri herkesin çattığı bir suç makinesi ve bir şikâyet kutusu olmuş. Kafası kızan feleği suçlar, canı sıkılan feleğe taş atar.

    İnanç noktasında feleğe çatmanın sakıncası ve insanın imanına zarar vermesi, feleğin kader ve dehr (zaman) anlamında kullanıldığı zamandır.

    "Dehre sövmeyiniz, çünkü Allah dehirdir" hadisi en çok bilinen hadislerden biridir. (Müsned, 2:259)

    Sahihi Buharî'de geçen bir hadis de aynı noktaya dikkatimizi çeker:
    "'Vay şu dehrin mahrumiyet ve hüsranına' diye sövmeyiniz. Çünkü Allah dehirdir." (Buharî, Edeb 101)

    Aynı konuda Buharî'nin rivayet ettiği bir başka hadis de şu mealdedir:
    "Allah Teala buyuruyor ki: Âdemoğlu dehre söverek bana eziyet verir. Halbuki Ben dehrim. Her şey Benim elimdedir. Geceyi, gündüzü Ben idare ederim." (Buharî, Tefsir 45)

    Görüldüğü gibi, bu konudaki bütün hadislerde "dehr" kavramı geçiyor.

    "Dehr" zaman manasına geldiği gibi, gece ile gündüzün art arda gelmesine de denir.

    Asr Suresi'nde Cenâbı Allah "asr"a yemin ediyor. Çünkü her şey zaman içerisinde meydana gelir. Zaman, Cenabı Hakkın bir memuru olarak öldürmek ve olgunlaştırmak görevini yapar. Zaman kötü olmaz, insanlar kötüleşir. Zira zaman içinde meydana gelen her şey Allah'ın iradesiyle gerçekleşir.

    İslam öncesi Cahiliye döneminde Arapların dehre sövmesini ve bu hadisin de bu kötü alışkanlık üzerine söylendiğini açıklayan Bedrüddin Aynî şöyle der:


    "İslam öncesi Cahiliye dönemi Araplarının bir kısmı gece ve gündüzün dönmesinden ibaret olan dehre söverlerdi. Çünkü bu insanlar Allah'a inanmaz ve bütün olayları zamana verirlerdi. Yani olayların meydana geldiği gece ve gündüze yüklerlerdi, her şeyin de zamanın emriyle olduğuna inanırlardı. Bunlara Dehriler denirdi.

    "İşte Hz. Peygamber'in (a.s.m.) bu hadisteki maksadı, sizden biriniz zamana sövmesin, çünkü zaman gerçek fail değildir, yapan Allah'tır. Bu musibetleri başınıza getirdiğine inandığınız zaman sövdüğünüzde, Allah'a sövmüş olursunuz. Çünkü musibetleri başınıza getiren zaman değil, Allah'tır. Cenab-ı Hakkın 'Ben zamanım' demesi ise, 'Ben zamanın sahibiyim' anlamındadır."
    (Umdetü'lKari, 22:202)


    Gerçekten de o dönemde her kötülüğü zamana nispet eden bir grubun var olduğuna, "Bizi ancak zaman öldürür" (Câsiye, 45:24) şeklindeki sözlerini anlatan âyeti kerime işaret ediyor.

    Hattâ bu sebeple, zamana nisbeten bunlara "Dehriler" ismi verilmiştir. Bu fikir tarihte de inkârcı cereyanlar arasında "Dehrilik" olarak yer almıştır.
    Bunların İslamiyet'ten sonra da tesirleri görülmüştür. İşte bu hadisi şeriflerde, zamanı gerçek fail telâkki ederek sövmek yasaklanmıştır.

    Yeri gelmişken şu hususu da açıklamakta fayda vardır: Zaman zaman bazı eski âlimler de kitaplarında zamandan şikâyet etmiş, "feleğin kubbesine" taş atmışlardır. Çünkü bazı kötülükleri gidermeye güçleri yetmemiş, ümitsiz kalınca da zamandan ve felekten şikâyet etmişlerdir. Bunların bu şikâyetleri, zamanı gerçek fail kabul ettiklerinden değil, olayların arzu ve istekleri doğrultusunda yürümediğindendir.

    İşte mü'minlerin de felekten şikâyet etmeleri bu yüzdendir. Yoksa inançlarına göre zaman Cenab-ı Hakkın bir mahlûkudur. Bu işleri yapmaya güç yetiremezler. Allah'ı insanlara şikâyet etmeyip zamanı ve ortamı şikâyet ederler. Böylece zaman, haksız tenkitlere karşı, Cenab-ı Hakkın izzetine bir perde olmuş olur. Şikâyetler zamana takılır, kalır; Allah'ın kudretine yapılmaz.

    Özetle söylemek gerekirse; Ebu Hüreyre (r.a.) ve diğer râviler tarafından rivayet edilen bu husustaki hadisi şerifler sahihtir. Allah'ın zamanın yaratıcısı olduğuna işaret edilmektedir. Zamanın yaratıcı kabul edilmesi de yasaklanmaktadır. Âlimler de zamandan sadece şikâyet etmişlerdir. Çünkü Cenabı Hakkın yarattığı bir şeye, O'nun hikmetinin cereyan tarzına itiraz etmek, hadisi şerifin yasaklamasına girer.
#11.07.2008 12:41 0 0 0
  • KADERİ SUÇLAYAN o kadar söz var ki, saymakla bitmez.

    Kendine söz geçiremeyen, kadere taş atar. Kimseyi suçlayamayan, kaderi taşlar. Karşısındakine gücü yetmeyen kadere yüklenir. Böyle bir kör dövüşüdür gider. Kime vurduğunu bilemez, vurduğu yeri göremez, rast gele hücum eder. Beceriksizliğini, tembelliğini ve bilgisizliğini kendi üstüne almaz, eline geçen taşı kadere fırlatır, durur.

    "Kader utansın" der. Kader ne yapmış ki utansın, kaderin utanacağı neyi vardır? Gerçekten utanması gereken birisi varsa, o da kişinin kendisidir aslında Kader bir suç işlememiş, bir hata yapmamış, bir yanlışa girmemiştir. Suçu işleyen, hatayı yapan, yanlışa giren kişinin kendisi olduğu halde; neden kader hatalı olsun?

    Geçen zaman içinde daha büyük bir kayba uğramış, daha büyük bir zarar etmiş, daha büyük bir belaya çarpılmışsa, kadere olan kızgınlığının dozunu biraz daha arttırır.

    Bu sefer ağzından çıkanı kulağı duymaz halde, söylediği sözlerin nerelere vardığını düşünmez biçimde, açar ağzını, yumar gözünü, Allah muhafaza "kahpe kader" deyiverir.

    Gerçekten insanoğlu garip bir varlık, tuhaf bir yaratık. Plânsız, programsız iş yapar, bir işe başlarken başını sonunu düşünmez, ele aldığı işin neye mal olacağını hesaplamaz, kendi eliyle kendini tuzağa düşürür, köşeye sıkışır kalır.

    Bu sefer de ağzının dolusuyla, "Kader unuttu beni", "Gözü çıkası kader, ne istedin benden?" gibi bilir bilmez, ileri geri atar tutar. "Kader kötü bir oyun oynadı" der, fakat kendisi oyunu kuralına göre oynamamıştır.

    Bu gereksiz ve yersiz sözlerin hiçbirinin bir Müslüman'ın ağzından çıkmaması lazım İnanan bir insan böyle sözleri söylememesi gerekir. Söylenmemesi bir tarafa, bu sözlere karşı tavır koymalı, böyle sözlerin toplumda barınmasına, tutunmasına meydan vermemelidir.

    Neden mi? Çünkü kader dediğimiz şey bizim dinimiz, imanımız, inancımız ve itikat alanımızdır. Daha ilk çocukluk yıllarımızda bize ilk öğretilen imanın şartlarından biri de kadere iman etmek değil midir? Hayrın da şerrin de, iyiliğin de kötülüğün de Allah'tan geldiği değil midir?

    Kader, Allah'ın bilmesi, her şeyin O'nun bilgisi altında olmasıdır. Allah'ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayların zamanını, yerini ve niteliklerini önceden bilmesi ve takdir etmesidir. Yani Yüce Allah, olmuş olacak, gelmiş gelecek her ne varsa onları önceden plânlıyor, zamanı gelince de yaratıyor.

    Kader bir ölçüdür, bir miktardır. Bir plandır, bir programdır. Kâinat ve içindekiler, insan ve geleceği her şey Allah'ın takdiri iledir, koyduğu bir ölçüye göredir.
    Kur'an diyor ki:


    "Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir."
    (Ahzab, 33:38)
    "Biz her şeyi bir kaderle yarattık."
    (Kamer, 54:49)
    "Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim katımızda olmasın. Ama biz onu ancak belirli bir kaderle/miktarla indiririz."
    (Hicr, 15:21)


    Kaderin bizimle ilişkisi nasıl gerçekleşiyor? Bizim yetkimiz nereye kadar, yaptığımız işlerde kaderin payı ne kadar?

    Allah Teala insanları yaratmış, onlara diğer yaratıklardan farklı olarak akıl, irade ve güç vermiştir. İnsan, aklıyla ve iradesiyle iyi olanı seçecek, kötü olandan sakınacaktır veya tam tersini yapacaktır.

    İnsanın bu seçme gücüne cüz'î irade diyoruz. Yani kişisel istek, yapma niyeti, yapma eğilimi demektir.
    İnsan bir şeyi yapmak ister, bir şeyi yapmaya niyet eder, birçok seçenek içinden birisini tercih eder, seçer. Allah da, insanın tercih ettiği o şeyi yaratır.

    Meselâ, elimizi kaldırmak istedik, indirmek değil de kaldırma tercihini yaptık, işte o anda Allah elimizi kaldırma fiilini yaratıyor. Çünkü biz kaslarımıza, kanımıza, beynimize, hükmedemiyor, söz geçiremiyoruz. Bu yapma ve yaratma işini Allah yapıyor. Elimizi kaldırdık ve karşımızdaki adamın suratına bir tokat indirdik.

    Tokat vurmayı isteyen kim? İnsan.
    Tokadı, adamın suratına indirmeyi yaratan kim? Allah.
    Burada sorumlu kim? İnsan.

    Yine kolumuzu kaldırdık, karşımızdaki kişinin boynuna attık, ona olan sevgimizi ifade ettik.

    Onun boynuna kolumuzu atmayı isteyen kim? Biz.
    Kolumuzu karşımızdaki kişinin boynuna atma fiilini yaratan kim? Allah.
    Burada sorumlu kim? Biz.

    Demek ki, biz ne istiyorsak, hangi işi yapmayı tercih ediyorsak o işi Allah yaratıyor. Ve biz de yapılan işten sorumlu oluyoruz.

    İşte Allah'ın bu yaratmasının adı kader programının kaza edilmesi, uygulama alanına konmasıdır.

    Allah kâinatı ve kâinat içinde yaşayan bizleri, bizim bedenimizi, kaşımızı, gözümüzü bir plân içine almıştır. Allah, plânladığı her şeyi zamanı gelince yaratır. Ancak cüz'î irademize bakan kısmını boş bir sayfa olarak elimize vermiştir. O boş sayfayı biz doldururuz. Oraya ne yazmışsak Allah da ona göre yaratır.

    Allah dilimizi yaratmış ve dilimize konuşma kabiliyeti de vermiş. Biz kötü söz söylemeyi tercih edince, Allah o kötü söz fiilini yaratıyor ve kötü sözler dilimizden dökülüyor. İyi söz söylemeyi tercih edince de Allah o iyi söz fiilini yaratıyor ve o kötü sözler dilimizden dökülüyor. Kötü söz söyleyince sorumlu biziz, iyi söz söyleyince de sevilen biziz.

    Allah'ın dilimize konuşma özelliğini vermişdir. Fakat biz o dili kullanmada sorumluyuz. İyi söz de söylesek, kötü söz de söylesek... İyi söz söyleyince iyi sözü yaratan, kötü söz söyleyince de kötü sözü yaratan Yüce Allah'tır.
    Allah insana akıl gibi iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, hayrı şerden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, imanı küfürden, cenneti cehennemden ayırt edebilecek irade gibi bir nimet vermiş. Bütün bu birbirine ters olan şeyleri de önüne koymuş ve bunları seçme konusunda insanı serbest bırakmış.
    Demiş ki: "Ey kulum, sen hangisini tercih edersen, hangisini yapmak istersen, Ben onu yaratırım."

    Kul seçeneklerden birini tercih ediyor, Allah da o fiili, o işi yaratıyor. Niyet edip yapan insan mı sorumlu, yoksa o işi yaratan, var eden Allah mı? Tabii ki, insan Niye, çünkü isteyen insanın kendisidir.

    "Allah isteseydi, ben o kötü işi yapmazdım, o zararlı yolu tercih etmezdim" denmez. Neden denmez? Çünkü Allah insana akıl ve tercihini kullanma gibi imkanlar vermiştir. İnsan bunları kullanmakla mükelleftir.

    Çalışmayıp tembel tembel yattın, fakir düştün, perişan oldun, sorumlu kim? Sen.
    Güzel bir iş buldun, çalıştın, çabaladın, rahat bir hayat geçiriyorsun, kazançlı kim? Sen.
    İşveren ne yaptı? Senin yaptığın tercihler istikametinde seni değerlendirdi, hak ettiğini verdi.

    Yepyeni bir araba aldın, dümdüz bir yolda giderken, yoldan çıktın, yolun kenarında duran bir kayaya arabayı çarptın.
    Yolu yapanı, biraz sonra gelen trafik polisini, arabayı yapan fabrikayı suçlamaya kalkacak olsan, adama ne derler? Gülerler, değil mi? Çünkü dikkatsiz olduğun için bir tek suçlu varsa, o da sensin.
    Bir de "Zaten bu benim kaderimde varmış" deyip de suçu kadere atabilir misin?

    Veya yolda giderken, hızını artırdın, biraz sonra önünde seyreden arabaya arkadan vurdun. Biraz sonra trafik polisi geldi, kimi suçlu çıkarır? Seni.
    Neden? Çünkü hızlı giden sensin. "Öndeki araba çok yavaş gidiyordu, biraz hızlı gitseydi vurmazdım" diyebilir misin?
    Bir de üstüne üstlük, "Ne yapalım kader bu" deyip sorumluluktan kaçabilir misin?

    Bir başka örnek: Geldin, viraja çok hızlı bir şekilde girdin, arabayı toparlayamadın ve uçuruma yuvarlandın. Az sıyrıklarla kurtuldun.
    Biraz sonra bir adam geldi, dedi ki: "Ben zaten senin böyle yapacağını biliyordum, ben seni yukarıdan gördüm, o hızla virajı alamazdın, mutlaka uçuruma yuvarlanacaktın."

    Şimdi kalkıp o adama, "Suçlu sensin, sen benim uçuruma yuvarlanacağımı bildiğin için ben bu kazayı yaptım" diyebilir misin?
    Aynen bu misalde olduğu gibi, bir olayın Allah tarafından bilinmesi, bizi o olayın sorumluluğundan kurtarmaz.
#11.07.2008 12:39 0 0 0
  • Namaz kılmayan bir kimseyi küfür ve şirkle itham etmek yerine ona, namazın manasını ve mahiyetini tatlı bir sohbet havası içinde açıklamak gerekir. İnsanın namaz kıldığı takdirde kendisini yoktan var eden Yaratıcısının huzuruna çıktığı, Onunla doğrudan muhatap olduğu, Cenab-ı Hakkın rızasına ancak namaz kılmakla erişileceği kendisine anlatılmalıdır. Peygamber Efendimiz, Sahabe-i Kiram ve diğer büyük zatlar da insanları hep yumuşaklıkla, güzel muamele ile, ibadete teşvik etmişler, onları ürkütüp korkutmadan uzak durmuşlardır.

    Namaz kılmak, imandan sonra gelen en büyük hakikattir. Bundan dolayıdır ki, Kur'an-ı Kerimde yüze yakın yerde namazdan bahsedilmektedir. Hiçbir ibadete bu kadar ehemmiyet verilmemiştir. Çünkü namaz, mü'minin Rabbiyle olan en yakın münasebetidir. Namaz kılmayan insan bu münasebeti zayıflatmış, kendisini nefis ve şeytan gibi düşmanların arasına atmış olur ki, asıl büyük tehlike budur.

    Namazla ilgi bütün ayetler, hep insanları namaza teşvik ederler. Bu konuda bazı ayet mealleri: "O mü'minler ki, gayba iman ederler, namazlarını kılarlar", "Namaz ancak Allah'tan hakkıyla korkanlara ağır gelmez", "Mü'minler namazlarını muhafaza ederler", "Namaz insanı kötülüklerden ve kötü sözlerden alıkoyar", "Benim mü'min kullarıma söyle, namazlarını kılsınlar."

    Hadis-i şeriflerde de aynı hususları görmemiz mümkündür. Namazla ilgili hadisleri gözden geçirdiğimizde, hep namaz kılmanın fazilet ve sevabından bahsedildiğini göreceğiz. Fakat "İnsan ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır", "Münafıklarla bizim aramızdaki ahid namazdır" mealindeki hadislerdeki tehditler, "namazın farz olduğunu inkar eden, yahut namaz kılmamayı helal sayan" kimseler içindir. Yoksa, namazı Allah'ın emri kabul eden ama kılmakta tenbellik gösteren insan için şirk ve nifak söz konusu olamaz.

    İbni Abidin ise Reddü'l-Muhtar isimli eserinde namaz bahsinin baş taraflarında, "Namazın farziyetini inkar eden kafir olur. Umursamayarak, yani tembelliğinden dolayı kasten terk eden kimse ise günahkar olur" demektedir.

    Yani namaz kılmamak büyük günahlardandır. Büyük günahları işleyenin kafir olacağını sadece batıl bir mezhep olan Mutezile mensupları söylerler. Fakat devamlı sûrette namaz kılmayan insanın imanının da zamanla bir takım tehlikelere maruz kalabileceği gözden ırak tutulmamalıdır.


    Okunma Sayısı : 3208
#11.07.2008 12:30 0 0 0
  • Herkes cahildir" der Will Rogers. "Sadece branşları farklıdır." Mesela maden mühendisliği dalı bir doktor için, tıp dalı da maden mühendisi için birer cehalet branşıdır. Dini inançlar ise, zamanımızda pek çok kimse için ortak bir cehalet dalını teşkil ediyor. Ne var ki, pek çoğumuz bu gerçeği ihmal etmeye yatkınızdır. Bu yüzdendir ki, bazı isimlerin başında yer alan ünvanlar bizi aldatır ve o kimsenin inkarında bir bilgi kırıntısı ve bir değer aramaya zorlar.

    Oysa inkar, adı üzerinde, tanımamaktır, bilmemektir, reddetmektir. Bunlar ise, yokluk ifade eden fiillerdir. Yokluğun bilgisi olmaz. Tanımamak bilginin değil, bilgisizliğin ifadesi ve neticesidir. Dolayısıyla, kişi başka sahalarda ne kadar derin bilgi sahibi olursa olsun, tanımadığı şey hakkındaki cehaletini mevcut bilgisiyle telafi etmesi mümkün değildir, tıpkı siyaset bilgisiyle biyoloji de ahkam kesmek mümkün olmadığı gibi.

    İnkar etmek kolaydır. Kişi gözünü kapar, sonra "Yoktur" der. Bu konuda bir Avustralya yerlisi ile bir kürsü başkanının, Ebu Cehil ile Darwin'in arasında fark yoktur. Bunların inkar ettikleri şey hakkındaki bilgilerini karşılaştırmak, bir dizi sıfırı birbiriyle mukayese ederek hangisinin daha büyük olduğunu anlamaya çalışmak kadar abes olur. Hatta inkar üzerine bir münakaşa yürütmek dahi imkansızdır; zira olmayan şeyin olmayan unsurlarını kullanarak bir yere varamazsınız. İnkar ehlinin onca deliller karşısında inkarında direnmesine sebep de budur. William G.McAdoo'nun, dediği gibi, "Cahil bir adamı münakaşada mağlup etmek mümkün değildir."

    İman ise, hangi seviyede olursa olsun, bir bilginin neticesi ve ifadesidir. İmanın kuvveti, bilginin seviyesine paralel bir artış gösterir. Neye inanıyorum? Kendisine iman ile bağlandığım zat nasıl bir Zat'tır? Özellikleri, sıfatları nelerdir? O, etrafımızdaki alemde nasıl iş görür? Nasıl yaratır, nasıl yaşatır? Benden bekledikleri nelerdir? Ben O'ndan neler bekleyebilirim ve bu beklediklerime nasıl kavuşabilirim? Bunlar gibi pek çok sorunun getirdiği bilgiler, imanı şekillendirir. Nitekim Kur'anda, "Allah'tan ancak alimler korkar" buyurulmak suretiyle imanın bir bilgi neticesi olduğunu açıkça bildirmekte, göklerin ve yerin "akıl sahipleri için, "bilgi sahipleri" için Allah'ı tanıtacak delillerle dolu olduğunu birçok ayette hatırlatılmaktadır.

    Gerçeğe Doğru, C:3, Zafer Yayınları
#11.07.2008 12:29 0 0 0
  • Bu hadis-i şerifte büyük bir terbiye metodu saklı. Her Müslüman çok iyi bilir ki, yalan söylemek, sözünde durmamak, emanete hıyanet etmek insanı kafir etmez. Yine hepimiz biliriz ki, münafık kâfirden daha alçaktır. Çünkü, münafık gerçekte kâfir olduğu halde, küfrünü gizleyen, Müslüman görünen kimsedir. Bu adam İslâm'ın gizli düşmanıdır ve açık düşmandan daha tehlikelidir. Sizi ne zaman ve nasıl vuracağı bilinmez.

    Şimdi, yalan söyleyen bir Müslümanın böyle sinsi ve gizli bir kâfirden daha aşağı olduğunu söylemek elbette mümkün değil.

    O halde hadis-i şerifteki inceliği şöyle anlayacağız.
    Resulûllah Efendimiz (as.m) bu sözüyle müminlere şöyle bir ihtarda bulunuyor: "Sakın şu günahlara yaklaşmayınız! Çünkü onlar kâfirden daha alçak olan münafığın sıfatlarıdır."

    Bu fevkalâde tesirli bir ikaz, bir sakındırma metodudur. Bu inceliği sezmeyerek, söz konusu günahları işleyen bir mümini nifaka girmekle itham etmek, tekfir gibi büyük bir cinayet ve dehşetli bir su-i zandır.

    Maalesef bugün, günahkâr müminlerin her sözünü ve her hareketini bin bir bahane ile küfre yoran insanlara çokça rastlıyoruz. Âlimlerimiz, âriflerimiz, önderlerimiz böyle mi yapıyorlardı!?..

    Bugün top yekûn İslâm âlemi, bilgili, fâziletli ve günahkârlara bir şefkatli baba gibi üzülen gayretli Müslüman tipine son derece muhtaç...

    Islah nedir bilmeyen, hastaya sövmeyi tedavi sanan, sevimsiz, muhakemesiz, şefkatsiz ve hırçın tipler İslâm'ı temsil edemezler...

    Bu noktada şu hadis-i şerif bütün müminler için ne büyük bir irşattır!.. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:
    Resûlullah'a (asm.), "Ey Allah'ın resûlü! Müşriklere beddua et, onları lânetle!" denilmişti.

    Şu cevabı verdi:
    "Ben rahmet olarak gönderildim, lânetleyici olarak değil!"
#11.07.2008 12:27 0 0 0
  • Bu hadis-i şerifte büyük bir terbiye metodu saklı. Her Müslüman çok iyi bilir ki, yalan söylemek, sözünde durmamak, emanete hıyanet etmek insanı kafir etmez. Yine hepimiz biliriz ki, münafık kâfirden daha alçaktır. Çünkü, münafık gerçekte kâfir olduğu halde, küfrünü gizleyen, Müslüman görünen kimsedir. Bu adam İslâm'ın gizli düşmanıdır ve açık düşmandan daha tehlikelidir. Sizi ne zaman ve nasıl vuracağı bilinmez.

    Şimdi, yalan söyleyen bir Müslümanın böyle sinsi ve gizli bir kâfirden daha aşağı olduğunu söylemek elbette mümkün değil.

    O halde hadis-i şerifteki inceliği şöyle anlayacağız.
    Resulûllah Efendimiz (as.m) bu sözüyle müminlere şöyle bir ihtarda bulunuyor: "Sakın şu günahlara yaklaşmayınız! Çünkü onlar kâfirden daha alçak olan münafığın sıfatlarıdır."

    Bu fevkalâde tesirli bir ikaz, bir sakındırma metodudur. Bu inceliği sezmeyerek, söz konusu günahları işleyen bir mümini nifaka girmekle itham etmek, tekfir gibi büyük bir cinayet ve dehşetli bir su-i zandır.

    Maalesef bugün, günahkâr müminlerin her sözünü ve her hareketini bin bir bahane ile küfre yoran insanlara çokça rastlıyoruz. Âlimlerimiz, âriflerimiz, önderlerimiz böyle mi yapıyorlardı!?..

    Bugün top yekûn İslâm âlemi, bilgili, fâziletli ve günahkârlara bir şefkatli baba gibi üzülen gayretli Müslüman tipine son derece muhtaç...

    Islah nedir bilmeyen, hastaya sövmeyi tedavi sanan, sevimsiz, muhakemesiz, şefkatsiz ve hırçın tipler İslâm'ı temsil edemezler...

    Bu noktada şu hadis-i şerif bütün müminler için ne büyük bir irşattır!.. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:
    Resûlullah'a (asm.), "Ey Allah'ın resûlü! Müşriklere beddua et, onları lânetle!" denilmişti.

    Şu cevabı verdi:
    "Ben rahmet olarak gönderildim, lânetleyici olarak değil!"
#11.07.2008 12:25 0 0 0
  • Öncelikle, insan yaratılış itibariyle etkilenebilir bir yapıdadır ve telkine açıktır, bu durumuyla boş bir kabı andırır. Kalp ve beyni olumlu fikir ve hakikatlerle doldurulmazsa, onların yerini, ister istemez menfî ideolojiler, hurafe ve safsatalar alır. Bugün gençliği sarsan psikolojik bunalımların, ruh sıkıntılarının asıl sebebi budur. Bu manevi ızdıraplardan kurtulmanın tek yolu, akıl, kalp ve vicdanlarını Kur'anın getirdiği ulvî hakikatlerle doyurmak iken, bir kısım gençler, ilim ve fikir yerine, aldatıcı sloganlara, sihirli reçetelere (!) daha çok meyleder. Manevî boşluklarını böylece doldurup, huzura kavuşacaklarını ve ızdıraplardan kurtulacaklarını zannederler.

    Materyalistler, onların bu hâlinden istifade ederek bu safdil ve zavallıları, adalet, eşitlik, gibi hayalî slogan ve propagandalarla aldatır, kendilerine çekerler. Onları sempatizan hâline getirdikten sonra, sosyal problemler için ileri sürdükleri, hayalî vehmî reçeteler yanında yer yer bu gençlerin kafalarına maneviyatı sarsıcı şüpheler atarlar. Belli bir dönemden sonra, sürekli ve yoğun telkinlerle, zavallı muhataplarının beyinlerini yıkaya yıkaya, nihayet onları materyalist ve ateist düşünce dışında hiçbir hakikati kabul edemeyecek, bir hâle sokarlar. Artık bu insanlar mantık ve muhakemelerini kaybederek robotlaşır. Basit bir hanenin dahi ustasız olamayacağı kesin bir gerçek iken, şu muhteşem kâinat sarayını, sahipsiz ve yaratansız kabul ederler. Bir harfin kâtipsiz olması muhal olduğu hâlde, her harfinde nihayetsiz hikmetler bulunan şu kainat kitabını katipsiz kabul ederler. Hem bütün bitkiler, hayvanlar ve insanları, hayatsız ve şuursuz ve iradesiz tabiatın yaptığına, yahut bunların kendi kendine meydana geldiğine inanırlar. Kendilerini gayesiz, vazifesiz, başıboş ve sahipsiz zannederler, korkunç bir dalalete düşerler.

    İnsanın kıymet ve mahiyetini elmas derecesinden kömür derecesine indiren, bütün insanî özellikleri silip süpürerek, onu hayvandan çok aşağı dereceye düşüren inkârcılığın iç yüzündeki çirkinliği ve imkânsızlığı göremezler. Hâlbuki kâinattaki büyük ve kuşatıcı hakikatler, küfür ve inkâr ile izah edilemez. Mesela aşağıdaki soruların cevaplarını makul ve tatminkâr bir şekilde asla materyalist felsefede bulamazsınız:

    Bu kâinatı ve içindeki hadsiz varlıkları yaratan kimdir?

    Bu âlemi atomdan güneşlere kadar, insanın hizmetinde koşturan kimdir?

    Gökyüzündeki binlerce gök cismini, mükemmel bir nizam ve hikmetle evirip çeviren kimdir?

    Yeryüzünü dağ ve bağlarıyla, deniz ve nehirleriyle, toprağı suyu ve havası ile, insanlara hizmet ettiren kimdir?

    İnsanı diğer varlıklara oranla, üstün bir yaratılışta yaratarak, ruhuna harika özellikler veren, o ruha akıl ve hayal gibi her biri dünya kıymetinde binlerce latif hissiyatı takan kimdir?

    İnsan bu âleme nereden gelmiştir, bu dünyadaki vazifesi nedir ve nereye gidecektir?

    Her an süratle ölüme yaklaşan bir insan ruhu, ancak bu sorulara cevap bulmakla tatmin olur, huzur bulur, dünyada rahata, ahirette saadet ve selamete kavuşur.

    Hem inkârın mahiyeti, yalan olmakla beraber, gerçeğin zıddını kabuldür. Mesela, Selimiye Camii'nin mimarını inkâr etmek, hakikatsiz bir safsata ve büyük bir yalandır. Evet, mükemmel plânı, harika estetiği, sanatlı yapılışı ile akılları hayrete düşüren böyle muhteşem bir eser, ortada iken, onun ustasını inkâr etmek en büyük bir safsata, en dehşetli bir zulüm ve en hakikatsiz bir hurafedir.

    Aynen bu misal gibi, binlerce menzilleri ihtiva eden şu muhteşem kâinat sarayının Hâlık ve Mâlikini, sahip ve mutasarrıfını inkâr etmek, bu misalden hadsiz derecede çirkin bir yalan, müthiş bir hezeyan, korkunç bir safsatadır.
#11.07.2008 12:23 0 0 0
  • İbadet etme ve yardım dileme insanın yaratılışında var. Çünkü insan sonsuz âciz ve muhtaç olarak yaratılmış.

    Gözüne görmeyi kim lütfetmiş ise güneşe de onun ışık vermiş olacağını, midesini yaratanın bütün rızıkların da yaratıcısı olması gerektiğini, kulakta işitmeyi yaratanın hava âleminde de sesleri halk ettiğini idrak etmiş. Öte yandan, sürekli olarak sıkıntılar içinde çırpınan ve hastalıklarla, musibetlerle, felâketlerle boğuşan beşer, bütün dertleri ve ihtiyaçları için müracaat edecek bir kapıyı daima aramış. İşte bu arayış insanoğlunu bazen doğruya götürmüş, bazen da büsbütün yoldan çıkarmış.

    Bir Hak elçisine kavuşan ve onun emrine giren bahtiyarlar, Allah'a iman etmenin sefasını sürmüşler; her ihtiyaçlarını ona arz ederek, her musibetten yalnız ona sığınmışlar.

    Ama esefle görüyoruz ki, insanlık âleminin büyük çoğunluğu, bu vadide hatalı tercihler yapmış ve kendi yaptıkları putlara tapmaktan geri durmamışlar. Bunlar da iki gruba ayrılıyorlar. Bir kısmı kendilerini putların yaptıklarına inanacak kadar basitleşmiş, adileşmiş, bayağılaşmışlar. Putperest denilince hemen akla gelen de bu grup olmuş. Bir kısmı ise doğrudan Allah'a ibadet etme ve yine ancak ondan yardım dilemeyi akıllarına sığıştıramamışlar. Dünyevî işlerinde nice aracılara muhtaç oldukları için, Allah'a da doğrudan ibadet edemeyecekleri vehmine kapılmışlar ve putları bu vadide yardımcı ve şefaatçi edinmişler.

    "Biz bunlara, sırf bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz." (Zümer Sûresi, 3)

    Huzuruna doğrudan çıkılamayan, kendisine vasıtasız yalvarılamayan, dua edilemeyen bir Allah inancı, müntesiplerini putperest olmaya kadar götürmüş. Demek ki, Allah inancının doğru olması gerek.

    "Eğer onlara, yer ve gökleri kim yarattı diye sorsanız, elbette Allah derler." (Lokman Sûresi, 25)

    Bu âyet-i kerimede muhatap, işte bu ikinci grup müşriklerdir. Allah'a inanmaları onları müşrik olmaktan kurtaramamış ve bu yanlış iman, onları Allah elçileriyle harp etmekten alıkoyamamıştır.

    Bir Hıristiyan da günahları için doğrudan doğruya Allah'ın affına sığınmayıp, Hz.İsa'nın (as.) temsilcileri yahut vekilleri kabul ettiği papazlara müracaat etme ihtiyacı duyuyorsa, Cahiliye devri Araplarını bir başka şekliyle taklit ediyor demektir
#11.07.2008 12:21 0 0 0
  • Yahudi, Hıristiyan gibi semavi din mensuplarına "Ehl-i Kitap" denir. Kur`an-ı Kerim`de ehl-i kitaptan çokça bahisler vardır. Ehl-i Kitap, Peygamberimizi kabul etmediklerinden kafir sayılmakla beraber, "Allah`ı inkar eden" anlamında kafir değillerdir.

    Kur`an-ı Kerim, ehl-i Kitaba bazı konularda, kafirlere nispetle ayrıcalık tanır. Mesela, onlardan kız almak caizdir ve kestiklerini yemek helaldir (Maide suresi, 5) Onlara tanınan bu ayrıcalık, ehl-i küfre nispetle, imana daha yakın olmalarındandır. Kur`an, onlara şöyle seslenir:
    "Ey ehl-i Kitab ! Bizimle sizin aranızdaki müşterek bir kelimeye gelin ! Ancak Allah`a ibadet edelim. Hiç bir şeyi O`na ortak koşmayalım. Allah`ı bırakıp bazınız bazısını Rab edinmesin." (Al-i İmran suresi, 64) Yani, birbirimizi Rab, Mevla, Hakim-i mutlak tanımayalım. Bütün hareketlerimizi Hakk`ın emriyle ve Allah`ın rızasıyla ölçelim... Hepimiz Allah`a kul olalım. Kendimizi ancak O`na mahkum bilelim. Birbirimize de ancak bu kural çerçevesinde tabi ve bağlı olalım. (1)

    Kur`an, ehl-i Kitabın kendi alim ve ruhbanlarını, Rab edindiklerini bildirir. (Tevbe suresi, 31) Hıristiyanlıktan İslam`a geçen Adiy b. Hatem, "Ya Resulullah, biz onları Rab edinmiyorduk" deyince Resulullah, şu açıklamayı yapar: "Onlar, Allah`ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapıyor, siz de onlara uyuyordunuz. İşte bu, onları Rab edinmektir." (2) Yoksa, herhangi birini Rab edinmek için illa ona "Rab" namını vermek şart değildir. (3)

    Şu ayet, ehl-i kitapla mücadelede izlenecek yolu ifade eder: "Onlardan zalim olanlar dışında, ehl-i kitapla en güzel bir şekilde mücadele edin. Ve şöyle deyin: Biz, hem bize indirilene, hem de size indirilene iman ettik. Bizim de, sizin de İlahımız birdir. Ve biz, yalnız O`na teslim olmuş kimseleriz." (Ankebut suresi, 46)

    Bu ayette, ehl-i kitap, iki kısımda mütaala edilmektedir:
    1-Zalim olanlar.
    2-İnsaflı olanlar.
    İnsaflı olanlarla en güzel bir şekilde mücadele yapılması emredilir. Bu tarz yaklaşım, onları İslam`a çekecek, İslam`a girmekte zorlanmayacaklardır. Çünkü, İslam`a girdikleri zaman Hz. Musa`yı, Hz. İsa`yı reddetmeleri gerekmiyor... Böylece, son peygamberin dinine uyacaklar ve tahrif edilmiş bir dinin mensubu olmaktan kurtulacaklardır.

    Kur`an-ı Kerim, hristiyanların yahudilere nisbetle İslam`a daha yakın olduğunu bildirir: "Yahudi ve müşrikleri mü`minlere en çok düşmanlık yapan kimseler olarak bulacaksın. 'Biz hristiyanız' diyenleri de, mü`minlere sevgide en yakın kişiler olarak bulacaksın. Çünkü, onların içinde bilgin keşişler ve ruhbanlar var ve bir de onlar büyüklenmezler." (Maide suresi, 82)

    Tarih, üstteki ayetin bir ispatıdır. Yahudilerden İslam`a girenler parmakla gösterilecek kadar azdır. Fakat Hıristiyanlardan pek çok kimse, araştırmaları neticesinde İslam`ı seçmişlerdir. Bugün Avrupa`da Hıristiyan asıllı Müslümanların sayısı, yüz binleri geçmektedir. Yine Avrupa`da pek çok kilise, cami haline getirilmiş ve bunlar İslami faaliyet merkezleri olarak hizmet vermektedirler.

    Hıristiyan ülkelerde İslami faaliyetlerin güzel neticeleri gözle görülen bir realite olduğu gibi, bu ülkelerin idarecilerinin İslam aleyhinde tutumları da yine bir realitedir.
    İnsaflı ehl-i Kitapla en güzel bir mücadeleyi emreden Cenab-ı Hak, şu ayetle de onların zalim kısmıyla ilgili hükmü bildirir:
    "Ehl-i Kitaptan Allah`a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Rasulünün haram kıldıklarını haram kabul etmeyen ve Hak dini din olarak seçmeyenlerle, onlar zelil vaziyette kendi elleriyle 'cizye' verinceye kadar savaşın." (Tevbe suresi, 29)

    Ayette sayılan özellikler, "Bütün ehl-i kitabı içine alır mı, yoksa almaz mı ?" meselesi zaman zaman tartışma konusu olmaktadır." (4) Ayetin " ehl-i Kitabın hepsiyle, onlar cizye verinceye kadar savaşın" demeyip, "ehl-i kitaptan şu özellikte olanlarla savaşın." demesi, herhalde gözden uzak tutulmamallıdır. (5) Resulüllah'ın uygulaması da bu tarzda olmuştur. Hz. Peygamber, İslam`ın Mekke döneminde bazı Müslümanları Hıristiyan bir ülke olan Habeşistan`a göndermiş, orada rahat edeceklerini söylemiştir. Medine döneminde ise, hem Yahudi hem de Hıristiyanlarla diyaloğa girmiş, onlara Allah`ın dinini anlatmış, kendilerini iknaya çalışmıştır. Bunun neticesinde ehl-i Kitaptan İslam`a girenler olmuştur.

    Kur`an`ın belirttiği gibi, "ehl-i Kitabın hepsi bir değildir" (Al-i İmran suresi, 113). Onların hepsini aynı kategoride görmek, Kur`ani ve tarihi realiteye muhaliftir. "Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zalim topluluğa hidayet etmez" (Maide suresi, 51) ayeti, onlarla diyaloga ve beşeri ilişkilere mani değildir. Nitekim, ehl-i Kitaptan kız almak, Kur`an`ın hükmüyle sabit bir vakıadır (Maide suresi,5).

    Hamdi Yazır, üstteki ayetle ilgili şöyle der: Müminler, Yahudi ve Hıristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara idareci olmaktan men edilmemiş, onları veli ittihaz eylemekten, yardaklık etmekten nehiy edilmişlerdir. Çünkü onlar, müminlere yar olmazlar. (6)
    Meseleyi şu şekilde özetlemek mümkündür: Onlarla beşeri ilişkilerde bulunmak ayrı, onların din-örf ve adetlerine hayran kalmak ayrıdır. Birincisi Kur`an`ın nehyine dahil değilken, ikincisi kesinlikle yasaklanmıştır
#11.07.2008 12:20 0 0 0
  • Kur'an-ı Kerim Bölümü
    Sûre No Sûre İsmi Orjinal Metin
    (Arapça) Meal - 1
    (Diyanet) Meal - 2
    (Suat Yıldırım) Meal - 3
    (Ümit Şimşek) Kur'an Dinle
    (A. Es-Sudeys) Meal Dinle
    (Suat Yıldırım)
    1 Fatiha Sûresi
    2 Bakara Sûresi
    3 Âl-i İmran Sûresi
    4 Nisâ Sûresi
    5 Mâide Sûresi
    6 En'âm Sûresi
    7 A'râf Sûresi
    8 Enfal Sûresi
    9 Tövbe Sûresi
    10 Yûnus Sûresi
    11 Hûd Sûresi
    12 Yusuf Sûresi
    13 Ra'd Sûresi
    14 İbrâhim Sûresi
    15 Hicr Sûresi
    16 Nahl Sûresi
    17 İsrâ Sûresi
    18 Kehf Sûresi
    19 Meryem Sûresi
    20 Tâhâ Sûresi
    21 Enbiyâ Sûresi
    22 Hacc Sûresi
    23 Mü'minûn Sûresi
    24 Nur Sûresi
    25 Furkân Sûresi
    26 Şuarâ Sûresi
    27 Neml Sûresi
    28 Kasas Sûresi
    29 Ankebût Sûresi
    30 Rûm Sûresi
    31 Lokmân Sûresi
    32 Secde Sûresi
    33 Ahzâb Sûresi
    34 Sebe' Sûresi
    35 Fâtır Sûresi
    36 Yâsîn Sûresi
    37 Sâffât Sûresi
    38 Sâd Sûresi
    39 Zümer Sûresi
    40 Mü'min Sûresi
    41 Fussılet Sûresi
    42 Şûrâ Sûresi
    43 Zuhruf Sûresi
    44 Duhân Sûresi
    45 Câsiye Sûresi
    46 Ahkâf Sûresi
    47 Muhammed Sûresi
    48 Fetih Sûresi
    49 Hucurât Sûresi
    50 Kâf Sûresi
    51 Zâriyât Sûresi
    52 Tûr Sûresi
    53 Necm Sûresi
    54 Kamer Sûresi
    55 Rahmân Sûresi
    56 Vâkı'a Sûresi
    57 Hadîd Sûresi
    58 Mücâdile Sûresi
    59 Haşr Sûresi
    60 Mümtehine Sûresi
    61 Saff Sûresi
    62 Cum'a Suresi
    63 Münâfikûn Sûresi
    64 Teğâbûn Sûresi
    65 Talâk Sûresi
    66 Tahrîm Sûresi
    67 Mülk Sûresi
    68 Kalem Sûresi
    69 Hâkka Sûresi
    70 Meâric Sûresi
    71 Nûh Sûresi
    72 Cin Sûresi
    73 Müzemmil Sûresi
    74 Müddesir Sûresi
    75 Kıyâmet Sûresi
    76 İnsân Sûresi
    77 Mürselât Sûresi
    78 Nebe' Sûresi
    79 Nâziât Sûresi
    80 Abese Sûresi
    81 Tekvir Sûresi
    82 İnfitâr Sûresi
    83 Mutaffifin Sûresi
    84 İnşikâk Sûresi
    85 Bürûc Sûresi
    86 Târık Sûresi
    87 A'lâ Sûresi
    88 Gâşiye Sûresi
    89 Fecr Sûresi
    90 Beled Sûresi
    91 Şems Sûresi
    92 Leyl Sûresi
    93 Duhâ Sûresi
    94 İnşirâh Suresi
    95 Tîn Sûresi
    96 Alâk Sûresi
    97 Kadir Sûresi
    98 Beyyine Sûresi
    99 Zilzâl Sûresi
    100 Âdiyât Sûresi
    101 Kâria Sûresi
    102 Tekâsür Sûresi
    103 Asr Sûresi
    104 Hümeze Sûresi
    105 Fîl Sûresi
    106 Kureyş Sûresi
    107 Mâûn Sûresi
    108 Kevser Sûresi
    109 Kâfirûn Sûresi
    110 Nasr Sûresi
    111 Tebbet Sûresi
    112 İhlâs Sûresi
    113 Felak Sûresi
    114 Nas Sûresi

    Hızlı Erişim Meal Seçin Suat Yıldırım Meali Diyanet Meali Ümit Şimşek Meali
    Sûre SeçinFatiha SûresiBakara SûresiÂl-i İmran SûresiNisâ SûresiMâide SûresiEn'âm SûresiA'râf SûresiEnfal SûresiTövbe SûresiYûnus SûresiHûd SûresiYusuf SûresiRa'd Sûresiİbrâhim SûresiHicr SûresiNahl Sûresiİsrâ SûresiKehf SûresiMeryem SûresiTâhâ SûresiEnbiyâ SûresiHacc SûresiMü'minûn SûresiNur SûresiFurkân SûresiŞuarâ SûresiNeml SûresiKasas SûresiAnkebût SûresiRûm SûresiLokmân SûresiSecde SûresiAhzâb SûresiSebe' SûresiFâtır SûresiYâsîn SûresiSâffât SûresiSâd SûresiZümer SûresiMü'min SûresiFussılet SûresiŞûrâ SûresiZuhruf SûresiDuhân SûresiCâsiye SûresiAhkâf SûresiMuhammed SûresiFetih SûresiHucurât SûresiKâf SûresiZâriyât SûresiTûr SûresiNecm SûresiKamer SûresiRahmân SûresiVâkı'a SûresiHadîd SûresiMücâdile SûresiHaşr SûresiMümtehine SûresiSaff SûresiCum'a SuresiMünâfikûn SûresiTeğâbûn SûresiTalâk SûresiTahrîm SûresiMülk SûresiKalem SûresiHâkka SûresiMeâric SûresiNûh SûresiCin SûresiMüzemmil SûresiMüddesir SûresiKıyâmet Sûresiİnsân SûresiMürselât SûresiNebe' SûresiNâziât SûresiAbese SûresiTekvir Sûresiİnfitâr SûresiMutaffifin Sûresiİnşikâk SûresiBürûc SûresiTârık SûresiA'lâ SûresiGâşiye SûresiFecr SûresiBeled SûresiŞems SûresiLeyl SûresiDuhâ Sûresiİnşirâh SuresiTîn SûresiAlâk SûresiKadir SûresiBeyyine SûresiZilzâl SûresiÂdiyât SûresiKâria SûresiTekâsür SûresiAsr SûresiHümeze SûresiFîl SûresiKureyş SûresiMâûn SûresiKevser SûresiKâfirûn SûresiNasr SûresiTebbet Sûresiİhlâs SûresiFelak SûresiNas Sûresi
    Kur'an Mealinde Ara

    Arama Yapılacak Bölüm
    Tüm Kur'an 1. Fatiha Sûresi2. Bakara Sûresi3. Âl-i İmran Sûresi4. Nisâ Sûresi5. Mâide Sûresi6. En'âm Sûresi7. A'râf Sûresi8. Enfal Sûresi9. Tövbe Sûresi10. Yûnus Sûresi11. Hûd Sûresi12. Yusuf Sûresi13. Ra'd Sûresi14. İbrâhim Sûresi15. Hicr Sûresi16. Nahl Sûresi17. İsrâ Sûresi18. Kehf Sûresi19. Meryem Sûresi20. Tâhâ Sûresi21. Enbiyâ Sûresi22. Hacc Sûresi23. Mü'minûn Sûresi24. Nur Sûresi25. Furkân Sûresi26. Şuarâ Sûresi27. Neml Sûresi28. Kasas Sûresi29. Ankebût Sûresi30. Rûm Sûresi31. Lokmân Sûresi32. Secde Sûresi33. Ahzâb Sûresi34. Sebe' Sûresi35. Fâtır Sûresi36. Yâsîn Sûresi37. Sâffât Sûresi38. Sâd Sûresi39. Zümer Sûresi40. Mü'min Sûresi41. Fussılet Sûresi42. Şûrâ Sûresi43. Zuhruf Sûresi44. Duhân Sûresi45. Câsiye Sûresi46. Ahkâf Sûresi47. Muhammed Sûresi48. Fetih Sûresi49. Hucurât Sûresi50. Kâf Sûresi51. Zâriyât Sûresi52. Tûr Sûresi53. Necm Sûresi54. Kamer Sûresi55. Rahmân Sûresi56. Vâkı'a Sûresi57. Hadîd Sûresi58. Mücâdile Sûresi59. Haşr Sûresi60. Mümtehine Sûresi61. Saff Sûresi62. Cum'a Suresi63. Münâfikûn Sûresi64. Teğâbûn Sûresi65. Talâk Sûresi66. Tahrîm Sûresi67. Mülk Sûresi68. Kalem Sûresi69. Hâkka Sûresi70. Meâric Sûresi71. Nûh Sûresi72. Cin Sûresi73. Müzemmil Sûresi74. Müddesir Sûresi75. Kıyâmet Sûresi76. İnsân Sûresi77. Mürselât Sûresi78. Nebe' Sûresi79. Nâziât Sûresi80. Abese Sûresi81. Tekvir Sûresi82. İnfitâr Sûresi83. Mutaffifin Sûresi84. İnşikâk Sûresi85. Bürûc Sûresi86. Târık Sûresi87. A'lâ Sûresi88. Gâşiye Sûresi89. Fecr Sûresi90. Beled Sûresi91. Şems Sûresi92. Leyl Sûresi93. Duhâ Sûresi94. İnşirâh Suresi95. Tîn Sûresi96. Alâk Sûresi97. Kadir Sûresi98. Beyyine Sûresi99. Zilzâl Sûresi100. Âdiyât Sûresi101. Kâria Sûresi102. Tekâsür Sûresi103. Asr Sûresi104. Hümeze Sûresi105. Fîl Sûresi106. Kureyş Sûresi107. Mâûn Sûresi108. Kevser Sûresi109. Kâfirûn Sûresi110. Nasr Sûresi111. Tebbet Sûresi112. İhlâs Sûresi113. Felak Sûresi114. Nas Sûresi
    Suat Yıldırım Meali
    Diyanet Meali
    Ümit Şimşek Meali
    Ayetlerdeki açıklamaları da kapsa
#11.07.2008 12:19 0 0 0