Duygusuz

Duygusuz

Üye
02.01.2006
Acemi Er
56
Hakkında

  • Konu: Benim İçin
    Sevgili aslıcığım, bittim satırlara. Sevgi dolu yüreciğine sağlık canım. İyi ki varsın prensesim benim
#29.11.2006 14:23 0 0 0
  • MiRaGe

    Duygusuz dünya küçük değil miii

    İlahi Mirage, Sevgili Mirage, dünyanın küçük olduğunu orta okulda ki çocuklar bile biliyor, seninde bilmiş olman gerekiyordu şaşırmış gibisin.

    Yukarda ki şiirde de anlatılmak istenen kalplerin ruhların büyük olması, iç dünyanın büyük olması
#06.02.2006 14:48 0 0 0
#06.02.2006 14:19 0 0 0
  • GENÇ BİR KADIN

    Kadınlar yüzleriyle barışıktı eskiden... Bir ağacın yaşı, nasıl gövdesinde gizlediği çizgilerden okunursa bir kadının hayatı da yüz hatlarında ele verirdi kendini...
    Her biri; insan suretinden bir papirüse döşenmiş elyazmalarıydı o kırışıklıkların; engin tecrübelerin alametiydi.
    Gün geldi, uzun yaşama sevdasına kapıldı insanoğlu...
    Gençliğe tapındıkça yaşadığını yalanlamanın derdine düştü.
    Madem ki o hatlardı yaşını ele veren; o hattı müdafaa etmenin âlemi yoktu.
    Çehreler önce yoğun pudra taarruzuyla maskelendi; yetmeyince genç kalma hırsının çarmıhına gerildi.
    Tecrübe, "kulak ardı" edildi.
    Şimdi, "gergin anneler", ağır makyajla yaşlı görünmeye çalışan kızlarının yanında, çizgilerinden arındırılmış anlamsız yüzlerine bakıp yaşlarını tahmin etmemizi ve kendilerini tebrik etmemizi bekliyorlar.
    * * *
    Leyla Umar'ın yeni çıkan anılar kitabının ("Geriye Yazılar Kaldı", Epsilon) kapağındaki fotoğrafa bakıyorum.
    Bu yüzde bir kitaba sığdırılmış bütün anıların, bütün acıların, bütün sevdaların izi var.
    Alnını, gözlerinin kenarını, dudaklarının çeperini çevreleyen her çizgi, "Bak ne çok şey yaşadım" diye bağırıyor gururla...
    Ve gözler cümleyi tamamlıyor:
    "...ama hâlâ dimdik ayaktayım".
    Kapağı çevirip sayfalara daldığınızda onun neden "kırışıklıklarıyla barışık" yaşadığını anlıyorsunuz.
    Çünkü o, genç göstermesini, kulağının ardına gizlediği çizgiye değil, hayatın inadına izlediği çizgiye borçlu...
    Nikâh günü tek başına ağlayan gelin fotoğrafını nasıl çektirdiğini anlatırken de, doğuracağı gece kocasından yediği dayaktan bahsederken de, eşinin ihanetini anımsarken de en ufak bir ağıt yakma ya da pişmanlık izi yok satırlarında...
    Tersine "Yine olsa yine yaşardım" meydan okuması var.
    * * *
    Bir uçak yolculuğu süresinde okuyup bitirdiğim bu kitap, hayatının hiçbir döneminde muhabirlik heyecanını yitirmemiş 76 yaşında bir gazetecinin meslek dersleriyle dolu...
    Ama ondan da önemli hayat dersleri var:
    Yıl 1976...
    Umar, eşi roman yazabilsin diye kendini paralıyor. Onun gazete yazılarını daktilo ediyor. Rahat çalışsın diye işini bırakıp onunla Amerika'ya göçüyor.
    Bir gün evde yalnızken telefon çalıyor.
    Arayan bir kadın...
    "Kocanızla birbirimize âşık olduk, bundan böyle birlikte yaşayacağız" diyor.
    Sonra telefonu kocasına veriyor. Kocası durumu teyit ediyor. "...hem de inanmamasına içerleyerek..."
    Yüz gerdirme operasyonlarına servet yatıran kadınlar bu durumda ne yapardı bilmiyorum.
    Leyla Umar, kıymetli yüzüklerini satıyor. Onların parasıyla dünya turu bileti alıyor, Güney Amerika'dan Japonya'ya, oradan Hindistan ve İran'a uzanan bir yolculuğa çıkıyor.
    Üstelik gittiği her ülkenin başbakanıyla röportajlar yapıp gazeteciliğe ve para kazanmaya devam ederek... * * *

    İnsan, şişirilen kaslar, silinen kırışıklıklarla genç kalmaz.
    Gençlik, göğüs gerdirmek değil, ihanetlere göğüs gerebilmektir;
    yaşadığıyla övünebilmek, değişimi göze alabilmek, her an başını alıp gidebilmek, hayata sil baştan başlayabilmektir.
    Bunu anlayanlar, yüzündeki çizgilerle yaşlanır, ama ihtiyarlamazlar Can DÜNDAR
#06.02.2006 13:28 0 0 0
  • Ölümlü İnsanlar İçin

    Hepiniz öleceksiniz!
    Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan!
    Ruhlarınız koyup kaçacak sizi!
    Topraklara gömüleceksiniz.

    Kurtlar, böcekler, solucanlar
    Sevinçle saldıracak üstünüze.
    Elleriniz bomboş kalacak,
    Kimse bakmayacak resminize.

    Sevilmiş kadınların hayali
    Dumanlar gibi dağılacak;
    Faydaydı, şöhretti, merhametti
    Semtinize uğramayacak.

    Gözleriniz yok artık!
    Dünyamızı göremeyeceksiniz!
    Okşamak, gülmek, konuşmak
    Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz,

    Yavaş yavaş çürüyeceksiniz.


    Cahit Külebi
#05.02.2006 22:37 0 0 0
  • Konu: Mevlana.
    Mevlana

    Sararken alnımı yokluğun tacı
    Silindi gönülden neşeyle acı
    Kalbe muhabbette buldum ilacı
    Ben de müridinim işte Mevlana
    Edebe set çeken zulmeti deldim
    Aşkı içten duydum, arşa yükseldim
    Kalpten temizlendim, huzura geldim
    Ben de müridinim işte Mevlana

    Nazım Hikmet Ran
#05.02.2006 22:34 0 0 0
  • Konu: Dost
    Size katılıyorum ama dostlar, bizimde o yazıda yazılanlar gibi olduğumuzda inanıyorum ki herşey daha da kolay olacak gibi geliyor bana.
#05.02.2006 16:11 0 0 0
#05.02.2006 16:05 0 0 0
  • Yazılar çok güzel de... bir de uygulayabilsek, yapabilsek. Daha da güzel olmaz mı sizce dostlar?
#05.02.2006 15:57 0 0 0
  • Hay Allah yawwww. walla ben sazan gibi kaptırmış gidiyordum ki Şok oldum. Allah iyiliğini versin arkadaşım [/COLOR
#05.02.2006 15:52 0 0 0
  • Nefissssss! Tek kelimeyle Nefisssssssssssssss. Ellerine sağlık bunu bize okuttuğun için.

    Büyükbabam geldi aklıma, balkanlarda savaşan, çanakkalede savaşan romanyada savaşan. Em. Alb. Büyükbabam geldi aklıma. hala okurum savaş hatıralarını. Tüm şehitlerimizin Ruhu şadolsun
#05.02.2006 15:48 0 0 0
  • İnsanlık örneği... Ders alınacak bir yazı. Hatta ve hatta ders almakla yetinmeyip hemen uygulamaya geçilmesi gereken bir yazı. HAYAT DERSİ BU HAYAT
#05.02.2006 15:44 0 0 0
  • Konu: Dost
    Ellerine sağlık gerçekten gerçekleri anlatan bir yazı, ancak bu tip yazılar sedece sözde kalmayıp uygulandığında daha da bir kıymetli olurlar değil mi?
#05.02.2006 15:32 0 0 0
  • Evet katılıyorum gerçek sevgi de aşkda gurur olmaz "Ben" olmaz. sevgi fedakarlık ister, anlayış ister... Ellerine sağlık
#05.02.2006 15:26 0 0 0
  • Dygularını çok içtenlikle anlatmışsın Cadı kız dostum, çok içten yazmışsın. Yazdıkların da yalnız değilsin. Ben fotoğraf karesinin kenarında bile değilim. Kare filan yok, Yok kare filan. Çünkü senin de dediğin gibi karenin ortası tam bir iğrençlik yuvası.

    Maalesef bu dünya da kare dolu. kenarı ortası köşegeni hepsi rezalet dolu karelerden ibaret bu dünya.. Çok ama Çok haklısın.
#05.02.2006 15:22 0 0 0
  • Çok ama çok güzel bir yazı. harika ellerine sağlık arkadaşım.

    İnsanın içinde ki bencilliğin ne kadar kuvvetli bir duygu olduğunu, insan egosunun başkasının hayatına son verecek kadar kuvvetli olduğunu gösteren, nefis denen şeyin hiç bir şeyi hiç bir kimseyi tanımadığını gösteren ve hayatta her kişiyi herşeyi çiğneyip ezebildiğini gösteren ders alınacak bir yazı... Ellerine sağlık gerçekten

#05.02.2006 15:16 0 0 0
  • Evet Allah'ın planlarının her zaman üstün olduğunu ve galebe çaldığını gösteren güzel bir hikaye. Onun içindir ki her zaman Allah'dan hayırlısını istemek lazım, her şeyi iyi tarafından istemek lazım. İsterken kendi egomuzdan ve nefsimizden sıyrılarak istemek lazım
#05.02.2006 15:07 0 0 0
  • Doğru söze ne denir ki. Ama asıl iş vermekde... verdiğini zannetmek pek fayda getirmiyor ki
#05.02.2006 15:03 0 0 0