£fenDi

£fenDi

Üye
12.03.2007
Çavuş
1.066
Hakkında

#08.01.2008 01:00 0 0 0
#08.01.2008 00:57 0 0 0
  • Sual: Haramdan sakınmak mı, yoksa farzı yapmak mı daha sevabdır?



    CEVAP
    Bir haramdan sakınmanın sevabı, bir farzı yapmanın sevabından kat kat çoktur. Haramdan sakınmak, farzı yapmaktan önce gelir. Zararlardan kaçmak, iyi, faydalı şeyleri yapmaktan daha önce gelir. Mekruhtan sakınmak, sünnet işlemekten önce gelir. Günahtan kaçmak ibadet yapmaktan önce gelir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

    (Küçük bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) [R.Nasıhin]

    (Az bir haramdan kaçmak, 80 bin nafile hac sevabından efdaldir.) [Deylemi]

    (Haramdan sakınan kimse ile oturmak ibadettir.) [Deylemi]

    (Ahirette, helal kazancın hesabı, haram kazancın da azabı vardır.) [İ. Ahlakı]

    (Duanızın kabul olması için helal lokma yiyin! Çok kimsenin yediği ve giydiği haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul olunur?) [Şir'a]

    Muhammed Masum-i Faruk hazretleri buyuruyor ki:

    (Teberri etmedikçe, tevelli olmaz. Yani günahlardan uzaklaşmadıkça, dostluk, yakınlık olmaz. Farzları herkes yapabilir; ama haramlardan herkes kaçamaz. Ancak salihler kaçar. İyi olan da, kötü olan da, iyilik yapabilir. Kötülük yapmamak ise, ancak Allah adamlarının özelliğidir. Sıddıklar günah işlemez.)

    Haram işleyerek farz yapılmaz. Farzla haram bir araya gelince, yani farzı işlerken haram işlemek mecburiyeti olunca, haram işlememek için farz, duruma göre terk veya tehir edilir. Üstünde çok necaset bulunan kimse, avret yerini açmadan veya başka bir sebeple temizlemesi mümkün değilse, başka elbisesi de yoksa o haliyle kılar, çıplak kılmaz. Temiz elbise bulduktan sonra da artık o namazı iade etmez. Hatta temizleme imkânı olsa; ama yanında yabancılar varsa, temizlemeden namazını kılar. Çünkü başkalarının yanında avret yerini açmak yasak, necaseti temizlemek ise emirdir. Emir ile yasak bir araya gelince, yasaktan kaçılır. Yani avret yeri açılmaz. Bir emri yapmak, bir haramı işlemeye sebep olursa, haram işlememek için, o emir terk veya tehir edilir.

    Haramların terkinde sadece tasdik yani bunlar haramdır diye inanmak ve kaçınmak vardır, amel yoktur. Farzlarda ise, tasdikle beraber ameli de yapmak vardır. Amel terk edildiği için günahı daha fazladır. Başka bir ifadeyle, farzları yapmayan ameli terk ettiği için, haram işlemekten daha büyük günaha girer. İçki içen sadece bir haram işlemiş olur. Namaz kılmayan ise, çok ameli terk etmiştir.

    Zarardan kaçınmak, fayda vermekten önce gelir. Yani bir yanlış yapmamak, bin iyilik yapmaktan önemlidir. Bir yanlış, bin doğruyu götürür. Bin tane iyilik yaparsın hiç söylenmez, bir yanlış yaparsın bütün insanlar ondan bahseder. Herkes seni yanlışınla hatırlar. Bir fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha fenadır. Fitne demek, senin bir işinden, bir sözünden Müslümanların zarar görmesidir.
#06.01.2008 23:27 0 0 0
  • Konu: Evlat katili
    Hülya hanım, emekli bir öğretmendi. Sabah gazete okumak, günlük haberleri öğrenmek, belli yazarların köşe yazılarını takip etmek, onun en büyük zevki idi. Yıllarca çalıştığı için sabahları gazete alıp okumaya fırsat bulamıyordu; ama artık emekli olmuştu ve daha önce isteyip de yapamadığı birçok şeyi yapabilecek zamanı vardı. Hep gıpta etmişti karşı komşusuna. Sabah, abone oldukları gazeteleri kapılarına geliyordu. Kendisi işe giderken, komşusu da, kapıdan gazetesini almak için kapıyı açtığında, karşılaşıyorlardı. Yaz tatilinde komşusu olmadığı için, gazeteyi onun almasını istediklerini söylediklerinde, ne kadar da mutlu olmuştu. İşte o zaman tanışmıştı Türkiye gazetesiyle. Bu gazeteyi okumadan hiçbir işe başlamıyor, okumadığında da, kendinde eksiklik hissediyordu. En çok da dini sayfası, onun ilgisini çekiyordu. Birçok dini meseleyi buradan öğrenmişti. Şimdi dininin emirlerini yerine getirmeye çalışıyordu. Daha önce kendisine hiç öğretilmeyen, ne kadar çok şey olduğunu anladı. Duymadığı, bilmediği bu önemli meseleleri öğreniyor, öğrendikçe de kıymetli olan zamanını boşa geçirdiği için hayıflanıyordu.

    O gün her zaman ki gibi gazetesini almış okurken ilk sayfada bir haber gördü:

    "Gazetemiz 39 yaşında..."

    Demek 39 yıl olmuş, diye düşündü. Gazeteye bir tebrik ve teşekkür mektubu yazmaya karar verdi. Mektubu yazıp postaladı. Gazete yetkilileri mektubu alıp okuduklarında çok duygulandılar. Gazetede, bu mektubu yayınlamaya karar verdiler. Mektup şöyle idi:

    Pek muhterem gazete yetkilileri,

    Öncelikle gazetenizin 39. yılını kutluyorum ve kıyamete kadar hizmetlerinizin devam etmesini Allahü teâlâdan niyaz ederim. Efendim, ben gazetenizle 5 yıl önce komşum vesilesiyle tanıştım, sonra da vazgeçemez hale geldim. Bu gazeteyle hayatım, dünyam, her şeyim değişti. Siz bana öyle büyük bir iyilik yaptınız ki, bu iyiliği ana babamdan görmedim. Siz bana sonsuz saadet kapısını açtınız. Sizlere, en büyüğünden en küçük birimde çalışan dağıtıcı arkadaşlara kadar, teşekkürü bir borç biliyorum. Yüce Rabbime benim gibi, birçok insana da faydalı olmanız için, hep dua ediyorum ve hizmetlerinizin devamını diliyorum. Efendim, aslında size hayat hikâyemi anlatarak vaktinizi almak istemiyorum; ancak benim gibi başka insanlara örnek olması için ve de size minnettarlığımın ölçüsünü anlatmak için kısaca bahsetmek istiyorum.

    Bendeniz ailemin tek çocuğuyum. Anne ve babam okumuş yüksek tahsil yapmış kariyer sahibi hatırı sayılır insanlardı. Beni de, kendileri gibi kariyer yapmış, modern, kültürlü birisi olarak yetiştirmek için çok uğraştılar. Görgü ve kültürümün artması için dış ülkelere tatillere gönderdiler. Özel hocalar tutarak, piyano dersi aldırdılar. Özel öğretmenler, özel okullarda okuttular. Her şeyin en iyisi, her şeyin en güzeli, en özeli benim olmalıydı, beni çok sevdiklerini söylüyorlardı; ama işleri çok olduğundan hiç benim yanımda bulunamıyorlardı. Yalnız büyüdüm yalnızım diye şikâyet edecek olsam, (Arkadaşlarını al diskoya git, arkadaşlarını al bara git eğlen) derlerdi. Kısacası, şımarık büyüdüm. Kimseleri beğenmedim, kimselerle geçinemedim, hiç kimse benim dengim olmadığı için evlenemedim. Kendimi öyle beğeniyor, öyle kültürlü ve görgülü zannediyordum ki, herkesi küçük görüyordum. Yanımda olan ve arkadaş bildiğim kimseler sırf imkânlarımdan faydalanmak için benimle arkadaş göründüler. Fakirlere ise hiç tenezzül etmez, onları cahil ve yobaz olarak görürdüm. Eğlence diye yaptığım şeyler hatırama geldikçe, kendimden utanıyorum. Annem ve babam, belki bana her şeyi verdiklerini zannettiler. Aslında hiçbir şey vermediklerini sizin gazetenizden öğrendim. Anne ve babamı bir yılbaşı partisinden, içkili bir halde eve dönerlerken geçirdikleri trafik kazası sonucunda kaybettim.

    Düşünüyorum da, bir insanın ana babası ona eğer dinini, dinin emirlerini öğretmediyse hiçbir şey öğretmemişler demektir. Ben, bizi yaratanın olduğunu, onun bir olduğunu ve peygamberi olduğunu sizden öğrendim. Namazın, orucun, zekâtın farz olduğunu sizden öğrendim. Şükürler olsun ki, beni yaradan bana acımış, ailemin göstermesi gereken merhametin daha büyüğünü bana göstererek, dinimi öğrenmemi ve yaşamamı bana nasip etmiş. Ailem kendileri ölmeden önce, beni öldürmüş aslında, yani evlat katili olmuşlar. Bütün ana babalar evlatlarına dinlerini öğretsinler. Çünkü yurt dışında yaşamak, zengin olmak, iyi eğitim almak insana, dinini bilmedikçe bir şey kazandırmıyor, aksine yoldan çıkarıyor. Bütün ana babalara yalvarıyorum, lütfen çocuklarınızı öldürmeyin, evlat katili olmayın, dinini öğretmeyecekseniz evlat sahibi olmayın. Evladına dinini öğretmeyenler onu ebedi ateşe atmış, yani evlat katili olmuşlar demektir. İşte benim gerçek ana babam bana dinimi öğretenler, beni ebedi ateşten kurtaranlardır. Sanırım niçin size bu kadar minnettar olduğumu anlamışsınızdır.

    Nice 39 yıllara efendim. Evladınız Hülya.
#06.01.2008 23:19 0 0 0
  • * U şeklinde bir tüpe su konursa, su gider gelir ve iki taraf da eşitlenir. İşte Müslümanlar da, bir araya geldikleri zaman birbirlerinin kalblerine nur akar. Aynı birleşik kaplar gibi. Onun için kötü insanlarla bir araya gelmemelidir. Onlara nur gitmez, onlardan zulmet gelir. Peygamber efendimiz İslamiyet'in ilk zamanlarında kabir ziyaretini yasaklamışlardı. Çünkü o zamanlar vefat edenler Müslüman değildi. Ama ne zamanki Müslümanlar da, vefat etmeye başladı, izin verdiler. Mesela din kitabını okurken de, yazanın kalbindeki nurlar birleşik kaplar usulü gidip gelmeye başlar. Bu yüzden, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyüklerin kitaplarını okumalı. Bir kişi kitap okursa, kitap okumuş olur. İki kişi okursa sohbet olur ve yine nurlar gidip gelmeye başlar.

    Bir velinin kalbindeki nurlar da böyledir. O zatı tanıyan ve seven çok feyz alır. Tanımayan, Afrika'nın ortasında birisi de feyz alır. Ama tanıyıp inkâr eden, kapısının önünde de dursa feyz alamaz. Feyz vermek o zatın elinde değildir. Kendiliğinden akar. Ama üç kişi bu feyzi alamaz:

    1- Kâfirler,

    2- İnkâr edenler,

    3- Şüphelenip imtihan edenler.

    Şah-ı Nakşibend hazretleri (Hocasını imtihan eden melundur) buyurdu.



    * Çocuklarımızın gönlüne evliya ve büyüklerin sevgisini yerleştirmeliyiz. Onlara devamlı büyüklerden mesela İmam-ı Rabbani hazretlerinden, Abdülkadir-i Geylani hazretlerinden bahsetmeliyiz. Onların sevgilerini mermere işler gibi kalblerine yerleştirmeliyiz. Böyle olursa, onların imanı, mermere kazınır gibi olur. Yoldan çıkmazlar, yollarını kaybetmezler.



    * Ramazan-ı şerifin her günü müminler için bayramdır. Bu günlerin kıymetini bilip değerlendirenin bütün bir senesi bereketli geçer.



    * Ehl-i sünnet âlimlerinin bir kitabını mesela İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubatını birine vermek demek, onu kulağından tutup Cennete koymaya çalışmak demektir.



    * İbadet edenin göğsünü kabartmasından, günah işleyenin günahı sebebiyle kalbinin kırık olması, pişmanlık içinde bulunması daha iyidir.



    * İslamiyet'te bir kişinin eli kalkar, bir kişinin eli iner. O kişi de emirdir.



    * Bir beldeye gelince önce camiye gidilmesi sünnettir.



    * Ya büyükleri kalbde tutmalı veya onların kalbine girmeli.



    * Önünüze engel çıkarsa, bunu aşmaya uğraşmayın, yanından dolaşın.



    * Sükût ikrardan gelir.



    * Evlada yapılan iyilik veya kötülük babaya yapılmış demektir.



    * Hayırlı işlerde sıkıntı çok olur.
#06.01.2008 23:12 0 0 0
  • Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

    Bir kimse Peygamberlerin yaptığı ibadetleri yapsa, fakat üzerinde bir kuruş kul hakkı bulunsa, bu bir kuruşu ödemedikçe, Cennete giremez.

    Kul hakkı çok mühimdir. Allahü teâlâ her türlü günahı affedebilir; ama kul hakkıyla gelmeyin buyuruyor. Kul hakkıyla gidenin, işi adalete bırakılır. Adaletin ne şekilde hüküm vereceği belli olmaz. Allah korusun, çok kimse ümitle gider de, hâli perişan olur.

    Size haksızlık eden, zulmeden, malınızı mülkünüzü gasp eden aslında size iyilik etmiştir. Eyvah onların haline! Sen mazlum, onlar zalim. Alan düşünsün! Ahirette zalim ağlayacak, mazlum gülecek. Zalim verecek, mazlum alacak.

    Günahı çok olan, ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını dağıtsın.

    Kendisine himmet gelen kimse, yerinde duramaz.

    Fakirlere verilen sadaka, namazdaki kusurları giderir.

    Cenab-ı Hak, Ramazan orucunun karşılığı ile iftiraya uğrayan kullarının ecirlerini hesapsız vereceğini vaat ediyor. Merhametlilerin en merhametlisi olan Allahü teâlânın kereminin sonsuzluğuna bakın ki; mümin kullarının hesaplarını sevab günah tartısıyla ölçmenin yanında, kulun lehine olarak iki kapıyı ardına kadar açık bırakıyor. Hâlbuki sevablarla günahların yazılışlarında bile, kulun lehinde hareket edilir. Bunları tespitle görevli melekler, kulun hayırlı bir iş murat edip de, yapamaması halinde bile sevab yazarken; kötü bir düşünceyi ise, ancak fiile döktükten sonra kayda geçirirler.

    Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri anlatır:

    Bir defa cihanın süsü ve kâinatın efendisi olan Peygamber efendimizi rüyada görmekle şereflendim. Yan yana uzanmış yatıyorduk. O kadar yakındık ki, mübarek nefesi yüzüme geliyordu. Bu esnada susadım. İmam-ı Rabbani hazretlerinin oğulları, orada idiler. Resulullah, onlardan su getirmesini emretti. (Yâ Resulallah, onlar benim pîrimin oğullarıdır) diye arz ettim. (Onlar söz dinler) buyurdu. Onlardan biri, kalkıp su getirdi. Kana kana içtim. Sonra, (Yâ Resulallah, İmam-ı Rabbani müceddid-i elf-i sani hakkında ne buyurursunuz?) diye arz ettim. (Ümmetimde onun bir benzeri yoktur) buyurdu. (Yâ Resulallah! Mektubat'ı, mübarek nazarlarınızdan geçti mi?) dedim. (Eğer ondan hatırladığın bir yer varsa oku) buyurdu. Ben de, Allahü teâlâ için, (O, verâ-ül-verâ, sonra yine verâ-ül-verâ'dır, yani Allahü teâlâ ötelerin ötesidir. Akıl, neyi düşünür ve neyi tasavvur ederse, O değildir) yazdığını söyledim. Resulullah efendimiz bunu çok beğendi, (Tekrar oku!) buyurunca, tekrar okudum. Bu ifadeleri çok güzel buldu. Bu hâl, epey bir müddet devam etti.

    Sabah olunca, büyüklerden bir zat erkenden gelip bana, (Ben bu gece rüyamda sizin bir rüya gördüğünüzü gördüm. O rüyayı bana anlatır mısınız?) dedi. Ben de, anlattım. Çok beğenip, hayret etti. Ben gördüğüm bu rüyada, Resulullah efendimizin mübarek nefesinin ve sohbetinin bereketiyle, kendimi tamamen nur ve huzur içinde buldum. Uyanık iken ele geçen şeylerden daha çok bereketli olan bu rüyanın bereketiyle, günlerce acıkmadım ve susamadım.
#06.01.2008 23:08 0 0 0
  • @MiZaNsEn adlı üyeden alıntı:
    işte ftp den sildin o yüzden forumda resimleri bulamadıı için x çıkartıor...

    forumhome_forumbit_level1_nopost templatesindeo resmin verilmiş olduqu isme bak bakalım bulaiblcekmsin varsa ordan da kaldır srun hallolucaktır...muhtemelen

    Orijinali Göster...
    işte ftp den sildin o yüzden forumda resimleri bulamadıı için x çıkartıor...

    forumhome_forumbit_level1_nopost templatesindeo resmin verilmiş olduqu isme bak bakalım bulaiblcekmsin varsa ordan da kaldır srun hallolucaktır...muhtemelen


    Yok Orda 'da Arattırdım Ama Bulamadı Cümleler İçerisinde Arattım Yine Olmadı Temalar İçerisinde Arattım Yine Bulamadı...
#05.01.2008 00:44 0 0 0
#05.01.2008 00:12 0 0 0
#05.01.2008 00:11 0 0 0
#05.01.2008 00:08 0 0 0
#04.01.2008 02:01 0 0 0
  • @MiZaNsEn adlı üyeden alıntı:
    Yeni yazıları yani gifleri sanırım forum ayarlarından yapılmıs...

    ACP=Forum Seçenekleri=Forumları düzenle de Forum isminden sonra herhanqi bir resim yolu verilmşmi.. Bak.

    Yada o resimlerin üzerine sağ tıkla özelliklerden bak.Eğer www.siteadi.com/images/resim.gif şeklinde bi adres qörrsen FTP de dir verdiği uzantıdan kaldr hallolucaktır...

    Not : Evet dediqim qibi resimler FTP den atılmış... FTP ye gir Ve şu adresteki yolu takip et..

    http://kurbanolurum.ku.funpic.de/images/statusicon/forum2_old.gif
    Klasörü aç
    Bu Klasörüde aç
    Bu Resimi SiL

    Hallolucaktır ;)




    Orijinali Göster...
    Yeni yazıları yani gifleri sanırım forum ayarlarından yapılmıs...

    ACP=Forum Seçenekleri=Forumları düzenle de Forum isminden sonra herhanqi bir resim yolu verilmşmi.. Bak.

    Yada o resimlerin üzerine sağ tıkla özelliklerden bak.Eğer www.siteadi.com/images/resim.gif şeklinde bi adres qörrsen FTP de dir verdiği uzantıdan kaldr hallolucaktır...

    Not : Evet dediqim qibi resimler FTP den atılmış... FTP ye gir Ve şu adresteki yolu takip et..

    http://kurbanolurum.ku.funpic.de/images/statusicon/forum2_old.gif
    Klasörü aç
    Bu Klasörüde aç
    Bu Resimi SiL

    Hallolucaktır ;)





    Selamun Aleykum Kardesim dediklerini Yapt1m Ama Olmad1 x isareti Cikiyor...
#04.01.2008 01:54 0 0 0
  • noimage

    Selamun Aleykum Arkadaşlar ßen ßu Resimde 'ki Yeni Yazan Resimleri Nasıl Ve Nerden Kaldırabilirim...

    ßirde Saat Yazan Yerin Yanında 112007 01:32 AM Diye Çıkan Yazıyı Nasıl Degiştirebilirim...

    Yardımcı Olursanız Sevinirim..
#01.01.2008 22:46 0 0 0
#23.12.2007 19:21 0 0 0
#20.12.2007 00:58 0 0 0
#20.12.2007 00:34 0 0 0
  • @AZRAA adlı üyeden alıntı:
    ellerine ve emeğine sağlık. paylaşımın için teşekkürler.çok güzel resimler.
    Orijinali Göster...


    Selamun Aleykum ßen Teşekkür Ederim Paylaşım Yapabildiysem ne Mutlu Bana...
#20.12.2007 00:22 0 0 0
#20.12.2007 00:21 0 0 0
#20.12.2007 00:19 0 0 0