fetihnesli

fetihnesli

Üye
28.01.2009
Er
188
Hakkında

  • allah katında tek din islamdır...

    bir müslüman böyle inanır...

    çünkü bu bir ayettir...

    allah rahmandır, bu dünyada müslüman dinsiz ayrımı yapmadan herkese rızık verir...

    ancak ahirette yanlızca müslümanlara nimet verecek, buda rahim isminin manasıdır...

    zalimler için yaşasın cehennem...

    cennet ucuz değil, cehennemde luzumsuz değildir...

    diyalogçular tutturmuşlar dinler arası diyalog diyorlar...

    islamdan başka din mi var ki aralarında diyalog kurulsun...

    müslümandan başkada cennete girecek yoktur vesselam...
#29.01.2009 12:32 0 0 0
  • azınlıkların kurduğu zaralı cemiyetler ile ilgili bilgiye ihtiyacım var...

    net amca bana bu konuda yeterli bilgiyi vermedi...

    ne kadar çok çeşitli bilgi ve kaynak olursa benim için o kadar faydalı olacak...

    mavri mira, pontus, alyans ve benzeri cemiyetler hakkında paylaşımlarınızı bekliyorum.
#29.01.2009 12:05 0 0 0
  • recep tayyip erdoğan bop projesinin eş başkanıdır...

    2004 yılında amerika yahudi lobisi tayyip beye üstün cesaret ödülü vermiştir...

    ödül meselesi ile ilgili bilgiyi güncel haberler bölümünden edinebilirsiniz...

    o ödülü geri ver başlıklı bir konu açılmıştır...
#29.01.2009 11:56 0 0 0
#29.01.2009 11:47 0 0 0
  • MUHTEREM ve afif (iffetli) İslâm hanımlarına: Selam ve ihtiramlarımı (saygılarımı) takdimden sonra... Tesettür konusunda sakın kâfirlerin, fâcirlerin, münafıkların ve mürtedlerin sözlerine, yönlendirmelerine uymayınız. Yüce dinimizin muhkem (kesin), müttefakun aleyh (üzerinde birleşilmiş) hükümleri, farzları, haramları bellidir. Bunlar muteber ve güvenilir din kitaplarımızda açıkça yazılıdır. Hepsinin Kur'an'da, Sünnette delilleri vardır. Hepsi icmâ-i ümmetle te'yid edilmiştir.

    Bu devirde birtakım insanlar dinimizin tesettür emrini bozmaya, çarpıtmaya, değiştirmeye, çığırından çıkartmaya çalışıyor. Onlar insî şeytanlardır. Onlara uyanlar çok aldanır, çok zarar ve ziyan ederler.

    Peygamberimiz tesettür konusunda ne demişse, ne emr etmişse, neyi yasaklamışsa doğrudur, haktır. Sakın O'na muhalefet etmeyesiniz.

    Yüce Peygamberimiz kadınların saçlarını deve hörgücü gibi topuz yapmalarını kesin olarak yasaklamıştır. Bu konuda çok güvenilir, çok sağlam, çok muteber din kaynaklarında bilgi bulunmaktadır.

    Başını örten bir Müslüman kadın, Peygamberin yasakladığı bir şekilde örtünemez. Resûlullah, deve hörgücü gibi topuz yapılmayacak diyorsa, ona uyulacaktır.

    Bu konuda birkaç hadîs-i şerif bulunmaktadır. Biri, Sahih-i Müslim'dedir. Meali şöyledir

    "Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, ben onları henüz görmedim (ileride zuhur edeceklerdir). (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler... (İkinciler) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah'a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet'e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet'in kokusu şu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir." (Hadîs-i şerifin râvisi, Ebû Hureyre radiyallahu anh hazretleridir.)

    Dinî bir konuda kesin emir ve yasak varsa biz Müslümanlar bunları tartışamayız. Ancak dinsizler, münafıklar tartışır. Sakın onlara uymayalım.

    Mürtedlerin din hakkında konuşmaya hiçbir hakları ve salahiyetleri yoktur.

    Bu devir rant devridir. Birtakım adamlar dinî konuları, değerleri, hükümleri, kurumları kendi âdi çıkarlarına âlet etmektedir. Dine, Şeriata, fıkha, ahkâm-ı İslâmiyeye, sünnete uygun tesettür kıyafetlerinin yapılması ve satılması elbette caizdir ama bu saydıklarımın dışında kalan dine aykırı sahte ve çarpıtılmış tesettür kıyafetlerinin ticaretinde büyük günah ve vebal vardır.

    Dün mayo ve deniz kıyafetleri teşhir eden mankenler kiralanıyor, bugün onlara din dışı tesettür giysileri teşhir ettiriliyor.

    Manken başına renkli bir bez örtmüş... Takmış takıştırmış, sürmüş sürüştürmüş... Podyumda kırıta kırıta, şehevî arzuları kamçılayacak bir şekilde yürüyor... Böyle tesettür olmaz. Bu tesettür değil, anti-tesettürdür.

    Tesettür konusunda Yüce Allah ayet indirmiştir. Yüce, peygamber (salat ve selam olsun O'na) bu konuda ümmetine talimat vermiştir. Peygamberin vekilleri, vârisleri, halifeleri olan rabbanî ve 'âmil ulema, fukaha, müctehidîn-i kiram âyetleri ve hadîsleri yorumlamışlar ve Yüce Şeriatın hükümlerini ortaya koymuşlardır.

    Alnı ömürlerinde bir kere secdeye varmamış birtakım politikacılar, gazeteciler, yazarlar, düşünürler (veya düşünmezler) bu gibi dinî konuları mıncıklamasınlar. Onlar uzmanı olmadıkları bu konularda konuşamazlar, yazamazlar. Konuşup yazsalar bile fikirlerinin, görüşlerinin, hükümlerinin hiçbir kıymeti yoktur.

    Şazz fikirli mezhepsizlerin, bid'atçilerin, Kitab ve Sünnet dairesi dışındakilerin de bu konulardaki fikir ve görüşlerini dinlemeyiniz, fetvalarına, ruhsatlarına önem vermeyiniz,

    Birtakım hafif akıllı kadınlar ve kızlar (aklı başında olanları tenzih ederek yazıyorum) tesettür konusunda doğru yoldan çıkmışlardır.

    Zamanımızda "başları örtülü çıplaklar" vardır.

    Ciddî ve vakarlı bir İslâm hanımı ve kızı, erkeklerin şehvet bakışlarını çekecek kıyafetlere bürünemez.

    Vücut hatlarını gösteren ince elbiseler giymek haramdır.

    Meydanlarda, caddelerde, toplu taşıma vasıtalarında, umuma açık yerlerde İslâm kadınlarının ve kızlarının çıngıraklı kahkahalar atarak dikkat çekmeleri terbiyeye ve görgüye aykırıdır.

    Tesettürün iffet ve haya ile birlikte olması gerekir. Tesettür ile bayağılık, pespayelik, adilik bir yerde olmaz.

    Ben kendimden konuşmuyorum, yazdıklarım muteber ve güvenilir din kitaplarında vardır.

    Fâsıkların, fâcirlerin, reformcuların, mürtedlerin iğvalarına (aldatmalarına) kanmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz.

    Kur'an ne diyorsa doğrudur. Peygamber ne demişse doğrudur. Rabbanî ve 'âmil din âlimleri müttefakun aleyh konularda ne yazmışlarsa hepsi doğrudur. Teferruata (ayrıntılara) ilgili konularda bazı farklı görüşler ve yorumlar vardır. Kitaba, Sünnete, icmâya aykırı olmamak şartıyla onlar da geniş bir rahmettir.

    Şeriat, saçlar deve hörgücü gibi topuz yapılmayacaktır diyorsa, o yasağa uymalıyız.

    İslâm düşmanları bu konularda istedikleri kadar zırlasınlar. Kulak asmayalım, okumayalım, önem vermeyelim. Onların ekmeklerine yağ sürmeyelim. Onlar tesettür konusunda ahkam kesmeyi bıraksınlar da, TC'li resmî vesikalarla kadınlara fuhuş yaptırılmasının, bu fuhuş karşılığında makbuz almanın, KDV ve gelir vergisi ödemenin uygarlığa, kadın haklarına ve haysiyetlerine, ahlâka ve fazilete uygun olup olmadığı konusunda cevap versinler.

    Hiç ses çıkartmadıklarına göre bu uygulamayı beğeniyorlar ve doğru buluyorlar her halde...

    Ehemmi Mühimme Tercih Etmek

    Evrensel hikmet/bilgelik ilkelerinden bîri de "ehemmi mühimme tercih etmektir", yani en önemli olanı, önemli olandan öne almaktır. Yeterli din ve dünya ilimleri edinmemiş kimseler, bu ilkeyi bilmedikleri için ömürlerinin kıymetli günlerini, haftalarını, aylarını ve yıllarını hiçbir faydası olmayan boş şeylerle, gevezelik ve zevzekliklerle, dedikodularla geçirirler.

    Günlük politika dedikodularının ne dünyaya ne âhirete faydası vardır. Bundan 125 sene önce insanlar Filan Paşa şöyle yaptı. Hariciye Nazırı şu toplantıya katıldı. Falan Vezir azl edildi, Feşmekan Zat Şeyhülislam oldu gibi konuşmalar yapıyorlardı. Şimdi onların adlarını bilen kalmadı. Bugün, çok önemli sandığımız günlük taze ve meraklı dedikodular da bir müddet sonra böyle olacaktır.

    Bir Müslüman için çok önemli konular nelerdir?

    1. Sahih itikad sahibi olmak.

    2. Bu sahih itikadı korumak.

    3. Ömrünün ölümüne iman ile bitişmesi için çalışmak.

    4. Çıkacağı uzun, çetin, tehlikeli, ahiret yolculuğu için azık toplamak.

    5. Kendisini kurtaracak derecede faydalı, lüzumlu, değerli, bilgileri öğrenmek.

    6. Bu bilgileri hayatına uygulamak.

    7. Hayır hasenat yapmak.

    Kendilerini dindar zanneden öyle Müslümanlar görüyorum ki, hafıza dağarcıklarında binlerce boş isim, konu, referans var; lakin Allahü Teala'nın 14 sıfatını ezberlerine almamışlar.

    Öyle sahte sofular görüyorum ki, kendi cemaat büyükleri tenkid edilince dehşetli ve ölçüsüz tepki gösteriyorlar, aşırı şekilde öfkeleniyorlar, sövüp sayıyorlar. Lakin Peygamber Efendimize (Salat ve selam olsun O'na) hakaret edilince hiç tınmıyorlar, savunmuyorlar, gereken tepkiyi göstermiyorlar. İşte böyleleri, ehemmi mühimme tercih edemeyen dengesizlerdir.

    Gevezelerin ve zevzeklerin çok önemli çok değerli, çok hayatî sandıkları nice aktüel konu vardır ki, iki rekatlık bir sünnet namazının binde biri kadar önem taşımaz.

    Müşriklerin, kâfirlerin, münafıkların, mürtedlerin saçma sapan şeytanî ve saptırıcı gündemlerine itibar etmeyelim. Ehem ve mühim olan konuları, bırakıp, faydasız, fuzulî, zararlı konularla ömrümüzü ve vaktimizi israf etmeyelim,

    Ehem ve mühim şeyler hangi kaynaklarda yer almaktadır:

    Kur'an'da, Sünnette, fıkıhta, şeriatta, ahkâm-ı sultaniyye'de, ahlâk ve tasavvufta...

    mehmet şevket eygi
#29.01.2009 11:28 0 0 0
  • Bütün ilimler İslâmî ilimlerdir. Tabiatı yaratan Allah, Peygamberlere kitaplar gönderen de Allah'tır.

    müfessir, Allah'ın kelâmını tefsir ederken, fizik, kimya, biyoloji, astronomi, deniz bilimleri, madenler, ormanlar ve top yükün yaratılanlarla ilgilenen ve o tabiattaki kanunları keşfetmeye çalışanlar da Rabbimizin tabiata koyduğu kanunları keşfettiklerinden İslâmî ilimlerle meşgul oluyorlar demektir.

    Onun içindir ki daha önce geçen ilim adamlarımız insanlık ailesinin ihtiyacı olan ilim dalları için "Farz-ı kifaye" dir, yani o toplumun ihtiyacını giderecek kadar ilim adamı yetiştirmek toplumun bütün bireylerine farzdır. Ancak bu ihtiyacı birkaç kişi karşılarsa diğerlerinin üzerinden farzı yerine getirme sorumluluğu düşer demişler.

    Herhangi bir farzı yerine getirmek insana sevap kazandırdığı gibi insanların işlerini kolaylaştıran, sağlıklarını koruyan her türlü ilim dalında çalışma yapanlar da sevap kazanırlar.

    Bir şartla ki o da, tabiatı yaratanın Allah olduğunu bilecek, tabiata kanunlar koyan o Allah'ın insanların işlerini düzene koymak için kitaplar gönderdiğini ve en son kitabın Kur'an olduğunu kabul edecek.

    Tabiatta yüz küsur elementten, milyarlarca ayrı şeyler Yaratan Allahımız, 29 harften de altı bin küsur ayet indirmiştir.

    Onun içindir ki Kur'an-ı Kerim'in 114 suresinden 29 surenin başında Elif-Lâm-Mîm gibi harfler vardır ve 29 harften 14'ü surelerin başında gelmiştir. Harfle başlayan her surenin ilk ayetleri Kur'an'ı tanıtarak başlar.

    Harflerle başlamasının hikmetlerinden biri de "Buyurun bu Kur'an sizin bildiğiniz bu harflerden meydana gelmektedir. Eğer bu Kur'an, Allah kelâmı değil de bir insan sözü ise buyurun bu bildiğiniz harflerle bir sürede siz getirin" anlamınadır.

    Tabiattaki elementleri biliyoruz. Hangi maddenin içinde hangi elementler ne oranda onu da ilim adamları biliyor. Ama bu elementleri birleştirerek biz aynı şeyi elde edemiyoruz.

    Kur'an ayetlerini meydana getiren harfleri biliyoruz ama bu harflerden Kur'an'ın bir benzerini bugüne kadar çalışma yapanlar aleme maskara olmaktan başka bir şey yapamamışlar.

    Lokman hekim, Hipokrat ve İbn-i Sina hepsi kendi çağının hastalıklarına bu tabiatta var olan şeylerden ilaç üretmişler.

    Çağdaş eczacılar da aynı tabiattan kendi çağının hastalıklarına ilaç bulduğu gibi, Kur'an ayetlerinden de her çağın alimleri kendi çağının ilacını bulması gerekir.

    Hastaya günlerce hastalık üzerine laf etmek yerine doktorun tavsiye ettiği bir hapı vermek daha faydalı olduğu gibi, günümüz krizleri, bunalımları, yolsuzlukları, ahlaksızlıkları üzerine günlerce yazı yazıp, laf üretmek yerine neyi nasıl yapacağımızı Kur'an eczahanesinden alarak önce kendimizi, sonra çevremizi ve sonra bütün insanlığı kurtarmaya çalışmamız daha iyi olur.



    mahmut toptaş
#29.01.2009 11:25 0 0 0
  • Konu: Müslüman
    Müslüman, tek Allah'a iman ettiğinden, Tevhid üzere olduğundan ikilik yapmaz, ayırıcı değil, birleştirici olur.

    Müslüman, ahirete iman ettiğinden, dünyanın ahiretin tarlası olduğunu bildiğinden tarlasında, fabrikasında, işinde, dairesinde, kışlasında, karakolunda, okulunda hep iyi şeyler yapar ve ahirette iyilikler derer.

    Haram yemez, yalan demez.

    Müslüman, bütün kitaplara iman ettiğinden kitap sahibi herkes ona saygı duyar.

    Son kitap Kur'an-ı Kerime göre hareket ettiğinden her Âdemoğlunun canının, malının, namusunun, aklının, dininin, neslinin korunması için elinden geleni yapar.

    Müslüman, meleklere iman ettiğinden, yirmi dört saat meleklerin kendisini izlediğine, her söz ve hareketini kayda aldığına inandığından eline, diline, beline sahip olur.

    Onun için tele kulaktan, fişlenmekten çekinmez.

    Müslüman, bütün peygamberlere iman ettiğinden ve hiçbirini dışlamadığı gibi her gün yatsı namazının ardından "Lâ nüferriku beyne ehadin min rusülih, biz, Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız" diyerek bütün dünyaya mesaj sunduğundan her dinden insanın İslam'a girmesine yol göstermekte ve bir babadan gelen insanlığın birleşmesine katkıda bulunmakta ve kusursuz örnek Hz. Muhammed'e çağırmaktadır.

    Müslüman, kadere iman ettiğinden çalışmanın da kader olduğunu bilir, meşru mekanlarda dolaşır, verilenle şımarmaz, alınanla karamsar olmaz.

    "Allah var, keder yok" der ve yoluna devam eder.

    Yolun dikenli olduğunu, mayınlarla döşeli olduğunu bilir.

    Ama helal mıntıkasının daha geniş olduğunu da bilir.

    Şeytanların, şeytanlaşmış insanların haram tuzaklarının çok süslü danelerle örtülü olduğunu da bilir ve dikenli tarlada yalınayak yürürken dikkat ettiğinden daha dikkatli yürü.

    Mayınlı tarlada yürürken gösterdiği hassasiyetten daha hassas olur haramlara karşı.

    Kula kul olmaktan Allah'a kul olmaya yönelir.

    Gönlüne şirkin gölgesinin dahi düşmesine izin vermez.

    Haramlardan helallara gider.

    Yalanlardan doğrulara geçer.

    İçini Hak için, dışını halk için süsler.

    Her sözü duyar en güzeline uyar.

    Bütün insanları Allah'ın kulu, Hz. Adem'in çocuğu görür.

    Bütün Müslümanları ise kardeşi kabul eder ve aynı vücudun organları nasıl birbirine yardıma koşarlarsa, acılarını ve sevinçlerini paylaşırlarsa dünyadaki Müslümanları da öyle kabul eder ve tek yürek, tek bilek halinde hareket eder.


    mahmut toptaş
#29.01.2009 11:23 0 0 0