Filiz Gülsahin

Filiz Gülsahin

Üye
18.01.2005
Er
224
Hakkında

#21.04.2006 18:23 0 0 0
#06.03.2006 21:08 0 0 0
  • Konu: İlham Perim
    Canim benim cok tesekkür ederim Seni Seviyorum Ömrümün sonuna dek .....
#10.01.2006 20:53 0 0 0
  • 6. hafta: Seni Seviyorum
    6. ay: Tabii ki, seni seviyorum
    6. yil: Seni sevmezsem coktan ceker giderdim

    6. hafta: Askim ben geldim
    6. ay: Selam!
    6. yil: Annen ne yemek yapmis?

    6. hafta: Zahmet etme, ben acarim
    6. ay: Ben acayim mi kapiyi?
    6. yil: Yahu su kapiya baksaniza!

    6. hafta: Sevgilim ayse telefonda
    6. ay: Seni ariyorlar
    6. yil: Telefooooon!

    6. hafta: Zor bir cocukluk gecirmissin
    6. ay: Senin anan da cis ha
    6. yil: Ulan tam da anana cekmissin

    6. hafta: Bu yaz seni Venedik'e götürecegim
    6. ay: Tatilde Ankara'ya gitsek ne olur?
    6. yil: Niye, evin suyu mu cikti?

    6. hafta: Bu Yüzügü insallah seversin
    6. ay: Resim cercevesi aldim, herzaman lazim
    6. yil: Su parayla kendine bir sey al

    6. hafta: Hangi filimi görmek istersin?
    6. ay: Evita'ya gidelim mi ?
    6. yil: Evita'yi gör, ben cok begendim

    6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz
    6. ay: Dikkat etsene yahu!
    6. yil: Amma da sakarsin be Kadin!

    6. hafta: Ben pek bu fikirde degilim
    6. ay: Bu konuda yanlis düsünüyorsun
    6. yil: Sacma sapan konusma, Alla' sen

    6. hafta: Yaptigin yemeklere bayiliyorum
    6. ay: Bu aksam ne yiyoruz?
    6. yil: Gine mi makarna!

    6. hafta: Bir sey icermisin?
    6. ay: Bir Martini icerim
    6. yil: Gene buz koymayi unutmussun

    6. hafta: BU elbise sana cok yakismis
    6. ay: Bir elbise daha mi aldin?
    6. yil: Kac para verdin buna?

    6. hafta: Özür dileyecek bir sey yapmadin ki
    6. ay: Biraz dikkat etsene be kizim
    6. yil: Hay senin eline.....
#09.01.2006 16:32 0 0 0
  • Benim en sevdigim siir cok güzel olmus ellerine saglik ....
#09.01.2006 16:11 0 0 0
  • Konu: Adı Gül
    Bu da cok güzel olmus yüregine saglik...
#09.01.2006 16:09 0 0 0
  • Konu: Anneciğim
    Ellerine yüregine saglik güzel olmus
#09.01.2006 16:06 0 0 0
#29.12.2005 19:55 0 0 0
  • Konu: Neden Sen
    Yüregine saglik o kisi cok sansliymis senin gibi seven birisi olduguna göre ama ne yazikki anlamamis ....
#29.12.2005 19:52 0 0 0
#26.09.2005 12:46 0 0 0
  • Kalp Hastalarının Hastalıkları gereği yaşam boyu dikkat etmeleri gereken bazı kurallar vardır.

    Bunlar çoğu kez hastalar tarafından yeni bir yaşam şekli olarak algılanır. Mümkün olduğunca da uymaya özen gösterilir

    Her mevsimin kendine özgü güzelliği ve özelliği vardır. Kışın karı ve soğuğu ile yazın sıcağı ve denizi bunların başında gelir.

    Kalp Hastası olan kişi yazın ve denizini çok seviyor da olsa, kendini mümkün olduğunca sıcaktan ve yaz-deniz keyfi adına yorgunluktan korumalıdır. Bu nedenle sıcağın ve koruyucu hareketlerin sakıncalarına kısaca değinmek uygun olur.

    Sıcaklık ve Deri
    İnsanlar içinde bulundukları ortama uyum sağlamada kendilerine yardımcı olan donanımlara sahiptirler.

    Çevrenin ve kendi vücut ısınlarının durumuna uyum sağlamada deri çok önemli bir rol oynar
    Deri, damarlarının durumunu ihtiyaca göre ayarlayarak damarların genişlemesi veya damarların daralmasını sağlayarak çevrenin sıcağına uyum sağlar. Kişinin sıcağa uyum göstermesinde terleme ve titremeninde önemli bir ayarlayıcı rolü vardır.

    Deri, normal koşullarda normal ısıdaki ve istirahatteki erişkin bir insanda kalp debisinin % de 5-10'u kadar bir kan taşır. Isının artmasıyla deri kanlanması artar.
    Aşırı ısı artması hallerinde kap debisinin % 50-60'ı deriye gider. Bu gibi hallerde derinin Sempatik Vazokonstriktör sinirleri arayıcılığı ile çeşitli refleks yollar sayesinde dolaşım düzenlenmesi yapılarak kontrol altına alınır.

    Yazın aşırı sıcaklarda, sıcağa uzun süre maruz kalmakla en sık görülen aşırı halsizlik, yorgunluk hatta bitkinlik düzeyindeki tablolardır. Sıcak Çarpması (Güneş Çarpması) bu durumlardan biridir.

    Ortamın ısısının artmasıyla kişinin deri ve çeşitli organlarında oluşan temel değişiklikleri şöyle özetleyebiliriz.

    1- DOLAŞIMDA ,KANIN BÜYÜK KISMI DERİYE YÖNELDİĞİ İÇİN DERİNİN KAN AKIMI VE KAN MİKTARI ARTAR.
    2- KALB DEBİSİ VE ATIM HACMİ AZALIR.
    3- ARTERİYEL KAN BASINCI ( TANSİYON ) DÜŞER.
    4- KARIN İÇ ORGANLARININ KANLANMASI AZALIR.
    5- KASLARDA KAN AKIMI AZALIR.

    Bu değişiklikler yorgunluk yaratabilecek düzeyde güç sarfiyatını gerektiren her türlü beden-sel faaliyette daha da artar.
    Böyle durumlarda kalbin işinin artması dakikadaki atım sayısı-kasılması da artar.

    Yukarıdaki açıklamaya çalışmaya çalıştığımız özelliklerden ötürü hipertansiyonlu, kalp yetmezlikli, koroner arter hastalıklı ve tedavi altındaki hastların şunlara dikkat etmleri uygun olur.


    FAZLA SICAĞA MARUZ KALMAYINIZ.
    YÜRÜYÜŞ VE GEZİNTİLERİNİZİ SABAH ERKEN VEYA AKŞAM SERİN SAATLERDE YAPINIZ.

    GÜNLÜK SU ALIMINIZ KISITLANMIŞ BİLE OLSA,YAZIN ÇOK SICAK ZAMANLARI_DA VE AŞIRI TERLEDİĞINİZ DÖNEMLERDE SU KAYBINIZ ARTACAĞI İÇİN YETERLİ SUYUNUZU (GÜNDE ORTALAMA 2-2,5 LİTRE)

    TERLE BİRLİKTE VÜCUDUN ELEKTROLİT KAYBI, ÖZELLİKLE SODYUM (TUZ) KAYBI FAZLA OLACAĞI İÇİN-TUZ KISITLAMALI BİR REJİM İÇİNDEYSENİZ DOKTORUNUZUN FİKRİNİ ALARAK YEMEKLERİNİZE BİRAZ TUZ İLAVE EDEBİLİRSİNİZ.

    DENİZ KIYISINDA TATİLDE İSENİZ, KUMDA YATIP, GÜNEŞ BANYOSU YAPMAYINIZ. DENİZE SABAH VEYA AKŞAM ÜZERİ GİRİNİZ. DENİZDE UZUN SÜRE YÜZMEYİNİZ.

    EGER DENİZDE DALMA ALIŞKANLIĞINIZ VARSA DALMAYINIZ.

    TOK KARNINA DENİZE GİRMEYİNİZ.

    FAZLA YAGLI, KIZARTMALI, AĞIR GIDALAR YERİNE, BOL SEBZE, HAŞLAMA VEYA IZGARA, HAFİF GIDALAR TERCİH EDİNİZ. EĞER DİABETES MELLİTUSUNUZ (ŞEKER HASTALIĞI) YOKSA BOL MEYVA YİYİNİZ.

    BACAKLARINIZDA KRONİK VENÖZ YETMEZLİK (VARİS) VARSA, DENİZDE BELİNİZE KADAR OLAN BİR SU SEVİYESİNDE YÜRÜYÜŞ YAPINIZ. ASLA KUM BANYUSU YAPMAYINIZ.

    HİPERTANSİYONLU İSENİZ, TANSİYON İLACINIZ FAZLA GELEBİLİR, DOZUNU DOKTORUNUZA TEKRAR SORUNUZ.

    AŞIRI SICAKLARDA RİTM BOZUKLUKLARI OLABILİR.

    BU KURALLARA UYMADIĞINIZ TAKDİRDE HANGİ SEBEPLE MEYDANA GELMİŞ OLURSA OLSUN KALB YETERSİZLİGİNİZ KAYBOLMUŞKEN YENİDEN ORTAYA ÇIKABİLİR, HAFİFLEMİŞKEN AĞIRLAŞABİLİR.

    SÜKÜN BULMUŞ, KAYBOLMUŞ KALB AĞRILARINIZ (ANGİNA PECTORİS) YENİDEN BAŞLAYABİLİR.

    DENİZ VE SICAĞA KARŞILIK SERİN YAYLA TATİLİNİ TERCİH EDEBİLİRSİNİZ
#21.08.2005 13:31 0 0 0
  • ödem nedir - vücutta ödem nedenleri - ödem hangi hastalık belirtisidir - ödem çeşitleri


    Ödem, vücutta sıvı birikmesidir ve yaygın karşılaşılan bir sorundur. Genellikle ciddi bir hastalığın belirtisidir. Belirtileri; göz kapaklarında, ellerde ve ayaklarda şişme olmasıdır. Kişi yüzük takamaz veya ayakkabısını giyemez.

    Ödem Neden Olur ?

    Çok sayıda hastalık ödeme yol açar.

    Böbrek hastalıkları
    Karaciğer hastalıkları
    Kalp hastalıkları
    Hormonal hastalıklar
    Damar tıkanmaları
    Nedeni bilinmeyen (idiyopatik) ödem

    Ödemi olan hastalarda yukarıdaki hastalıklar araştırılmalıdır. Bu amaçla çeşitli laboratuvar incelemeleri gereklidir.

    İdiyopatik Ödem
    Bazı durumlarda ödeme yol açan bir hastalık saptanamaz. Bu durum idiyopatik ( nedeni bilinmeyen ) ödem olarak isimlendirilir. İdiyopatik ödem genellikle genç - orta yaşlı bayanlarda görülür. Adından da anlaşıldığı gibi nedeni belli değildir ancak gerginlik, fazla kilo, karbonhidrat tüketimi, bol tuzlu diyet gibi nedenler ödeme yol açabilir.

    İdiyopatik ödem korkulacak bir hastalık değildir. Hasta şişlikler nedeni ile rahatsızdır ve kendisinde ciddi bir hastalık olduğunu düşünür, bu nedenle gergin olabilir. İdiyopatik ödemin yıllarca sürmesi hastanın gerginliğini arttırır. İdiyopatik ödem tanısı, ödem yapan diğer hastalıkların ekarte edilmesi ile kolayca konur. Ödem tedavisine başlamadan önce ödeme yol açan hastalık araştırılır ve tedavi altta yatan hastalığa göre planlanır. Ödemli hastaların önemli bir kısmında tedavinin ilk şartı tuz kısıtlamasıdır. İdrar söktürücü ilaçlar şişlikleri azaltabilir ancak bu ilaçlar kesinlikle doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
#21.08.2005 13:01 1 0 0
  • Ellerine saglik cok güzel hazirlanmis ...
    Allah dileklerini kabul etsin...
#17.08.2005 19:56 0 0 0
  • Genel Bilgiler

    Kistler içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerinde izlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir. Kistler, hiç bir belirtiye yol açmayabileceği gibi;

    Yüksek tansiyon
    İltihap
    Taş
    Kanama
    Böbrek yetmezliği, gibi sorunlara da yol açabilirler.

    Nasıl Anlaşılır ?

    Böbrek kisti tanısı, ultrasonografi, tomografi gibi radyolojik yöntemlerle konur. Böbrek kistleri, böbrek kanseri ile karışabilir. Yapılan ultrasonografi, tomografi gibi incelemeler ile böbrek kisti, kanserden kolaylıkla ayrılır. Ailesel kistlerin bazılarının tanısında genetik çalışmalar da yararlıdır.
    Böbrek kistleri görülme yaşı, yerleşim yeri ve diğer belirtilerine göre sınıflandırılırlar.
    Basit kistler, zararsız ve en yaygın kist türüdür. Genellikle hiçbir belirtisi yoktur ve tedavi gerekmez. Yaşlandıkça basit kistlerin görülme sıklığı artar. Ailesel özellik gösteren kistler ise genellikle zararlıdır. Bu kistler;

    - Yüksek tansiyon
    - İltihap
    - Taş
    - Kanama
    - Böbrek yetmezliği, gibi sorunlara yol açabilirler.

    Böbrek Kistlerinde Tedavi

    Çok büyümediği sürece bu kistlere cerrahi müdahale gerekmez, eğer kistler, yüksek tansiyon, iltihap ve böbrek yetmezliğine neden olmuşsa tedavisi yapılır. Ailesel kistlerde yakın akrabalar da kist yönünden taramadan geçirilmelidir. Ailesel özellik gösteren bazı kistlerde yakın akraba evliliği mutlaka önlenmelidir.
#17.08.2005 17:29 1 0 0
  • Türkçesi "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV - 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV - 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir.

    AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır.

    HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Hastalığa ait özellikler;
    Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
    Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir
    Her yaştaki insanlarda görülebilir
    HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur
    HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir
    AIDS virüsünü kanında taşıyan kişi ya AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden toplum içinde yaşıyabilmektedir. Fakat, belli bir süre sonunda ( ortalama 2 -8 yıl ) taşıyıcı kişi, çeşitli klinik belirtiler göstererek AIDS hastası olmaktadır. AIDS hastasını bekleyen kesin son ise, ( tedavi edici bir ilaç bulunmadığı sürece ) ölümdür.

    HIV / AIDS in Bulaşma Yolları

    Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir

    Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir

    HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir

    HIV Nasıl Bulaşmaz

    El sıkışma

    Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa )

    Kucaklaşma

    Başkasının giysisini giyme ile

    Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla

    HIV bulaşması söz konusu değildir. Yiyeceklerle, aynı tabak, çatal, kaşık, bardak, aynı tuvalet ve banyoyu kullanma, telefon ve benzerlerini kullanmakla HIV / AIDS bulaşmamaktadır.Toplu taşıma araçlarında olduğu gibi ortak ve kalabalık mekanlarda bulunmakla da HIV / AIDS bulaşmaz. Sivrisinek ve her türlü böceğin sokmasıyla da HIV in bulaşmadığı kanıtlanmıştır.
    Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir.
#17.08.2005 17:23 1 0 0
  • Genel Bilgiler
    Ailevi Akdeniz Ateşi ( AAA ) sıklıkla Türklerde, Araplarda, Yahudilerde ve Ermenilerde görülen bir hastalıktır. AAA tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve eklem ağrısı atakları yapan bir hastalıktır. Ataklar genellikle 24 - 48 saat sürer. Hastalarda ataklar dışında hiçbir belirti yoktur, yani normal insandan farksızdırlar. Ailevi Akdeniz Ateşinin adından da anlaşılabileceği gibi 3 temel özelliği vardır;
    1. Ailesel geçiş: Hastalığın ortaya çıkması için anne veya babanın taşıyıcı veya hasta olması gerekir.
    2. Sıklıkla Akdeniz Bölgesi ve civarında görülmesi (Karadeniz Bölgesi de dahil)
    3. Ateş atakları yapması: Ateş ataklarına karın ağrısı, eklem ağrısı veya göğüs ağrısı eşlik eder. Karın ağrısı, akut apandisit ile karışabilir ve çok şiddetli olabilir. Bu hastaların bir kısmı akut apandisit tanısı ile ameliyat edilmişlerdir ancak karın ağrıları geçmemiştir.

    Hastalık uzun dönemde amiloidoz denen başka bir hastalığa yol açabilir. Amiloidozda vücutta değişik organlarda amiloid denilen madde birikir, bunun sonucu kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, ishal, bilinç kaybı, felç gibi sorunlar ortaya çıkar.

    AAA Nedenleri, Tanı Ve Tedavi
    Ailevi akdeniz ateşi kalıtsal bir hastalıktır. 1997 yılında hastalığa yol açan gen bulunmuştur. Bu gen, hastalığın tedavisinde mutlaka yeni ufuklara yol açacaktır.
    Kesin tanı genetik inceleme ile mümkündür ancak genetik inceleme pahalıdır ve henüz çok yaygın olarak kullanılmamaktadır. Hastanın ataklar esnasında ve atak dışı zamanlarda muayene edilmesi ve bazı laboratuvar incelemeleri ile tanı genetik inceleme olmadan da kolaylıkla konur. Tanı koyarken dikkat edilmesi gereken nokta ateş, karın ağrısına yol açan diğer hastalıkların ekarte edilmesidir.

    Günümüzde AAAnin bilinen tek tedavisi, doktor kontrolu altında kullanılması gereken Kolşisin isimli ilaçtır. Kolşisin; ateş, karın ağrısı... ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltır. Kolşisin amiloidoz gelişmesini de önleyebilir.

    Tekrarlayan ateş ve karın ağrısı atakları olan hastalar AAA yönünden araştırılmalı ve AAA tanısı alan hastalar kolşisin tedavisini aksatmamalıdır.
#17.08.2005 16:38 0 0 0
  • Saban ayi:

    Resûlullah Efendimizin (s.a.v) ayidir. Çok salavat-i serîfe söylenmelidir. Hergün 100 defa "Kevser Sûresi" okunmalidir.

    10 gün 100 defa "Yâ Latîf (c.c)"

    10 gün 100 defa "Yâ Rezzak (c.c)"

    10 gün 100 defa "Yâ Azîz (c.c)" okunmalidir.

    Berâ(e)t Gecesi: Saban ayinin 15.nci gecesidir. Gündüzü oruçlu, gecesi ibadet ve zikirle geçirilmelidir.
#17.08.2005 13:47 0 0 0
  • [list]
    Her bir iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık olabilir, fakat oruç başkadır. Çünkü oruç benim içindir ve onun ecrini ben vereceğim.
    Kim iman ederek ve sevabını Allah'tan umarak ramazan orucunu tutarsa önceki günahları affedilir.
    Canımı elinde tutan Allah'a yemin ederim ki; oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur: Allah der ki: Ağzı kokan şu kul şehvetini, yemesini, içmesini benim için terkediyor. Madem ki sırf benim için oruç tutmuş, o orucun ecrini ben veririm.
    Oruçlu için birisi iftar ettiği vakit, öteki Rabbi ile karşılaştığı vakit olmak üzere iki sevinç vardır.
    Oruç bir kalkandır.
    Oruç sabrın yarısıdır.
    Oruçlu iken vefat etmiş kimseye Allah kıyamete kadar oruç tutmuş sevabı yazar.
    Oruç tutun, sıhhat bulasınız.
    Oruçlunun uykusu ibadettir.
    Cennet'in bir kapısı var, adına "Reyyan" derler, oradan ancak oruçlular girebilir.
    Yemekten ve içmekten kesilmek oruç değildir. Oruç, çirkin söz söylemekten, kötü temastan, nefsin boyunduruğundan kurtulmak ve fena hareketlerden sakınmaktır.
    Yalanla, gıybetle zedelenmeyen oruç, fenalıklara siperdir.
    Oruçlu olan bir kimse, bir müminin aleyhinde dedikodu ve ona eziyet etmedikçe, iftar edinceye kadar ibadettedir.
    En makbul oru kardeşim Davud'un (a.s.) orucudur: Bir gün yer ve bir gün tutardı.
    [/list]
#17.08.2005 13:16 1 0 0
  • Namaza baslangiç tekbiri,
    Kabeye yöneltir herbiri,
    Atarak gururu kibiri,
    Diller söyler Allahüekber.

    Bel egilir bas rüku eder,
    Sen kadirsin ben acizim der,
    O'ndan gelenler O'na gider,
    Diller söyler Allahüekber.

    Gönül Rabb'de bas da secdede,
    Gözyasi vardir seccadede,
    Aydinlikta da gecede de,
    Diller söyler Allahüekber...



    Ekrem Sama
#17.08.2005 13:02 1 0 0