G-A-M-Z-E

G-A-M-Z-E

Üye
24.05.2009
Er
454
Hakkında

  • MALZEMELER

    2 Dilim 18 santimlik pandispanya 300 gr pasta kreması
    300 gr krem şanti
    250 gr çeiştli meyveler (muz, kivi, ananas, frambuaz vs..)
    50 gr şurup
    Süslemek için :
    100 gr bitter çikolata
    300 gr çeşitli meyve (üzüm, incir, kivi,
    ananas, frambuaz, muz karışımı)

    HAZIRLANIŞI

    1 Dilim pandispanyanın üzerini dilediğiniz bir şurupla hafifçe nemlendirin.
    Krem şanti ve pasta kremasını bir kapta karıştırın.
    Çok hafif donana kadar buzdolabında bekletin.
    Şurupla ıslattığınız pandispanyanın üzerine bir miktar koyup, yayın.
    Üzerine dilimlenmiş meyveleri koyun.
    Meyvelerin üzerine krema sürün.
    İkinci dilim pandispanyayı üzerine kapatın.
    Üzerini kremalı karışım ile düzgünce kaplayın.
    Buzdolabında 15-20 dakika dinlendirin.
    Çikolatayı benmari usulü eritin, soğumaya bırakın ama donmamasına dikkat edin.(içi sıcak su dolu başka bir kabın içine oturtarak ve
    eriyene kadar sürekli karıştırarak)
    Kekin çevresini, kekin yüksekliğinde kesilmiş ve çevresini tamamen saran yağlı kağıt ile kaplayın.
    Kekin üzerine erittiğiniz çikolatayı dökün.
    Çikolata donduktan sonra çevresindeki yağlı kağıdı dikkatli bir biçimde çıkarın.
    Pastanın üzerini çeşitli meyve dilimleri ile süsleyip, servis yapın.

    AFİYET OLSUN
#18.05.2011 10:50 0 0 0
  • Ne güzel söylemiş Fuzuli: ''Küçük bir dağ çileğiydim ben, sevgilimin ellerinden kazana atıldım. Tam dudaklarına değicek iken koparıldım,ateşe atıldım...'' Boğuk bir yaz günüydü.Nemden boğulmuş hava, rüzgârın ürpertisine hasret bedenler. Kalabalık, gürültülü sokaklar. Zamanı yakalamaya çalışıyordum herkes gibi. Sıcaktan nefes alamazken birden ürperdim. Mayışmış bedenim buz gibi soğukla yeniden hayat buldu. Peşinden koştuğum zaman ellerime yapışmıştı. Sözcükler parmak uçlarımda takılı kaldı, onu gördüm! Gözlerimden ruhuma akmaya çalışan bir çift göz. Birkaç dakika önce nefret ettiğim hava,farkına varmadığım güneş,mavi gökyüzü yüzümde parlamaya başladı. Daha bir anlamlıydı saçlarına vuran kızıllık... Daha bir anlamlıydı gözlerine yansıyan ışık... Daha yeni sevmeye başlamıştım kaçan zamanı. Ama olmadı,olamadım. Koparılıp kazana atıldım.

    Karanlık çöktü birden. Güneş aya bıraktı yerini. Boş bir sokokta buldum kendimi. Kalabalık kaybolmuştu. Tek bir sokak lambası iptidai ışığıyla aydınlatmaya çalışıyordu etrafı. Fon müziğim belirdi birden. Ritim oluşmaya başladı. Çöktüm kaldırıma. Belli belirsiz siluetin karşımda. Sözcükler yine parmak uçlarında kilitli.Baktım... Anlatmaya çalıştım; nefes alamadım. Uğraşmadım manasız sözcüklerle, kalbimi ellerine zımbaladım!

    Farkına varmamışım, gün bitmiş. Yine aynı boş sokak, kalabalık basmış. Yoluma devam ederken bana teğet geçtiğin yere gelmişim. O sokak lambası altında kalbim kalmış, üstünde bir bıçak!


    - 2 -

    Bazen hapsolursun bu odalara. Zaman geçer, sen zamana mahkum... Alıp başını gitmek istersin bağlıdır elin kolun. Ay ışığı odana süzülür. Sen o aya dokunmak istersin, ellerin bağlıdır yatağının prangalarına. Rüzgâr girer sinsice pencerenden, kanına. Ona karışıp esmek istersin, o kadar hafif değilsindir, düşersin! Tek çare gece bir vakit dadanırsın kalemine. Yazdıkça geceye iyice karışasın gelir. Kalemin seni sakinleştireceğine iyice azdırır. Kimbilir ruhunda kaç ağır lafın, kaç neşterin izi, kanayan kaç yara var. Ama bu gece, bu gece sadece o duvarlar ağır geldi sana. Bu gece bir aşk için ağıt yakmadın. Sadece kendin için yazdın. Sıkıldın, ellerindeki iplerden bunaldın. Asla tam anlamıyla özgür olmadığını anlayınca bağırdın. İptidai bir ışıkla, iğrenç bir yazıyla devam ediyorsun satırlarına. Fondan Romeo and Juliet soundtrack... Seversin sen... Başa alıp bir daha dinlerken, yaz yine. Romeo'da yazı yazıyordu bu şarkıyla, ama eminim o senin gibi saçmalamıyordu.

    Uykunun seni terkettiği şu gecede, kağıt bulamayıp bir kitabın içine yazıyorsun zavallı bir şekilde. Bir dolu kurgu beyninde, anlatmaya kalksan dalga geçerler. İşte yine o anlardan biri, kimsenin seni anlamadığını düşündüğün.

    İnsanlar bilmem kaçıncı uykularındayken, işte sen yine buradasın. En sadık dostunla... Ama bu gece sadece saçmalamak geldi içinden. Bir kuş olup uçmak gökyüzünde, umarsızca. Balıkçıların attığı ekmek parçalarıyla bir gelen geçici toklukla uçmak... Rüzgârı yara yara, yıldızlara doğru uçmak... Diline bir şarkı dolayıp, mil mil yükselmek...
#17.05.2011 23:53 0 0 0
#17.05.2011 23:39 0 0 0
  • 2- Üzerinde dar bir köprü bulunan ve coşkuyla akan nehrin kıyısındaki ev

    Dar bir çevre içinde yaşıyorsunuz. Bunun dışında herkese karşı mesafelisiniz. Size yaklaşmak pek kolay değil. Ama birini dost kabul ettiğinizde sonuna kadar dost oluyorsunuz.

    teşekkürler
#17.05.2011 23:36 0 0 0
#17.05.2011 23:24 0 0 0
#16.05.2011 12:16 0 0 0
#16.05.2011 12:14 0 0 0
#15.05.2011 23:09 0 0 0
  • Bütün kelimelerim, tüm söyleneceklerim ve söylenmemişlerim suskunluğa bürünüyor karşında. İstesem de konuşamıyorum seninle. Susmaktan başka da bir şey de gelmiyor elimden. Susup gülümsemekten başka.. İçimde çığlığa dönüşmüşken söylenememişlerim, susturmak öylesine zor ki.. Bu sessizliğimde de anlarmısın beni yine?


    Bugün yine geldim sana.. Yine konuşamadım. Oysa boğazımda düğümlenen ertelenmiş bütün sözcüklerim "keşke" lere sebep olacaklar, biliyorum. Günlerdir böyle oluyor zaten.. Tam dökülmek üzere iken kelimeler dilimden, susuyorum. Ardıma bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşıp gidiyorum.. Ya da uzaklaştığımı zannediyorum. Belki ardımda bıraktığım sen, en yakınım, en iyi bilenim, anlayanımsın.


    Ne vakit seninle ilgili, bu çaresiz gidişinle ilgili bir şeyler düşse aklıma, kovalıyorum beynimin içinden. Hiç bir sesi dinlemiyorum. Ya da ürkekçe bir yerlere saklanıp, gizleniyorum. Gelip beni gizlendiğim yerlerden bulacağını bile bile..


    Sen ardımda kalıyorsun ben yürüyorum. Hep geride kalanlar yalnızlığa mahkum olmuyor. Ben kendi yalnızlığıma, kendi yokluğuma, hiçliğime yürüyorum.


    Artık kulaklarım sesleri duymaktan daha da yoksun, artık hangi kelimeye atsam elimi, hepsi birbirinden kırık, birbirinden yarım. Gözlerimse denizi, gökyüzünü eskisi kadar mavi görmüyor. Hani ne yapsan çıkmazdı denizin lekesi?


    Hiç bir şey eskisi gibi değil. Her yeni gün birşeyler daha eksiliyor. Sen de gideceksin, sen de eksileceksin.. Ne bir dost doldurabilecek dünyamdaki yokluğunu, ne de bir sevda.. Issız kaldığımda kimselere sığınamayacağım. Korkularımdan daha bir korkar oldum. Sen de gidince ya unutursam gülmeyi? En büyük korkum da bu ya..


    Sen gideceksin, ben yine susacağım. İçimdeki ses çığlık atarken ben yine bastıracağım. Son sözcüklerimi sen yine duymayacaksın. Sonra pişman olacağım "keşke" diyeceğim, "keşke söyleseydim"... "Belki anlayabilirdi beni, belki tanımlayamadıklarımı tanımlayabilirdi"..


    Bütün sırlarımı, yaşanmışlıklarımı, yarım kalmışlıklarımı hiç düşünmeden paylaştım seninle. En umutsuz anlarımda bile sığındığım oldun. Küçük şımarık bir kız çocuğu gibi ufacık bir yara alsam sana şikayet ettim. Söylesene şimdi seni kime şikayet edeceğim?


    Hiç sevmedim suskunlukları, biliyorsun..
    Ama susmak zamanıdır şimdi.
    Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor.. Söylenemiyor..
    Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta...
    Farkediyorum ki, susmak en büyük Yalnızlık . . .
#15.05.2011 12:56 0 0 0
#15.05.2011 12:40 0 0 0
  • ..
    ...
    Anlatabilsem Sende Neler Gördüğümü
    Kimse inanmaz Hayal Derdi.
    Bilselerdi Sende Neler Gördüğümü ,
    Yıllarca Hayal Görmek İsterlerdi

    en sevdigim sözü teşekkürler
#15.05.2011 12:31 0 0 0
#15.05.2011 12:27 0 0 0
#15.05.2011 12:25 0 0 0
#15.05.2011 12:18 0 0 0
#15.05.2011 12:15 0 0 0
#15.05.2011 12:12 0 0 0
#14.05.2011 22:21 0 0 0
#14.05.2011 22:18 0 0 0
#14.05.2011 22:16 0 0 0