gamzelinur

gamzelinur

Üye
18.03.2009
Astsubay
8.222
Hakkında

#14.05.2009 20:09 0 0 0
  • 19 mayıs kardeşimin doğum günü olur
    ayrıca resimler çok güzel
#14.05.2009 19:45 0 0 0
#14.05.2009 19:32 0 0 0
#14.05.2009 19:07 0 0 0
#14.05.2009 19:04 0 0 0
#14.05.2009 18:43 0 0 0
#14.05.2009 18:26 0 0 0
#14.05.2009 18:23 0 0 0
  • Konu: Beyaz Eller
    Balkona çıktı. Titriyordu. Üşümesinin sebebi havanın serinliği değildi. Yapabilecek miydi?

    - Bu zamana kadar hiç uçamadın. Bu sefer başar uğur böceğim, dedi. Kendini bırakıverdi içindeki gibi karanlık boşluğa.



    Gözünü açtığında başucunda biri vardı. Yüzünü tam seçemedi ama duruşundan genç olduğu belliydi. Gülümsemek istedi. Yüz kasları buna izin vermedi. Kolunu oynatabildiğini fark etti ama elini kaldıramadı. Genç sıkıca tutmuştu ellerini sanki onun yaşamasını istediğinin göstergesi ne kadar güçlü sıktığına bağlıymış gibi. Vücudunun her yeri ağrırken kalbine küçük bir mutluluk yerleşti. Takatinin kesildiğini hissedince son bir kez daha gözlerini açtı ve ellerini hapseden ellere baktı. Kendinden geçerken ellerin mi yoksa ölenlerin gördüğü varsayılan tüneldeki ışığın mı beyazlığını görüyordu emin değildi.


    Hastane odası beyazdı. Zaten hiç başka türlü hayal edilemezdi. Gamze bakışlarını beyaz duvarlardan beyaz kapıya oradan da beyaz çarşaflara yöneltti. Bu kadar çok beyazlığın içinde aradığı yoktu. Ellerine baktı. Artık daha güzellerdi sanki. Annesinin sesi ile irkildi.

    - Kızım, meleğim. İyi misin annem?

    Kendisine "Annem" diye seslenmeyeli ne kadar da çok olmuştu. Gülümsemek istedi ama içinde bir burgu kalbini delmek ister gibi dönmeye başladı. Gülmedi, gülemedi.

    - Makyajsız çok daha güzelsin anne. İşe gitmeyecek misin bugün?

    Selma Hanım cevap vermedi. Alay mı ediyordu yoksa çocuksu bir samimiyet mi vardı bu sözlerde anlayamadı. Gözyaşlarını gizlemek için dışarı çıktığının anlaşıldığını bilmesine rağmen cep telefonu ile konuşuyor numarası yaparak odadan ayrıldı.


    Babası yoktu yine yanında. Her zaman böyleydi zaten. 18 yaşına gelmişti ama daha bir kere bile derdini paylaşmamıştı daha doğrusu babasının onu dinleyecek kadar vakti olmamıştı. Yine toplantıdaydı kesin. Bu düşüncelerle boğuşurken Mehmet Bey içeri girdi. Kızına koşarak yaklaştı ve sımsıkı sarıldı. Mutlu mu görünmeye çalışıyordu yoksa mutlu muydu?

    - Baba bacakları olmayan bir kızı severler mi? Engelliler de âşık olabilir mi?

    Mehmet Bey bocaladı. Kızını yıllardır ihmal etmişti. Bu soru ile tüm o geçmiş zamanın intikamını almak istiyordu sanki. Gamzenin alacağı cevabı merak ettiğini sanmıyordu. Mehmet Bey eşi gibi rol yapma ihtiyacı bile duymadan odayı terk etti. Pişmandı, üzgündü.



    Gamze şimdi 38 yaşında. 18 yaşındaki oğlu Umut ile arası çok iyi. Tekerlikli sandalyede anne olmanın zorluğunu anlatmak en az bu çileyi yaşamak kadar zor. Gamze bir kere bile pişman değil yaşadıklarından. Soranlara diyor ki:

    - Allah benden değerini bilmediğim bacaklarımı aldı yerine benim kıymetimi bilen bir çift pamuk beyazı el verdi.


    Yüzünü bile görmeden âşık olduğu genç artık "Umut" un babasıydı.



    ALINTIDIR!!
#14.05.2009 18:23 0 0 0
  • Artık seçimimi yapma zamanı gelmişti.Ya koşacaktım denize doğru vazgeçecektim her şeyden.Bensiz de devam edebilirdi hayat.Ben olmasam da dönerdi Dünya nasıl olsa.Zaten dememiş miydi şair: en fazla bir yıl sürer
    yirminci asırlılarda
    ölüm acısı.(Nazım Hikmet Ran)
    Ama koşmak da vardı ters yöne doğru.Ölümün tam tersine,hayata,hayatımaHer şey bu kadar kolay mıydı?Bırakabilir miydim,vazgeçebilir miydim ilk darbede?Ben değil miydim tüm gücümle haykırarak:Arkadaşlar kanımızın son damlasına kadar savaşacağız,ölüme kadar, ölene kadar savaşacağız!diyen?Bu muydu benim kanımın son damlası.Kıçı kırık bir kurşun, üç beş kişinin altında ezilmek beni sözümden döndürmeye yeter miydi?Yooo,yok öyle yağma.60 doğumluydum ben.77 mayısından ... bir demir parçasına da yaşamımı vermeye de hiç niyetim yoktu.Hele benim yaşımdaki,daha 17 sinde eren insanlar gözlerini kırpmadan darağacına giderken benim bunu yapmaya hakkım olamazdı.Yaşamalıydım. Kendim için değil,ailem için değil,halkım için yaşamalıydım.Kurtarılacak onca yaşam varken birde benimkini vermenin yeri miydi?
    Seçimimi yaptım.Koşamaya değil uçmaya başladım yedi tepeye doğru.Bağrına bastı beni İstanbul.Sımsıcak göğsünde uyuttu beni saatlerce.Sultanahmetiyle,kızkulesiyle,Haliciyle, tophanesiyle,dolmabahçesiyleVe bana yaşanacak baharları gösterdi.Elleri nasır tutan mutlu insanlarıyla,sokaklarında özgürce koşan çocuklarıyla ve benliğini bulmuş gençliğiyle. Mırıldandım kendi kendime:Yaşamak budur ve bunu başarmak için sevmelidir insan yaşamı.
    Gözlerimi açtım.Kan dolmuştu gözkapaklarıma aldırmadım.Ayağa kalktım kan kustum, umurumda değildi.Etrafımda yüzlerce ölü,yaralı insan vardı.Yürüdüm,yürüdüm,yürüdüm, her attığım adımda ayaklarıma insanlar çarpıyordu.Belki birinin adı Jaleydi,bir diğeri Nergis,belki Mahir de vardı aralarında belki Ahmet belki Mehmet..En sonunda bir kaldırım köşesine oturdum. Ben yaşamayı seçmiştim ve ona doğru koşmayı becerebilmiştim.
    Şimdi bana bir gözün nasıl kör oldu,niye kestiler kollarını dediklerinde hep aynı cevabı veriyorum:Yaşama sevincimden evladım,yaşama sevincimden..

    ALINTIDIR!!

    YORUMLAR SİZE KALMIŞ
#14.05.2009 18:16 0 0 0
#14.05.2009 18:10 0 0 0
#14.05.2009 18:10 0 0 0
#14.05.2009 18:08 0 0 0
#14.05.2009 18:08 0 0 0
#14.05.2009 18:07 0 0 0
#14.05.2009 18:05 0 0 0
#14.05.2009 18:04 0 0 0
  • Konu: limon koyma
    sunulduysa özürr:)


    Adamın biri lokantaya gitmiş, garsona:
    - "Barmen bana bir soda ama içine limon koyma." demiş.
    Garson bi sure sonra geri dönmüş ve:
    - "Kusura bakmayın, limon kalmadı, portakal koymasak olur muı" diye sormuş.
#14.05.2009 18:00 0 0 0
#14.05.2009 17:56 0 0 0