Korolar çarpışıyor - Trabzon Korosu - trabzon korolar carpışıyor - Korolar çarpışıyor yarışması Trabzon öykü ve Berk korosu - öykü ve Berk korosu Trabzon
Korolar çarpışıyor yarışması - Mardin Rojin Korosu - Rojin ve Korosu Fesupanallah
korolar carpisiyor mardin korosu korolar çarpışıyor mardin korolar çarpişiyor mardin korolar yarışıyor mardin korolar yarışıyor
Korolar çarpışıyor yarışması Rojin ve korosu MARDIN 18 mayis 2009 - Şemame - Semame Rojin Kororsu
Korolar Çarpışıyor Mardin Korosu Hele Yar Zalim Yar
uğur karakuş biyografi - uğur karakuş hayatı - uğur karakuş kimdir
Uğur Karakuş Kimdir...
01.08.1978. İstanbul doğumlu ilkokulu Kasımpaşa Cezayirli Gazihasanpaşa ilkokulunda okuyup ortakul lise ve üniversiteyi İ.T.Ü .T.M.O İstanbul Teknik Üniversiteyi Türk Musikisi Devlet Konserve tuarında okuyup iniversite öğrenimi halen devam eden etmektedir. Müzisyen bir babamın oğlu olan Uğur Karakuş ilkokul yıllarında Bağlamayla tanışıp halk müziğine gönül vermiştir.
Daha sonra, ortaöğreniminde konservetuara başlayıp tam anlamıyla profesyonel müzik hayatı devam etmiştir. Küçük yaşlarda çeşitli resturant ,düğün salonu ve garlarda çalışan Uğur Karakuş, lise öğrenimine geçtikten sonra sahne yaşantınısına ara verip bestekarlık ve müzik yönetmenliğine ağırlık vermiştir. Lise yıllarında çeşitli besteleri sanatçılar tarafından okunmuştur.Uğur Karakuş bestelerini okuyan sanatçılar arasında; Alişan , Ceylan, Nuray Hafiftaş , Ertuğrul Polat, Yusuf Harputlu, Kader, Murat Yıldız, Mustafa Topaloğlu, Kazancı Bedih, Seher Dilovan, Mustafa Uğur vardır. Kasetini yönettiği müzik yönetmenliği yaptıgı sanatçılar ise; Kader ,Yusuf Harputlu ,Ertuğrul Polat , Mustafa Topaloğlu.
Müzik yönetmenliği ve bestekarlığıyla çok kısa zaman müzik piyasasinda patlama yapıp, adından sıkça söz ettiren Uğur Karakuş birçok sanatçının da sahne şefliğini (maestro) yapmıştır. ( Alişan , Emrah , İzzet Yıldızhan ,Küçük Onur ,Mustafa Uğur , Ceylan ,Kader Ertuğrul Polat ,Mustafa Topaloğlu , vs. ) Müzik kasetini yönettiği müzik yönetmenliği yaptığı sanatçılar; Kader, Yusuf harbutlu, Ertuğrul Polat, Mustafa Topaloğlu. Müzik piyasasının mutfağında, perde arkasındaki "kahraman müzik adamı" olarak hayatını sürdürürken, bir çok kaset teklifini geri çevirmiştir. Ve ayrıca bir çok sanatçının kasetinde, Cümbüş' üyle, Bağlama'sıyla, tarzıyla refakatçı olarak bulunmuştur.
Ana sazı Bağlama olan Uğur Karakuş, Bağlama'nın yanı sıra, Cümbüş, Buzuki, Ut, gibi enstrümanlarla profosyonel olarak çalmaktadır. Müzik yönetmeni, bestekar olarak kendin kanıtlayıp, yaşantısına devam eden Uğur Karakuş, sanatçı arkadaşı Ceylan' ın isteği üzerine "Gönlüme" adlı eserde Ceylan' la düet yapar. "Ceylanım meralım , darda kaldım gelmedin" dizeleriyle başlayan bölümü seslendirir. Ceylan kasetteki ikinci klibini bu türküye çeker ve çok büyük bir patlama yapar. İnsanlar çok merak etmektedir. Bu arkadaki okuyan kim? Kim bu erkek sesi, diye? Daha sonra Kanal 6 ya çekilen İbo Show çekimlerine katılacak olan Ceylan, Uğur Karakuş'u da o gün davet eder. Beraber giderler ve Uğur karakuş misafir olarak oturur. Daha sonra sıra Uğur Karakuş'la seslendirdiği parçayı okumaya geldiğinde İbrahim Tatlıses, "bu eserde eşlik eden arkadaş aramızdaymış. Beni çok etkileyen bu sesi tanımak için çağırıyorum", diye Uğur Karakuş'u sahneye alır. Ceylan' la birlikte eseri okuyan Uğur Karakuş' ta İbrahim Tatlıses bir eser daha okumasını rica eder. Arkasından bir eser daha. Ve eserler bittikten sonra usta, "böyle güzel bir ses duymadım" deyip, Uğur Karakuş'un sesinden çok etkilendiğini belirtir ve kurulu olan İDOBAY firmasına transfer etmek ister. Müziğin mutfağında kendini kanıtlayan Uğur karakuş artık yorumcu olarak piyasaya çıkmanın zamanını geldiğini düşünür. Çocukluktan beri hayranlıkla dinlediği İbrahim Tatlıses' in teklifini geri çevirmeyip kaset teklifini kabul eder ve RAZIYIM adlı ilk kaseti (İDOBAY) amberiyle çıkarır.RAZIYIM kasetiyle iyi bir çıkış yapan Uğur Karakuş, bir çok televizyon programına katılır. Ve İbo Show a tek başına çıkar. İbrahim Tatlıses de güzel bir program yapar ve daha sonra yorumcu olarak müzik yaşantısına devam eder. Yorumcu olarak müzik yaşantısına devam ederken, yanı sıra bestekarlık ve müzik yönetmenliğinide devam etmektedir. İlk kasetinden sonra ikinci kaseti olan.(NEDEN ALLAHIM ) NAZLICAN adlı albümü TÜRKÜ firmasından çıkış yapar....
'Ecobella Home', 'Bosch Logixx 8 Çamaşır Makinası' oyuncunun yer aldığı
reklam filmleri arasındadır.
2005 yılında 'Aşk Her Yaşta' adlı televizyon dizisinde oynadı. Bahçeşehir
Üniversitesi İleri Oyunculuk Yüksek Lisansını tamamlarken 'Aliye' adlı dizide
rol aldı.
2006 yılında Yüksek Lisans'ını bitirdi. Aynı yıl Tiyatro Dot'ta Emre Koyuncuoğlu
rejisiyle 'Çok Uzak' adlı oyunda oynayan Mine Tugay, Show TV'de yayınlanan
* 1970'lerin başında Almanya'ya giden Adanalı bir anne ve Türkmenistanlı bir babanın oğlu.
* Almanya'da okurken Edebiyat öğretmeni yeteneğini keşfetti ve onu oyunculuğa sevk etti.
*Tiyatro kurslarına devam eden Piyes, hukuk okumaya karar verdi.
* Hukuk okurken, bir taraftan da boks ile uğraştı.
* New York'taki Actors Studio'da üç aylık bir sinema eğitimi aldı. Türkiye'deki kariyerine ilk kez Barış Pirhasan'ın O da Beni Seviyor filmi ile başladı.
Almanya'da doğup büyüyen Haluk Piyes'te marifet çok. Almanya'da; Robert De Niro, James Dean, Johnny Depp'le kıyaslanan Piyes'i Türk seyircisi, 'O da Beni Seviyor' filmiyle tanıdı. Haluk Piyes şimdilerde, Osman Sınav ile 'Pusat' adlı diziyle ekrana gelmeye hazırlanıyor.
Filmleri&Dizileri:
* Aynadaki Düşman (TV-2009)
* PUSAT (TV-2007)
* O da Beni Seviyor (2001) [ Oyuncu ]
* Pars: Kiraz Operasyonu (2007) [ Oyuncu ]
* Sahte Prenses (TV-2006)
* Eylül" (TV- 2005)
* En garde (2004) (as Luk Piyes) ....
*Ili Klasse von '99 - Schule war gestern, Leben ist jetzt, Die (2003)
* Brief des Kosmonauten, Der (2002) .... Ruslan
* O da Beni Seviyor (2001) .... Hüseyin
* Kanak Attack (2000) .... Ertan
* Schrei der Liebe, Der (TV-1997)
* Mädchenfalle - Der Tod kommt online, Die (TV-1997)
Haluk Piyes Biyografi - Haluk Piyes Kimdir - Haluk Piyes HayatıDoğum Yeri : Yurt Dışı
Doğum Tarihi : 30 Mart 1975
Eğitimi : Lisans
Oyunculuk hariç bütün eğitimini Almanya'da aldı. Üniversitede hukuk okudu. Amatör olarak tiyatro yaptı, seminer ve workshop bazında. Sonra da bir sponsor vasıtasıyla Amerika'da oyunculuk eğitimi almaya gitti. İlk önce New York Actors Studio School'a gitti. James Dean, Marlon Brando gibi isimleri keşfedenlerin kurduğu bu okul,eğitim ve tiyatro ağırlıklı. Ama televizyon ve filmlerde oynamak istediği için Los Angeles'a geçti. Orada Play House West'te okumaya başladı. Sinema, televizyon, senaryo, yönetmenlik ve eğitimi aldı.
Üniversite tatillerinde sunuculuk yapıyordu ve çalıştığı şirket onun oyunculuk merakını biliyordu. Amatör olarak tiyatrolarda da oynuyordu. Bir gün ona maaşının ödenmeyeceği söylendi. Bunun ardından sponsorluk teklif edilince hemen kabul etti. Almanya'ya dönüşünde ise kısa filmler çekmeye başladı. Kısa film yönetmenliği ve oyunculuk yaptı. Beş senelik çabanın sonunda ilk uzun metrajlı filmi olan Kanak Attack'ı çekti.
Milletler Cemiyeti - Türkiyenin Milletler Gemiyetine Girişi - Milletler Cemiyeti'nin Başarısızlık Sebepleri
Birleşmiş Milletler'in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı'nın ardından İsviçre'de 10 Ocak 1920'de Cemiyet-i Akvam adıyla kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı'nın ardından dağıldı. 6 Temmuz 1932'de Cemiyet-i Akvam, Türkiye'yi üyeliğe davet etmiş, 9 Temmuz'da TBMM Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne giriş davetini onaylamış ve 18 Temmuz 1932'de Türkiye, Cemiyet-i Akvam'a resmen üye olmuştur. İlk davetli ülke olma onurunu taşımaktadır aynı zamanda.
Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919'da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu.
Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu'nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu.
20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen II. Dünya Savaşı'nın çıkmasını engelleyemedi. Savaş sonrası 18 Nisan 1946'da Cenevre'de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar verdi.
Her savaş sonrası antlaşmalarına önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktaydı.
Milletler Cemiyeti'nin Mahiyeti ve Organları
Milletler Cemiyeti Sözleşmesi'nin başlangıç bölümünde, cemiyetin genel amaçları ile üyelerinin yüklendikleri sorumluluklar şöyle belirlenmiştir:
" Uluslar arasında işbirliği geliştirmek ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak için, savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek; Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak; Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve antlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek... "
Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise:
1. Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktı (Madde 1).
2. Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşacaktı (Madde 2).
3. Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ediyorlardı (Madde 8).
4. Cemiyet, üyeleri arasındaki çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey'de inceleyecekti (Madde 12).
5. Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşme'nin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktı (Madde 21).
6. Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecekti (Madde 22).
Milletler Cemiyeti'nin Başarısızlık Sebepleri
1. Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerde boşluklar mevcuttu ve yaptırımlar yetersizdi.
2. Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmediğinden, bu madde barışı korumada yetersiz kalıyordu.
3. Önemli konularda oy birliği prensibinin uygulanması, politik ve hukuki sorunların çözümünü engelliyordu.
4. Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyet yetersiz ve noksandı. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya'ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti'ni etkisiz duruma getiren nedenler arasında sayılabilir.
5. Paris Barış Konferansı'nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması
6.Amerika Birleşik Devletleri'nin Milletler Cemiyetinden ayrılması, önemli bir uluslararası gücün yitirilmesine ve cemiyetin etkinliğini kaybetmesine neden oldu.
7-Bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu .