1- GÜMRÜK VERGİSİ'NDE SAĞLANAN VERGİ AVANTAJLARI(1- Bu kısım Gümrük Müsteşarlığı'nın katkılarıyla hazırlanmıştır.)
Gümrük Vergisi Kanunu (Madde 167/12)'de malul ve sakatların kullanımına mahsus eşyanın gümrük vergilerinden muaf olduğu belirtilmiştir.
GÜMRÜK VERGİSİNDEN İSTİSNA EDİLEN EŞYA
1- Körler Hariç olmak üzere malul ve sakatların eğitimi, çalışması veya fiziksel ve ruhsal açıdan sosyal gelişimlerine yönelik , özel olarak üretilmiş olup, malul ve sakatların kendi kullanımları için getirdikleri veya onlara yardım sağlanması amacına yönelik olarak kamu yararına faaliyette bulunan dernekler ile Sağlık Bakanlığınca yetki verilmiş kurum veya kuruluşlarca ithal edilen eşya,
2- Malul ve sakatlar tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunan ve bunlar tarafından ithal edilen motorlu veya motorsuz koltuklar, bisiklet, motosiklet ve motor silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar olan binek otomobilleri,
El ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olmaları nedeniyle bizzat sakat kişi tarafından kullanılamayan, sakat kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından (Ek Tablo-2 de "Kan ve Sıhri Hısımlar" belirtilmiştir) bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş sözleşmesiyle çalıştırılan bir sürücü tarafından kullanılan motor silindir hacmi 2500 (dahil) cc'ye kadar olan taşıtlar, gümrük vergilerinden muaftır. Arazi taşıtları bu istisnanın dışında tutulmuştur.
Bahsi geçen eşyaya mahsus olan ve eşya ile birlikte getirilen parça, yedek parça ve aksesuarlar veya bu eşyanın bakım, kontrol, ayarlama ya da tamiri için gerekli olan aletler de bu muafiyet kapsamındadır.
Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin, eşyanın ithalinden sonra yurda getirilmesi halinde de muafiyetin uygulanabilmesi için bunların muafiyetten yararlanarak ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının gümrük idaresine kanıtlanması gerekmektedir.
A - Özel Tertibatlı Aracın İthali
Türkiye Gümrük Bölgesi dışında çalışan özürlü kişi, ikametini Türkiye Gümrük Bölgesine kesin olarak nakletmesi halinde özel tertibatlı aracı ithalat vergilerinden muaf olarak ithal edebilecektir.
Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik özürlü ise; Yurt dışına resmi kanalla döviz çıkışı veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından kendisine bağış yoluyla gönderilen özel tertibatlı aracı vergiden muaf olarak ithal etme hakkına sahiptir.
B - İthal Edilen Özel Tertibatlı Araçlarda Aranılan Şartlar
Gümrük Vergisi ödenmeksizin ithal edilen Özel Tertibatlı Özürlü Araçlarında aşağıdaki şartlar aranacaktır:
Malul ve özürlü tarafından ithal edilmek istenen araç;
a- Binek otomobili ise; binek otomobilin malul ve özürlü tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunmalı ve silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar olmalıdır. Arazi taşıtları bu istisnanın dışında tutulmuştur.
b- Minibüs ise; minibüsün el ve ayak fonksiyonunu tamamen yitirmiş sakat kişinin araca inip binmesiyle, taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmalı ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş sözleşmesiyle çalıştırılan sürücü tarafından kullanılacak olmalı ve motor silindir hacmi 2500 (dahil) cc'ye kadar olmalıdır. Arazi taşıtları bu istisnanın dışında tutulmuştur.
Binek oto ve minibüsün standart olmayan aksesuarları bulunması halinde bu aksesuarların ithaline gümrük vergilerinin ödenmesi şartıyla izin verilir.
İthal edilen eşyayla birlikte gelen yedek parça ve aksesuarlar da istisna kapsamındadır. Ancak ithalattan sonra getirilecek yedek parça ve aksesuarın Gümrük Vergisi ödenmeksizin ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının belgelendirilmesi gerekmektedir.
c- Motosiklet ise; bu motosikletin özürlü tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş olması halinde Gümrük Vergisi ödenmeyecektir.
C- Özel Tertibatlı Araç İthalinde Müracaat Şekli
Özel tertibatlı araç için Türkiye'ye getirilmeden önce, malul ve özürlü kişiler veya bunlar hesabına bu kişinin vekil tayin ettiği ve Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik kişiler tarafından;
a- Fizik ve Rehabilitasyon merkezince onaylı ve sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarından alınmış heyet raporu,
b- Trafik Dairesince düzenlenen ve ilgili şahsın sakatlık durumu itibariyle, taşıt kullanabileceğini gösteren H sınıfı sürücü belgesinin, biri asıl olmak üzere iki nüshası
ile müracaat edilmesi gerekmektedir.
Müracaatlar, Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'ne yapılır.
Sağlık Kurulu Raporunda, ilgilinin sakatlığı ile bunun derecesinin ve haline göre kullanabileceği taşıt özelliğinin belirtilmesi gerekir.
Eğer malul ve özürlü, yurt dışında iken resmi bir hastaneden aldığı ve dış temsilciliklerimize onaylattığı bir rapor getirecekse bu raporun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun "Sürücü Adaylarında Aranacak Şartlar"ı içeren 41 inci maddesine uygunluğunun belgelenmesi gerekmektedir.
Devlet Bakanlığı tarafından "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik"te belirtilen "Özürlülere Sağlık Kurulu Raporu Vermeye Yetkili Sağlık Kuruluşları" Ek Tablo-1'de bulunmaktadır.
Özel tertibatlı otomobil ithalatı talebi heyet tarafından karara bağlanacaktır. Heyet, çalışmalarını Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'nde yürütmektedir. Heyetin toplanacağı gün, ilgili sakat ve malul kişilerin de anılan gümrükte hazır bulunmaları şartı vardır.
Minibüslerin karara bağlama işlemleri Gümrük Müsteşarlığının olumlu ön izninin alınması sonucunda gerçekleştirilecektir. Ayrıca, binek otomobili veya minibüsün ithaline ilişkin kararların (müspet) Komisyon tarafından oybirliği ile verilmesi gerekmektedir.
D- Özel Tertibatlı Araçların İthalat İşlemi
Komisyon kararı olumlu ise, otomobil ve minibüs için Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'nce "İthal İzin Belgesi" düzenlenir.
İzin belgesinin geçerlilik süresi 6 (altı) aydır. Taşıt, izin belgesinin geçerlilik süresi içerisinde Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edilir.
Gümrük Müdürü veya yetkili kılacağı Gümrük Müdür Yardımcısı başkanlığında iki muayene memurundan oluşan heyet tarafından aracın söz konusu heyet kararına uygun olup olmadığı araştırılarak uygun bulunması halinde ithaline izin verilir.
Gümrük İdaresince, ithal işlemi tamamlanan binek otomobil ve minibüs için düzenlenecek trafik şahadetnamesine şerh konularak ilgili trafik tescil dairesine gönderilir.
E- Özel Tertibatlı Araçların Devir ve Satışı
Gümrük Vergisinden muafiyet kapsamında ithal edilen eşya, Gümrük İdaresinin izni olmadan ve Gümrük Vergileri alınmadan malul ve özürlü olmayanlara ödünç verilemez, kiralanamaz, devredilemez veya satılamaz.
Söz konusu eşya ve malzemeler muafiyetin veriliş amacına uygun kullanılmak ve ilgili Gümrük Müdürlüğünün izni dahilinde muafiyet hakkı tanınmış başka bir kurum veya kuruluşa ödünç verilir, kiralanır, devredilir veya satılırsa Gümrük Vergileri aranmaz.
Malul veya özürlü kişiler; mülkiyetlerinde Gümrük Vergisi ödemeden ithal edilmiş özel tertibatlı otomobil, minibüs ve motosiklet kayıtlı olduğu sürece ve bunların fiilen ithal edildiği tarihten itibaren 5 (beş) yıl geçmedikçe, bu taşıtları satamaz ve yeniden aynı şekilde muafiyet kapsamında otomobil, minibüs ve motosiklet ithal edemezler.
Fiili ithal tarihinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra Gümrük Vergilerinin tahsili koşuluyla, fiili ithal tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra ise Gümrük Vergileri ödenmeksizin söz konusu taşıtların muafiyet hakkı bulunmayan kişilere satış veya devri mümkün bulunmaktadır. Ancak trafik tescil şubesince aracın tescil belgesine konulan şerhin kaldırılması için Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'ne trafik şahadetnamesi ve trafik tescil belgesi ile birlikte müracaat edilmesi gerekmektedir.
Özel olarak dizayn edilmiş aracı devralacak kişinin sakatlığının farklı olması halinde, devredilecek taşıtın Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğü'ne teslim edilmesi ve devri alacak kişinin sakatlığına uygun olarak aracın anılan Gümrük İdaresinin gözetimi altında dizayn edilmesi gerekmektedir.
Özel Tüketim Vergisinde Sağlanan Vergi Avantajları
(4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanunu Madde 7/2 ye göre)
II sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi mallardan;
a) 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³`ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³`ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, sakatlık derecesi %90 veya daha fazla olan malûl ve özürlüler tarafından,
87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm³`ü aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³`ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve özürlüler tarafından,
Beş yılda bir defa olmak üzere ilk olarak satın alınması Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)'nden istisnadır. (ÖTV Kanununa ekli II sayılı liste Ek Tablo-3'te belirtilmiştir)
Ayrıca Özel Tüketim Vergisi Kanununda, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve daha fazla olan özürlülerin bazı taşıt araçlarını "özel tertibat veya mekanik ilave yaptırılması şartı" olmaksızın Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ödemeden satın alabilmelerine imkân sağlanmıştır.
Özürlü adına kayıtlı olan araç bu kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından birisi veya noterce düzenlenmiş iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştırılan bir sürücü tarafından kullanılacaktır.
A - ÖTV'den İstisna Taşıt Araçları
Malul ve özürlülerin özel tertibat yapılma şartı olsun veya olmasın ÖTV ödemeden iktisap edebilecekleri taşıt araçları şunlardır:
- Motor silindir hacmi 1600 cm3'ü aşmayan binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (steyşın vagon, arazi taşıtı ve jeepler dahil),
- Motor silindir hacmi 2800 cm3'ü aşmayan eşya taşımaya mahsus taşıtlar,
- Motosikletler, mopedler ve bir yardımcı motoru bulunan tekerlekli taşıtlar,
Buna göre, Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listede bulunan taşıt araçlarından motor silindir hacmi 1.600 cm³'ü aşmayan binek otomobilleri, motor silindir hacmi 2.800 cm³'ü aşmayan kamyonet, pikap vb. eşya taşımaya mahsus taşıt araçları ile motosikletlerin "özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 veya daha fazla" olan malul ve özürlüler veya bizzat kullanmak amacıyla sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve özürlüler tarafından, "beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere" yetkili satıcı veya galeriden satın alınmasında ÖTV tahsil edilmeyecektir.
ÖTV istisnası uygulanan araçlar için istisnadan yararlanan kişi (veya kişiler) adına düzenlenecek faturalarda ÖTV gösterilmeyecektir.
Bu istisnadan yararlanan kişilerin istisna uygulanan ilk alımlarına ilişkin ÖTV beyannamesi ekine, alıcının maluliyetine veya sakatlığına dair tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile aracın sakatlığa uygun olarak değiştirildiğine dair teknik belgenin aslı veya noter onaylı örneği ve alıcının "H" sınıfı sürücü belgesinin fotokopisi eklenecektir.
Vergi Dairesince kabul edilen beyanname ve ekleri incelenerek tahakkuk fişi ve istisna uygulandığını gösteren "ÖTV Ödeme Belgesi" düzenlenecek ve mükellefe verilecektir. Bu tür araçların kayıt ve tescilini yapanların, araç sahibinin faturada ve "ÖTV Ödeme Belgesi" nde alıcı olarak gösterilen kişi (veya kişiler) olduğunu tespit etmeleri gerekmektedir.
B - Özür Durumuna Göre Tüm Vücut Fonksiyon Kaybı Oranı
(Sakatlık Derecesi) %90 veya Daha Yüksek Olanlarda
ÖTV İstisnası
Özel Tüketim Vergisi Kanununda, engel derecesi %90'ı aşanların herhangi bir mekanik ilave veya tadilat yapılması şartı olmaksızın yurt içinden veya yurt dışından iktisap ettikleri taşıt araçlarından ÖTV tahsil edilmemesi sağlanmıştır.
Engel sebebinin önemi bulunmamaktadır. Görme, işitme, konuşma veya ortopedik olabileceği gibi zihinsel özürlüler de yasadan yararlanabilmektedir.
Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve üzerinde olduğu, Sağlık Bakanlığının belirlediği sağlık kuruluşlarından (tam teşekküllü devlet hastanesi) alınacak rapor ile belgelendirilmesi şartıyla, yukarda vasfı ve motor silindir hacmi belirtilmiş olan araçlardan birisinin özürlüler tarafından ÖTV ödenmeden satın alınması veya ithal edilmesi de mümkün kılınmıştır.
Bu şekilde yurt içinden taşıt aracı iktisap edecek veya ithal edecek olanların motorlu taşıt kullanma ve ehliyet alma imkânları olmadığı için bunlar adına alınan taşıtlar başkaları tarafından kullanılacaktır. Başkalarından kasıt, araç sahibinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından birisi veya noterce düzenlenmiş iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştırılan bir sürücü olacaktır.
Yetkili sağlık kuruluşlarından alınacak sağlık kurulu raporunun, araçların ilk alımının yapılacağı motorlu araç ticareti yapan yetkili bayi veya galeri tarafından vergi dairesine verilecek Özel Tüketim Vergisi Beyannamesine eklenmesi suretiyle, beyannamede ÖTV hesaplanmayacaktır.
C - Kendisi Kullanmak Amacıyla İlk Alımı Yapılan Araçlarda İstisna
Yukarıda belirtilen şartları taşıyan araçların kendisi kullanmak amacıyla sakatlığına uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve özürlüler tarafından ilk alımı ÖTV'den istisna edilmiştir. Bu istisnadan yararlanan kişilerin istisna uygulanan ilk alımlarına ilişkin olarak mükellefler tarafından verilecek ÖTV beyannamesine;
- Alıcının maluliyeti veya sakatlığı ile özel tertibat yaptırılan araçları kullanabileceğine dair yetkili sağlık kuruluşlarından alınan sağlık kurulu raporu,
- Aracın sakatlığa uygun olarak değiştirildiğine dair teknik belgenin aslı veya noter onaylı örneği,
- Alıcının "H" sınıfı sürücü belgesinin fotokopisi,
eklenecek ve beyannamede ÖTV hesaplanmayacaktır.
Vergi Dairesince kabul edilen beyanname ve ekleri incelenerek, araçta yapılan özel tertibatın raporda yazılı sakatlığa uygun hareket ettirici bir tadilat olduğu tespit edilecektir. Bu tespit üzerine tahakkuk fişi ve istisna uygulandığını gösteren "ÖTV Ödeme Belgesi" düzenlenecek ve mükellefe verilecektir.
Malul ve özürlülerin yurt dışından ithal edeceği taşıt araçları için de, ilgili belgelerin Gümrük İdaresine verilmesi üzerine ÖTV istisnası uygulanacaktır. İstisna kapsamında taşıt aracı ithal edenlerin kimlik bilgileri (Adı, soyadı, ana ve baba adı, doğum yeri ve tarihi), sakatlığa dair raporun verildiği hastane, tarihi, sayısı, sakatlık türü ve derecesi ile ithal edilen taşıt aracının özelliklerini (G.T.İ.P. numarası, cinsi, modeli, markası, tipi, motor silindir hacmi) gösteren listeler Gümrük İdarelerince aylık olarak hazırlanarak, takip eden ayın onbeşinci günü akşamına kadar Gelir İdaresi Başkanlığı'na bildirilecektir.
D - ÖTV İstisnasının Süresi
İstisnadan yararlanarak adlarına bir taşıt aracı tescil edilenlerin tescil tarihinden itibaren 5 yıl süresince ÖTV ödemeden taşıt aracı satın almaları veya ithal etmeleri mümkün değildir.
ÖTV Kanununun 15/2 maddesi uyarınca, motorlu taşıtlardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk alımında ÖTV istisnasından yararlananların, bu taşıtı istisnadan yararlanmayan bir kişi veya kuruma devretmesi halinde; bu devir dolayısıyla adına kayıt ve tescil işlemi yapılandan, ilk alımdaki tutar üzerinden, kayıt ve tescil tarihindeki ÖTV oranına göre, bu tarihte hesaplanan ve tahakkuku yapılacak olan ÖTV tahsil edilecektir.
Buna göre malul ve sakatlarca ilk alımında istisna uygulanan motorlu taşıtların, istisnadan yararlanmayan kişi veya kurumlarca malul ve sakatlardan alınmasında, alıcılar tarafından (2A) numaralı ÖTV beyannamesi düzenlenerek, bu işlemin yapıldığı yerde tek Vergi Dairesi varsa bu Vergi Dairesine, birden fazla Vergi Dairesi varsa Motorlu Taşıtlar Vergisi ile görevli Vergi Dairesine verilecek ve vergi ödenecektir.
Beyannamede matrah olarak, aracın istisnadan yararlanılarak ilk alındığı tarihteki fiyatı (tutarı); oran olarak ise aracın malul veya sakattan alınması tarihinde geçerli olan oran yazılarak vergi hesaplanacaktır.
Ancak, ilk alımında istisna uygulanan söz konusu taşıt araçlarının veraset yoluyla intikallerinde bu hüküm uygulanmayacak ve ÖTV'nin sonradan tahsili yoluna gidilmeyecektir.
ÖTV ödenmeden malul veya özürlü tarafından yukarıda belirtilen esaslara göre satın alınan veya ithal edilen aracın çalınması üzerine, 5 yıl içerisinde alınan yeni aracın istisna hükmünden yararlandırılması mümkün bulunmamaktadır.
Özürlü veya malul tarafından, çalınan araç yerine çalınan aracın tescil tarihinden itibaren 5 yıl geçmeden yeni alınan motorlu taşıt için ÖTV ödenecektir.
Motorlu Taşıtlar Vergisinde Sağlanan Vergi Avantajları
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu'nun istisnalara ilişkin 4/c maddesine göre; "Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve daha fazla olan malul ve özürlülerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malul ve özürlülerin, bu durumlarına uygun hale getirilmiş özel tertibatlı taşıtlar" Motorlu Taşıtlar Vergisi'nden istisna edilmiştir.
Yapılan düzenleme ile özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve daha fazla olan malul ve özürlülerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile diğer malul ve özürlülerin adlarına kayıtlı olan özel tertibatlı taşıtlar Motorlu Taşıtlar Vergisinden istisna edilmiştir. Burada taşıtın bizzat kullanılması şartı aranmayacaktır.
Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve daha fazla olan malul ve özürlülerin bu durumlarını tam teşekküllü devlet hastanesinden alınmış olan sağlık kurulu raporu ile ilgili Vergi Dairelerine belgelendirmeleri halinde, söz konusu malul ve özürlülerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtları, Motorlu Taşıtlar Vergisine tabi tutulmayacaktır.
Bu istisnadan yararlanmak için, malul ve özürlülere ait taşıtın özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş olması şartı aranmayacaktır.
Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90'dan az olan malul ve özürlülerin bu durumlarını; tam teşekküllü Devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporu ile belgelendirmeleri ve kendi adlarına kayıt ve tescilli olan taşıtların özürlülük haline uygun özel tertibatlı taşıt veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıt olduğunu belirten "Motorlu Araç Tescil Belgesi" nin ilgili tescil kuruluşlarınca onaylanmış örneği ile "Araçlar İçin Teknik Belge" ve "Proje Raporu"nun aslı veya noter onaylı örneğini ilgili Vergi Dairelerine verilmesi halinde bu istisna hükmünden yararlanabileceklerdir.
İstisnadan yararlanacak olan malul ve özürlüler tarafından; "Malûl ve Özürlüler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu" istisnadan yararlanmak için gerekli olan diğer belgeler ile birlikte ilgili Vergi Dairesine verilecektir. "Malûl ve Özürlüler Adına Kayıt ve Tescilli Taşıtlarda Motorlu Taşıtlar Vergisi İstisnası Bildirim Formu"nu www.gib.gov.tr adresinden Ana Sayfa> Mevzuat>Kanunlar>Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu>Tebliğler>21 Seri Nolu Tebliğ> Ek yoluyla elde edebilirsiniz
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, gerek özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve daha fazla olan malul ve özürlülerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş olan taşıtlar için gerekse özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90'dan az olan malul ve özürlülerin adlarına kayıt ve tescilli olan ve özürlülük haline uygun özel tertibatlı taşıt veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar için, istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları, Katma Değer Vergisi'nden istisna edilmiştir.
Buna göre; münhasıran özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç (örneğin, görme özürlülerin kullandıkları baston, yazı makinası, kabartma klavye, sesli kitap; ortopedik özürlülerin kullandıkları ortez-protez gibi cihazlar) ile özel bilgisayar programları istisna kapsamında kabul edilecektir.
Ayrıca, Türk Gümrük Tarife Cetveli'nin 87.12.00 pozisyonundaki motorsuz bisikletler ve diğer motorsuz tekerlekli taşıtların (sepetli olsun olmasın) sakatlar için özel olarak imal edilmiş olanları ile 87.13 pozisyonundaki özürlüler için tekerlekli koltuklar ve diğer taşıtların (motoru veya hareket ettirici başka bir tertibatı olsun olmasın) %1 oranında Katma Değer Vergisine tabi olacağı açıklanmıştır.
Malul ve özürlülere vergi açısından sağlanan imkanlara 2006 yılı başından itibaren Emlak Vergisinde uygulanmaya başlanan indirimli vergi oranı eklenmiştir.
Emlak Vergisi Kanunu'nun değiştirilen 8. maddesine göre; özürlülerin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2'yi geçmeyen tek meskeni olması ( kullanım hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, şartları taşıyan özürlülere emlak vergisi ödememeleri için fırsat tanınmıştır.
Özürlüler Bu Fırsattan Nasıl Yararlanacaklardır?
Özürlülerin indirimli bina vergisi oranından yararlanabilmeleri için bu durumlarını tam teşekküllü Devlet hastanesinden alınmış olan sağlık kurulu raporu ile ilgili belediyelere belgelendirmeleri gerekmektedir.
Emlak Vergisi muafiyetinden yararlanmak isteyen özürlüler, www.gib.gov.tr adresinden mevzuat > kanunlar > emlak vergisi kanunu > tebliğler > 47 Seri Nolu Emlak Vergisi Genel Tebliği ekinde örneği bulunan "Dilekçe" ve "Tek Meskeni Olan (İntifa Hakkına Sahip Olanlar Dahil) Özürlülere Ait İndirimli Bina Vergisi Formu"nu doldurarak konutun bulunduğu yer Belediye Başkanlığı'na verecektir. Özür durumunu belgeleyen tam teşekküllü Devlet hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunun aslı da dilekçeye eklenecektir. Söz konusu "Dilekçe" örneği Ek-1'de "Form" örneği Ek Tablo-4'te belirtilmiştir.
Meskeninde Bizzat Oturmayan Özürlü, Emlak Vergisi
Muafiyetinden Yararlanabilir mi?
İndirimli vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip, kirada oturan özürlü de diğer şartları taşımak kaydıyla emlak vergisi ödemeyecektir.
Tek Meskene Hisseli Olarak Sahip Olan Özürlüler İçin
Emlak Vergisi Uygulaması
200 m2'yi geçmeyen tek meskene hisse ile sahip olunması halinde indirimli vergi oranı, meskenin toplam Emlak Vergisinin hisseye düşenine uygulanacaktır.
Birden Fazla Meskene Sahip Olan Özürlüler İçin
Emlak Vergisi Uygulaması
Ayrıca belirli zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler için vergi oranında bir indirim uygulanmayacaktır.
İndirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin, gerekli şartlardan herhangi birini kaybetmeleri halinde, bu durumu mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri gerekmektedir.
Gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle Emlak Vergisi ödemeyen özürlüler ile durumlarında meydana gelen değişikliği bildirmeyen özürlülerden alınması gereken Emlak Vergisi, cezalı olarak gecikme faizi ile birlikte alınır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 53 üncü ve 74 üncü maddelerinde; ithaline izin verilen veya ülkemizde üretilen malul, sakat ve özürlülere ait özel tertibatlı araçlar ile sakatlık derecesi % 90 ve üzerinde olan malul ve özürlüler adına Özel Tüketim Vergisinden muaf olarak tescil edilmiş özel tertibatı olmayan araçlara, üzerinde "sakatlara mahsus işaret" bulunan plakalardan verileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu tür araçların trafik kuruluşlarınca tescil işlemlerinin yapılması sırasında;
- Kendisi tarafından kullanılmak amacıyla malul, sakat ve özürlü tarafından ithal edilen özel tertibatlı otomobiller ile motosikletlerin tescil belgelerine, "Araç sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili Gümrük Müdürlüğü'nün izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır." ,
- Malul, sakat ve özürlü tarafından ithal edilen özel tertibatlı minibüslerin tescil belgelerine, "Araç sahibinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili Gümrük Müdürlüğü'nün izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır." ,
- Malul, sakat ve özürlünün kendisi tarafından kullanılmak amacıyla ülkemizden ilk olarak satın aldığı özel tertibatlı araçların tescil belgelerine, "Araç sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır.", ikinci el araç olarak satın alınmış ise, "Araç sahibinden başkasının kullanması yasaktır." şeklinde şerh konulacaktır.
- Özel tertibatı olmayıp, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) %90 ve üzeri olan malul ve özürlüler tarafından ÖTV'den muaf olarak bizzat ithal edilen ya da ülkemizden satın alınan araçların tescil belgelerine, "Araç sahibi malul ve özürlü kişinin kanuni mümessili ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi yasaktır." şeklinde şerh konulacaktır. Ayrıca ithal araçların gümrük şahadetnamelerinde, yukarıda belirtilen şerh dışında varsa diğer şerhler de, tescil belgesine işlenecektir.
Malul ve sakatlar tarafından ithal edilerek getirilen araçların, aynı durumdaki başka bir malul veya sakata devri veya bunların ölümü sonucunda varislerine intikali halinde, bu araçlardan Gümrük Vergisi alınmayacak olup, devir ve tescil işlemi ilgili Gümrük Müdürlüğü'nün iznine bağlıdır. Araç ülkemizden satın alınmış ise ilgili vergi dairesinin izninin alınması gereklidir.
Malul ve sakatlara ait özel tertibatlı araçların her ne sebeple olursa olsun, Karayolları Trafik Yönetmeliği ile belirlenmiş olan kişiler dışında başkaları tarafından kullanıldığının tespiti halinde, aracın trafikten alıkonulması yanında bu hususta düzenlenecek tutanak da işlem yapılmak üzere ilgili Gümrük ve Maliye birimlerine intikal ettirilecektir.
Diğer taraftan, zihinsel özürlüler ile reşit olmayan küçüklerin sahibi bulundukları aracın, tescil kuruluşlarında adlarına tescillerinin yapılabilmesi için, ileride doğabilecek hukuki ve cezai sorumlulukları kabul ettiklerine dair, kanuni mümessillerince noterde tanzim ve tasdik edilmiş taahhütnameyi tescil anında tescil birimine vermeleri zorunludur.
NOT : Rehberin içerisindeki bazı sayısal veriler 2006 yılı için günceldir. Rehberle ilgili olarak her konuda Gelir İdaresi Başkanlığı internet sitesinden ve aşağıdaki adreslerden bizimle irtibata geçebilirsiniz.
1- Özürlü hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan hizmet erbabı,
2- Özürlü serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı,
3- Özürlü olup basit usulde vergilendirilenler,
yararlanır.
2- SAKATLIK İNDİRİMİ NASIL UYGULANIR?
Serbest meslek faaliyetinde bulunan veya basit usulde vergilendirilenlerin Gelir Vergisine tabi kazançlarına, belli bir tutar ve oranda Sakatlık İndirimi uygulanır.
Sakatlık İndirimi, hizmet erbabında, tevkifat matrahına uygulanır.
Bu indirim, bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ve ücret geliri elde eden mükellefler için de uygulanır. Bu durumda indirimden yararlanan özürlü kişi değil ona bakmakla yükümlü olan serbest meslek erbabı ve ücret geliri elde eden mükelleflerdir.
Sakatlık İndiriminden yararlanmak isteyenler bir dilekçeye aşağıda belirtilen belgeleri de ekleyerek Vergi Dairesi Başkanlığı olan yerlerde ilgili Grup Müdürlüğü'ne, diğer illerde Defterdarlık Gelir Müdürlüğüne, bağımsız Vergi Dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğüne diğer ilçelerde de Mal Müdürlüğüne başvurmalıdırlar
İlgili Müdürlükler sakatlık indiriminden yararlanmak isteyen özürlü kişileri Devlet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik"in ekinde yer alan ve yetki verdiği sağlık kuruluşlarından sağlık raporu almak üzere sevk yapacaktır. Yetkili sağlık kuruluşunca verilecek raporlar ilgili müdürlüklerce Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nda oluşturulan Merkez Sağlık Kuruluna gönderilecektir. Merkez Sağlık Kurulu, sağlık kuruluşları tarafından düzenlenen raporları inceleyerek, başvuru sahibinin çalışma gücünün ne kadarını kaybettiğine karar verecektir. Bu şekilde sakatlık dereceleri belli olanlara ilişkin raporlar, ücretlilerde işverenine, diğerlerinde kendilerine verilmek üzere ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Defterdarlığa gönderilecektir.
Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı (sakatlık derecesi) veya raporlarda yer almayan bulgularla ilgili iddialara dayanan itiraz ve şikayet mahiyetindeki başvurular da ilgili müdürlüklere yapılacak ve yukarıda açıklandığı şekilde işlem görecektir.
5- ÖZÜRLÜ SAĞLIK KURULU RAPORUNA İTİRAZ
Özürlü sağlık kurulu raporuna; özürlünün kendisi, velisi, vasisi veya raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir.
İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk özürlü sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, özürlü sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen özürlü sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen özürlü sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise özürlü sağlık kurulu raporu kesinleşir.
Özürlü sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin özürlü sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.
Milli Savunma Bakanlığına bağlı asker hastanelerince; Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına itiraz esas ve usulleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine tabidir. Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanelerince kesin olarak karara bağlanır.
6- SAKATLIK İNDİRİMİNİN KAPSAMI
- Çalışma gücünün asgari %80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat,
- Çalışma gücünün asgari %60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat,
- Çalışma gücünün asgari %40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat,
sayılır ve aşağıda özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranları (sakatlık dereceleri) itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir.
2006 yılı için öngörülen Sakatlık İndirimi tutarları aylık olarak aşağıdaki gibidir;
- Birinci derece sakatlar için 530 YTL
- İkinci derece sakatlar için 265 YTL
- Üçüncü derece sakatlar için 133 YTL dir .
Sakatlık İndirimi tutarları her yıl Maliye Bakanlığı'nca Yeniden Değerleme oranında arttırılarak belirlenmektedir.
Aylık belirlenen bu rakamlar, yıllık olarak beyan edilen kazançlarda 12 ile çarpılmak suretiyle uygulanacaktır. Özürlü serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü özürlü bulunan serbest meslek erbabı ve basit usulde vergilendirilenlerde yıllık beyan edilecek gelirden;
- Birinci derece sakatlar için 6.360 YTL,
- İkinci derece sakatlar için 3.180 YTL,
- Üçüncü derece sakatlar için 1.590 YTL ,
indirim miktarı düşülecektir.
7- BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLUNAN KİŞİ TABİRİ
Özürlü kişinin tabi olduğu çalışma mevzuatına veya sosyal güvenlik kurumu mevzuatına göre bakmakla yükümlü sayılan anne,baba, eş ve çocuklar anlaşılacaktır. Bu kişiler yukarıdaki belgelere ilave olarak sağlık karnesinin kimlik bilgilerinin bulunduğu sayfanın bir örneğini verecektir
Yabancı ülkelerdeki dış kuruluşlarımızda (resmi ve özel sektörde) görevli sakat hizmet erbabı, nüfus kağıdının örneği ve bağlı olduğu kurumdan alacağı "o ülkede görevli hizmet erbabı" olduğunu gösterir belgeyi de ekleyerek bir dilekçe ile birlikte bulunduğu ülkedeki T.C. Elçilik veya Konsolosluğuna başvurur. Elçilik veya Konsolosluklar, kendilerine başvuran hizmet erbabını, o ülkedeki çalıştığı yere en yakın resmi bir hastaneye yazıyla sevk eder.
Hastanece düzenlenen raporlar Türkçeye çevrilmiş birer örnekleri ile birlikte ilgili Elçilik veya Konsolosluklar tarafından Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderilir.
Söz konusu raporlar, Merkez Sağlık Kurulunca incelenerek karara bağlanır ve Maliye Bakanlığı, karara bağlanan raporları ilgili Gelir Müdürlüğü, Vergi Dairesi Müdürlüğü veya Malmüdürlüğü kanalıyla işlem yapılmak üzere hizmet erbabının ücretini ödeyen kuruluşlara yazıyla bildirir.
Özürlülerin hayat standartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anayasal güvence altına alınarak Anayasamızda, "Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı ve bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kuracağı veya kurulmasını sağlayacağı..." ifade edilmiştir.
Özürlü vatandaşların, içinde bulunduğu zor koşulların giderilmesine katkıda bulunmak ve özürlüler ile özürlü olmayanlar arasındaki rekabet eşitsizliğini gidermek amacıyla vergi hukukunda çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan birisi de özürlü ücretlilerin Gelir Vergisi matrahlarının hesaplanmasında dikkate alınan Sakatlık İndirimi uygulamasıdır.
Gelir Vergisi Kanununda yapılan düzenlemelerle de, Sakatlık İndiriminin kapsamı genişletilmiş, Sakatlık İndiriminden yararlananların içine; hizmet erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler, özürlü serbest meslek erbabı ve serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler ile basit usulde vergilenen bütün mükellefler de dahil edilmiştir.
Özürlülerle ilgili olarak yapılan düzenlemelerden birisi de taşıt alımlarıyla ilgili olarak vergisel açıdan sağlanan bir kısım avantajlardır. Gerek vergi mevzuatında gerekse gümrük mevzuatında yapılan düzenlemeler sonucunda, yurt içinden satın alma veya yurt dışından ithal edilmek suretiyle özürlüler tarafından edinilen motorlu taşıtlar için bazı şartlarla vergi avantajları sağlanmıştır.
Son olarak özürlülerle ilgili yapılan bir diğer düzenleme de malul ve özürlülere 2006 yılı başından itibaren Emlak Vergisinde uygulanmaya başlanan indirimli vergi oranı uygulamasıdır.
Yapılan düzenlemelerle özürleri dolayısıyla birtakım güçlükler çeken özürlülerin hem ekonomik yönden desteklenmesi hem de sosyal ve ekonomik hayata katılımlarının ve uyumlarının sağlanması amaçlanmıştır.
506 Sayılı Sosyal Sİgortalar Kanununda, Sakatlarla İlgili Hükümler
Sigortalı sayılmayanlar:
Madde 3
II- Aşağıda belirtilenler hakkında bazı sigorta kolları uygulanmaz:
A) Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden Kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki aybaşından başlanarak uygulanır.
B) Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.
----------------------------------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 9 ncu maddeye bakınız:
Ek Madde 9 - (11/8/1977 - 2100/2 maddesi hükmü olup, ek maddeye çevrilerek madde numarası teselsül ettirilmiştir.)
3 üncü maddenin I inci bendinin (A) ve (D) fıkralarında yapılan değişikliklerin tazammun ettiği tatbikat Sosyal Güvenlik Bakanlığınca bir sene içinde hazırlanacak tüzükle düzenlenir.
Bu tüzük yürürlüğe girinceye kadar, Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak genelgeye göre işlem yapılır
---------------------------------------
C) (Değişik: 29/4/1986-3279/1 md.) Kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından malullük veya emekli aylığı almakta iken bu Kanuna tabi sigortalı bir işte çalışanların 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerin den 63 üncü madde hükmüne göre Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir.
----------------------------------------
Madde 78 - (Değişik: 6/3/1981-2422/11 md.)
(Değişik birinci fıkra: 25/8/1999 - 4447/10 md.) Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı 4 000 000 TL., üst sınırı ise alt sınırın üç katıdır. Üst sınırı alt sınırın beş katına kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Günlük kazanç alt sınırı her yıl, ilk olarak Nisan ayında bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayrisafi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar artırılarak belirlenir. Bu şekilde belirlenecek günlük kazanç alt sınırının belirlenmesinde 1000 liranın kesirleri 1000 liraya tamamlanır. (1)
Günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden, günlük kazançları üst sınırdan fazla olan sigortalıların günlük kazançları da üst sınır üzerinden hesaplanır.
Sigortalının kazancı alt sınırın altında ise, bu kazanç ile alt sınır arasındaki farka ait sigorta primlerinin tümünü işveren öder.
Aynı zamanda birden fazla işverenin işinde çalışan sigortalıların ücretlerinden kesilen primler, bu madde uyarınca tespit edilen üst sınır üzerinden hesaplanacak miktarı aşarsa, fark, sigortalının müracaatı üzerine hissesi oranında kendisine geri verilir.
Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları:
Madde 63 - (Değişik: 29/4/1986-3279/3 md.)
A) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken, sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları çalışmaya başladıkları tarihte kesilir.
Yukarıdaki fıkraya göre yaşlılık aylıkları kesilenlerden yeniden çalıştıkları süre zarfında 78 inci maddeye göre prime esas kazançları üzerinden 73 üncü madde gereğince prim alınır. Yaşlılık aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak yaşlılık aylığı verilmesi için yazılı talepte bulunan sigortalıya aşağıdaki fıkra hükmüne göre yeniden hesaplanarak, yaşlılık aylığı, talep tarihini takip eden aybaşından başlanarak ödenir.
Bu sigortalılar için yazılı talep tarihlerine göre yeniden yaşlılık aylığı hesaplanır ve bu aylık, önceden bağlanan yaşlılık aylığından fazla ise, hesaplanan yeni aylık üzerinden ödeme yapılır. Hesaplanan yeni aylığın eski aylıktan düşük olması halinde, eski aylık esas alınır. Ancak, aylığı kesildikten sonra geçen prim ödeme gün sayıları bu Kanunun 61 inci maddesine göre aylık bağlama oranının tespitinde değerlendirilir. (1)
B) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak bunlardan 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden % 30 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. Bu primin 1/4`ü sigortalı hissesi, 3/4`ü işveren hissesidir. (2)
(Ek: 25/8/1999-4447/8 md.) Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken serbest avukat veya noter olarak çalışmalarını sürdürenlerin, sosyal yardım zammı dahil, almakta oldukları aylıklarından % 15 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. (3)
Yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı bir işte çalışanlar, bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta olanlara ve bunların geçindirmekle yükümlü oldukları eş ve çocuklarına, ana ve babalarına tanınan sosyal sigorta haklarından aynen yararlanırlar.
Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/5/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına
-------------------
(1) Bu bentte geçen " maddesinin (A) fıkrasının (a) bendine" ibaresi, 25/8/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi ile "maddesine" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(2) Bu bentte geçen % 24" oranı, 25/8/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi ile "% 30" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(3) Bu bent, 25/8/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle eklenmiş olup, Kanunun yayımı olan 8/9 / 1999 tarihini izleyen aybaşında yürürlüğe gireceğinden metne işlenmiştir.
---------------
Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.
Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı bir işte çalışmaları dolayısıyla bu maddenin (A) fıkrasına göre yaşlılık aylığı kesilenler, çalıştıkları süre içinde (B) fıkrasında yazılı hükümlerin uygulanmasını; (B) fıkrasına göre yaşlılık aylığı kesilmeden çalışanlar ise çalıştıkları süre içinde haklarında (A) fıkrasında yazılı hükümlerin uygulanmasını isteyebilirler
--------------------------------------
Eş ve çocuklara gelir bağlanması:
Madde 23:
VIII- (Ek: 29/6/1978-2167/2 md.) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün % 50 veya daha fazlasını kaybederek sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölenlerin de ölümün maluliyete esas olan iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olup olmadığına bakılmaksızın hak sahiplerine gelir bağlanır.
Kimlerin malul sayılacağı: (Bu madde, 4958 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNUNUN 33. maddesi ile değiştirilmiştir. Buna göre
Madde 53.-
A) 1- a) Kurum hastanelerince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporları ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği,
b) 34 üncü madde gereğince yapılan tedavi sonunda Kurum sağlık tesisleri sağlık kurullarınca düzenlenecek usulüne uygun rapor ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu çalışma gücünün en az 2/3'ünü yitirdiği,
c) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60'ını yitirdiği,
Kurumca tespit edilen sigortalı malûllük sigortası bakımından malûl sayılır.
2- Meslek hastalığı sonucu, meslekte kazanma gücü azalma oranının tespiti Kurumun meslek hastalıkları hastanelerince yapılır.
B) Bu Kanun kapsamında ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte mevcut hastalık veya arızası bulunanlar bu hastalık veya arızasının malûl sayılmayı gerektirecek düzeyde olmadığını Kurum veya Kurum dışındaki hastanelerden işe girmeden önce alınmış, usulüne uygun sağlık raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle kanıtlamakla yükümlüdürler. Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızalarının bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalılar bu hastalık veya arızaları nedeni ile malûllük sigortası yardımlarından yararlanamazlar.
Bu gibi sigortalılara malûllük sigortasından evvelce ödenmiş bulunan aylıklar geri alınır.
C) Bu maddenin uygulama hükümleri çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir.
Malullük aylığından yararlanma şartları:
Madde 54 - (Değişik: 6/3/1981-2422/4 md.)
Sigortalının, malullük aylığından yararlanabilmesi için:
a) 53 üncü maddeye göre malul sayılması,
b) Toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması,
Şarttır.
Malullük aylığının hesaplanması: (1)
Madde 55 - (Değişik: 25/8/1999-4447/5 md.)
Malullük aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalıya bu Kanunun 61 inci maddesine göre bulunacak ortalama yıllık kazancının %60`ının 1/12`si oranında malullük aylığı bağlanır. Sigortalı başka birinin bakımına muhtaç durumda ise bu oran %70`e çıkarılır. Buna göre hesaplanan malullük aylığı 61 inci maddenin son fıkrası hükümlerine göre artırılır.
Aylığın başlangıcı:
Madde 56 - Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve malullük aylığına hak kazanan sigortalının aylığının ödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malul sayılmasına esas tutulan raporun tarihi yazılı isteğini takibenden takvim ayından sonraki bir tarih ise bu raporun tarihinden sonraki ay başından başlanır.
Çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirmiş sayılan sigortalı birinci fıkraya göre aylıkların ödenmesine başlanacağı tesbit edilen tarihte hastalık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği almakta ise malullük aylığı geçici iş göremezlik ödeneği verilme süresinin sona erdiği tarihten sonraki ay başından başlar. Şu kadar ki, bağlanacak malullük aylığı, sigortalının hastalık sigortasından almakta olduğu geçici iş göremezlik ödeneğinin aylık tutarından fazla ise, aradaki fark, birinci fıkraya göre tespit edilecek tarihten başlanarak verilir.
----------------------------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 20, 21, 22, 23 ve 24 üncü maddelere bakınız.
----------------------------------
Sigortalının kontrol muayenesi:
Madde 57 - Malullük aylığı bağlandıktan sonra, sigortalı, her zaman, başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma girdiğini ileri sürerek malullük aylığının artırılmasını isteyebilir.
Malullük aylığı bağlanan sigortalıları Kurum da her zaman kontrol muayenesine tabi tutabilir.
Gerek Kurumca yaptırılan kontrol muayenesinde, gerekse sigortalının isteği üzerine veya işe alıştırma sonunda yapılan muayenesinde yeniden tespit edilecek malullük durumuna göre, malullük aylığı:
I - Sigortalının istekte bulunması halinde:
a) Yazılı isteğini,
b) Yeni malullük durumuna esas tutulan rapor yazılı isteğini takibenden takvim ayından sonraki bir tarihi taşımakta ise bu raporun tarihini,
II - Kurumca kontrol muayenesine veya işe alıştırmaya tabi tutulma halinde de yeni malullük durumuna esas tutulan raporun tarihini,
Takip eden ay başından başlanarak gerekirse artırılır, azaltılır veya kesilir.
Kabul edilir bir özrü olmadığı halde kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten sonraki ay başına kadar yaptırmayan sigortalının malullük aylığı, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki ay başından başlanarak kesilir. Şu kadar ki, kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten başlayarak üç ay içinde yaptırılan ve malullük halinin devam ettiği tespit edilen sigortalının malullük aylığı, ödemenin kesildiği tarihten başlanarak verilir.
Kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten üç ay geçtikten sonra yaptıran ve malullük halinin devam ettiği tespit edilen sigortalının malullük aylığı, rapor tarihinden sonraki ay başından başlanarak ödenir.
Aylığın kesilmesi ve yeniden başlaması:
Madde 58 - Malullük aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışmaya başlayanların malullük aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihten başlayarak kesilir.
Yukarıdaki fıkraya göre malullük aylıkları kesilenlerden işten ayrılarak malullük aylığı verilmesi için yazılı istekte bulunan sigortalıya, kontrol muayenesine tabi tutulmak ve malullüğünün devam ettiği anlaşılmak şartıyla, eski malullük aylığı, yazılı istekte bulunduğu tarihten sonraki ay başından başlanarak ödenmeye başlanır. Şu kadar ki, bu gibi sigortalılar için yazılı istek tarihlerine göre yeniden malullük aylığı hesaplanır ve bu aylık önce bağlanan malullük aylığından fazla ise hesaplanan yeni aylık üzerinden ödeme yapılır.
Yaşlılık aylığından yararlanma şartları:
Madde 60 - (Değişik: 6/3/1981-2422/6 md.)
Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları aşağıda gösterilmiştir:
A)(Değişik: 25/8/1999-4447/6 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için;
a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması ve en az 7 000 gün veya,
b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4 500 gün,
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması şarttır.
Toptan ödeme: (1)
Madde 64 - (Değişik: 23/10/1969-1186/9 md.)
Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan ve malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan,
a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş bulunan sigortalıya,
b) 50 yaşını doldurmuş bulunan ve erken yaşlanmış olduğu tespit edilen sigortalıya, (2)
Kendisinin ve işverenlerinin ödediği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin toplamı, yazılı isteği üzerine toptan ödeme şeklinde verilir.
Ölüm sigortasından aylık bağlama şartları:
Madde 66 - (Değişik: 6/3/1981-2422/8 md.)
a) Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken, yahut malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış durumda veya,
b) Bağlanmış bulunan malullük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş durumda yahut,
c) Toplam olarak 1 800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primi ödemiş durumda,
Ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanır.
Ölüm sigortasından bağlanacak aylığın hesaplanması:
adde 67 - (Değişik: 6/3/1981-2422/9 md.)
Sigortalının ölümü halinde, hak sahibi kimselerine bağlanacak aylığın tespitinde aşağıdaki hükümler uygulanır:
A) a) Sigortalının almakta olduğu veya bağlanmasına hak kazandığı malullük veya yaşlılık aylığı,--------------------------------------
(1) Bu maddenin uygulanmasında ek 1 ve 29 uncu maddelere bakınız.
(2) Bu bentte geçen "Kadın ise 50, erkek ise 55" ibaresi, 25/8/1999 tarih ve 4447 sayılı Kanun`un 56 ıncı maddesiyle, "Kadın ise 58, erkek ise 60" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
--------------------------------------
b) Malullük veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra sigortalı olarak çalışmaya başlaması sebebiyle aylığı kesilen sigortalının ölüm tarihine ve 58 veya 63 üncü maddelere göre tespit edilecek aylığı,
c) (Değişik: 25/8/1999 - 4447/9 md.) Toplam olarak 1 800 gün veya en az beş yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malullük, yaşlılık ve Ölüm sigortaları primi ödemiş olan sigortalının, bu Kanunun 61 inci maddesine göre bulunacak ortalama yıllık kazancının % 60`ının 1/12`si olarak hesaplanan aylığı, hak sahiplerine bağlanacak aylığın hesabında esas tutulur. Bu oran sigortalının 8100 ila 9000 gün arasında primi ödenen her 360 gün için 2, 9000 günden sonra ödenen her 360 gün için de 1,5
artırılır. Bu şekilde hesaplanan ölüm aylığı 61 inci maddenin son fıkrası hükümlerine göre artırılır.
d) (Mülga: 25/8/1999 - 4447/9 md.)
B) Sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda malul sayılarak aylık bağlanmasına hak kazanmış ise, (A/a-b) fıkralarının uygulanmasında, bu durum nazara alınmadan bağlanabilecek aylık esas tutulur. (1)
D ve E - (Mülga: 25/8/1999 - 4447/9 md.)
Ana ve babaya aylık bağlanması:
Madde 69 - Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken aylıkların toplamı, sigortalıya ait aylıktan aşağı olursa, artanı, eşit hisseler halinde, geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına aylık olarak verilir. Ancak, bunların her birinin hissesi sigortalıya ait aylığın % 25 ini geçemez.
Sigortalının ölümü ile eşine ve çocuklarına bağlanabilecek aylıkların toplamı, sigortalıya ait aylıktan aşağı değilse ana ve babanın aylık bağlanma hakları düşer.
-----------------------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 12 nci maddeye bakınız.
-----------------------------
Aylığın başlangıcı:
Madde 70 - Sigortalının ölümünde ölüm sigortasından hak sahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığa hak kazandıkları tarihten sonraki ay başından başlar.
Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalının hak sahibi kimselerinin aylıkları, sigortalının hak kazandığı son aylık devresinin sona erdiği tarihten başlar.
Toptan ödeme:
Madde 71 - Ölen sigortalının hak sahibi kimselerinden hiç biri bu kanuna göre Ölüm Sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanamadıkları takdirde aşağıdaki hükümler uygulanır:
I - Ölen sigortalının kendisinin ve iş verenlerinin ödedikleri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri toplamının:
A) (Değişik : 20/3/1985-3168/3 md.) Dul eşine % 50`si, toptan ödeme alacak durumda çocuğu bulunmayan dul eşine % 75`i,
B) (Mülga: 20/3/1985-3168/6 md.)
C) (Değişik: 21/6/1973-1753/3 md.) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış yahut yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malül bulunan erkek çocuklarla evli olma yan kız çocukların her birine % 25`i,
Yukarıdaki fıkrada belirtilen ve sigortalının ölümü ile anasız ve babasız kalan veya ana ve babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayanların her birine % 50`si,
Toptan ödeme şeklinde verilir.
II - Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocukları, yapılacak toptan ödemeden yukarda belirtilen esaslara göre yararlanırlar.
III - Hak sahibi eş ve çocuklara yapılacak toptan ödemelerin toplamı, toptan ödenecek miktarı geçemez. Bu sınırın aşılmaması için, gerekirse, hak sahibi kimselerin hisselerinden orantılı olarak indirmeler yapılır.
IV - Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına yapılacak toptan ödemelerin toplamı, toptan ödenecek miktardan aşağı olursa, artanı, eşit hisseler halinde, geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babasına verilir. Ancak, bunların her birinin hissesi % 25 i geçemez.
V - Yukarıdaki esaslara göre toptan ödeme yapıldıktan sonra kalıntı olursa, sigortalının ölümünden sonra doğacak çocukları ile nesebi düzeltilecek veya babalığı hükme bağlanacak çocuklarına da bu madde hükümlerine göre toptan ödeme yapılır.
Gelir ve aylıkların birleşmesi:
Madde 92 - Hem malullük hem de yaşlılık sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanan sigortalıya, bu aylıklardan yüksek olanı, aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı bağlanır.
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık bağlanmadan önce iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan ve sermayeye çevrilen gelirler ile yaşlılık sigortasından yapılacak toptan öde melerde bu fıkra hükmü uygulanmaz.
Malullük sigortasından aylık bağlanmasına ve yaşlılık sigortasından toptan ödeme yapılmasına hak kazanan sigortalıya yalnız aylık verilir.
Ana ve babalarından gelir veya aylığa hak kazanan çocuklar:
Madde 93 - Sigortalı olan ana ve babalarının ölümlerinde her ikisinden de gelir veya aylık bağlanmasına hak kazanan çocuklara, bunlardan intikal eden gelir ve aylıklardan yüksek olanının tümü eksik olanının da yarısı bağlanır.
Ancak, 71 inci madde gereğince yapılacak toptan ödemelerde yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
Sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu kimseler:
Madde 106 - Bu kanunun uygulanmasında, sigortalının geçindirmekle yükümlü olduğu kimseler:
a) (Değişik: 23/10/1969 - 1186/17 md.) Karısı çalışamayacak durumda malul veya 60 yaşını doldurmuş kocası. (1)
b) (Değişik: 29/4/1986 - 3279/6 md.) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapıyorsa 20 yaşını, yükseköğrenim yapıyorsa 25 yaşını doldurmamış veya 18 yaşını doldurmuş olup da çalışamayacak durumda malul erkek çocukları ile yaşları ne olursa olsun evli bulunmayan ve sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmayan veya bunlardan aylık yahut gelir almayan kız çocukları.
c) Geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen ana ve babası,
dır.
Geçici iş göremezlik ödeneği verilmesine hak kazanılan tarihten önce, sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi düzeltilmiş, yahut babalığı hükme bağlanmış çocuklar da (b) fıkrası kapsamına girerler.
Bildiri ve itiraz:
Madde 116 - Kurum, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için gerekli belgeler tamamlanınca, bağlanacak aylıkları ve yapılacak toptan ödemeleri hesap ve tespit ederek en geç üç ay içinde ilgililere yazı ile bildirir.
Sigortalı ve hak sahibi kimseleri, kararı bildirilen yazıyı aldıkları günden başlamak üzere bir yıl içinde yetkili mahkemeye başvurarak Kurumun kararına itiraz edebilirler.
İtiraz kararın uygulanmasını durdurmaz.
Ek Madde 1- (13/7/1967-899 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi hükmü olup ek maddeye çevrilerek teselsül için numaralandırılmıştır.
Evlenme dolayısıyla işlerinden ayrılan kadın sigortalılara kendileri ve işverenleri tarafından 5417, 6900 ve 506 sayılı kanunlara göre ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin yarısı, yazılı talepleri üzerine, toptan ödeme şeklinde verilir.
İşten ayrıldıkları tarihten itibaren bir sene içinde evlenmiş veya evlendikleri tarihten itibaren bir sene içinde işinden ayrılmış olan kadın sigortalılar, evlenme dolayısıyla işten ayrılmış sayılırlar.
Evlenmeleri dolayısıyla toptan ödemeden faydalanmış bulunan kadın sigortalılardan 506 sayılı Kanuna tabi bir işe girenler, kendilerine verilen primleri aldıkları tarihten itibaren % 5 faizi ile Sosyal Sigortalar Kurumuna iade ettikleri takdirde sigortaya tabi eski hizmetleri 506 sayılı Kanunun tatbikatında nazara alınır. Toptan ödeme şeklinde aldıkları primleri Sosyal Sigortalar Kurumuna iade etmeyenlerin sigortalılık süreleri, 506 sayılı Kanuna tabi işlere yeniden girdikleri tarihten başlar.
Sosyal Güvencesi Olmayanların, Sakatlık ve Malullük Aylığı Alabilmesi için:
2022 Sayılı Kanun'a göre Sakatlık ve Malullük Aylığı;
Sakatlık aylığı: Çalışma ve işgörme gücünün %40 ile %70 arasında kaybetmiş muhtaç sakatlara bağlanan aylıklardır. Aylık bağlanabilmesi için 18 yaşını doldurmuş olmak, çalışma ve işgörme gücünü en az %40 oranında kaybettiklerini tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlamaları gerekmektedir.
Malullük aylığı: Çalışma ve işgörme gücünü %70'in üzerinde kaybetmiş muhtaç sakatlara bağlanan aylıklardır. 18 yaşını doldurmuş olmak, başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde malul olduğunu tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlamaları gerekmektedir.
Aylıkların Bağlanma Şartları:
a) T.C. vatandaşı olmak,
(IMG:style_emoticons/default/cool.gif) Muhtaç olmak,
c) Bağlanacak aylık miktarına eşit veya fazla devamlı gelir sağlayamamak,
d) Kendisine kanunen bakmakla yükümlü kimsesi olmamak.
Aylık Bağlanması İçin Gerekli Belgeler:
a) 2022 sayılı kanuna göre başvuru formu (Bu formda yeralan aylık istek dilekçesi ile mal bildirim belgesi kişi tarafından doldurulacaktır). Muhtaçlık belgesi ve vukuatlı nüfus kayıt örneği, ikametgah ilmuhaberi bölümleri ise yetkililerce imzalanacak ve mühürlenecektir.
Sağlık Kurulu Raporu (Mal Müdürlüğü tarafından sevk edilen bir hastaneden)
c) Üç adet fotoğraf
** Bu belgelerle, bağlı bulunulan Defterdarlık, Malmüdürlükleri, Emekli Sandığı, valilik veya kaymakamlık makamlarına başvurulur.
** Aylığı almakta olan aile reisinin aylığı; eşinin de bu aylığı hak etmesi halinde veya bu aylığı alma hakkına sahip biriyle evlenmesi durumunda %50 oranında artırılmaktadır. 2022 sayılı Yasaya göre aylıklar üç ayda bir peşin olarak alınır. Aylık bağlananlar devlet hastanelerinde ücretsiz tedavi görürler.
** 2022 Sayılı Kanuna göre muhtaç olmak koşulu ile, 65 yaşını doldurmuş Yaşlılar ile 18 yaşından büyük Malûl ve Sakat Türk Vatandaşlarına 1500 gösterge rakamının, memur maaşlarına uygulanan katsayı ile çarpımında bulunacak tutarda aylık bağlanmaktadır. Bağlanacak aylık miktarına eşit veya daha fazla aylık ortalama geliri bulunanlar muhtaç sayılmazlar ve kendilerine aylık bağlanmaz.
** Aylıklar her yılın, Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere üç ayda bir peşin olarak ikametgahlarına yakın anlaşmalı T.C. Ziraat Bankaları Şubeleri ile anlaşmalı PTT Merkez Müdürlükleri aracılığı ile hak sahiplerine veya vekil yada vasilerine ödenmektedir
** Bağlanan aylıklar, hak sahiplerinin;
a) Ölümü,
Türk vatandaşlığından çıkması, çıkarılması, yabancı memleket uyruğuna girmesi ( Türk Vatandaşlığını muhafaza edenler hariç),
c) Muhtaçlığın kalkması,
d) Kadın ise evlenmesi,
e) Sakatlığı nedeniyle aylık bağlanmış ise bir işte çalışmaya başlaması,
f) Bir akitle hakiki veya hükmi şahıslar tarafından bakım altına alınması,
g) Daimi olmayan sakatlık oranının %40'ın altına düşmesi,
h) Erkek ise evlenmesi sebebiyle muhtaç durumdan çıkması,
hallerinde, bu durumlarının meydana geldiği tarihi takip eden dönem başından itibaren kesilmektedir.
** Aylık almakta olanlar veya aylık sahiplerinin eş, kardeş, anne, baba, vasi, kayyum veya vekilleri aylıkların kesilmesini gerektiren hallerin vukuunda, bu durumları Emekli Sandığına üç ay içinde bildirmekle yükümlüdürler.
** 2022 Sayılı kanuna göre aylık alanlara Sandığımızca fotoğraflı" Tanıtım Kartı" verilir. Bu kart hak sahibinin aylık ödemelerinde kimlik belgesi yerine geçtiği gibi Devlet Hastanelerinde ücretsiz yapılacak tedavileri için de geçerlidir. Aylık alanlar ile aylıkları %50 oranında artırılarak ödenenlerin eşleri Devlet Hastanelerinde ücretsiz tedavi edilirler.
Yapılan tedaviler için hastanelere ve aylık sahiplerine Sandığımızca herhangi bir ücret ödenmediği gibi reçete bedelleri de ödenmemektedir.
** 2022 Sayılı Kanuna göre bağlanmış aylıklarından feragat etmek isteyenler:
Aylığın kesilme nedenini de belirten Sandığımıza hitaben yazacakları dilekçelerini, (dilekçedeki "imza ve beyanın kendilerine ait olduğunun" mahallesi veya köyü muhtarına imza, kaşe ve mühür ile onaylattıktan sonra) Sandığımız "Yaşlılar Sosyal Güvenlik Dairesi Başkanlığı Ehlibeyt Mah.Cevizlidere Cad.No:20 06520 Balgat /ANKARA" adresine göndermeleri gerekmektedir
Özürlülerin hayat mücadelesi diğer sosyal gruplara nazaran her asırda güç olmuştur. Bazı dönemlerde ve bilhassa bazı katı ve ırkçı ideolojilerin pençesi altında idare edilen ülkelerde özellikle zihinsel özürlülere yaşama hakkı bile çok görülmüştür. Tarihte bunun ilk örneklerini Ortaçağın karanlıklarına gömülen skolastik ve geri kalmış batı toplumlarının uygulamalarında görmek mümkündür.
Özürlülerin Yaşama Hakkı bugün tabu olmaktan çıkmış, değişik felsefik ve tıbbi gerekçelerle tartışma konusu haline getirilmektedir. İktisadi alanda yaşayan ve gittikçe kronikleşen ekonomik durgunluk sosyal hayata olumsuz tesir yaptığı gibi sosyal hizmetlerde artan kamusal harcamaları frenlemek gayesiyle toplum içinde en mağdur durumda olan özürlülerin üzerinde de akıl almaz oyunlar tertiplenmektedir. 21. asrın eşiğine gelmiş batı toplumları sosyal maliyetleri makul bir derecede tutabilmek için özürlülerin hayat hakkını kısıtlamak için fikri ön hazırlık yaptığını bu makalede göreceğiz.
1. Tarihte Özürlülere Yaşama Hakkı
Bütün problemlerin kendine ait bir tarihi olduğu gibi özürlülerin ve onların yaşama hakkı ile ilgili tarihi geçmişi de vardır. Batı toplumlarının tarihinde, özürlülerin çoğu zaman ezildiklerini, hakir görüldüklerine ve zulme uğradıklarına şahit olmaktayız.
Bunun sebebi de, çoğu kez, toplumların insan sevgisinden uzak sapık düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Haddizatında, bu cehalet ortamını hazırlayanlar da bizzat devleti elinde tutan Ortaçağın Hıristiyan ruhban kesimiydi.
Ortaçağın batı insanı Hıristiyan din adamlarının telkinatlarının etkisi altında kalarak, kendisini çevreleyen tabiatın insanüstü ve bedensiz güçlerle (cin, şeytan) olduğuna ve gözle görülmeyen bu varlıkların insanları istila edip onları tedavisi mümkün olmayan hastalıklara sürükleyebileceklerine inanmaktaydılar.(Dreschner; s. 398)
Dolayısıyla, bu çağlarda hekimlerce maliyeti bilinmeyen akıl ve ruh hastalıkları cinlere atfedilirdi (Sebold; s. 15).Bununla da kalınmayıp, özürlü doğan veya daha sonra bu gibi hastalıklara yakalanıp özürlü duruma gelen insanlar da, majik (sihirli) ve doğaüstü güçlerin etkisi altında oldukları varsayımı ile, "cadı" muamelesi görüyorlardı. Bunun sonucu olarak, bunların topluma çeşitli tehlikeler ve zararlar verebilecek bir konuma gelmeleri sebebiyle başta kilise olmak üzere devrin siyasi rejimleri tarafından takip altına alınmaktaydılar.
Engizisyon mahkemelerinin kurulmasıyla, "cadıların yargılanmasına müsaade edilmiş ve özürlülerin bir çoğuna en ağır cezalar verilmiştir. (König; s. 43)Bilhassa, fiziki yönden yıpranmış ve çirkin görünen, bedenen deforme olmuş veya deliliğin alametlerini üzerinde taşıdığı gerekçesiyle "cadı" diye vasıflandırılan insanlar Kilise ve Pazar meydanlarında diri diri yakılarak öldürülmüştür.
Bu açıdan bakıldığında, Rönesans devrinden başlayarak aydınlama ve hatta sanayileşme dönemlerinin başlarına kadar milyonlarca masum insanın "cadılık"tan dolayı yargılanıp öldürüldüklerini söyleyebiliriz. (Sebold; s. 46-48)
Avrupa'da cadılık davalarından yargılanan insanların yalnız özürlülerden müteşekkil olduğunu iddia edemeyiz. Ancak, resmi kayıtlara göre Avrupa'da Ortaçağdan başlayarak 18. asrın sonlarına kadar tahmini olarak 9 milyon insan Cadılıktan ötürü ölüme çarptırıldığını belirtebiliriz. (Sebold, ss. 49-48)Bunların kaçının özürlü olduğunu hesap etmek bir noktada önem arz etmez kanaatindeyiz, çünkü mahkemece haksız yere ölüme mahkum edilenlerin hepsi neticede insandı. Ancak, geçmişte "cadı"gözüyle bakılan insanları bugünün tıbbilimi ışığı altında incelediğimizde. bunların bir çoğunun zihnen, aklen veya ruhen özürlü ve dolayısıyla yardıma ve bakıma muhtaç insanlardan ibaret olduğunu burada ifade edebiliriz.
Bunun böyle olduğunu, tarihte en son "cadı" yakma hadisesinden de rahatlıkla anlayabiliriz.1793 yılında Almanya'nın Prusya Eyaletinde vuku bulan bir hadiseye göre, iki yaşlı kadın, gözlerinde belirlenen kızarıklığın komşularının hayvanlarını hasta ettiği iddiası ile yakılmışlardır. (Döbler; s. 296)
Cadı mahkemeleri 18. asrın sonlarında dönemin hükümdarları tarafından kaldırılırken, Bavyera Kraliyetine bağlı cadı mahkemeleri 1806 yılına kadar resmen faaliyet göstermiştir. (Döbler; s. 291)Özürlülerin diri diri yakılmaları sadece karanlık Ortaçağın bir hususiyeti değildi. Aynı gelenek bu sefer başka gerekçelerle ve daha farklı metotlarla Alman Nasyonal Sosyalizmin faşist uygulamalarında görülmüştür.
Hitler Almanya'sında sadece Yahudiler ölüm kamplarında topluca zehirlendikten sonra yakılmışlardır. Aynı zamanda, Almanya ırkına mensup olduğu halde sağlıklı ve güçlü bir bedene sahip olmayan özürlüler de bu dikte rejiminin kurbanı olmuşlardır.Hitler'in sağlıklı nesil oluşturma hayaline ters düşen (Hitler; s. 462) özürlü insanlar temerküz kamplarında hekimler tarafından kobay olarak kullanıldıktan sonra bu sefer tek tek açık meydanlarda değil topluca fırınlarda yakılmışlardır (Textor; s. 179).
2. Özürlülerin Yaşama Hakkının Bugünkü Boyutu
Şunu itiraf etmek gerekir ki, sosyal devlet yapısına kavuşan batı ülkeleri bugün adeta geçmişin günahını çıkartmak istercesine özürlülere gerek ekonomi, gerek sosyal, gerekse meslek hayatında önemli imkanlar tanımaktadır. Buna rağmen, kötü ekonomik gidişatın devam etmesi ile bilhassa ağır derecede özürlü ve genelde bakıma muhtaç insanları rahatsız eden üzücü gelişmeler de yaşanmaktadır. Bunlardan en önemlisi, şüphesiz ki ferdin temel haklarından sayılan yaşama hakkının üzerindeki tartışmalardır. Özürlü insanların yaşama hakkını çok gören görüşler de, yazık ki kendilerini Bio-Etikçi (Biyoloji- Etikçisi) olarak takdim eden "bilim adamları" tarafından öne atılmaktadır. Bu görüşlerin öncülüğünü Avustralya'lı tıp etikçisi Peter Singer yapmaktadır. Singer, ahlak ve toplum değerleri bakımından çok endişe verici bir yaklaşımla, insan ve şahıs kavramlarını birbirinden ayırmaktadır.
Ona göre, ağır derecede özürlü insanlar genelde şahsiyetten ve haysiyetten uzak bir hayat yaşamaktadır, dolaysıyla yaşama hakkından da mahrum edilmelidir.Bir yazısında şöyle demektedir tıp etikçisi:"Sakat olarak dünyaya gelen bebeklerin ötenazisi (öldürülmesi) burada yeterince müzakere edilmeyecek kadar girifttir.
Ancak, meselenin özü tabii ki bellidir: Özürlü bir bebeğin öldürülmesi moral açısından şahsın öldürülmesi ile kıyaslanamaz. Haddizatında, bu öldürme işlemi çoğu kez bir haksızlık bile teşkil etmez" (Singer; s. 188).
Bu görüşlerin perde arkasında aslında maddeci ve faydacı bir dünyanın işaretlerini görmek mümkündür. Nitekim, Singer bunu açıkça beyan etmektedir: "Eğer, sakat bir çocuğun öldürülmesi sağlıklı olarak doğacak başka bir çocuğun mutluluğuna daha çok katkı sağlıyorsa, mutluluğun toplam değeri sakat çocuğun öldürülmesinden ötürü daha da artacaktır" (Singer; s. 183).
Bütün hizmetlerin, öncelikli olarak sağlıklı nesillere götürülmesi gerektiğini savunan bu görüşler ne yazık ki bireyselleşen toplumlarda da revaç görmektedir.Hatta o kadar ki, sosyal değişime ayak uyduran devletlerde bu istikamette politik karar almaktadır. Bunlardan bir tanesi Çin'dir. 01.07 .1995'den beri yürürlükte olan "Irk Temizliği ve Koruyucu Sağlık Kanunu" özürlü doğabilecek bebeklerin kürtaj yoluyla alınmasını mecburi kılarken bilhassa zihinsel özürlülerin evlenmelerini de yasaklamaktadır (Textor; s. 178).
Almanya'da ise, bir özürlünün ölümüne. isteği doğrultusunda dahi olsa, fiili yardımda bulunmak suç sayılırken, kişinin isteğine dayanan ölümüne dolaylı olarak yani pasif yardımda bulunmak (mesela zehir temin etmek gibi) suç teşkil etmekten çıkmıştır. Buna göre, özürlü, başkasının fiili yardımına ihtiyaç duymadan misal verdiğimiz üzere zehiri kendi arzusuyla içerek ölümüne bizzat kendisi sebebiyet verdiği için öldürücü maddeyi sağlayan hekim veya bakıcı bu yardımlarından ötürü mesul tutulmayacaktır (Reinisch; s. 48).
2.1. Avrupa Birliği'ndeki Gelişmeler
Ceza muafiyetinin ötenaziye teşvik ve ikna için de geçerli olması için Avrupa çapında "insancıl ölüm" maskesi altında çalışmalar yapılmaktadır. Bununla ilgili olarak, Avrupa Cemaatler Komisyonu 1988 yılında "Koruyucu Tıp" adı altında bir proje geliştirmiştir. Koruyucu Tıbbın gayesinin, insanları, genetik yapının özelliklerinden kaynaklanan ve değişik hastalıklara sebebiyet verebilecek risklerden korumak olduğu ifade edilmektedir.
Dolayısıyla, genetik yapıdan ötürü yeni nesne değişik musibetlerin sirayet etmemesi için her türlü tıbbi tedbirin alınması da mubah sayılmaktadır (Komission der Europaischen Gemeinschaften, 1988). Böyle bir projeye irsî istidadın korunmasına yönelik tıbbî müdahaleler programı şeklinde bakmak mümkün gibi görünse de "temiz ve sağlıklı";bir toplumun oluşması hedeflendiğinden, projenin asıl hedefinin sosyal maliyetleri gittikçe artan ve özürlülerin de içinde yer aldığı aciz insanların sayısını toplum içinde azaltmak olduğu da gözden kaçmamaktadır. (Bleidick 1990, s. 516).
Özürlülerin sayısını azaltmak teşebbüsü sadece düşünce boyutuyla kalmamaktadır. Avrupa Parlamentosu'na 1988 yılında "Atipik Çocukların Sayısının Azaltılması" adı altında bir kanun tasarısı sunulmuştur. Bu tasarının 1 .maddesinde şu ifadeler yer almaktadır:
"Tedavi edilemeyen bir özürlülükten dolayı ömür boyu şahsiyetli bir hayat sürdürememesi önceden belirlenen ve 3 gününü doldurmamış bir çocuğun hayatının idamesi için gerekli olan bakımını reddeden bir hakim ne suç işlemiş ne de kanuna aykırı bir harekette bulunmuş olur" (Bleidick, 1994, s. 421).
Bir başka ifadeyle, bu tasarı ile özürlü olarak doğan çocukların yaşama hakkı daha doğar doğmaz elinden alınmak istenmektedir. Avrupa Konseyi'nin 1994 tarihli Bio-Etik tasarısını da bu arada zikretmekte fayda vardır.
Bu tasarı ya göre, tüpte meydana getiren embriyonun üzerinde, 14. gününü aşmadığı müddetçe deneylerin yapılabilmesine müsaade edilmektedir. Ayrıca, özürlü ve aciz insanların da tıbbi araştırmalar kapsamına alınmaları ön görülmektedir. Tasarı, tıp dalındaki bilimsel araştırma zaruretinin önemini vurgulayarak, özürlülerin üzerinde tıbbi deneylerin yapılmasını, muhatapları ve yakınları tasvip etmeseler dahi, öngörmektedir.
Bu gibi teşebbüsler yoğun protestolar neticesinde, şimdilik kısmen de olsa. akamete uğradığını görüyoruz. Avrupa Konseyi, Bio-Etik tasarısını kabul etmezken Avrupa Parlamentosu'na sunulan "A tipik Çocukların Sayısının Azaltılması" ile ilgili kanun tasarısı da bazı değişikliklere tabi tutulmuştur.
Sonuç
Temel ahlâkî ve insanî değerlerin maddeleşen düşüncelerin karşısında gittikçe erozyona uğraması neticesinde toplumun en zayıf kesimleri bundan en fazla zarar görmektedir. Hele hele, post endüstriyel (sanayi sonrası) ve modern toplumların vazgeçilmez bir ikilisi haline getirilen yüksek performans beklentisinin karşısında özürlüler adeta "Lüzumsuz" ve "fayda getirmeyen" varlıklar olarak görülmeye başlanmıştır. Özürlülerin yaşama hakkının tartışılabilir olması Batı toplumları için yeni bir fenomen değildir. Ortaçağda cehaletin ve batı inançlarının gölgesi altında aciz insanlar diri diri yakılıyordu. Yüz yıl evvel aynı teşebbüsler Sosyal Darvinizim maskesi altında yeniden hayatiyet bulurken bugün bu niyetler daha masum görünen Bio-Etik tartışmalar çerçevesinde açıklanmaktadır.
Bilindiği gibi, Sosyal Darvinizm tabiatta olduğu gibi toplumlarda da kıyasıya bir varolma mücadelesinin yapıldığını ileri sürer. Bu itibarla, sosyal mücadele bir tekamül şeklinde cereyan ederken bu vetirede tabii ayıklanma yoluyla güçlüler hayatta kalır, zayıflar, acizler ve sisteme ayak uyduramayanlar yok olup giderler. Bio-Etik ise, toplumun sağlıklı insanlardan oluşması için, gerektiğinde bu şartlara haiz olamayanların modern tıp teknolojisi sayesinde "insancıl" yöntemlerle öldürülmesini savunmaktadır. Bizim kültürümüz ve toplum değerlerimiz açısından bu meseleye baktığımızda, insan hayatının her fert için çok önemli bir yer teşkil ettiğini görürüz. Yaratılmış olması hesabiyle. insan, hangi felaket veya hastalık ile karşı karşıya gelmiş olursa olsun ölümü asla hak edemez. Bir özürlünün hayattaki mücadelesi kendisi ve yakınları için zor bile olsa, varlığı, topluma ve devlete sosyal yükler bile getirse kimse, kendisinin isteği bile olsa, hayatına son veremez. Buna, başta dinimiz cevaz vermemektedir (M.Nuri Yılmaz; Aksiyon; s. 24).
Maddeci dünya görüşüne sahip tıp etikçileri "insancıl ölüm" gibi kulağa hoş gelen ifadeler kullanarak yaşatma kültürü yerine "öldüren kültürü" benimsemelerini sağlıklı bir gidişat olarak görmek mümkün değildir. Çünkü. öldürme hakkını istemek tıbbın "hayat verici" istikametinden vazgeçmek anlamına da gelmektedir.Özürlülerin değil hayatına son vermek onların toplumla iç içe olmalarını ve huzur içinde yaşamalarını temin etmek hepimizin görevi olmalıdır.
Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte görme, işitme, konuşma, zihinsel, ortopedik ve diğerleri olarak sınıflandırılabilecek yaklaşık 9 Milyon engelli (sakat, özürlü) vatandaşımızın bulunduğu tahmin edilmektedir. Engellilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 61 inci maddesinde, Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı ve bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kuracağı veya kurulmasını sağlayacağı ifade edilmiştir.
01 Mart 2005
Levent Gençyürek
Maliye Başmüfettişi
9 Eylül Üniversitesi İşletme Fak.Öğretim Görevlisi
I-GİRİŞ
Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte görme, işitme, konuşma, zihinsel, ortopedik ve diğerleri olarak sınıflandırılabilecek yaklaşık 9 Milyon engelli (sakat, özürlü) vatandaşımızın bulunduğu tahmin edilmektedir. Engellilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 61 inci maddesinde, Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı ve bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kuracağı veya kurulmasını sağlayacağı ifade edilmiştir.
Engellilerle ilgili olarak atılan adımlardan birisi de engelleri dolaysıyla özel tertibatlı motorlu taşıt kullanmak zorunda olanlarla, hiçbir şekilde taşıt kullanması imkanı bulunmayıp akraba veya istihdam ettiği kişilerin kullandığı taşıtlarla ulaşımını sağlayabilecek olan engellilere vergisel bazı avantajların sağlanması olmuştur. Yapılan düzenlemeler, engelleri dolayısıyla bazı sıkıntılar yaşayan kişilerin ekonomik açıdan desteklenmesi yanında bu kişilerin çalışma ve sosyal hayata katılımlarını destekleyici bir etki yaratacaktır.
Engellilere motorlu taşıt edinmelerinde sağlanan vergisel avantajın Gümrük mevzuatı ve vergi mevzuatında çerçevesinde değerlendirilmesi yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
II-ENGELLİLERE SAĞLANAN VERGİSEL AVANTAJ
Gerek vergi mevzuatımızda gerekse gümrük mevzuatımızda yer alan düzenlemeler ile ister yurt içinden satın alma yoluyla isterse yurt dışından ithal edilmek suretiyle engelliler tarafından iktisap edilen motorlu taşıtlar için bazı şartlarla vergisel istisnalar getirilmiştir.
A-GÜMRÜK VERGİSİ
4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun[1] 167.inci maddesinin 12 inci bendinde malül ve sakatların kullanımına mahsus eşyanın gümrük vergilerinden muaf olduğu hüküm altına alınmıştır. Yine aynı maddede; sözü edilen eşyayı tanımlamaya, bunların cins, nevi ve miktarları ile muafiyet ve istisna uygulanacak tutarlarını belirlemeye, maktu hadleri sıfıra kadar indirmeye veya iki katına kadar çıkartmaya, sürelerle ilgili alt ve üst sınırları belirlemeye, bu muafiyet ve istisnayı farklı eşyalar itibariyle birlikte veya ayrı ayrı uygulatmaya Bakanlar Kurulunun yetkili olduğu ifade edilmiştir.
13 Ocak 2000 tarih ve 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı[2] eki Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Kararın 116 ıncı maddesi şu şekildedir:
"Madde 116- 1) Körler hariç olmak üzere malul ve sakatların eğitimi, çalışması veya fiziksel ve ruhsal olarak sosyal gelişimlerine yönelik olarak özel surette imal edilmiş olup, malul ve sakatların kendi kullanımları için getirdikleri veya onlara yardım sağlanması amacına yönelik olarak kamu yararına faaliyette bulunan dernekler ile Sağlık Bakanlığınca yetki verilmiş kurum veya kuruluşlarca ithal edilen eşya,
2) Münhasıran malul ve sakatlar tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunan ve bunlar tarafından ithal edilen motorlu veya motorsuz koltuklar, bisiklet, motosiklet ve motor silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar olan binek otomobilleri (arazi taşıtları hariç) ile el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olmaları nedeniyle bizzat sakat kişi tarafından kullanılamayan, sakat kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunan ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılan motor silindir hacmi 2500 (dahil) cc'ye kadar olan taşıtlar (arazi taşıtları hariç)
gümrük vergilerinden muaftır."
Anılan kararın 117 inci maddesinde ise; özel olarak 116 ncı maddede bahsi geçen eşyaya mahsus olan ve eşya ile birlikte getirilen parça, yedek parça ve aksesuarlar veya bu eşyanın bakım, kontrol, ayarlama ya da tamiri için gerekli olan aletlerin de bu muafiyet kapsamında olduğu ifade edilmiştir.Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin, eşyanın ithalinden sonra yurda getirilmesi halinde de muafiyetin uygulanabilmesi için bunların muafiyetten yararlanarak ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının gümrük idaresine kanıtlanması gerekmektedir.
1- Özel Tertibatlı Aracın İthali
Türkiye Gümrük Bölgesi dışında çalışan engelli kişi, ikametini Türkiye Gümrük Bölgesine kesin olarak nakletmesi halinde özel tertibatlı aracı ithalat vergilerinden muaf olarak ithal edebilecektir. Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik engelli ise; Yurt dışına resmi kanalla döviz transferi veya Türkiye Gümrük Bölgesi dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından kendisine bağış yoluyla gönderilen özel tertibatlı aracı vergiden muaf olarak ithal etme hakkına sahiptir.
2- İthal Edilen Özel Tertibatlı Araçlarda Aranılan Şartlar
Gümrük vergisi ödenmeden yurt dışından ithal edilecek özel tertibatlı engelli araçlarında aşağıdaki şartlar aranacaktır:[3]
- Malül ve engelli tarafından ithal edilmek istenen araç binek otomobili ise, binek otonun münhasıran malül ve engelli tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş hareket ettirici tertibatı bulunmalı ve silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar (arazi taşıtları hariç) olmalıdır.
- Minibüs ise; minibüsün el ve ayak fonksiyonunu tamamen yitirmiş sakat kişinin araca inip binmesiyle, taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmalı ve sakat kişinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarından bir sürücü veya sakat kişi tarafından iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılan silindir hacmi 2500 (dahil) cc'ye kadar (arazi taşıtları hariç) olmalıdır.
Özel surette yapılmış hareket ettirici tertibatı bulunmayan ve sadece otomatik vitesli olan binek oto ile sakat kişinin araca binip inmesiyle taşınmasını kolaylaştırıcı tertibatı bulunmayan minibüsün muafiyetten yararlandırılmak suretiyle ithali mümkün değildir. Binek oto ve minibüsün standart olmayan aksesuarları bulunması halinde bu aksesuarların ithaline gümrük vergilerinin tahsili kaydıyla izin verilir.
Özel olarak malül ve sakatların kullanımına mahsus olan ve eşya ile birlikte getirilen parça yedek parça ve standart aksesuarlara veya bu eşyanın bakım, kontrol ayarlama, ya da tamiri için gerekli olan aletler de muafiyet kapsamındadır. Söz konusu parça, yedek parça ve aksesuarlar ile sair aletlerin eşyanın ithalinden sonra getirilmesi halinde muafiyetin uygulanması için bunların gümrük vergisi ödenmeden ithal edilen eşya ile ilgili olduklarının belgelendirilmesi gerekmektedir.
Malül ve engelli tarafından ithal edilmek istenen araç motosiklet ise, bu motosikletin engelli tarafından kullanılmak üzere özel surette imal edilmiş olması halinde gümrük vergisi ödenmeyecektir.
3- Müracaat Şekli
Özel tertibatlı araç için Türkiye'ye getirilmeden önce, malül ve engelli kişiler veya bunlar hesabına bu kişinin vekil tayin ettiği ve Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik kişiler tarafından, Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğüne;
- Fizik ve Rehabilitasyon merkezince onaylı, 18/3/1998 tarih ve 23290 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sağlık Bakanlığı tarafından Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik" eki listede yer alan sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarından alınmış heyet raporunun, (bu raporda; ilgilinin sakatlığı ile bunun derecesinin ve haline göre kullanabileceği taşıt özelliğinin belirtilmesi gerekir. Şayet ilgili, yurt dışında iken resmi bir hastaneden aldığı ve dış temsilciliklerimize onaylattığı bir rapor ibraz ederse bu raporun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 41 inci maddesine uygunluğunun da ayrıca belgelenmesi gerekir.),
- Trafik Dairesince düzenlenen ve ilgili şahsın sakatlık durumu itibariyle, taşıt kullanabileceğini gösteren H sınıfı sürücü belgesinin, biri asıl olmak üzere iki nüshası ise birlikte müracaat edilmesi gerekmektedir.
Özel tertibatlı otomobil ithalatı talebi Ankara Gümrükleri Başmüdürü veya yetki vereceği Başmüdür Yardımcısı başkanlığında, Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürü, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Sakatlar Konfederasyonu temsilcilerinden oluşan bir heyet tarafından karara bağlanacaktır. Heyet çalışmalarını Ankara Naklihane ve Bedelsiz İthalat Gümrük Müdürlüğünde yürütmekte olup heyetin toplanacağı gün ilgili sakat ve malül kişilerin de anılan gümrükte hazır bulunmaları şartı vardır.
Minibüslerin karara bağlama işlemleri Gümrük Müsteşarlığının olumlu ön izninin alınması sonrasında gerçekleştirilecektir.Ayrıca, binek otomobili veya minibüsün ithaline ilişkin kararların (müspet) Komisyon tarafından oybirliği ile verilmesi gerekmektedir.
Vampire The Masquerade - Redemption Oyun Hileleri - Vampire The Masquerade - Redemption Oyun Hilesi
Hile Uygulama Kodu ve Yöntemleri:
Oyunun kısayol dosyasının target (hedef) penceresinde "vampire.exe" dosyasının ardına "-console" parametresini ekleyin. Ardından oyun esnasında ["] tuşuna basarak konsolu açın ve aşağıdaki hile kodlarını girin:
god 1 - Ölümsüzlük verir
god 0 - Ölümsüzlük hilesini kapatır
xp # - # yerine yazacağınız değer kadar experience verir
cash # - # yerine yazacağınız değer kadar para verir
addthing # - # yerine yazacağınız item'ı verir
addalldisciplines - Tüm yetenekleri verir
freecasting - Yeteneklerinizi kan kaybı olmadan yapmanızı sağlar
ai - Yapay zekayı kapatır
revive - Sağlığınızı doldurur
vault - Vault'u heryerde açar
freeammo - Sınırsız cephane verir
advancement - Terfi penceresini açar
damage me - Size hasar verir
poisonme - Sizi zehirler
diseaseme - Sizi hasta eder
framerate 1 - Frame rate'i gösterir
framerate 2 - Frame rate'i kapatır
Game Tags: Vampire The Masquerade - Redemption cheats game cheats cheat codes cheatcodes gamecheats
Spiele Stichwort: Vampire The Masquerade - Redemption spiele tipps tricks lösungen
Venom - SpiderMan - Separation Oyun Hileleri - Venom - SpiderMan - Separation Oyun Hilesi
Hile Uygulama Kodu ve Yöntemleri:
Aşağıdaki hile kodlarını hile menüsünde girin:
MRRYPN - Oyunun zorluk seviyesini artırır
SCBCRS - Level seçimi yapmanızı sağlar (Bu hile açıkken ölürseniz direkt olarak level seçim ekranına dönersiniz.)
Victoria An Empire Under the Sun Oyun Hileleri - Victoria An Empire Under the Sun Oyun Hilesi
Hile Uygulama Kodu ve Yöntemleri:
F12 tuşuna basıp aşağıdaki hile kodlarını girin ve Enter tuşuna basın:
NOREVOLTS - Herkesi yok eder
LEADERSHIP - Lider verir
MONEY - Para verir
MANPOWER - Adam verir
PRESTIGE - Prestijinizi yükseltir
SHOWID - Province ID'si verir
TRANSPORTS - Transport verir
HANDSOFF - Herşeye yardım sağlar
NOFOG - Haritayı açar
NOLIMIT - Ordu limitini kaldırır
NOWAR - Savaşı bitirir
DIFRULES - God mod (Ölümsüzlük)
NEVILLE - Yapay zekaya her barış teklifini kabul ettirir
FULLCONTROL - Tüm kontrolü size verir
Game Tags: Victoria An Empire Under the Sun cheats game cheats cheat codes cheatcodes gamecheats
Spiele Stichwort: Victoria An Empire Under the Sun spiele tipps tricks lösungen