bunu birkaç kez yaşadım çok kötü bir durum uyku düzensizliği ve stres olduğu zamanlar tetikliyor uykuyla ölümü çok ilişkilendirdiğim için bilincim yerine geldiğinde tek aklıma gelen yaşıyor muyum oluyor
Harika bir kitap. anlatımı ve akıcılığıyla okurken zihninizde izliyorsunuz olayları. Yıllanmış ama eskimeyen bir eser. gecen sene kütüphanede gezinirken gözüme takıldı bir hafta olmadan bitirmiştim.
boya üstüne boya olmaz. üstelik yeni boyattıysan istediğin tonuda tutturamayabilirsin. sonuç daha kötü olur. bence biraz bekle boya saçlarına iyice dağılsın. yıkandıkça da belli bi miktar akma olur zaten. bizamanlar gölge attırmıştım bende o kadar berbat boyamışlardı ki ara ara o sarı yerleri kesmek zorunda kalmıştım (hem saç yıpranır hem boya tutmaz diye) ama zamanla o iğrenç saç rengim bile doğal bi renge dönmüştü.
Çok zaman önceydi.O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey
yoktu. İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı
hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken
zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına
dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın. Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düsünüp
pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı
tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü. Oysa yarın, bugüne dün
diyor, dün de bu gün için yarın diyordu. Bir türlü
beceremedi.Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan. Ve ne
gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün
yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!
Keşke noktalama işaretleri kadar insaflı olsaydı parantez içlerine sığdırmaya çalıştığımız hayat; her noktanın ardından cümleler kurabilseydik yeniden, yaşamı virgüllerle uzatabilseydik keşke, tırnak içine alınmış hayatlarımız olsaydı ve üç nokta koyabilseydik tüm sevgilerin ömrüne...
_________________________________________________
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın...
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
ya bir delinin haykırırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı....
atamıyorum işte bi anlığını bile aklımdan
_______________________________________
Hayatın Eğrisinde
Hep düzgün çizgiler çizmez ki hayat
Gün gelip de titreyiverdi mi
Sarsılır renkleri
Bir kovulur bir gelir umut
Tıpkı deniz gibi hırçın
Bir küser bize bir barışır
Ya ben?
Dalgaların ucunda bir ben uzanırım uzaklara
Geçmişe küs,geleceğe küs
Yanaklarımda çaresizliğin tuzlu telaşı
Bir ağlamadır tuttururum sessizce
Ancak yıldızlar siler gözyaşımı
Ve daha bir parlak gökte
İşte bu yüzden ağladığım geceler
Onlar ne kaçışır ne solar
Hayatımın eğrisinde
Yıldızlar gökte daha bir parlak...
kafasında milyonlarca sorundan sıyrılıp rahatlamasını sağlayan tek şey kitaplarıydı. Bu yüzden nereye gitse valizinde önce kitaplarına yer açardı. Kalbi cam kırıklarıyla doluydu ama hiç kimseye kırgın değildi.
Seçkin bir kimse değilim.
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim..
Sana zorsa bırak, yanayım..
Kolaysa esirgeme..
Hayat bir boş rüyaymış..
Geçen ibadetler özürlü,
Eski günahlar dipdiri..
Seçkin bir kimse değilim,
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim..
Sana zorsa bırak, yanayım,..
Kolaysa esirgeme....
Hayat boş geçti,
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa,
İşe yaramaz katında
Biliyorum..
Kaçmak istediklerimden çok çabuk gittim .. Tek kaçamadığım sendin galiba..
İsteklerimiz mi çakıştı hep yoksa ruhumuza üflenen nefesimi paylaşamadık biz. Hem dayanamadık birbirimize hem hiç acımadan kanattık birbirimizi.. Sen benim tek soruluk hayatı geçme sınavımdın soru zordu, sen zordun. Cevabım unutamadıklarımla çakıştı hayatın benden istediği cevabı veremedim hiç, sınıfta kalışım ,sende kalışım bu yüzden.
Gittikçe azalan bir zaman, dilimde o türkü, hala içime sığmayan bir nefes ve hayat beni geçirmiyor senden.Eksilen sen değil de acıttığın yaralarım olsaydı keşke bana kattığın değerleri gülümseyerek anımsadıklarımla tartabilseydim.. Oysa sen bana yarım bir şiir sonunu dinlemeye dayanamadığım bir şarkı bıraktın. Ah!bir küsebilseydim sana nefesim nefesine değmeden yaşamayı göze alabilseydim, senden geçecektim belki ama göze alamadıklarım beni bıraktı sende hep.
Gitmelerim de gelmelerim gibi hep sanaydı, kaybolmaya yakın beliriveren bir siluet gibiydin bende tam tutacakken kaybolan , bulmaktan umudumu kestiğimde gözbebeklerimde beliren ah! aldatmacaların yanıltmacaların değil miydi zaten beni böylesine yoran . Nefesimin kesildiği yerde sende aldım nefesimi ben gitmedim bu yüzden senden hiç, unutamadım bana verdiğin hiçbir şeyi nefesimi alışını hiç unutmadım . Sen ayrılık koktun hep bense senden geçemedim, hiç gidemedim senden..
Bir yadigârdır şimdi hasret senden bana kalan . Ruhumu senden sonra karalayıp atıp bir kenara keşke beni bana yazan kalem sen olsaydın hasret yazmasaydı kalemin tek ismini kazısaydın ruhuma gerisi ne olursa olsaydı nefesim yeter ki nefesinden eksilmeseydi .
Ömrümüm üç noktasıydın sen anlattıkça bitmeyen, sınırladığın kelimelerime sığmayan...
Vurgun yemiş bir hüzünbazı oynar şimdi sensiz kalan yüreğim, sana alkış tutar oyunu seyredenler senden gitmeyi beceremeyen benden gittiğin için.