hasbinur

hasbinur

Üye
08.05.2007
Onbaşı
650
Hakkında

  • insaallah amin amin amin aramak isteyen olursa hastahane numarasi

    türkiyeden: 0252 313 6566

    yurtdisindan: 0090 0252 313 6566
#04.07.2007 19:55 0 0 0
#04.07.2007 19:34 0 0 0
#04.07.2007 19:11 0 0 0
  • Bir islam alimi buyuruyor ki?

    "Ey temiz gencler! Ey ömürlerini islam dininin güzel ahlakini ögrenmekte ve yaymakta tüketen ve canlarini Allahin dinini insanlara yaymakta feda eden sehitlerin asil ve kiymetli cocuklari!..
    Serefli ecdadimizin sizlere tam ve dogru olarak getirdigi ve emanet biraktigi, mübarek islam dinini ve bunun bildirdigi güzel ahlaki iyi ögreniniz! Güzel yurdumuza göz diken can, mal, din ve ahlak düsmanlarinin saldirilarina karsi, bu mukkades emaneti bütün gücünüzle savununuz!
    Her yere yayarak, insanlari saadete kavusturmaya calisiniz! Biliniz ki, dinimiz, güzel huylu olmamizi, sevismemizi (birbirimizi sevmemizi), büyüklere hürmet, kücüklere sefkat etmeyi, dinli dinsiz, herkese iyilik etmeyi emretmektedir. Herkesin hakkini, ücretini veriniz! Kanunlara, hükümetin emirlerine karsi gelmeyiniz! Vergilerinizi vaktinde ödeyiniz! Allahin, dogrularin yardimcisi oldugunu hic unutmayiniz! Seviselim,yardimlasalim ki, Allahü Teala yardimcimiz olsun!....

    ISLAM AHLAKI
#03.07.2007 18:54 0 0 0
  • Peygamber efendimiz, 571 yilinda dogdu ve mübarek annesi 9 gün, sonra Ebu Lehebin cariyesi Süveybe bir kac gün emzirdi. Sonra, Halime-i Sa'diyye 2 sene emzirdi. 2 sene daha Beni Sa'd bin Bekr köyünde kalarak 4 yasinda Mekke'ye getirildi. 6 yasinda iken, Annesi Amine "radiyallahü anha", 8 yasinda iken, dedesi Abdülmuttalib vefat etti. 25 yasinda iken, Hatice "radiyallahü anha" ile evlendi. 40 yasina gelince, Cebrail aleyhisselam tarafindan Peygamberligi bildirildikten sonra Eshab-i kiramdan bazilari; "Ya Resulallah, bize kendinizden bahsedermisiniz?" diye sorunca söyle buyurdular:
    "Ben ceddim ibrahim'in duasiyim. Kardesim Isa'nin müjdesiyim! Annemin ise, rüyasiyim. O bana hamile iken, Sam saraylarini aydinlatan bir nurun kendisinden ciktigini görmüstü. Ben, Sa'd bin Bekr Ogullari yaninda emzirilip büyütüldüm. Birgün sütkardesimle kuzulari otlatiyorduk. O sirada yanima beyaz elbiseli 2 kisi geldi. Birinin elinde ici karla dolu bir altin tas vardi. beni tutup, gögsümü yardilar, kalbimi cikarip yardilar. Ondan siyah bir kan parcasi cikarip bir yana attilar. Gögsümü ve kalbimi o karla temizlediler."
#03.07.2007 18:53 0 0 0
  • Bir genç kızdan gelen mektup



    Çok değerli Cemil Ağabey! Son zamanlarda gençlik üzerine kaliteli çalışmalar yapıyorsunuz. Ben de bir genç olarak yarama parmak bastığınız için bu yazıyı yazmak ihtiyacı duydum.

    Ben erkeklerle hiçbir zaman muhatap olmadım. Lisede hocalarımla bile konuşurken başımı öne eğer, edep ve saygıyla onlarla konuşurdum. Hayatımda erkek olarak sadece babam ve ağabeyim vardı. Üniversiteye eldiğimde dindar, müsbet ve İslâmî bir bölümde okuyan bir beyle tanıştım. Ciddi olarak görüşüyorduk. Bu görüşmeler sırasında ben, kendi hayamla oturmaya, kalkmaya ve konuşmaya dikkat ederdim. Bildiğim dinî ve imanî hakikatları açıklamaya çalışırdım.

    Sonuçta muhatabım, sadece iman hakikatlarından haberdardı, ama içli dışlı değildi. Evliliğimizi, ileride nasıl bir hayat kuracağımızı, dünya ve ahiret saadetini, kısacası her şeyi meşru daire içinde konuşmuştuk. Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu, yapmaması gerektiğini, meşru olmayan lezzetlerin haram olduğunu, branşı gereği bunları asıl kendisinin anlatması gerektiğini ifade etmeye çalıştımsa da, nafile... Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım. İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıktı. Böylece bütün söylemler suya düştü. Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı.

    Olayın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ben sürekli vicdan azabı duyuyorum, her zaman, her namazda tevbe ediyorum. Ağlamadığım gün ve gece yoktur. Ben kendimi affedemediğim halde Rabbim beni nasıl affedecek, onu düşünüyorum; düşündükçe kahroluyorum. Üzüldüğüm şey, dinî ve imanî hakikatlardan haberdar olan birisi olmama rağmen nasıl oluyor da, bu tür şeyleri yapmışım? Benim gibi olan yüzlerce kız var. Size anlatamayacağım hüzün ve pişmanlıklar içerisindeyim. Bunu Cenab-ı Haktan başka kimse bilemez herhalde.

    Benim suçum, ciddi olarak evliliği düşünmemdi. Benim suçum dindar, dinî hakikatlardan haberdar bir insana güvenmekti. Suçum, Doğu kökenli olup, ailesinin beni kabul etmemesiydi. Suçum, dünya ve ahiret saadetini sağlamayı düşünmem, lüks ve şatafatlı bir hayatı istemememdi. Suç üstüne suç sayabilirsiniz...

    Bu olaydan sonra dindar bile olsa erkeklerden nefret etmeye başladım. İçimde onlara karşı kin ve düşmanlık vardı. Evliliğe kapalı kalmıştım.

    Ben artık şefkat tokatlarını yemiştim, aklım başıma gelmişti. Bu mektubu gençlere örnek olsun diye yazıyorum. Hiç kimse, Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor. İnsan geçmişine dönüp baktığında ahlar, hüzünler, senelerce unutulmayacak izler, gözyaşları ve günahların kara lekesi belleğinde kalacaktır.

    Bu musibet bana ne kadar aciz, zayıf ve çaresiz olduğumu, dünyanın gayri meşru lezzetlerinin bir yedirip bin tokat vurdurduğunu, bir an bile nefis ve şeytanla baş başa kalmanın ne büyük yaralar açtığını öğretti. Belâ ve musibetlere karşı sürekli istiğfar etmek gerektiğini, tevbe kapısının açık olduğunu, her şeyde bir hayır ve hikmet bulunduğunu, esma-i hüsnadan birinin de Tevvab olduğunu, hata işleyip nefis muhasebesi yapmakla Hz Yunusun (A.S.), sabrederek Hz. Eyyubun (A.S.) meyvelerine ulaştığımı gösterdi.

    Bunları hiç kimseye anlatmış değilim. Siz gençlik sorunlarıyla ilgilendiğiniz için, gençlerin ibret alması niyetiyle yazıyorum.


    Yazarın Cevabı :

    Evet, acı bir tecrübe yaşamış bir kardeşimizin bu içler acısı feryadına, umarım genç kardeşlerimiz kulak verir.

    Bu mektup gösteriyor ki, kız erkek arkadaşlığında, tarafları mutsuz edecek sayısız sorun ve tuzak var. Meşru ölçülerin dışına taşıldığında telâfisi zor, belki imkânsız kayıplar söz konusu olabiliyor.

    Okuyucum, Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının haram olduğunu ifade etmeye çalıştımsa da, nafile... Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım diyor mektubunda. Acaba bugüne değin, İki namahrem baş başa kaldıklarında üçüncüleri şeytandır hadisini duymamış mıydı? Peygamberimizin (A.S.M.) bu uyarısı, insanların kendi fıtratlarını iyi tanımalarıyla yakından ilgili. İnsan bu şekilde yaratılmış. Onun fıtratı dün nasılsa bugün de öyle ve yarın da aynı olacak.

    İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıkması, neredeyse bütün erkek kız ilişkilerinde ortaya çıkan bir sorun. Gençlerin kendi kendilerine gelin güvey olmaları, olumlu bir sonuç doğurmuyor. İlişkilerin duygularla değil, akılla yönlendirilmesi, hikmet ve muhakemenin şekillendirdiği bir stratejinin olması şart. Aşk, sadece maddeden ve duygudan ibaret görülürse, önündeki engellerle savaşmak güçleşir. Kişi sevmesini bildiği kadar, sağlıklı ve kalıcı bir mutluluğun önündeki engellerle savaşmasını ve sonuç almasını da bilmelidir.

    Eğer bunlar dikkate alınmazsa, Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı diyen genç gibi, ah vah edilir, ama mutsuz sonuç değişmez.

    Bu gencin, şu uyarısı da, pahalıya mal olan önemli bir tecrübe: Hiç kimse, Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor.

    Bir kişi temiz, dürüst ve dindar olunca, dinî emir ve yasakların muhatabı olmaktan çıkıyor mu? Hiç kimse Peygamberimiz (A.S.M.) ve ashabı kadar temiz, dürüst ve dindar olamaz. Oysa Rabbimizin cinsellik, iffet ve edeb konusundaki emir ve yasaklarının ilk muhatabı onlar değil miydi? Allahın Resulüne yasak olan bir davranış, kime serbest olabilir ki?

    Ağır tahrik ve baskı altında bulunan gençlerin meşruiyet dışına çıkarak kendilerini tatmin etmeleri mümkün değil. Ancak evlenmeden bu ağır imtihanı göğüsleyebilmeleri de zor.

    Tabiî evlilik gibi önemli bir sünneti gerçekleştirmek istediğinizde bir dizi imtihanla karşılaşacağınızı da hesaba katacaksınız. Bu imtihanlara hazır olmak, başarıyla çıkmak için de gereken bilgi ve beceriyi edinmek şarttır.

    Cemil Tokpınar
#03.07.2007 18:47 0 0 0
#03.07.2007 18:41 0 0 0
  • cokkkkkkkkk güzeller Allah razi olsun Rabbim tüm bekarlarimiza nasip eder insaalalh
#03.07.2007 16:16 0 0 0
#02.07.2007 20:04 0 0 0
#02.07.2007 19:12 0 0 0
  • arkadaslar tefriciyeleri alin faydasini bulacak tefriciyeleri 500 dü ama 4444 e kaldirdim lütfen elimizden geldigi kadar cabuk okuyalim
    cevremizdekilerede dagitalim

    ben simdilik 100 aliyorum

    geriye kalan 4344

    SALAVATI TEFRICIYE ÖNEMI:


    İmamı Kurtubî Hazretleri şöyle buyurmuş: "Bir kimse, çok önemli bir işinin veya önemli bir dileğinin gerçekleşmesini, ya da üzerinde devam edip duran büyük bir belanın üzerinden çekilip gitmesi (kalkması) için "Salât-i Tefriciye"yi (4444) defa okuyup, bu mübarek Salâtü Selâm ile Yüce Peygamberimizi vesile edinse, hiç şüphe ve tereddüt yoktur ki, Yüce Allah, okulunun istek ve muradının olması için hayırlı bir sebeb yaratır ve ona muradını verir."

    SALAVATI TEFRICIYE OKUNUSU:

    "Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil ukadü ve tenfericu bihil-kürebü ve tukdâ bihil-havâicu ve tünâlü bihir-reğâibü ve hüsnül-havâtimi ve yustaskal ğamâmu bivechihil Kerîm ve alâ âlihî ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma'lûmin lek."

    "Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed'e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O'nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O'nun hürmetine elde edilir. O'nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah'ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et."
#02.07.2007 17:02 0 0 0
  • Star TV'nin sevilen dizisi Yalancı Yarim'in internetteki forum sitesinde okurlar arka arkaya üzüntülerini dile getiren mesajlar gönderiyor. Sitenin açılışında Barış Akarsu için B RH (+) kana ihtiyaç olduğu uyarısı yer alıyor. Özel Bodrum Hastanesi'nde yatan Akarsu için hayranları seferber oldu.
#30.06.2007 19:15 0 0 0
#30.06.2007 19:00 0 0 0
#30.06.2007 18:36 0 0 0
  • ayyyy olamaz yazikkkkkkkk Vallahi cok üzüldüm tertemiz bir delikanli Rabbim sifalar ihsan eyler insaallah
#30.06.2007 14:25 0 0 0
  • Konu: aZRaiiL...
    tövbe tövbe ya bari dinimizle ilgili olan hic birseyi fikraya dalgaya gecirmeseler bu nasil insanliktir yaaa.

    @aBduL-LeyH
    kardesim sakin alinma sözüm sana degil bu fikralari meydana atipta kendini gizleyenlere
#28.06.2007 14:42 0 0 0
  • Konu: Ben Ne Dedim
    aaaaaaa vay uyanik akli sira polise delil birakmayacak balik avladi diye
#27.06.2007 10:44 0 0 0
#26.06.2007 19:53 0 0 0