İşte yine yağmur yağıyor tıpkı bırakıp gittiğin gün gibi. Gözyaşlarım yağmur taneleri ile yarışıyor geçen zamana inat. Biliyorum ki bu gidişin dönüşü olmayacak o güzel gözlere ben değil artık başkaları bakıp kanlı gözyaşlarım üzerine bir sevda şatosu kuracak. Ellerini başka eller tutup, rüyalarına sahip olacak. Ancak unutmaki vefasızım, aşkım her zaman bende kalacak. Çünkü ben adam gibi sevdim bizde sevgi veresiye değil ölesiye. Sevmenin ne demek olduğunu belki sayende öğrendim ama vefasızlığı da seninle öğrendim.
Dilerim şu yağan yağmur bana yaşattığı hüznün aksine sana mutluluk gözyaşları getirsin çünkü sen sevdiğim, seveceğim aşkıyla öleceğim tek kişisin
Bir başka hayata ait oldugunu bildiginiz birini sevmek .. Usul usul acitan icinizi kimi zaman. İmkansız yasam(a)larin parçasi olmak özlemek onu yada epeyce susmak .. Akşamüstleri küçük kaçamaklarda gizlenmek varlığında .. Yağmurları daha çok sevmek ve sonbaharı .. Onsuz yalnız dahi olamamak, kalakalmak hayatın ona ait dört duvarında ..
Ve gitmek bir gün! İçinizde ona ait ne varsa alıp susmak çığlıklarını duymamak .. Geri dönüp bakmaya korkmak, bakmaya korkmak yüzüne, gidemeyeceğini bilmekten belki de...
Seni seviyorum'larin birbirine karıştığı imkansız bir aşk düşünün parçası olmak.. Parçası olmak bir insanın hepsi bu işte ..
Ne kadar içten bi sesleniştir bu böyle, kalem konuşmuyo ağlıyo sende ... (:
Yüreğine sağlık hayal, kalemin daim olsun. Yüreğinin sesi hiç susmasın ...
Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı, unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi...
Kimi derinden sevsem, o bir başkasını derinden hatırlardı. Öylesine çok sevdim ki onları, başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını, sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim. Beni yitirmekten hiç korkmadılar; çünkü onlara göre fazla iyiydim; bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden. Beni terk edenlerden tek isteğim olurdu. 'Ne olur, bir daha beni aramayın! Çünkü ben kolay unutamıyorum. Çünkü ben size duyduğum o akıl dışı aşk yüzünden keder bahçemi dağıtıyorum.
Çocukluğumun o güzel bahçesini.' Böyle derdim onlara ama yine de ararlardı beni... Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece mutlaka akıllarına ben gelirdim ......
Hepimiz çocuktuk bir zamanlar siz anneniz babanız hatta dedeniz bile ama Biz ;
Öyle sağlıklı ve hijyenik bebek bezleriyle değil annemizin sırtında büyüdükBebek arabamız olmadı hiçbir zaman
O zamanlar bizim için öyle güvenlikli kasklar filan yoktu biz bisikleti kasksiz bindik..
Kimi zaman düştük kimi zaman dizimizi yaraladık fakat yine de mutluyduk..
Kendi düşen ağlamazdı..
Gideceğimiz bir yer oldugu zaman yanımızda ailemiz değil de yanımızda her zaman olan ve en çok vakit geçirdigimiz arkadaşlarımız oldu..
Tornetlerimiz vardı. Onlari bir araba gibi kullanırdık..
Mahallenin en güzel kızını ayarlamak için sokagın basındakı yokuştan aşagı surat yaparcasına kayardık
Halbukisi o zamanların en güzel kızı ayla Dilara filan degildi
Ayşe"ydi Fatma"ydi..
Eskiden bütün çeşmelerımız açıktı..
Okulun çeşmesinden az su içmezdik
Hemde aynı şişeden içtikten sonra da hiçbirimize bir şey olmadı Allah"a şükür..
Ve bazen bisikletimizin freni patladıgında korkar babamıza söyleyemezdik
Fren niyetine ayagımızı arkaya atar ayakkabıyı da yırtardık
Sıkıntılarımız oldu bizim hiç kimseye ihtiyacımız yoktu bizim..
Herşeyimizi paylaşırdık iyisiyle kötüsüyle
Akşam ezanı okunana kadar mühletimiz vardı....
Arka gecekonduda kalan kezban teyzenin eriklerini yerdik çogu zaman
Kayısıları olgunlaşınca onlarada dalardık
Akşam olunca bu seferde kadının kocası bizim eve dalardı..
Kapının önünde misket oynadıkTaki yütülene kadar..
Saatin kaç oldugu fark etmezdi..
Kimse ulaşamazdı bize o zamanlar cep telefonlarımız yoktu..
Kafamız rahattı kontör derdimiz hiç yoktu...İnternet kafeymiş çet odasıyımış ı ı
Akşamları çöp dökecegim ayagına az kandırmadık annelerimiziO saklambaç
o kayış ve o simiiiiii nin tadını veremedi hiç kimse şimdiye kadar
O zamanlar kimse koleje gitmezdi özel liseler de yoktu dolayisiyla
İlkokulu bitirip taksici olmak hayallerimiz vardı bizim
Evet biz cocuktuk ve tüm yoksunluklarımaza ragmen mutluyduk
'Yalnız Adam'
Yalnızdı...
Söylediği her söz yalnızlıktandı...
ve Yalındı...
Hiç bir eki yoktu...Bir yerde bulunmuyor...bir yerden ayrılmıyordu...
Ayrılacağı vedalaşacak hiç kimsesi hiç bir şeyi yoktu...
Gençti...
Hani derler başında kavak yelleri...Ama emekli olmuştu tüm hayalleri. Hayatla çok uğraşmıştı. Değmeyen her şeye tüm beklentilerini vermişti...
Sevmişti...
Sevilmemesi gereken her şeyi...Bir insanı...Bir kadını...Bir değmeyeni...
Aşk elini sallayıp geçmişti yanından sadece bakmıştı o da...Giden her şey gibi izi kalmıştı...
Yine yalnızdı...Onun ismi bu...
İlkleri vardı hep ama sonu yoktu. Tüm ağlamalarına yine kendi şahit oluyordu ve bu yüzden onun adı 'Yalnızlık'tı...'Kimin peki bu dünya ben yalnızsam... benim değil...o halde kimin ben dışında herkesin mi??Sanki ruhum ölümlere sürgün... sanki ben kimseye ait değilim kimse de bana'
Bir keder alırdı başını... Denize doğru yürürdü. Tıpkı hayatı gibi kıyısındaydı denizin...Kimseye bakmadan sadece denize odaklanmak, denize anlatmak yorgunluğunu ve yaşayamamışlıklarını...
Bence diye başlayacak bir cümlesi yoktu... Kulağına hiç bir ses ulaşmıyordu, bu yüzden yorumsuzdu...Ama sağır değildi...
Konuşmuyordu...Gözlerinin bakmaktan başka bir işe yaradığını düşünüyordu...ifadelerini sessiz yapardı ama dilsiz değildi...
Belki de delinin biridir. Belki de aptallıktandır tüm bunlar...
Onun adı 'Yalnızlık'tı. Bunu en çok o yakıştırıyordu kendine...
Mümkünmüydü bu yaşananlar? Bu kadar olamazdı hayat. Dünya bu hal değildir diye düşünürdü..Evet mümkündü. Dünya onun tanıdığı bildiği düzen değildi. Artık her şey şüpheliydi gözünde...
Denize anlatmıştı derdini. Deniz kucak açmıştı bu yalnız adama. Beden sularla boğuşurken yine sessiz kaldı...beden öldükçe ruhu özgürleşiyordu sanki..
Ve sona geldiğinde hiç bir şey ifade etmiyordu...
Yalnız geldiği yere yalnız veda ediyordu...
Onun ölümü yalnızlıktandı.....
Yanlızlık Ya Ölüm Ya Ayrılık Dünyadaki herkes susmuş. Dünyamı dünya yapan bile. Ya herkes konuşmayı unutmuş. Ya da azrail gelmiş bile.