Maria Puder, hayatımın kadını.
Düşündüğüm ve tam da olmak istediğim kadın.
Maria Puder.
Güçlü, kendinden emin, hayata karşı dimdik.
Teşekkürler paylaşım için, Ağraz.
En çok üzüldüğüm ırktır Kızılderilililer. Temiz kalpleri yüzünden Amerikalılara tüm zengin yer altı zenginliklerini teslim edip, eziyet görmüşlerdir.
Soykırımın en kötü haliyle karşılaşmıs, hayatları boyunca da eziyet görmüşlerdir.
Bildiğim ve okuduğum kadarıyla şimdilerde, bir eyalette devletin getirdiği kuru erzak ile yaşıyorlar.
O gösterilen iyi, güçlü erkekler kadınlar yok.
Hastalıktan her yıl ölenlerin sayısı bile bilinmiyor.
Zor bir hayat.
Kötüdür sömürü.
@Ceylan adlı üyeden alıntı: Sevgi için yaşın, uzaklığın önemi yokdur bencede
insan nerde olsada hanki yaşında olsa da sevebilir... Orijinali Göster...
İşte sorun da burda başlıyor, seven yanlış kişiyi sevdiğinde ip inceldiği yerden kopuyor.
Sonra güven sıkıntısı, aldatmalar vb oluyor.
Sevmek mantık ile başlanmalı bence.
Gözler çok önemlidir bir makyajda. Ya da yüzde desem daha anlamlı olucaktır.
Hiç bir renk kullanmamış kişi bile, göz kalemi ve maskara ile dikkatleri üzerine çekecektir.
Yukarı da anlatılanlara katılmakla beraber maskaranızı renkli seçmeniz (özellikle mavi-laciver), sizin gözlerinizi daha buğulu göstereceğinden emin olabilirsiniz.
Bence, zamanın en büyük hastalığı "Doyumsuzluk".
İnsanlar hiç bir şekilde mutlu değiller hayatlarından, her defasında fazlasın da mutlu olmak için çabalıyorlar tabi bunların yanında düş kırıklıkları oluşuyor.
Bu yüzden, mutsuzluklar ve mutsuz olmakta karamsarlığa yol açıyor.
Aslında kişiler arasında ki ilişkiler çok kolaydır, sadece öfkenizi ve paylaşımlarınızı kontrol etmeniz yeterlidir.
Sonuçta her insan mutlu olmak ister bu yüzden eğer aynı duygulardan haz alıyorsanız, ilişkinizin bir bütünlüğünü görmek güzeldir =)
Tabi bu arkadaşlık, dostluk ilişkilerinde de aynıdır.
Yalnız bunlardan tek farklı olan ilişki ve iletişim düzeyi de çalışma hayatıdır.
Burada tek düşünce tarzınız, alt ve üst olmalıdır.
Paylaşılan kıssadan hisse aslında insanların adalet sistemini ne güzelde anlatmış.
Kimin ne durumda karar verdiğini, hangisinin doğru olduğunu ve en önemlisi de öfke ile kalkanın nasıl zararla oturduğundan bahsetmiş.
Şu çağın iş potansiyeline baktığımızda, yöneticilik kavramı ile liderlik kavramlarının nasıl birbirlerine karıştığını görebiliriz.
Yönetici olan kişinin en üst düzeyi olması gerekir iken, lider kavramından yola çıkan kişilerin yöneticilik vasfına sahip çıktıklarını ve bu şekilde de hiyerarşi yönetiminin de yok olarak düzenin bozulduğuna şahit olunmaktadır.
Ast ve üst kavramların bilincinde olan yegane şirketlerin de belli bir başarıya ulaştığı muhakkaktır.
Bu neden ötürü aslında, çalışanların işe başlar başlamaz eğitimden geçirilmesi zorunlu olmalıdır.
Kısaca; Aslında bizim lider mi yönetici mi olduğumuz önemli değildir, karşımızda ki kişinin bizi ne şekilde benimsediği önemlidir.