Selamun Aleyküm..Siteniz çok güzel, öncelikle emeği geçenlerden Allah razı olsun .. Sorularımızı burada mı belirtiyoruz yeniyim pek bilmiyorum ama ;bende you tube videosu eklemek istiyorum ama ekleyemiyorum, video ekleyebiliyor muyuz? Bu konuda rica etsem bana yardımcı olur musunuz?
ilk kez duydum , oysaki greyfurtu faydalı diye bilirdik, narı da öyle.. Herşeyin fazlası zarar,sınırı bilmek lazım.. Faydalı bir konu olmuş, ellerine sağlık olsun abim..
Dostluk ne güzel ! Çünkü o güçlü bir bağdır.Seven iki insanı bir araya getirir. Biri diğerinde kendini görür. Olayların yoğunluğu ve zorluklarla beraber ilerleyen günlerde dostluk artar. Cübran Halil Cübran der ki: Dostluk sorumluluktur, sonsuz tattır. Dostluk egoistlik ve bencillik fırsatı değildir. Hakiki arkadaş ne mükemmeldir. Çünkü öyle bir aynadır ki ,onda kendini görürsün. Sana nasihat edendir. Sevgide içtendir. Ona ihtiyaç duyduğunda barınacağın sığınağındır. O sunulmuş bir çiçektir. Onun balı kolay yutulur, lezzizdir. Bal arısı için elverişlidir. Cübran aynen şöyle der : Muhakkak arkadaşın o senin için yeterlidir. O senin tarlandır. Öyle tarla ki, sen onu sevgiyle ekiyorsun, şükürle hasadını yapıyorsun, o senin sofran ve ocağın, çünkü sen ona aç gelirsin, ısınmak için ona koşarsın. Şüphe yok ki olaylarda onu tecrübe edersin. Bu hakiki dostluk için bir ölçüdür. O zaman arkadaş bilinmez ancak şiddet anında bilinir. O sıkıntıdaki o arkadaş orada yanındadır. Üzüntünde de sana destektir. İhtiyaç anında yardım elini sana uzatır. Seni darlıktan çıkarır. Evini senin evin, malını senin malın yapar. Arkadaşın zengin olduğunda ona tüccarın ticari mala baktığı gibi bakma,
Kaça satıyorsun, ne kadar kazanıyorsun?
Ona geçimini sağlayan çiftçi gözüyle bakma ! Besili olduğunda onu keser veya satar en yüksek fiyata mı? Bilakis yanında durur, yardım ve nasihat eder , sırrını saklar ve sağlam bir destek olur.
Mustafa Lütfi der ki: Arkadaşı hayatımızda bulunuz. O, bitkinlik ve yorgunluktan , uzun yolculuktan, gece yolculuğundan sonra , yaslandığımız ve gölgesinde sakince uyuduğumuz yeşil uzun dallı bir ağaca benzer.
Riyakar arkadaştan sakın! O etrafında yaltanarak dolaşır. Davranışlarına, kaprislerine göz yumar, ama bilakis malının yok olmasına ve planlarının bozulmasına yardımcı olur. Sonra da sana zarar vermek için fırsat kollar. Senin şanını düşürmek için. Eğer sana kötülük isabet ederse , sevinir , bu senin için daima acı ve üzüntüdür. Sana hayır isabet ederse kederlenir. Riyakarlığıyla bin maskenin altında kendini gizler. Burda şair doğru söyler. Düşmanından bir kere sakın, dostundan bin kere sakın dostun senden vazgeçtiğinde nasıl zarar vereceğini bilir. Hakiki arkadaş senin ona koştuğun gibi sana koşandır. Zararı ona değse bile aldırmaz sana yardım eder.
Ebu Atahiyye der ki : Senin gerçek kardeşin seninle beraber koşandır. O sana fayda vermek için kendine zarar verir. Hakiki dostluklar ne kadar az. Onlar senin için sana dost olurlar. Senin için severler.
Onları imkansız say
Onların varolması imkansızdır
Üç tane imkansız şey
- Şekilden şekile giren göl yatağı
- Anka kuşu
- Vefalı dost
Ey vefalı dost ! Eğer hayatında ona rastlarsan ona sarıl, iyilik et, ona karşı duygularını koru , arzularından vazgeç, onun için mazeret bul, Emin reyhani der ki : Hatalarından dolayı arkadaşını hesaba çekme, onun sevgisini arzu ediyorsan eğer. Onunla tartışmaktan, ayıbını yüzüne vurmaktan mümkün olduğunca uzak dur. Çünkü o da senin gibi bir insan , senin hata ettiğin gibi o da hata edebilir. Senin isabet ettiğin gibi isabet edebilir.
Son olarak insan için bu cidden zordur. Arkadaşı olmadan yaşamak, onlara ilgi göstermek, onları kaybedinceye kadar onlara yardımcı olmak, işte bu hakiki dostluktur , işte bu sadık arkadaştır.
..1705 yılında İngiltere'de West Hartlepool kıyılarında küçük bir sandalda maymun geldi, Fransa hesabına casusluk yaptığı şüphesiyle asılarak idam edilmesi için askeri mahkeme kuruldu.
. İnek 425 gram tereyağı üretmek için 75 kilogram su ve yem tüketiyor.
.Baykuş başını her yöne 270 derece döndürebiliyor.
. Medine'de Marakeş'in batısında 80 yıl önce yapılan minare yapımında 900 torba misk kullanıldı. Şunun için ki devamlı koksun diye.
.Yeni Zellanda'da köpek sahiplerinin köpeklerine eşlik ederek 24 saatte en az bir kere geziye çıkarmaları kanun oldu.
.Dişi ahtapot 60 bin yumurta yumurtladı sonra açlıktan ölene kadar sığınağından ayrılmadı.
.Afrika'nın doğusunda beyaz kraliçe karınca 50 yıl yaşıyor beyaz karıncaların sayısı her gün 1043 adede ulaşıyordu.
.Deve kuşunun ağırlığı küçük ötücü kuşlardan 48 bin tanesine denk.
.1990 senesinde Wyoming vilayetinde bilim adamları kedi büyüklüğünde önceden yaşayan küçük otlara ait taşlaşmış kemik kalıntıları bulunudu.
.Etyopya'nın dili Etopyaca, Etopya alfabesi 267 harften oluşmaktadır.
.Charlie Chaplin'in ( limelight) göz kamaştırıcı ışık 1952 yılında en iyi film müziği dalında oskar kazandı. İlk gösteriminin üzerinden 21 yıl geçtikten sonra
.Kenedi John Torman kendini çeşitli seçimlerde 41 kere aday gösterdi ve hepsinde de kaybetti.
.Uranüs gezegeninde kuzey kutbunun üstünde güneş doğduğunda 42 yıl gündüz oluyor, 42 yılın sonunda güneş battığında karanlık oluyor.
2adet yumurta,
3 yemek kaşığı kakao,
125 gr tereyağı (yumuşak),
1 çay bardağı sıvıyağ,
1 su bardağı toz şeker,
1 paket kabartma tozu,
1 paket vanilya,
2 yemek kaşığı mısır nişastası,
2 yemek kaşığı su,
aldığı kadar un.
Şerbeti İçin:
1 su bardağı sıcak su,
2 kaşık neskafe,
3 kaşık toz şeker.
İç Harcı İçin:
3 adet minik doğranmış elma,
5 yemek kaşığı toz şeker,
1 küçük çay bardağı iri çekilmiş ceviz.
elmalar ve şeker biraz pişirilip soğutulduktan sonra içine ceviz katılacak iç harcınız hazır.
Üzerinin Sosu İçin :
50 gr. beyaz çikolata,
50 gr. bitter çikolata,
100 gr. krema.
Çikolatalar benmari usulü eritilip içine krema katılarak karıştırılacak ve kullanılacak.
Yapılışı:
Hamur malzemelerini bir kabın içinde yumuşak bir hamur haline getirip 20 dakika buzdolabında dinlendirin sonra ceviz kadar parçalar koparıp ortalarını açın ve birer tatlı kaşığı elmalı harcınızdan katıp kapatın yuvarlayıp yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin hepsi bitince 180 derece ısıtılmış fırında (fırınlar farklı oluyor siz kendi fırınınıza göre ayarlayın) 20 dakika pişirin ve çıkarınca üzerlerine birer kaşık şerbet döküp bekletin soğuyan kurabiyelerinizin üzerine en son hazırladığınız çikolata sosunuzdan birer kaşık dökün ve ceviz serperek dilediğiniz şekilde servis yapın ben minik kağıtlara koymuştum tepelerine de birer tane kahveli çikolata drajesi kondurmuştum ben ve tadına bakanlar beğendik sizlerde beğenirsiniz umarım sağlıklı günler olsun
1- MUTLAK MEFUL المَفْعُولُ المُطْلَقُ
Mutlak meful, fiilden sonra, fiilin manasını kuvvetlendirmek (لِلتَّأْكِيدِ çeşidini bildirmek (لِبَيَانِ النَّوْعِ ve sayısını bildirmek (لِبَيَانِ العَدَدِ için gelen, o fiille aynı kökten bir masdardır.
İnceleyecek olursak:
a) Kuvvetlendirmek için - لِلتَّأْكِيدِ
Fiilin masdarı tekrar edilir.
Örnek:
كَسَرَ الوَلَدُ الزُّجَاجَ كَسْرًا Çocuk bir camı kırdı ki!
نَامَ الرَّجُلُ المُتْعَبُ نَوْمًا Yorgun adam öyle uyudu ki!
أَكَلَ الجَائِعُ أَكْلاً Aç öyle yedi ki!
Görüldüğü gibi, كَسْرًا ، نَوْمًا ، أَكْلاً masdarları, bütün masdarlar gibi isimdirler, olduğu bildirilen işi tekid (kuvvetlendirme) etmekte, fiilin olduğunu, kuvvetli bir şekilde ifade etmektedirler. Bu cümlelerdeki كَسْرًا ، نَوْمًا ، أَكْلاً masdarlarının herbiri, tekid için kullanılmış mutlak meful (المَفْعُولُ المُطْلَقُ'dur.
Cümlelerin irabları şu şekil tahlil edilebilir:
كَسَرَ الوَلَدُ الزُّجَاجَ كَسْرًا Çocuk bir camı kırdı ki!
كَسَرَ: فِعْلُ مَاضٍ مَبْنِيٌّ عَلَى الفَتْحِ
الوَلَدُ: فَاعِلٌ مَرْفُوعٌ بِالضَّمَّةِ
الزُّجَاجَ: مَفْعُولٌ بِهِ مَنْصُوبٌ بِالفَتْحَةِ
كَسْرًا: مَفْعُولٌ مُطْلَقٌ لِلتَّأْكِيدِ
نَامَ الرَّجُلُ المُتْعَبُ نَوْمًا Yorgun adam öyle uyudu ki!
Uyarı:
Manayı daha da kuvvetlendirmek (tekid) için, masdar bir daha tekrar edilir.
Örnek:
إِذَا دُكَّتِ الأَرْضُ دَكًَّا دَكًّا Dünya, ezilip paramparça olduğu zaman.
b) Çeşit bildirmek için - لِبَيَانِ النَّوْعِ
Örnekler:
ضَرَبَهُ ضَرْبَ الظَّالِمِ Onu, zalimin döğdüğü gibi döğdü.
ضَرَبَهُ صَرْبَ المُؤَدِّبِ Onu, terbiye edenin döğüşü ile döğdü.
Sadece ضَرَبَهُ denirse, "onu döğdü" demektir, "döğmek" fiilinin işlendiği anlaşılır, "nasıl" döğdüğü anlaşılmaz. İlk cümlede, zalim nasıl döğerse, öyle döğdü, manası vardır, ikinci cümlede ise, terbiye etmek için nasıl döğülürse, döğme fiilinin de öyle yapıldığı anlaşılır. ضَرْبَ kelimesi her iki cümlede de mutlak mefuldur, mansuptur, muzaftır, kendinden sonra gelen الظَّالِمِ ve المُؤَدِّبِ isimleri ise muzafun ileyhdir.
يَنَامُ المَرِيضُ نَوْمًا هَادِئًا Hasta sakin bir uyku uyuyor.
Bu cümlede de, hastanın uyuma fiilini nasıl işlediğini anlatan نَوْمًا ، هَادِئًا (sakin bir uyku), mutlak mefuldur, çeşit anlatmaktadır. Klasik usulde, cümlenin irabı yapılırken, şöyle denir:
يَنَامُ المَرِيضُ نَوْمًا هَادِئًا Hasta sakin bir uyku uyuyor.
يَنَامُ: فِعْلٌ مُضَارِعٌ مَرْفُوعٌ بِالضَّمَّةِ
المَرِيضُ: فَاعِلٌ مَْفُوعٌ بِالضَّمَّةِ
نَوْمًا: مَفْعُولٌ مُطْلَقٌ
هَادِئًا: صِفَةٌ لِ نَوْمًا
فَتَحَ الرَّجُلُ البَابَ فِتْحَةَ اللِّصِّ Adam, kapıyı hırsız açışıyla açtı.
زُرْتُ المَرِيضَ ثَلاَثَ زِيَارَاتٍ Hastayı üç defa ziyaret ettim.
Cümlesinde ثَلاَثَ kelimesi mutlak mefuldur.
Kurallar:
Mutlak meful, cümle içinde kullanılan fiilin masdarından yapılmakla beraber, başlıca şu kelimelerde masdar yerine kullanılır:
I- Aynı manaya gelen (eş anlanlı) masdarlar:
Örnekler:
سُرِرْتُ فَرَحًا Bir sevinç sevindim.
فَرَحًا kelimesi
أَقَرَّ المُجْرِمُ بِجُرْمِهِ اِعْتِرَافًا Suçlu, suçunu itiraf etti.
اِعْتِرَافًا kelimesi
II- Mutlak meful olarak kullanılan masdar bazan hazfolunur, niteliği bildiren sıfat, onun yerine kullanılır:
Örnekler:
فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلاً وَ اليَبْكُوا كَثِيرًا Az gülsünler, çok ağlasınlar.
كَثِيرًا ve قَلِيلاً sıfatları, hazfolunmuş mutlak meful ضَحِكًا ve بُكَاءً 'in naibidirler.
جَرَى الكَلْبُ سَرِيعًا Köpek hızlı koştu.
Cümlesindeki سَرِيعًا sıfatı, hazfolunmuş olan mutlak meful جَرْيًا'in naibidir. Yani جَرَى الكَلْبُ جَرْيًا سَريعًا demektir.
III- Failin yaptığı için kaç defa olduğunu gösteren sayı:
Örnekler:
إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَهُمْ Onlar için 70 defa istiğfar etsen, Allah onlara mağfiret etmeyecek.
سَبْعِينَ kelimesi mutlak mefulun naibidir.
خَطَوْتُ أَرْبَعِينَ خَطْوَةً Kırk adım attım.
خَطْوَةً kelimesi mutlak mefulun naibidir.
سَجَدَ المُسْلِمُ أَرْبَعًا Müslüman 4 secde yaptı.
أَرْبَعًا kelimesi mutlak mefulun naibidir.
IV- كُلٌّ ve بَعْضٌ kelimeleri masdara muzaaf olarak:
Örnekler:
فَلاَ تَمِيلُوا كُلَّ المَيْلِ Tamamen meyletmeyin.
كُلَّ kelimesi mutlak mefulun naibidir.
عَزَمَ الشَّبُّ كُلَّ العَزْمِ Genç bütün bütüne azmetti.
كُلَّ kelimesi mutlak mefulun naibidir.
نَفَعَهُ النُّصْحُ بَعْضَ النَّفْعِ Nasihat ona biraz yaradı.
بَعْضَ kelimesi mutlak mefulun naibidir.
سَخِطَ بَعْضَ السَّخَطِ Biraz kızdı.
بَعْضَ kelimesi mutlak mefulun naibidir.
Uyarı 1:
Mutlak meful olarak, rubai fiilin mastarı yerine sulasi fiilin masdarı kullanıldığı olur:
Örnekler:
أَعْطَى الغَنِيُّ الفَقِيرَ عَطَاءً جَزِيلاً Zengin, fakire birçok ihsanda bulundu.
عَطَاءً kelimesi
سَافَرَ صَاحِبُنَا سَفَرًا مُتْعِبًا Arkadaşımız yorucu bir yolculuk yaptı.
سَفَرًا kelimesi
Uyarı 2:
Bazı mastarlar, kendilerinden önce fiil bulunmadığı halde mutlak meful olarak kullanılırlar. Bu çeşit mastarların kuralı yoktur. İşitlerek bilinirler, semaidirler:
Örnekler:
مَعَاذَ اللَّهِ - أَعُوذُ بِاللَّهِ مَعَاذًا Allah korusun! Allaha sığınırım!
مَعَاذًا - مَعَاذً kelimeleri
سُبْحَانَ اللَّهِ Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir. - Allahı, her türlü eksiklikten tenzih ederim.
سُبْحَانَ kelimesi
شُكْرًا teşekkür ederim
سَمْعًا وَ طَاعَةً başüstüne
حَمْدًا hamdolsun
عَفْوًا affedersiniz
هَنِيئًا afiyet olsun
حَقًّا gerçekten
حُبًّا وَ كَرَامَةً لَكَ senin şerefine, senin hatırın için memnuniyetle
مَرْحَبًا hoş geldiniz
لَبَّيْكَ emrine, davetine tekrar tekrar uydum (yani: أُلَبِّيكَ تَلْبِيَةً بَعْدَ تَلْبِيَةٍ demektir.)
Mutlak meful fiilden sonra fiilin manasını kuvvetlendirmekçeşidini bildirmek ve sayısını bildirmek için gelen o fiille aynı kökten bir masdardır.
İnceleyecek olursak:
a) Kuvvetlendirmek için - Fiilin masdarı tekrar edilir.
كَسَرَ الوَلَدُ الزُّجَاجَ كَسْرًا Çocuk bir camı kırdı ki!
Manayı daha da kuvvetlendirmek (tekid) için masdar bir daha tekrar edilir.
إِذَا دُكَّتِ الأَرْضُ دَكًَّا دَكًّا Dünya ezilip paramparça olduğu zaman.
b) Çeşit bildirmek için -
ضَرَبَهُ ضَرْبَ الظَّالِمِ Onu zalimin döğdüğü gibi döğdü.
c) Sayı belirtmek için أَكَلَ المَرِيضُ أَكْلَةً Hasta bir defa yemek yedi.